Ana sayfa İnternet Meraklısına… Sigma DP1

Meraklısına… Sigma DP1

0

Sigma”dan fotoğraf meraklılarının yüzünü güldürecek “küçük, hafif, kaliteli optik ve algılayıcıya sahip” küçültülmüş bir D-SLR

İki yıl kadar önce, Sigma SD14 tanıtıldığı zaman sahip olduğu üç katmanlı algılayıcı çok dikkat çekmişti. Tıpkı diapozitif film gibi kırmızı, yeşil ve mavi renkleri ayrı katmanlarda kaydederek gerçeğe çok yakın renkler elde ederken, saçılmalar ve harelenme gibi olumsuzlukları da ortadan kaldıran bu tasarım, teknolojiyi yakından izleyen herkes gibi beni de çok heyecanlandırmıştı. Fiziksel çözünürlüğü düşük olmasına karşın (4.7 milyon piksel), çok temiz bir görüntü oluşturduğu için rahatlıkla interpolasyon uygulanarak 14 milyon piksellik görüntüler elde edilebilen X3 algılayıcısı bana kalırsa fotoğrafın geleceğidir. Hemen hepimizin kullandığı, renk oluşturma konusunda Bayer interpolasyonunu kullanan diğer algılayıcılar ise (ister CCD, ister CMOS olsun) ciddi renk saçılmaları ve harelenme sorunları yaratıyorlar. Nedense, X3 adlı bu algılayıcı kullanan SD14 piyasada fazla kabul görmedi. Oysa, bir yıl kadar önce aldığım SD14″ü büyük bir verimle kullandığımı söylemeliyim.

?imdi elimizde bulunan Sigma”nın kompakt modeli de aynı algılayıcıyı kullanıyor. Bu nedenle Sigma DP1″e küçültülmüş bir D-SLR gözüyle bakmak mümkün. Görüntü kalitesi bakımından gerçekten de 14 milyon piksellik çözünürlük ve canlı renkleriyle herhangi bir D-SLR”den aşağı kalmayan, hatta giriş düzeyindeki modellerin tümünden daha etkileyici görüntüler elde edilebiliyor. Küçük sayılabilecek bir gövdenin içine büyük sayılabilecek bir algılayıcı yerleştirme fikrinin şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiş olması şaşırtıcı. çünkü bu kategoride başka bir ürün yok! Ama iyi ki Sigma”nın aklına gelmiş. Fotoğrafla ciddi olarak uğraşan herkesin ortak arzusu olan “küçük, hafif, kaliteli bir optiğe ve kaliteli bir algılayıcıya sahip” bir fotoğraf makinesi arayışına girdiği için Sigma”yı kutluyorum. Ama herşey tozpembe mi? Bunun yanıtını alabilmek için bütün yazıyı okumanız gerekecek…

Tasarım
DP1 kompakt makine sınıfında yer alan, ama çok da ufak tefek olmayan bir ürün. Siyah renkli metal gövdesi çok sağlam görünüyor ve şık bir tasarımı olduğunu düşünüyorum. Arka bölümde yer alan 2,5 inçlik ekran çok büyük değil ama yeterli. Gövde, kutu şeklindeki tasarımı nedeniyle rahat tutuluyor. Ayrıca, optik bir bakaç yok (yine de bir opsiyon olarak optik bakaç satılıyor ve gövde üzerindeki flaş kızağına bağlanarak kullanılabiliyor). ?ıklık adına siyah renkte bırakılan küçücük düğmelerin üzerindeki kabartma işaretleri görmek için kartal kadar keskin gözlere sahip olmanız gerekiyor. Tamamen okunaksız ve işlevselliksellikten uzak bir tasarım. Uzun süreli bir kullanım sonucunda bu tuşların yerini öğrenebiliyorsunuz ve sık sık düğmelerin yerini şaşırmak, bu makineyi kullanmanın bir parçası. D-SLR kullanan birisinin alışık olduğu fonksiyonel düğmeleri böyle küçük bir gövdede bulmak mümkün değil. Bunun doğal sonucu olarak neredeyse tüm fonksiyonlar menülerde yer alıyor. Bu da kullanıcının hızını azaltıyor. çok basit ayarlar için bile (beyaz dengesi, çözünürlük, v.b.) menüye girmek zorunda olmak can sıkıcı. Neyse ki menü sade ve anlaşılır.

Bir başka tasarım sorunu ise, 28 mm”ye eşdeğer objektifin gövdede yarattığı çıkıntı. Makine kapalıyken bile 2 cm kadar dışarıda duran objektif, ince bir tasarıma olanak tanımamış. ‹şin ilginç yanı, makine açıldığında sanki bir zoom objektifmiş gibi 2 cm daha ilerleyerek daha da uzun bir yapıya bürünüyor. özellikle makineyi açmadan önce koruma kapağını yerinden çıkarmak gerekiyor; yoksa makine bir hata mesajıyla açılıyor ve yeniden kapatıp açmak gerekiyor. Bu da optik tasarımın neden olduğu bir başka sorun.
 

 

 

Yavaş AF
DP1″in kaliteli görüntüler oluşturan büyük bir algılayıcısı olduğunu söylemiştim (odak çarpanı 1,7x). Bu algılayıcıyla tamamen uyumlu 28 mm eşdeğerinde kaliteli bir objektif bulunduğunu da söylemiştim. Söz konusu objektif çok başarılı görüntüler oluşturuyor, ama sabit odaklı bir objektifin bu kadar yavaş bir otomatik netleme sistemine sahip olması çok düşündürücü. Hem yavaş, hem de tutarsız olan AF sisteminin yeni yazılımlarla (firmware) düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu haliyle DP1 yalnızca durağan konular için uygun bir makine olarak kalacak. 9 noktalı AF sisteminin yavaşlığı sizi çok rahatsız ederse, başparmağınızla kumanda edebildiğiniz “manuel netleme” yöntemini kullanmanızı öneririm. çok daha tutarlı ve neredeyse daha hızlı!
Makinenin zoom objektife sahip olmaması bazı kullanıcılar için zorluk yaratabilir. Kompakt makinelerin neredeyse tümünde görmeye alışık olduğumuz W-T harfleriyle konumlandırılan zoom tuşları DP1″de de yer alıyor, ama bu tuşlar yalnızca JPEG formatında çekim yaparken dijital zoom yapmanıza olanak tanıyor. RAW formatında çekerken çalışmıyorlar. Bir de elbette, çektiğiniz fotoğrafları izlerken büyütme ve küçültme yapmaya yarıyorlar.

Görüntü kalitesi
Yukarıdaki bir kaç paragrafı okuduktan sonra, DP1″i kullanmanın zor olacağını düşünmüş olabilirsiniz. Açıkçası çok da kolay değil, ama tüm zorlukları unutturacak kadar iyi bir görüntünün sizi beklediğini de hatırlatmama izin verin lütfen. JPEG formatındaki görüntünün 4,7 milyon piksel boyutunda (yani küçük) ve sıradan olduğunu söylemeliyim. Ama RAW formatındaki görüntü, interpolasyonla olsa bile 14 milyon piksel boyutunda ve çok başarılı. Zaten DP1 kullanıcıları işte bu görüntü kalitesi nedeniyle yaklaşık 700 Euro ödüyorlar. Hiç de ucuz olmayan bu ürün, optiği ve algılayıcısı sayesinde piyasadaki en nitelikli kompakt fotoğraf makinesi. Gerçi RAW formatını seçtiğiniz zaman makinenin karta yazma süresi uzuyor ve bir sonraki fotoğrafı çekmek için daha fazla bekliyorsunuz… Ama değer! Yalnızca, makineyle birlikte gelen PhotoPro adlı yazılım tarafından açılabilen RAW görüntüler çok iyi. Keskinlik, renkler, geniş parlaklık aralığı sayesinde zengin gölge detayı, patlamayan beyazlar… Hepsi çok başarılı. Yalnızca yüksek ISO değerleri biraz problemli. Makine geldiğinde üzerinde yüklü olan firmware 1.0.1 versiyonuydu ve ISO aralığı 100 ile 800 arasında değişiyordu. Oysa, gelişmeleri yakından izleyen birisi olarak, Sigma”nın sitesinden en son firmware versiyonu olan 1.0.4″ü yükledikten sonra makine 50 ISO değerini de kazandı. Ayrıca kullanım sırasında karşılaştığım birkaç hata daha ortadan kalktı ve daha önemlisi, renk tutarlılığı arttı. Makineyle birlikte gelen PhotoPro adlı yazılımın da yeni versiyonunu yükledim ve bu programın da renk tanımlama yeteneğinin arttığını sevinerek gördüm. 50 ve 100 ISO”da hissedilmeyen kirlilik (noise) 200″de kendini göstermeye başlıyor ve 400″de çok tatsız, 800″de ise feci bir duruma yükseliyor. Bu algılayıcı, ışığı seviyor. Bol ışıklı yerlerde sorunsuz çalışan algılayıcı, düşük ışık koşullarında sorun yaratmaya başlıyor. Yalnızca DP1 için değil, hangi makineyi kullanıyor olursanız olun, üretici firmanın sitesine girerek mutlaka yeni yazılımların çıkıp çıkmadığını öğrenin ve mümkünse en son sürümü yükleyin. Bazı basit sorunların ortadan kalktığını ve makinenizin performansının arttığını göreceksiniz.
 

 

 

Diğer özellikler
Bu makinenin “saf kalite” meraklıları için olduğunu anlamışsınızdır sanırım. Kullanımı çok kolay olmayan, yavaş, JPEG görüntüleri düşük çözünürlükte kalan, ama nefis bir optiği ve çok başarılı bir algılayıcısı olan kompakt bir fotoğraf makinesi. 28 mm”ye eşdeğer objektifin diyafram aralıkları 4 ile 11 arasında değiştirilebiliyor. Enstantane değerleri ise 15 ile 1/2000 saniye arasında değişiyor. Makine tamamen manuel ayarlarda kullanılabildiği gibi program, diyafram öncelikli ve enstantane öncelikli olarak da kullanılabiliyor. Temelde bir fotoğraf makinesi olmasına karşın, sınırlı bir video kamera olarak da düşünülebilecek olan DP1″in 320×240 çözünürlüğünde 30 kare/saniyelik performansının kimseyi heyecanlandırabileceğini sanmıyorum. Ama tek başına bir “ses kayıt cihazı” olarak kullanılabilmesi bence ilginç bir özellik ve ses kalitesi de hiç fena değil.

Menüde yer alan keskinlik, parlaklık, kontrast gibi özellikler kolaylıkla ayarlanabiliyor, ama ince ayar yapabileceğiniz seçenekler yok. Zaten, RAW kullanıcısına hitap eden bir makine olduğu için bu tür ince ayarların da anlamı kalmıyor; gereken herşeyi bilgisayarda (RAW dönüştürücü programı kullanarak) yapıyoruz. DP1″in üzerindeki minik flaş, şimdiye kadar kullandığım en zayıf flaş ve kesinlikle aydınlatmıyor. Sanki, opsiyonel olarak satılan EF-140 adlı daha güçlü flaşı almak zorunda kalalım diye yapılmış. Aslında, DP1″in gayet zengin bir aksesuar listesi var: Parasoley, flaş, optik bakaç, elektrik adaptörü… Elektrik demişken, makinenin 3.7 Volt ve 1300mAh”lik lityum iyon pili çok kısa ömürlü ve yaklaşık 100-150 kare fotoğraf çekilebilmesine izin veriyor. Yedek bir pil bulundurmak ya da opsiyonel olarak satılan optik bakacı kullanıp LCD”yi kapalı tutmak, verimli bir kullanım için mutlaka gerekli. 250 gr”lik pilsiz ağırlığı ve 113x60x50 mm”lik boyutlarıyla makul bir arkadaş olan DP1, bellek kartı olarak SD, SDHC ya da MMC tipinde kartları kullanıyor. Hızlı bir kart kullanımı, özellikle RAW formatında çekim yaparken işleri kolaylaştırıyor.
 

Sonuç
Ağır ve pahalı refleks makinelerin yerini alacak kadar olmasa da, bu makinelere ek olarak yanımızda bulunmasında büyük yarar olan üst düzey kompakt makinelerin en iyisi DP1. Ama yalnızca görüntü kalitesi olarak! Diğer kullanım özellikleriyle, pek çok amatör ve ucuz kompakt ürün DP1″den çok daha hızlı ve kolay kullanımlı. Tam anlamıyla “butik” bir ürün olan DP1, özellikle kalite meraklıları için önerilebilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here