Ana sayfa Sektörden Makine, Saat Gibi İşliyor

Makine, Saat Gibi İşliyor

0

Karşımızda endüstriyel rock üreten bir Makine duruyor. Zaman zaman çok sert, bazen durgun ve düşünceli çalışan, ama sürekli işleyen ve üreten bir makine… Sert müziğe, kaliteli bir sound’a ve anlatmak istediklerini çekinmeden söyleyebilen müzisyenlere ihtiyacınız varsa, Makine’nin üretim bandına bir bakmanızı tavsiye ediyoruz..

Endüstriyel rock ismini kullandığınızda işinizin otomatik olarak iddialı bir iş olması gerekiyor. Zira dünyada bu tip müziği yapan tüm grupların prodüksiyonları uç noktalarda yer alıyor. Ama Makine bunun farkında ve müziklerinin prodüksiyonunun da iddialarına uygun olması için gerekli donanıma sahipler. Ne yapmak istediklerini bilen, anlatmak istediklerini ve işin teknik kısmını aynı şekilde anlatabilen grup elemanlarının ağzından Makine’nin ilk albümünün kayıt macerasını dinliyoruz.

 

 

Sound: Kayıt yaparken sizin için olmazsa olmaz ekipmanlar nedir?

Makine: Aslında olmazsa olmaz diyeceğimiz bir ekipman yok. Kaydı yaparken kullanmaya alışık olduğunuz ve elinizin altında olan ekipmanlarla elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırsınız. Albüm kaydı sırasında ağırlıklı olarak bir Sony Vaio Laptop ve PreSonus Firepod Audio Interface kullandık. Firepod’un temiz pre-amp’ları ve 8 girişe sahip olması kayıtlar sırasında bize yeterli esnekliği sundu. Farklı yerlerde kayıt ve miksaj yapma gereksinimleri doğunca masaüstü PC’ler ve farklı audio interface’ler de kullandık. Kayıt ve miksajın en önemli parçalarından biri bizim için referans monitörü. Bunun için de Event TR 8xl kullandık. 8 inchlik hoparlörü ekstra bir sub bas monitör olmasa da bas frekans duyumunda yardımcı oldu ve özellikle kick ile bas gitarın sound’u üstünde daha rahat çalışmamıza yardımcı oldu. Birçok eksiği olsa da yine de PC  için en iyi seçeneklerden biri olduğu ve hepimizin kullanmaya alışık olduğu program olduğu için daw seçimimiz Cubase’den yana oldu. Can  Uzunallı (vokal) gitar editleriyle uğraşırken, aynı anda Ozan İnam (davul) davul kayıtlarını yapıyor, ben de (Ozan ülke / klavye) çağdaş Akdoğan (bas)la beraber bas kayıtlarını alabiliyorduk. Sonra aramızda sorunsuzca audio ve MIDI kanallarını değiş tokuş edip bunları tekrar tek bir Cubase projesinde toplayabiliyorduk. Cubase’in yanı sıra Reason’ı da her şarkıda kullandık. Reason’ın sampler’ı NNXT bulabileceğiniz en kullanışlı yazılım sampler’lardan biri. Orkestral sesler, koro, piyano gibi imitasyon tonlar ile reverse ve sweep gibi şarkı içlerindeki bölüm geçişlerinde kullandığımız minik sesler çoğunlukla NNXT’den geliyor. Synth bölümleri için kirli ve bol harmonikli tonlara ihtiyacımız olduğunda yine Reason’ın granular synth’i Maelstrom’ü kullandık. Hardware synth olarak Novation Nova 2x ve Korg Trinity Plus kullandık. Trinity’yi kullandığımız tek yer ‘Yaşam’ şarkısındaki lead tonu. Nova’yı da planladığım kadar çok kullanmadık. VST’yi çalmak ve editlemenin rahatlığı insanda alışkanlık yaratıyor. Aynı şekilde çağdaş’ın sevdiği tonları yakalamak için kullandığı kendi ekipmanı dışında hardware kompresör ve EQ da kullanmadık. Tonları çoğunlukla olabildiğince sade kaydedip miksajı da Cubase’de VST’lerle yaptık. Ek olarak kullanılan tek hardware ekpiman, bas kaydında kullandığımız Aphex Aural Exciter Type C2 oldu. Aphex’i gitar için denediğimizde istediğimiz kadar büyük bir etki görmedik ve gitar kayıtlarında kullanmamaya karar verdik. Miksaj aşamasında vokal için bestelerdeki yoğun sound içinde kendini duyurabilmesi amacıyla yer yer BBE D82 Sonic Maximizer ve Nxtasy Saturator pluginlerini kullandık. Vokalde sıkı bir rock soundu yakalamak için Abbey Road Plug-ins EMI TG12413 Limiter ile oldukça yoğun bir kompres uyguladık. Bu ağır kompresör ayarları ve Aixcoustic Creations Electri-q EQ’daki yüksek hi-shelf ayarlarıyla beraber istediğimiz soundu elde ettiysek de bunların yan etkisi olarak sibilians sorunları ortaya çıktı. Bu sorunu da wav editleri ve Waves Deesser ile ortadan kaldırdık. İlginç bir şekilde yine Waves’e ait ve daha yeni bir plugin olan Renaissance Deesser dahil birçok de-esser denedik ama Waves Deesser kadar kendini belli etmeden işini yapan bir tanesini bulamadık. Vokal dışındaki çoğu ton için Sonalksis SV-315 kompresör kullandık. SV-315 fazla CPU kullanmayan ve istemediğiniz sürece sese kendi rengini fazla katmayan kullanışlı bir kompresör. Mastering için kullandığımız IK Multimedia T-Racks’i daha erken keşfetseydim miksaj içinde yoğun kullandığımız bir paket olurdu.

 

 

T-Racks’in klasik EQ ve kompresör simülasyonları biraz fazla CPU kullansa da sıcak ve karakterli bir sounda sahip. Bas gitar ve kick gibi bas frekansları önemli birkaç enstrüman ve ton dışındaki tüm tonları Sonnox Oxford EQ’nun low-shelf’i ile kestik. 36dB/Octave Slope’u ile genelde 100hz’ten aşağısını temiz bir şekilde kestik. Ton izin verirse low-shelf’i 400hz’e kadar çıkarıp diğer enstrümanların o frekanslarda nefes almasına izin verip sound’un çamurlanmasını önlemeye çalıştık. çalıştığımız şarkıda neler olup bittiğini daha net anlayabilmek için Nugen Audio Visualizer’dan çok faydalandım. Bunların dışında bir çok synth VST ve IK Multimedia Amplitube kullandık. Davul kaydı için İzmir’de istediğimiz gibi bir oda bulamadık. Ozan’ın oldukça geniş olan davul setup’ını akustik olarak verebilmek zor olduğu için akustik davulu trigger’layıp ağırlıklı olarak XLN Audio Addictive Drums ile yaptığımız davul setini kullanmaya karar verdik. Ozan İnam çeşitli trigger setleri denedikten sonra Yamaha DTXPressIII ve Roland VDrum Trigger’ları kullanmaya karar verdi. Kick için en uygun bulduğumuz VDrum Trigger’ı bile hızlı twin pedal vuruşlarını yakalamakta zorlandığı için iki kick kullanıp kickleri ayrı ayrı trigerlamaya karar verdik. Zil tetiklemeleri için Yamaha DTXPressIII padleri kullanıldı. Groove’u kaybetmemek için yaptığımız kaydı mümkün olduğunca editlemedik. Ozan’ın davul seti, parça sayısı açısından kabarık olduğu ve sound açısından da talepkar olduğumuz için akustik setini Addictive Drums’da tekrar yaratmak için epey zaman harcadık. Sonuç olarak 3 Addictive Drums ve bu plug-ine dahil EQ, kompresör ve reverb haricinde yine ekstra EQ, kompresör, exciter, reverb ve impulse response’lar kullandık. Kick sound’undan tatmin olmadığımız için de La Mancha Subatomic ile sub frekansları dolgunlaştırdık ve Reason Drum Kits’den bir kick layer’ı daha kullanıp kick’i şarkı içinde daha rahat duyuracak mid frekansları ekledik. Can, kick’in atağını kapattığı için Subatomic’in sinyalini 10-15 milisaniye geciktirdi.

S: Bu albümün nasıl tınlamasını istediniz? Diğer gruplardan sıyrılmanızı sağlayacak sound’un sizce sırrı nedir?

M: Albümün sound’unu oluştururken hedefimiz 3 boyutlu, sub’lardan tizlere kadar dengeli ve dolgun, sıcak, tüm enstrümanların hem kaynaştığı hem de ayırt edilebildiği bir sound yaratmaktı. Bir albümün kaydı, miksajı ve mastering’i için ayrılan bütçenin bir klibe ayrılan bütçeden daha düşük olduğu ve her şeyin bilgisayarda kolayca, fazlaca mikrofon kullanmadan halledilebildiği bir dönemdeyiz. Bir kayıtta birkaç mikrofon kullanılsa bile yeterli büyüklüğe ve iyi bir akustiğe sahip olmayan odalarda kayıt alındığı için mikrofonlamalar kaynağa mümkün olduğunca yakın yapılıyor. Böylelikle 3 boyutlu bir bilgi barındırmayan kağıt gibi kayıtlar yapılıyor. Bunların sonucunda Türkiye’deki büyük şirketler tarafından prodüksiyonu yapılan albümlerde bile kupkuru, kulak zarınıza yapışan bir soundla karşılaşıyorsunuz. Biz de albüm boyunca çok az mikrofon kullandığımız için, sanal olarak da olsa çeşitli impulse response’lar kullanarak bu handikapı telafi etmeye çalıştık. Böylece sadece sağ ve sola değil derinlemesine, arkaya doğru da hacim kazanmış bir albüm sound’u yaratmaya çalıştık. Bir de genel olarak grup elemanları daha çok batı sound’unu benimsediği için kullanılan enstrümanlar aynı da olsa şu an Türkiye’de ağırlıkta olan anadolu-rock ve türevlerinden alışık olduğumuz motifler ve sound’u Makine albümünde duyamayacaksınız.

 

 

S: Grup olarak müziğe bakış açınız nedir, siz bu piyasanın neresinde durmak istiyorsunuz?

M: İcra ettiğimiz müzik tamamen kişisel zevklerimizin kesiştiği noktalar ile alakalı. Zevk aldığımız şeyleri yapıyoruz. Herhangi bir zorlama durum söz konusu değil. Müziğe piyasa açısından baktığımızda ise olay ticaret kelimesi ile anılmaya başlıyor. özellikle ticari olsun diye müzik yapmıyoruz. Yaptığımız müzik de piyasa normlarına göre ticari olarak kabul edilmiyor. Metal tınılarına göre soft kalabilen ancak alternatif tınılara göre de sert gelebilen bir müziğimiz olduğu ortada. Bu durumdan rahatsız değiliz. Eğer zorlama bir iş yapsaydık o zaman rahatsızlık duyabilirdik. Bizim için önemli olan keyif aldığımız şeyi yapmaya devam etmek.

S: En çok hangi konuda tartışırsınız?

M: Genelde besteleme aşamalarında tartışma yaşıyoruz. Bunun sebebi de gruptaki beş kişinin de kişisel zevklerindeki farklılıklar ve doğal olarak şarkılarda istedikleri duyumlar. Ancak mutlaka orta yolu bulabiliyoruz. Bu tartışmalar da grup müziğini ortaya çıkardığı için doğal ve mantıklı geliyor.
 

S: Albümün kayıt sürecinde enstrümanlar nasıl tonlandı? Aradığınıza ulaşmak için nasıl bir yol izlediniz?

M: Bas gitar için kirli, dolgun ama yine de net olan bir bas soundu yakalamak istedik. Bas’ın (Ampeq 410h 4×10) kabininden çıkan etli tonu kaydedebilmek için AKG d112 kullandık. Tonun netliğini kaybetmeden kirletmek için clean’in yanı sıra drive’lı bir kanal da kaydetmek istiyorduk. Drive için eldeki pedalları denedikten sonra memnun kalmadık ve el yapımı ADD+ Great White valve drive pedalı yaptırmak için kayıtlara birkaç günlüğüne ara verdik. çağdaş Great White ile beraber istediği sıcak analog tonu elde etti. Böylece bir mikrofon, bir head line ve drivelı bir D.I. line olmak üzere 3 kanal kayıt yaptık. Gitar kaydı sırasında daha sade bir yolu izleyip clean gitar kaydı almaya karar verdik. Line gitar kaydını direkt gitardan almak yerine head’in kabin simülasyonlu çıkışını kullanarak yaptık. Head üstündeki tüm ayarları flat tutup tonlamayı daha sonraki aşamalara bıraktık. Kayıt sırasındaki duyum için, Hakan’ın konserlerde kullandığı tona yakın geçici bir ton yaptık.

 

 

S: Mikrofonlama, vokal kaydı nasıl gerçekleşti?

M: Vokal kayıtları için Rode NT2A kullandık. Dinamik mikrofonlar kayıtlarda Can’ın sesi için fazla kapalı/boğuk tınladığı için condenser kullandık. Hem nefes gürültülerinden hem de bas patlamalardan kurtulmak için pop-filter kullandık. Pop-filter ayrıca mikrofon ve vokalist arasında bir bariyer olduğu için planlanmayan yerlerdeki proximity’yi önleyici oluyor. Bazı bestelerin vokalleri çok dinamik olduğu için zaman zaman özellikle söz ve nakaratları ayrı ayarlarla kaydetmeye karar verdik. Proximity’nin iyi bir etki yaratacağını düşündüğümüz fısıltı gibi yerlerde de pop-filteri kullanmayıp yüksek volümlerde kayıt aldık. Mikrofon her zaman omni ve 80hz cut ayarlarındaydı.

S: Soundcheck’te neler yaşar Makine? Nasıl bir set up ile çıkıyorsunuz? Mekanların yetersiz ses sistemleri karşısında ne tür önlemler alıyorsunuz?

M: Makine hem görsel anlamda performans sergilerken hem de işitsel anlamda, mükemmeli yansıtmaya çalışan bir grup. Yaptığımız müzikte de sound çok fazla önem taşıyor. Gerçekten de performans gösterdiğimiz birkaç mekan dışında sound’umuzu kaldıran yerleri bulmak zor oluyor. Her şehirde iyi derecede akustiğe sahip mekan veya ses sistemi olması da mümkün değil çünkü şartlar ortada. Ama yine de en iyi şekilde sahnede olmaya devam ediyoruz. Setup ise daha sound konusuna bile gelmeden mekanın boyutu sebebiyle sorun yaratabiliyor.

Davul setup’ını bozmamaya çalışıyoruz ve genelde de bunu başarıyoruz. Bas gitarda ve elektro gitarda kabin götürmediğimiz birkaç konser verdik daha önce ama tatmin olmadığımızdan bundan vazgeçtik.

Yetersiz ses sistemleri konusunda ise eğer mekanın veya organizasyonun imkanı varsa gerekli ekipmanları kiralamalarını rica ediyoruz ama yine de gelen ekipmanların bozuk veya sorunlu olması sebebiyle bu da çok işe yaramayabiliyor. Ayrıca dışarıya gidecek olan sound’un ötesinde içeride bile çok fazla sorun yaşıyoruz.

Bazı geceler duymadan çalmak zorunda kalabiliyoruz. Bu konuda Can rahat çünkü iyi bir kulağı olduğundan mönitör kullanmadan söylemeyi başarabiliyor.

Gittiğimiz mekanda ne yaparsak yapalım sorun yine de çözülemiyorsa sound’u daha düşük bir seviyede almaya çalışıp sistemi öyle değerlendirmek zorunda kalıyoruz ve bu da çok keyifli bir durum olamıyor. Zamanla bu sorunların çözüleceğini umut ediyoruz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here