Ana sayfa Haber Madonna”nın Master Yoda”sı: Chris Gehringer

Madonna”nın Master Yoda”sı: Chris Gehringer

0

Dünyanın en önemli mastering engineer”larından biri o. Madonna (Hard Candy) ve Rihanna (Good Girl Gone Bad) gibi albümler, onun başarılarından sadece birkaç tanesi.

Onunla röportaj yapmak hem heyecan verici hem de zor. Tekniklerini sır gibi sakladığını, pek çok insanın da o meslek sırlarının peşinden koştuğunu biliyoruz. Ama merak etmeyin, elimizden geldiğince o sırları sizler için açığa çıkarmaya çalıştık.  özellikle R&B ve Hip Hop gibi türlerin en çok aranan ismi olan Gehringer, tüm yaptığı büyük işlerin aksine son derece mütevazı biri. Ama bu onun çok hırslı ve iddialı olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.
  
Gehringer”in mastering anlayışı….

“Ben, elimdeki projeye muhteşem bir sound katmayı hedeflerim,” diyor Gehringer. “Sadece yüksek ses değil; daha fazla dinamik, genişlik, derinlik ve renk katmak isterim. Bir mastering engineer, projeye devamlılık ve bütünlük de katmalıdır. Taze bir bakış açısıyla miksteki belirsizlikleri ve pürüzleri ortadan kaldırabilmelidir. Eğer bir akustik projede çalışıyorsam, temiz ve açık bir sound”un peşinde olurum. Seviyeyi (iPod seviyesi) çok umursamam. Ama elektronik ve dans kayıtlarında, sound”un olabildiğince büyük, geniş ve tabii yüksek sesli duyulmasına çalışırım.”

Gehringer, eline dijital formatta ulaşan verileri, “çok açık bir sound”u var” diye nitelediği Prism D-A konvertörünü  kullanarak öncelikle analog hale getiriyor ve özel yapım  analog konsolundan geçiriyor.  Sonra tekrar Prism A-D”yi kullanarak recapture  ediyor.  EQ ve dinamiklerin beraber elden geçirilmesi ve her ikisinin de aynı anda yapılması gerektiğini düşünüyor:

“İlk önce mutlaka parçayı dinlerim. Prodüktörün ve sanatçının yönelmek istediği nokta nedir, nasıl bir sound istiyorlar, ona bakarım. Daha sonra EQ, kompresyon ve limiting uygulayarak, sound”u geliştirmeye çalışırım.”
 

  Ekipman detayları
Sterling Sound”un Chris Muth adlı özel bir teknik şefi bulunuyor. Muth”un ürettiği analog tranfer konsolu, Chirs Gehringer”in mastering odasının da merkezinde bulunuyor. Chris Gehringer”in en önem verdiği analog ekipmanı arasında Sontec MES 430B mastering ekolayzırları bulunuyor. Dinamikleri Prism MLA2 kompresör ile ayarlıyor:
“Sontec MES-430B EQ en sevdiğim ekipmanım. Eğer tek bir cihaz kullanma hakkım olsaydı, Sontec”imden vazgeçmezdim. Ayrıca bir Muth Audio konsolum, Prism konvertörlerim var. Monitoring için pasif B&W 801 hoparlörlerimi ve Classe Omega power amplilerimi kullanıyorum.”

 

Chris Gehringer, çalışırken son derece düşük bir volüm seviyesiyle dinliyor müziği. Hoparlörü açtıkça, daha iyi duyulacağına dair inancın yanlış olduğunu düşünüyor. “Asıl sesi kıstığınız zaman her şey duyulur,” diyor.
Gehringer”in en sinir olduğu nokta: Aşırı kompresyon

“Aşırı kompresyon benim en sinir olduğum şey,” diyor Gehringer. “Bir parça aşırı kompres edildiğiyse, inanın onu daha yüksek ya da alçak duyurmak için yapacak hiç bir şeyim kalmıyor. Boomy bas, aşırı parlak sesler vs. hiç problem değil. Ama vokaldeki sibilans (vızıltılar, ıslıkımsı  sesler) gerçekten problemdir. Bir parçanın overall top end”ini etkilemeden sibilansı ayarlamak benim çok zorlandığım bir konu. Miks yapan kişinin de master bus kompresyonu yapması ile ilgili şunu söyleyebilirim: Bence istediğiniz sound”u her ne yöntemle yapabiliyorsanız yapın. Sadece kaydınızı bir sound brick wall”ı haline getirmeyin. Benim, kaydınızı daha yüksek sesli duyurmak için yeterince ekipmanım var!”

Analoga bakış…

Tüplü ekipmanın odyofiller arasında vazgeçilmez olduğu bilinir. Gehringer”e mastering”de tüplü ekipmanın, önemini sorduğumuzda, yine ilginç bir yanıt daha veriyor:
“Benim bir felsefem var. “Eğer seviyorsan, işine yarıyorsa ve miksinden memnunsan, o zaman harika; o ekipmanı kullan gitsin!” Benim iki adet tüplü kompresörüm var (SPL Kultube & SPL Vitalizer). Projelerimde gerektiği zaman ikisini de kullanıyorum. Ben temelde analogdan yana bir adamım. Yaptığım işlemleri analog ekipmanda, dijital ekipmana oranla daha iyi duyuyorum. Bu tabii sadece kişisel bir tercih.”
 

 

Sesi biraz daha açar mısınız?

Gehringer, herkesin bir volüm açma çılgınlığında olduğunu söylüyor. Oysa one göre, insanlar, yüksek volümlü olduğu için değil içerik için albüm alıyorlar. Ayrıca radyo ve TV”lerin kullandığı tüm dijital limiting cihazları ile zaten herkesin seviyesi hemen hemen denk hale geliyor. Ama yine de müşterinin “daha da yüksek istiyorum!” taleplerini o da kıramıyor.

“1984”den beri mastering yapıyorum. Bence o zamanla bu zaman arasında tek fark, müziğin volume”ünü daha yüksek yapabiliyor olmamız. Kaset, hatta plak döneminde bile en büyük mesele müziği daha yüksek duyurabilmekti. Sonuçta herkes kendi kaydının en yüksek seviyede duyulmasını istiyor. Niye bilmiyorum… Overcompressing bazen işe yarıyor mu, evet. Benim işlerimde öyle. Ama çoğu işte sadece sesi yükseltiyor.”

Gehringer”in elektronik çağa bakışı

“Elektronik çağ daha mı iyi oldu derseniz, cevabım evet. Daha önce bantla çalışıyordum. Bandı başa sona sara sara şarkıyı çalardım. Kesip biçmek bütün gün sürerdi. Bugün ise, dünyanın herhangi bir ucundan, herhangi biri bana parçasını yollayabiliyor. Pro Tools HD sistemimde hemen onu açıyorum. Tabii parçayı yine analog işliyorum, master ediyorum. Sonra da Sterling Sound server”ından geri
gönderiyorum. İşim bittikten bir iki saniye sonra, müşteri parçayı dinleyebiliyor. Teknoloji, dünyayı çok küçük bir hale getirdi. Sterling Sound”u da daha ulaşılabilir kıldı.

 

Makara bant…

“Ben makara bandımı (ATR102 analog makara bant) artık ayda en fazla bir kez kullanıyorum. ?imdiki işlerimin çoğu elektronik ortamda. Hatta bant kütüphanemizi bile eskisi kadar sık kullanmıyoruz. ?imdilerde herkes temel olarak hard drive sistemleri kullanıyor. Ama arada bir, eski bantları çıkarıp, plug in kompresyonu yerine, birkaç iyi, eski bant kompresyonu duymak eğlencelidir.”

Analog sound”ları çok seven Gehringer, miks mühendislerinin analog summing mikser kullanması konusunda ise çok destekleyici bir tavır sergilemiyor. (Bu konuda ses mühendisleri arasında görüşler ikiye ayrılıyor. Bir grup, geçtiğimiz ay röportaj yaptığımız, Chris Sheldon gibi summing mikser kullanmanın son derece işe yaradığını, tüm mikslere analog sıcaklığı ve genişliği geldiğini hatta mikslerin pahalı bir analog mikserde yapılmıştan hiçbir farkı olmadığı görüşündeler. Karşıt görüş ise, arada bir fark olmadığını, dijital teknolojinin son derece gelişmesi sayesinde mikslerin “in the box” şekilde, yani summing mikser kullanmadan, DAW”da tamamlandığında da son derece başarılı duyulduğunu savunuyorlar.)
 
“Analog summing ortaya çıktığında, acayip moda olmuştu,” diyor Gehringer. “Ama geçen sene, bu uygulamanın kullanıldığı çok fazla projeye rastlamadım. Elde edilmek istenilen o “retro” sound”u verebilen çok iyi plug in”ler çıktı ve bence miks yapanların istedikleri o sound”u elde etmek için bu tarz plug in”leri kullanmaları işlerini daha kolaylaştıracaktır.”
 


En gurur duyduğu projesi

“Şu anda en gurur duyduğum işlerim arasında Jason Mraz”ın albümü “We Sing, We Dance, We Steal Things” var. Bu sene Grammy”lerde en iyi engineered albüm olarak aday gösterildi. ödülü kazanamadı ama ben albümdeki sound”u çok seviyorum. Ayrıca çok yüksek volümlü bir albüm de değil. Miksi Tony Maserati yaptı ve bence süper bir iş çıkardı. Ama Tony ve Jason da benim yaptığım katkıyı gerçekten çok sevdiler.”

Gehringer de M/S manipulation yöntemini kullanıyor

Bazı mastering engineer”lar arasında ses ranjını genişletmeye yarayan ama çok dikkatli uygulanmazsa, çok kötü sonuçlara neden olan M/S manipulation tekniği çok revaçta. (Editörün notu: Geçtiğimiz ay röportaj yaptığımız Capitol Records mastering engineer”larından Evren Göknar bu yöntemi şu şekilde uyguluyor: “Bilgisayarda “side” mix yaratıyorum ve onu “decode” etmeden çok dikkatli bir şekilde normal mix”le karıştırıyorum.  Sonuç harika ya da berbat olabilir.Ya da M/S “encoding” ve equalization / compression yapıp, ondan sonra bazen “decoding” yapıyorum.”)

Gehringer ise Göknar”ın aksine çok esaslı M/S manipulation savunucularından:

“Size küçük bir sır vereyim. Ben hemen hemen tüm projelerime M-S”de EQ veriyorum,” diyor Gehringer. O ekstra derinlik ve genişliği elde etmek, kaydınıza çok daha büyük ve heyecan verici bir sound kazandırıyor. Tabii eğer doğru yapılırsa… Ben açıkçası bu işlemi aşırıya vardırmıyorum. Sadece kaydın gerektirdiği o ince ayarı tutturacak kadar… Bu benim bir çeşit gizli silahım diyebilirim. O yüzden daha fazla açıklama yapamayacağım! (gülüyor)”

Ev  kayıtları ile ilgili ne düşünüyor?

“Eskiden parası olanlar, büyük stüdyolardan birine gider ve kaydın tüm gereklerini orda yerine getirirlerdi,” diyor Gehringer.  “Bu da ticari müzikle ev prodüksiyonları arasındaki majör farktı. Bugünse yatak odanıza kurduğunuz ev stüdyonuzda, ya da bir laptop”da, çok daha az para harcayarak, bir sürü imkana sahip olabiliyorsunuz. Her şeyden önemlisi, kısıtlı zamanda çalışmak sorunu da ortadan kalkıyor. Müzisyenler, istedikleri zaman, prodüksiyonlarına ekleme çıkarma yapabilirler; üstelik evden dışarı çıkmaya bile gerek kalmadan. Bence ev stüdyoları, bir sanatçının sound ve prodüksiyon üzerinde deneyler yapması için mükemmel bir fırsat sunuyor. Ama ne olursa olsun, sonuçta mastering”lerinizi profesyonel birine, (bana) emanet etmek zorundasınız (gülüyor)!”

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here