Ana sayfa Donanım Mac(!) toplamak

Mac(!) toplamak

0

“Mac nedir, ne değildir” konusuna kafa yorma vakti.

Bilinen bir tartışma konusu Rock müzik dünyasında yıllardır süregelir. Benzer tartışmalar günümüzde başka müzik türleri için de geçerli olmaya başlasa da, bir türlü içinden çıkalamayan ve “doğrusu” bulunamayan bu konu Rock severler arasında hararetli tartışmalara neden olur. Yıllardır tartışılır tartışılmasına da, hala doyurucu bir cevap bulamadı kimse.

Tartışmayı içinde olmayanlara tarif etmeye çalışayım: “Rock müzik nedir, bu Rock”mıdır?” Evet, tartışmanın özeti bu. Fakat biraz daha açmak yararlı olacak sanırım; Rock müziği “Rock müzik” yapan, kullanılan enstrumanlar mıdır? Yoksa şarkı sözleri veya Rock müziğin arkasında yattığı her fırsatta dillendirilen “felsefesi” midir?

örnekleyerek devam edelim; her ne kadar onun da “Rock” olup olmadığı tartışmalı olsa da, paramparça şarkısını Müslüm Gürses yorumladığında o şarkı hala “Rock” özelliğini korur mu? Yani şarkıyı Rock yapan Teoman”ın sesi ve kullandığı enstrumanlar mı, yoksa şarkının altında yatan felsefe mi? öyle ya, eğer şarkı gitar eşliğinde bir “Rock” sanatçısı tarafından seslendirildiğinde mi sadece Rock olarak görülüyorsa, Müslüm Gürses seslendirdiği anda bu özelliğini yitirmiş olacak. Yok hayır, eğer şarkıya Rock “formu”nu veren ardında yatan felsefe ise, Müslüm Gürses”in yaptığı yorum da Rock olarak değerlendirilebilir.
Müziğin altında yatan felsefe ise, sözlerinde kendisini gösterebilir ancak. Söz yazarı hangi ruh haliyle yazmış olursa olsun, sözler ancak onu duyan insanların algılayabildiği kadar anlam ifade eder. O halde siyah giyimli ve uzun saçlı arkadaşlarımız bu sözlere “aşina” oldukları Rock felsefesi çerçevesinde anlam yüklerken, çalıştığı konfeksiyonda aşkına karşılık göremediği kız aklına geldiğinde arkadaşları ile çay bardağında rakı içerek kendini ifade etme yolunu seçen diğer bir arkadaşımız da kendi felsefesi içinde bakar olaya:
“Saatim yok tam olarak bilemem?
Biraz bira, biraz şarap önceydi?
Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken?
Yıllar hayatlar geçiyor”
Eğer yukarıdaki sözlerin Teoman”a ait olduğunu bilmeseydiniz ve bu şarkıyı ilk olarak Müslüm Gürses”ten duymuş olsaydınız ne düşünürdünüz? Zahmet etmeyin, ben söyleyeyim; “tam da Müslüm”e göre damardan arabesk bir şarkı”.
Peki ya, arabesk şarkıları yahut türküleri “cover”layarak “rock formatı”nda okuyan Rockçılar hakkında ne düşünüyorsunuz? O sert gitar rifleri eşliğinde söylenen şarkı birdenbire rock haline mi büründü, yoksa hala Arabesk olma özelliğini
koruyor mu?
Ya da 10 puanlık bir uzmanlık sorusu; Erkin Koray”ın “Arap Saçı” bestesi Rock mıdır, yoksa Arabesk mi? Hadi soruyu zorlaştıralım; rahmetli Cem Karaca”nın Mahzun Kırmızıgül ile yaptığı “hayat ne garip” düeti Arabesk mi, yoksa Rock mı?
Ya da her ikisi de mi?
•••
Konuyu nereye getireceğimi zaten başlığı okuduktan sonra bir şekilde anlamışsınızdır. Bu ayki kapak konumuz olan “Mac üzerinde Windows” yazısını hazırlarken uzun zamandır yazmak istediğim “Mac nedir, ne değildir?” konusu üzerine biraz kafa yormanın zamanı geldiğini farkettim.
Henüz birkaç yıl öncesinde, Mac”in ne olduğu “keskin” hatlarla belirli idi: Kullandığı işletim sistemi, donanım bileşenleri, işlemcisi diğer “PC”lerden farklı olan, onlardan her yönüyle ayrı bir platformdu Mac ya da o zamanki adıyla “Macintosh”.

Apple, ADB teknolojisini terkedip USB veriyolunu kullanmaya başladıktan sonra, en azından “donanım” alanındaki farklılıklar yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Standart PC”lerle aynı çevre birimlerini, aynı bellek modüllerini kullana-bilir hale geldiğimiz günlerde dahi “Mac nedir” tartışmasından en ufak bir eser yoktu.
Fakat ne olduysa, Apple”ın “alameti” haline gelmiş olan Power PC işlemcilerini terketmesiyle oldu. Bir firmanın, kullandığı işlemci platformunu değiştirmesi kadar doğal bir şey yok elbette. Apple bunu daha önce de yapmış, 68K olarak bilinen işlemci ailesini terkedip Motorola-IBM ortaklığındaki Power PC platformuna geçiş yapmıştı. Hatta bu Power PC öncesi dönemde en son kullandığı 68040 işlemciden sonra, Motorola aynı seriden ismi 68060 olarak bilinen bir işlemci daha üretmişti. O günlerde Macintosh”lar için “işlemci Upgrade” donanımları üreten bir firma, eski 68040″lı makineler için bu yeni üretilen 68060 işlemcili yükseltme kartları üretmiş, fakat Apple bu kartı kullanan makinelerin Power PC işlemcili makinelerle aynı performansı sergilediğini görünce firmanın yükseltme seçeneğini piyasaya sürmesine izin vermemişti. Bu örnekten de anlayabileceği-miz gibi, bir firmanın “platform” değiş-tirmesinin tek nedeni “daha fazla hız” demek değil; uzun vadeli başka planların, anlaşmaların ve vizyonun ürünü.
•••
Intel”e geçişi de bu uzun vadeli yeni “vizyon”un göstergesi olarak görmek yanlış olmayacak. O halde tartışmayı başlatan şey ne?
Sorun şu;
Yıllardır “tu kaka” olan ve Mac kullanıcılarının periyodik eğlencelerinden biri haline gelmiş olan Intel ve PC platformundan en azından “donanım” olarak hiçbir farkımızın kalmaması.
Eğer satın aldığınız Mac”in şık kasa tasarımını bir kenara bırakırsak, içindeki bileşenlerin yan komşunuzun “çirkin kasalı” PC”si ile aynı olduğu gerçeği “eski” kullanıcıların kabul etmekte zorlanacağı bir hal alabiliyor. çünkü o kullanıcı, yıllar boyunca Intel işlemcilere karşı PowerPC platformunun ne kadar büyük bir fark attığından, ne kadar üstün olduğundan sözedip durmuş. Mac”i, donanım ve yazılım yönüyle PC dünyasından ayrı görmüş, öyle bilmiş, öyle yaşamış.
Oysa şimdi aynı şarkıyı Müslüm Gürses söylemeye başladı.
•••
Peki Mac neydi?
Kullandığı işletim sistemi miydi? Hayır, tam olarak öyle değil, çünkü donanımı da tamamen farklıydı. Donanımı mıydı? Hayır mümkün değil, çünkü bir PC ile birebir aynı donanımı kullanıyor.
O halde neydi, tasarımı mı?
Hayır, tasarımı da değildi, çünkü iMac icad olmadan önce de Mac “Mac”ti. O günlerde de üzerine toz kondurulmayan Mac, çirkin bej kasalarda satılıyordu. Bir PC ve bir Mac”i yan yana getirip baktığınızda hangisinin Mac, hangisinin PC olduğunu anlamanız için Mac”i “iyi biliyor” olmanız gerekirdi. 
O halde elimizde sadece işletim sistemimiz kalıyor, kullandığımız alete “Mac” diyebilmemiz için. Demek ki Mac; “Mac OS X”tir”.

Hayır, Mac kullandığı işletim sistemi de olamaz. Eğer öyle olsaydı, bilgisayar kurdu komşunuz “bak, benim PC”ye OS X kurdum” dediğinde onun da bir Mac sahibi olduğunu kabul etmemiz gerekirdi. Hepimiz hemfikiriz ki, üzerine OS X kurulmuş bir PC asla Mac değildir. Oysa, tüm dünyada “meraklı” çok sayıda insan, Apple”ın kullandığı çevre bileşenlerinin aynılarını veya muadillerini toplayarak donanımsal açıdan bir Macintosh”tan farkı olmayan PC”ler yapıyorlar. Hem, eski kullanıcı Mac”in sıcaklığından, kullanıcı dostu olmasından söz ediyor. Onun hatırladığı Mac, düğmesine basıldığında önce bir “gülümser”, ardından sıcak bir “merhaba” ile karşılardı bizi. Bugün ise, bırakın gülümsemeyi, bir selam dahi vermeden pat diye masaüstü ile baş başa bırakıyor bizleri.

Bunca şeyden sonra elimizde kalan tek şey, Apple logosu mu oluyor? Yani müziğin “felsefe” yönü.
Bu felsefe, sözlerin yansıttığı anlam çerçevesinde kişiden kişiye değişmiyor muydu peki? Değişiyordu.
Bu böyleyse, Mac topladığını söyleyen insan, kasası çirkin olsa da; “kendi yorumuna göre” bir Mac sahibi oluyor.

Fakat, sadece kasasının şıklığını beğendiği için iMac aldığı halde üzerine Windows kurup o şekilde kullanan kişinin kullandığı şey ne? PC demeye
dilimiz varmıyor ama üzerindeki Apple logosuna ve şık tasarımına rağmen o makina üzerinde Windows çalışıyor ve hiçbir zaman OS X yüklenip kullanılmayacak. Ve bu şekilde çalışmak zorunda kalan onbinlerce “zavallı” Mac var.

O zaman “Mac nedir?” sorusuna kimseyi tatmin etmese de; “Apple”ın ürettiği ve üzerinde Mac OS çalışan bilgisayar” diye cevap vermek zorunda kalıyoruz. üretici veya işletim sistemi değiştiği anda, “o makine” bir PC”ye dönüşüyor. Bu da “bizim” bakış açımız.
Bu bakış açımız, bir gün gelirde Apple çıkıp; “OS X artık PC”ler üzerinde de çalışabilecek. Buyrun, bir sürü donanım için sürücüler hazırladık, fiyatını da 100 Dolar olarak belirledik” şeklinde bir açıklama yaparsa nasıl bir şekle girecek bilemeyiz. Belki de Dell”in o zamanlar üreteceği “OS X Compatible” uyumlu makineleri veya Toshiba”nın “OS X Ready” etiketli ürünleri bir MacBook”tan çok daha cazip görünebilecek gözümüze.
•••
Bana göre ise bu sorunun cevabı daha farklı:
Benim için Mac, ne OS X, ne sağlam donanımı, ne de Apple logosu.
Mac, bir can simidi.
Beni PC dünyasının karmaşasından, estetik yoksunluğundan ve tehlikelerinden koruyan bir kalkan. Başka bir ifadeyle kullanmak zorunda olduğum bilgisayarlar arasında “konforu” ile beni cezbedebilecek en iyi alternatif. Daha iyisi yapılmadığı sürece, bu alternatif benim Mac kullanmamın yegane sebebi olmaya devam edecek.
Aslında “Mac”, “Mac felsefesi”, “Mac kültürü” söylevleriyle ortalıkta dolaşan yüzlerce kişinin itiraf edemediği, etse de bir türlü dillendiremediği ya da dillendirmediği gerçek de bu.

Mac, kullanıcısını Windows bürokrasisinden kurtarır. “Oraya gir, şunu aç, bunu kapat, şuraya şunu yaz” gibi karmaşık işlemleri Mac”te yapmak zorunda kalmazsınız. İşletim sisteminiz ve bilgisayarınız “kullanıma hazır” halde gelir. Fazla bakım gerektirmez, bozmaya çalışmadığınız sürece “çalışır”. Kullanmak için “bilgisayar bilmek” zorunda kalmazsınız. Zaten Mac kullanıcılarının çoğu kullandıkları bilgisayarın çoğu özelliğinden haberdar değildir.

Daha da iddialı olmak gerekirse, pek çok Mac kullanıcısı bilgisayar kullanmayı bilmez. Bilmek zorunda da kalmaz, basitce, sezgisel olarak işini görebileceği kadarını yapar. Ve bu kadar az bildiği halde işini görür. Mac, daha fazla şey öğrenmek ve işletim sisteminin teknik detayları arasında boğulmak zorunda kalmadan bilgisayar keyfi yaşamanın bir yoludur.
Benim için Mac budur, işlemcisi veya işletim sistemi degil.
Gelecek ay tekrar görüşebilmek ümidiyle; uzun ve muzaffer yaşayın…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here