Ana sayfa Makale Megapikseller çarpışıyor.

Megapikseller çarpışıyor.

121
0

Kodak DCS Pro14n mi Nikon D2X mi, yoksa?

Artık, megapikseller hayatımıza iyice girdi. Cep telefonları bile 2 megapiksel çözünürlükte fotoğraf çekebilme yeteneği kazanmışken biz fotoğrafçılar için 6 megapiksel çözünürlük sunan makineler yetersiz kalmaya başladı. Fiyatları bizim için epey yüksek olan orta format dijitalback”li makinelere karşı beslediğimiz umutsuz hayallerimiz, son dönem Kodak, Canon ve Nikon markalarının çıkardığı modellerle büyük bir ölçüde tatmin edilmiş oldu.

Ben uzun süredir Kodak Pro14n kullanıyordum. 14 megapiksel çözünürlük sunan bu model, RAW formatta çektiğim fotoğrafları, Kodak PhotoDesk yazılımı sayesinde istediğim kadar büyütmeye de olanak sağlıyor. RAW formatında çektiğim fotoğraflar bir nevi dijital negatif olduğu için, sanki agrandizman işlemiyle büyütür gibi % 400″e kadar büyütebiliyorum. Bunun anlamı şu; 14 megapiksel çözünürlükte çektiğim bir kare 38,6 MB büyüklüğünde, 25×38 cm boyutunda, 300 piksel/inç çözünürlük sunuyor. Ama Kodak PhotoDesk programıyla % 400 büyüttüğümde, 618 megapiksel büyüklüğünde, 101×152 cm boyutunda ve 300 piksel/inç çözünürlüğünde fotoğraflar elde edebiliyorum. Bu, muhteşem birşey. Photoshop kullanarak böyle birşeyi yapmaya kalktığınızda, görselinizde aşırı bir bozulma, pikselleşme oluşuyor. Ama RAW formatında çalışıldığında, bunun önüne çok büyük ölçüde geçiliyor. % 400 büyütmede bile tatmin edici sonuç veriyor. Kullandığım makinenin böyle yeteneklerinin bulunması, ona daha çok bağlanmama neden oluyor. Birçok kişi, 16,7 megapiksellik Canon EOS-1DS”yi çok övmesine karşın, Kodak DCS Pro14n”i kullandıktan sonra makinemi değiştirmek istediğimde, ilk tercihim 22 megapiksellik Mamiya ZD 645 olur. Bu makine, 35 mm rahatlığını 6X4,5 formatın kalitesi ile birleştiriyor.

Muammer, Nikon D2X ile, şimdilik epey mutlu bir beraberlik yaşıyor. özellikle hız konusunda bana hava atmaya çalışıyor. Bu ayın kapak karesini de onun D2X”i ile çektik.
 

 
Derginin kapak resminde kullanılan formatın kare olması, bizim makinelerimizin ise dikdörtgen formatta çekmesi, kapak karelerini düzenlerken bize epey güçlük çıkarıyor. Aslında, 6X6 formatında analog makinelerimizi kullanabilseydik, bu konuda son derece rahat edecektik. Ama, dijitale geçeli beri, çok az dia çekiyoruz. Dergi kapağını çekerken de genellikle zamanla yarıştığımız için, tarama işlemleriyle uğraşmamak adına özellikle dijitali tercih ediyoruz.
Bu sayının kapak çekiminde kullandığımız modelimiz Erberk Ajans”tan Nazlı Işıl Engin. Ben kendisini Liv Taylor”a çok benzettim. Her ikisi de aynı duru güzelliğe sahipler.

Mekan olarak ise İstanbul Sailing Academy”nin yelkenlisini kullandık. Hatta, modelimize yelken yarışlarında kullandıkları kıyafetten bile verdiler. Aslında planımız, modelimizi yelkenliye bindirip, bir Zodiac”la takip ederek açık denizde güzel kareler yakalamaktı. Hatta, bu çalışmamızı görüntülemek için Technology Channel”dan “Deklanşör” programı ekibi bile gelmişti. Ama maalesef, hava kapadı ve rüzgar çıktı. Bu durumda, yelken hocamız, açılmanın riskli olabileceğini söyledi. Biz de Fenerbahçe Marina”da bağlı yelkenlide çekimimizi yapmak durumunda kaldık. Yani, istediğimiz macerayı yine yaşayamadık. Halbuki, şöyle suların altında ıslanarak çekim yapsak bayağı keyifli olabilirdi. Gerçi, o zaman Muammer”in Nikon D2X”i de ıslanabilirdi. Böyle birşeyi kaldırabileceğini sanmıyorum. Yüreğine inerdi herhalde. Makinesini çok seviyor; hatta aşık gibi!

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here