Ana sayfa Makale Mad Max Fury Roads: Kıyametin şimdiki zamanı

Mad Max Fury Roads: Kıyametin şimdiki zamanı

0

Mad Max Fury Roads filmi, vizyone girşinin ardından genel olarak olumlu eleştirilerle gündemde. Seneryo, aksiyon sahneleri, kostüm başarısı bir tarafa, aslında Mad Max Fury Roads filminde bilim kurgucuların ve distopyacıların yıllardır anlatmak istediğini, dile getirmek istediklerini 2 saatlik filmde anlatıvermiş. Sistem eleştirisi, “insan odaklı” yaşantıların ne dereceye geldiğini distopik yapıyla gösteren filmde altı işaretlenen konulardan bir tanesi, aslında doğanın bizlere nimet olarak sunduğu besinleri bir gücün kontrolüyle tüketiciye ulaştırılmasıydı. Aynı zamanda imparatorluk, imparatorun (hükümetin) emriyle kolayca canını verebilecek askerler de filmde fazlasıyla altı çizilen konulardandı. ön planda aksiyon sahneleri yer alıyor, ancak akılda kalan kısımlar ise belirttiğim sistem eleştirileri oldu. Bu sistem eleştirilerine sahne sahne hafızalarımızda canlandırıp, filmi tekrar izlediğimizde aslında günümüzde insanlığın bir kıyamet oluşturmakta olduğunu düşünebilirsiniz..

İlk sahnelerde imparatorluğun yaşaması için gerekli olan besinler, gıdalar ve insanlık ihtiyaçları sergilendi. Süt, su ve kan, kölelereden ve yağmalarda ele geçirilen tutsaklardan elde edilirken annelerin kasıtlı olarak şişmanlaştırıldığı ve bunun sonucunda onların “etinden ve sütünden” yararlanıldığını görebiliyorsunuz. Burada size tanıdık olan bir sahne gözünüzün önüne gelmiş olabilir; zira bazı süt üreticilerinin yeterli miktarda süt üretebilmeleri adına aynı yola başvurarak ineklerden gelen sütü, yavru ineklerin beslenmesine izin vermeden tüketime hazırlandığını biliyoruz. Aynı şey Mad Max filminde de var. Annelerin kucaklarında bebekleri olmasına rağmen, elde edilen süt imparatorluğun “eksik” insanlarına gidiyor.  

Belki de yoldaki asfaltı 2 metre kazılsa, oluk oluk su akabilecek, 200 km ötemizdeki dağlardan akıp giden sular halka parayla satılıyor. Basit bir düşünceyle, bir canlı su içmezse ölür. Fakat ana yaşam kaynağımız bizlere fahiş fiyatlarla ulaştırılıyor. Günümüz legal yağması olan bu zincir, filmde de “imparatorluk” yağması olarak geçiyor.

 

Filmdeki kıyamete sebep olan ve kıyamet sonrasında yaşanan olaylar, günümüzde yaşadıklarımızdan pek de uzak gelmiyor bana. Aslında tüm bilim kurgu filmlerinde yapılmak istenen, “gelecek dünya” değil, “olan olayların” sürrealist veya futurist bir şekilde gösterilmesi. Dönem içerisinde gerçekl imparatorun suyu kontrol edebilmesiyle gösterildi. Basit, karmaşık olmayan, insanın aklında kalabileceği bir eleştiri. Ancak filmde ele alınan konu bir kıyamet sonrası yaşam, distopya. eşen bilimsel çalışmalar, film aracılığı ile halka ulaştırılır, halkın bu olaylara vereceği tepkiler ölçülür ve buna göre bu bilimsel araştırmalar şeffaflığına kavuşurlar. Bilim kurgu sinemasının bu kadar gelişmesinin nedeni de budur.

Bireylerin ne şekilde ölebileceğine, öldükten sonra hangi mertebeye ulaşacağını belirleyen “güçler”, filmde gösterildiği kadarıyla “imparatorluk” sadece ölümü umut olarak belirtmekten geri kalmıyor. Oysa ki; distopyaların tek çıkış yolu “umut” filmde gösterildiği gibi ölümle somutlaştırılarak yaşanması ideal dünyadan, yaşanmaz dünyaya koşarak gitmemizin betimlenerek anlatılmasıydı. 

Film “gelecekte” geçiyor. Ancak şimdiki zamanı anlatıyor. Şimdiki kontrolcü mekanizmaların, şimdiki otoritelerin bireylere karşı tutumunu anlatıyor. Distopya’ya giden bir dünya yerine yaşanılası, çiçeklerin kuma dönüşmeyen bir dünya içinse umudu yaşamakta ve yaşatmakta aramak yeterlidir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here