Ana sayfa Donanım Mastering Şatosu: Sterling Sound

Mastering Şatosu: Sterling Sound

0

Sterling Sound, kırk yıldır, dünyanın en bilinen mastering stüdyoları arasında yer alıyor.  Sterling”in kapısından içeri giren ekibimiz, sizler için araştırdı… İşte karşınızda bir mastering şatosu!

Sterling”in başında Türk kökenli Murat Aktar yer alıyor. Hiç Türkçe bilmese de, Sound gibi bir derginin ülkemizde çıkıyor olmasından duyduğu mutluluğu dile getirip başlıyor anlatmaya. Sterling”in eskiden Broadway”de yer alan merkezi, daha da büyümek için Chelsea”ye taşınmış ve fiziksel anlamda da dünyanın en geniş mastering merkezlerinden biri haline gelmiş. Amerikan müzik sektörünün ortalama %30″u Sterling”de master ediliyor. Komplekste yedi adet mastering stüdyosu bulunuyor. Her birinin ayrı prodüksiyon ve editing süiti, ekipman odası ve ofisleri mevcut. Pek çok mastering stüdyosunda, bütünlüğün sağlanması amacıyla standart bir ekipman listesi bulunmasına rağmen, Sterling Sound”da, tüm engineer”lar kendi tercih ettikleri, farklı ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikteki ekipmanla çalışabiliyorlar. 

Tüm odaların genişliği, şekilleri ve akustikleri aynı şekilde tasarlanmış. Bu da tüm engineer”ların aynı yüksek standartta çalışmasına neden oluyor. Stüdyoların, içindeki teknik ekipman epeyce komplike olsa da, diğer her şeyin son derece işlevsel ve pratik olmasına dikkat edilmiş çünkü engineer”lar odada herhangi bir şeyi sese etki etmeden rahatlıkla oradan oraya taşıyabilmeli ve rahat hareket edebilmeli diye düşünülmüş. Gerisini bırakalım da Murat Aktar anlatsın:
“Sterling 1968 yılında kuruldu, yani geçen Ekim ayında kırkıncı yıl dönümümüzü kutladık. 1998″de, ben, Ted Jensen, Tom Coyne ve Greg Calbi ortak olup, şirketi satın aldık. Tom, Greg ve Ted zaten uzun süredir Sterling”de çalışmakta olan engineer”lardı. Dolayısıyla bir mastering stüdyosunun nasıl yürütülmesi gerektiğini de çok net biliyorlardı. Benim işimse sözleşme, finansal işlemler ve Chelsea”deki yeni tesisin gelişimini takip etmekti. Sterling mastering üzerine uzmanlaşmış bir stüdyo. Mix ya da DVD gibi yan dallara asla el atmayı düşünmedik. Mastering bizim en iyi bildiğimiz iş ve sürekli üzerinde düşündüğümüz tek alan. İnsan en iyi bildiği işi yapmalı.”
 

  Ekipman…
“İnsanlar hep Sterling”deki en önemli cihazı öğrenmek isterler. Ben de onlara stüdyonun kendisi diye cevap veririm. Yani odaların akustik tasarımı, geometrik yapıları ve iyi mastering için elzem olan doğru duyum ortamını oluşturan faktörler, en önemli şeylerdir derim. Sterling stüdyolarında duyum üç boyutlu gibidir. Derinliği, yüksekliği ve tüm frekans cevabını duyarsınız. Bu özel ortamda çalışmaktan ötürü, mastering mühendislerimiz yeni bir proje duydukları her seferde, doğru referans noktasını anında duyarlar.
 
Tahmine yer yoktur. İnsanlar mastering”den bahsederken, bence ekipmana gereğinden fazla vurgu yapıyorlar. Oysa önemli olan mastering sistemidir. Yani ortamdır. Bazı cihazların, özellikle bilgisayar tabanlı uygulamaların çok güçlü olduğu doğru ama miskteki ince detayları duyamadığınız bir ortamda, ateşle oynuyorsunuz demektir ve çok fazla hasar yaratabilirsiniz. Tabii daha da önemli olan mastering mühendisleri.Bir mastering mühendisinin en olmazsa olmaz özelliği, bir kaydı dinlediği anda içgüdüsel olarak onu nasıl daha iyi duyurabileceğini bilmesidir. Bu, iyi duyum sahibi olmaktan çok daha farklı bir şey. Uzun saatler boyunca konsantre olabiliyor ve dikkatini bir kameranın lensi gibi ayarlayabilmesi gerekir. öncelikle miksin içindeki detaylara bir kamera gibi “zoom in” yaptıktan sonra, zamanı geldiğinde “zoom out” yapıp miksin bütününü duyabilmekten bahsediyorum. Bu yüzden bazen müzisyenlerin mastering seanslarında bulunmaları pek sağlıklı değildir. Kendi enstrümanlarına çok iyi “zoom in” yapabilseler de, miksin bütünü ile ilgili objektif duyumları olmayabilir. Mühendislerin iyi iletişim becerileri de olmalı. Yani müşterinin ne istediğini anlayabilmeliler, hatta müşteri kendini yanlış ifade ettiği durumlarda bile…Sterling”deki mühendislerimizi bu özelliklere göre seçiyoruz.”
e-Mastering
“Teknolojinin gelişmesi bize en çok internetin hızının artması nedeni ile avantaj sağladı. Müşterilerle internet üzerinden son derece hızlı bir şekilde veri değiş tokuşu yapabiliyoruz. Yeni uygulama teknolojileri ise enteresan bir şekilde mastering üzerinde çok fazla etkin olmadı. İşlemlerin çoğu hala analog ortamda hallediliyor. Ama dediğim gibi, internet çok önemli bir katkı sağladı. eMastering sayesinde dosyalar, hiçbir veri, ses, kalite kaybı olmaksızın Sterling”e ve Sterling”den müşteriye Internet aracılığıyla taşınabiliyor ve böylece müşteriler hem uçak kargo vs. gibi ulaştırma sıkıntılarından ve masraflarında kurtulmuş oluyor; hem de zamandan kazanıyorlar.
 
 
Sterling”e internet üzerinden proje geldiği zaman, diğer projelerden hiçbir fark olmaksızın, müşterinin seçtiği engineer tarafından mastering uygulanıyor. Sterling bu taşıma işlemini hızlı ve güvenli kılabilmek için özel bir FTP server ve yazılım uygulamaları geliştirdi.”
Vinyl mastering
“1970”lerde, Sterling”in 20 lathe”si vardı. (Editörün notu: Lathe, master’ların hazırlandığı cihazlar, yani plak kaydediciler anlamına geliyor.)?u anda iki Neumann VMS-80″imiz var ve şaşırtıcı bir şekilde “disc cutting” yapmaya devam ediyoruz. Tabii her lathe aynı değil, VMS-80 dünyadaki en sofistike lathe”lerden biri. Daha uzun ve daha yüksek sesli kısımları diğer lathe”lerden çok daha geniş bir stereo imajla kesebiliyor. Bir kaç yıldır, vinyl (plakların basımında kullanılan hammadde) plağa karşı ilgi yeniden canlandı. özellikle ABD”de, indie rock grupları CD”leri boş verip, projelerini dijital ortamda indirilmek üzere ya da vinyl plak formatında sunmayı tercih ediyorlar.

Sterling”de vinyl mastering ile Ray Janos ilgileniyor. Analog banddan tüm kesimler, Studer A-80 cihazları, Flux Magnetics kafalar ve özel yapım elektroniklerle yapılıyor.  Pek çok modern proje ise DSD ve 96khz PCM gibi yüksek çözünürlüklü dijital formatlara kaydediliyor. Dijital formattan keserken Prism konvertörleri kullanıyoruz. Tüm kesimler sinyal işleme (processing) de gerektiriyor tabii. Biz, özel yapım dört kanallı disk transfer konsolları ürettik. Onları kullanıyoruz. İşleme (processing) için de Sontec ekolayzırlarını ve Cahandler/Neve kompresörlerini kullanıyoruz.” Türkiye”den nasıl ulaşılır?
Türkiye’den Sterling”e işlerinizi göndermek isterseniz, Türkiye koordinatörü olan Alp Turaç”a ulaşmanız yeterli. Turaç süreci anlatıyor:
“Sanatçı ve ya prodüktör www.sterling-sound.com adresinden istediği teknisyeni seçtikten sonra benimle temasa geçiyorlar. Ben de gerekli randevuları ve faturalarla ile ilgili detayları hallettikten sonra parçaları ister benim stüdyomda isterlerse de onların bilgisayarından direkt olarak eMastering programı ile sunucularına yüklüyorum. Bu CD basmaktan daha kayıpsız ve tamamen güvenli bir yol. ödemeyi kredi kartı ile yaptıktan sonra, mastering tarihinden bir gün sonra parçalar elimizde oluyor. Genel olarak bir hafta-on gün önceden randevu almak yeterli oluyor.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here