Ana sayfa İnternet Müziğine ve Özgürlüğüne Sahip Çık!

Müziğine ve Özgürlüğüne Sahip Çık!

0

Müzik, tek düze hayatlarımızın tırtıklı uçlarından, hapsolduğumuz normallik ve rutinden çıkabileceğimize dair bir umuttur. Hayatın, sabah 9 akşam 5; okul, ev, iş ve eş kısır döngüsünün dışında bir yerlere varabileceğine dair bir umut… Bir sihirli değnek… özgürlüktür, sahip çıkmasını bilene…
 

Yasaklar, dört bir yanımızı sarıyor bu günlerde. özgürlüğümüz her gün tecavüze uğruyor. Sürülen rujun renginden, saat kaçta içki içebileceğine kadar… Gezi parkı’nda ağaçlar sökülüyor, festivallere 24 gibi ağır yaş sınırları getiriliyor. Yaratıcı insanları susturmaya ve bezdirmeye çalışan, tek düze hayatlara hapsetmeye kalkan bekçiler var dört bir yanda. çünkü ne kadar korku dolu olursak, o kadar az hareket ederiz ve böylece düzeni bozmaya cesaret edemeyiz, öyle değil mi?
 

 
“özgürlüğüne Sahip çık” diye bir slogan tutturduk gidiyoruz. çıkabiliyor muyuz peki? Müzik, ritim, dans, insanın içinden fışkırırcasına akan; din, dil, ırk ayırt etmeden doğal olarak içimizde var olan en büyük özgürlüğümüzdür aslında. Ve ilk darbeyi de o yüzden hep sanat alır. Sırf bunun için inadına şarkı söylemek lazım. Bağıra çağıra. Ahlaklı, iyi aile tabloları altında her türlü baskı ve mutsuzluk büyütülürken, farklı şarkılar söylemek lazım. Kaçıp kurtulmaya cesaret edebilmek için. Herkesin birbirine benzemesinin makul görüldüğü, tutkudan uzak durmanın olgunluk sayıldığı hayatlarımızdan uzağa, özgürlüğe kavuşana kadar…

Müziktir bizi ayakta tutan, ölü bir dünyada yaşamaya özendiren. Tam ruhumuz kurtlandı derken, anlık çiçeklenmelerle avutur müzik bizi. Bu monoton kısır döngüyü yırtıp özgürlüğe kavuşma umudunu eker yüreğimize. Her şey yolundaymış gibi yaşama yalanına bir son verip artık harekete geçmemiz gerektiğini haykırır kulaklarımıza.

 

We Will Rock You!
İşte tam da bu nokta sizlerle paylaşmak istediğimiz bir müzikal var: We Will Rock You. Müzikten güç alıp özgürlüğün ardına düşen gençlerin hikayesi… Geçen ay ülker Sports Arena’da izlediğimiz ve Queen grubunun 24 hit parçasının seslendirildiği bu müzikal, hislerimize tercüman oldu. We Will Rock You, günümüzden 300 yıl sonra iPlanet gezegeninde sadece kendilerine dinletilen dijital,yapay bir müziğe mecbur bırakılan, tüm hayatları gibi müzikleri de kontrol altında olan gençlerin hikayesini anlatıyor. Bu gençlerden bazıları gerçek müziğin peşine düşüyor, dinlemek, yapmak istedikleri müziğin, yani özgürlüğün…
 

 
Müzikali izlerken tüylerim tabi ki diken diken oldu… 17 ülkede 12 milyondan fazla kişi tarafından izlenmiş olması ve Queen”in en iyi 24 şarkısından oluşması, içinde yer alan tüm ekibin muhteşem seslere sahip olması, orkestranın inanılmaz bir coşkuyla müzikali yükselttikçe yükseltmesi, tabi ki beni etkileyen nedenlerdendi. Ama belki de en büyük neden, şu anda içinde yaşadığımız baskı ve yasak ortamıydı. çünkü müziğimizi, sesimizi, soluğumuzu kısıtlamaya çalışan birileri var.

 

Queen ve özgürlük

We Will Rock You”nun temel fikri, 1996’da Venice Film Festivali”nde Brian May ve Roger Taylor’ın Robert De Niro ile tanışması ile ortaya çıkmış. Kızı sıkı bir Queen hayranı olan De Niro’nun ikiliye ”sizin şarkılarınızdan oluşan bir müzikal yapmayı düşünür müsünüz?” demesi ile müzikalinin temeli atılmış. İyi ki de atılmış. Tek tip insanların gün geçtikçe arttığı, herkesin birbirine benzeştiği, aynılaştığı dünyayı eleştirmek için Queen şarkılarından daha doğru bir kaynak olamazdı zaten.

Ciddi bir sistem eleştirisi var müzikalde. İnternet çağında git gide dijitalleşmemiz, iletişimimizi birbirimize dokunarak, gözlerimize bakarak değil sanal dünya üzerinden yaparken, gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmamız, aynı şeyleri yiyen, giyen, dinleyen makinalara dönüşürken, bizi diğerlerinden ayrıştıran öz benliklerimize yabancılaşmamız, bizim adımıza düşünenlere teslim oldukça kendi düşünme yetimizi kaybedişimiz anlatılıyor.
 


 
İngiltere’de ve dünya turnesinde nasıl bir coşkuyla ayakta alkışlandığını tahmin edebiliyorum çünkü ben de izlerken coştukça coştum, ayaklara fırladım. Ancak işin acı tarafı Arena’da bu coşkuyu gösteren sayılı insandan biriydim. We Will Rock You gibi, insana özgür olmayı ve istediğini yaşamayı vurgulayan bir müzikalde bile bizim seyircimiz o kadar utangaç ve tepkisizdi ki! çünkü bizde bağırmak ayıp, isyan etmek ayıp, öpüşmek ayıp… Rock müzikteki isyan bile şekil değiştirip, ağlayan, mızmızlanan bir kabullenişe dönüşmedi mi bizde? çünkü ne kadar az isyankar, ne kadar çok ağlak bir toplum olursak, var olan düzen de o kadar rahat devam eder yoluna.

 

Artık kendi müziğini yapmanın, kendi hayatını yaşamanın ve ayağa kalkmanın zamanı geldi de geçiyor bile. özellikle son günlerde yaşadığımız biber gazları, Emek’in yıkılması, Taksim Gezi Park’ının iş makinalarının tecavüzüne uğraması, ağaçların sökülmesi, ertesi gün hapının reçeteye bağlanması, metroda birbirine sarılan çiftlere “ahlaklı olun” anonsunun yapılması, hangi saatte ne içeceğine sınır konulması, hosteslerinin ruj renginin bile mesela haline gelmesi gibi şaşkınlık verici durumlar özgürlüğümüze ağır darbeler indiriyor. Sonra tatminsiz, doyumsuz insanlar olarak ne yapıyoruz? İçimizdeki boşluğu, o kocaman deliği nasıl dolduruyoruz? Tabii ki bol bol alışveriş yaparak. O zaman yaşasın AVM’ler… Gezi Park’ına da dikiyorlar aferim. Her yere çakıyorlar betonlarını. İçimizdeki boşluğu satın alarak dolduralım diye! Ruhumuz zafiyet geçirirken, dışımız şişsin pırıl pırıl… Harika görünümlü giysilerimiz, muhteşem şampuanla yıkadığımız saçlarımız ve bom boş içimizde dine uygun usullerde AVM partileri yapalım… Kesilen ağaçları tanrı yaratmadı çünkü… Günahkar diye kestirip attıkları insanları, kendi küçük yargılarıyla çiviledikleri insanları tanrı yaratmadı çünkü… Bu arada bir sır vereyim… Onların o çirkin AVM’lerini gerçekten tanrı yaratmadı…
 

 
öpüşmek, sevdiğin insana dokunmak, o an yaşanan haz ve tüm evrenin içine dolması hali, kendinden geçip, başka biriyle bir olabilme anı, mucizenin ta kendisidir. O yüzden buna ahlaksızlık demek yaratıcının verdiği en güzel hediyelerden birine hakarettir..Biz o yüzden inadına öpüşmeye, müzik ve aşk yapmaya ve sevmeye devam edeceğiz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here