Ana sayfa Yazılım Mac ortamında video prodüksiyonu – 9: Post-prodüksiyon sürecine giriş

Mac ortamında video prodüksiyonu – 9: Post-prodüksiyon sürecine giriş

0

Bu yazı dizimizde, çektiğimiz görüntülerin Apple üzerinde kullanacağımız birleştirme ve video düzenleme yazılımları ile nasıl işlenebileceğini değinecek, belirlenmiş TV standartları ile tam uyumlu halde nasıl bir iş akışı oluşturmamız gerektiğini öğreneceğiz.

GMac dünyasına giriş yaptığımızdan beri düşünmekten kendimizi alamadığımız konulardan birisi de güncel yazılımların Mac desteği konusu olmuştur. Bundan belki on yıl öncesinden bahsediyor olsa idik bunun bir derece bizi endişelendirmesi gerekirdi ama özellikle yeni nesil Intel işlemci desteği ile Apple son dönemdeki şüphesiz en hızlı yükselişini yaşıyor. Bu yazımızdan itibaren de video prodüksiyonu için kullanılan güncel yazılımlar ve bilhassa sadece Apple sistemleri için sunulan çözümler üzerinde duracağız.

Mac OS versiyonlarını takip edenleriniz var ise özellikle son 10 yıldaki en performanslı ve kullanıcı dostu işletim sistemi serisinin x (on) olduğunu fark etmişlerdir. Bu seri sayesinde artık intel işlemcilerin de saflarına katılması ile Apple performansının doruklarına vararak kullanıcının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek yazılımsal ve donanımsal güce ulaşmış durumda. Piyasada halihazırda bulunan bir çok Apple modeli üzerinde standart olarak sunulmuş olan ve patent”i Apple”a ait olan FireWire bağlantısı sayesinde ise video kameralarımızın hemen hemen hepsinde bulunan evrensel veri yolunun bilhassa tam desteği veren tek sistem olarak Apple”ımız ile ilk bağlarımızı bu şekilde sorunsuz kurmuş olduk.

Kamera sahibi olmadan önce, ilk yazımızdan itibaren sahip olunması şart olan FireWire bağlantı ve özelliklerinden yola çıkarak hangi kalitede ve özelliklerde sistemimize video alabileceğimizi artık bildiğimizi varsayıyoruz. PAL üzerinde sürekli durmamızın sebebi ise gerek DVD olsun gerekse TV yayınlarının piksel bazında çözünürlüğüne denk geldiği için standart olarak sayılmasıdır.

 

 

Apple içerisine aldığımız görüntülerin tümü, kullandığınız video aktarma yazılımının ayarlarına bağlı olarak çeşitli kodek ve formatlarda yazılabiliyor olabilir. Kompozisyon sürecine dahil olduğunuzda aktardığınız videonun formatı da son derece önem teşkil etmeye başlıyor. Apple ile birlikte işletim sistemimizin bir parçası olan ve son derece marifetli Quicktime formatının marifetlerini buradan itibaren görmeye başlıyoruz.  Quicktime, Apple ile çalışması en sorunsuz format olmasının yanında bir nevi içerisindeki kodekler sayesinde Apple ile kullanabileceğimiz video yakalama donanımlarının da kaydedici formatı görevini rahatlıkla görebilir. örnekse; Microsoft Windows işletim sistemi asıl olarak video formatı AVI üzerine yoğunlaşmış ise, Apple için de Qtime”ı sayabiliriz. Tüm hesaplarımızı ve kayıt ile ilgili format kargaşasını qtime formatı ile noktalayabiliriz. Apple, birlikte gelen iLife paketinin süre limitli versiyonu da dahil olmak üzere ilk aldığımız andan itibaren tam olarak  ihtiyacımız olan video işleme ve düzenleme işlevlerini bize sunuyor.
Post-prodüksiyon olarak adlandırılan süreç bundan sonra sık sık duyacağımız terimler arasında. Prodüksiyon, çekim gerektiren ve bilgisayar ile temasımızdan önceki her türlü üretim kısmını kapsayan terimdir. Post-prodüksiyon ise tersine, çekim sonraki tüm süreci kapsar. Buna kurgudan önce videonun aktarılması, aktarıldıktan sonra türlü birleştirme işlemine (compositing) tabi tutulması da dahildir. Post-prodüksiyon ayrı bir sektördür ve piyasada sadece çekilmiş sinema filmleri, reklam filmleri gibi video görüntüleri üzerinde 3 boyutlu animasyon ve görsel efekt üretimi hizmeti veren firmalar vardır. Bu firmalarda kullanılan sistemler çeşitli modellerde Apple iş istasyonları ve yine PC iş istasyonları olabilir. Bu sistemlerin ortak noktası, genellikle üzerinde bulunan video yakalama kartları sayesinde başka bir kaynaktan gelen görüntüleri sayısallaştırarak sisteme istenilen formatta kayıt edebilecek video donanımlarına sahip olmasıdır.

 

 

Video yakalama kartlarının bir diğer önemli özelliği de, var olan görüntü çıkışınızın masaüstü monitör haricinde video referans monitörünü de kullanabiliyor olmasıdır. örnekse; Apple FinalCut üzerinde kurgu yaparken çalışma ekranında sadece video alanını TV veya özel broadcast monitöründe görmek için çıkış olarak kullanabilirsiniz. Post prodüksiyon işine girildiğinde bilinmesi gereken şeylerden bir tanesi de çalıştığınız projenin video çıkışını kontrol ederek bir takım standartlara göre görüntünüzün kontrol edilmesidir.  Video referans monitörü adı altında internette birçok ebatta ve çözünürlükte CRT monitör bulmak mümkündür. Fiyatlarının görece trinitron TV”lere göre pahalı olmasının sebebi ise standart TV”lerden çok daha hassas ve doğru şekilde video sinyalini gösterebiliyor olmasıdır. ?imdilerde yerine LCD veya Plazma TV”ler kullanılmaya başlanmışsa da doğru referans her zaman CRT Broatcast monitörlerdir. Bu noktada evimizde kuracağımız bir post prodüksiyon amaçlı sistem için Trinitron 37 ekran Sony TV yeter de artar bile. Donanımsal video ile güçlendirdiğimiz Apple”ımızın hemen hemen tüm video düzenleme yazılımlarının bu kartları desteklediğini söylemeden geçmeyelim. Piyasada Apple MacPro sisteminizle kullanabileceğiniz iki tane video donanımı vardır. Bunlardan bir tanesi Blackmagic-design Declink, diğeri ise Aja kona”dır. Bu kartların ortak özelliklerinden birisi de hem Apple FinalCut hem de Adobe yazılım paketi ile sorunsuz bir şekilde görüntü yakalama/referesans monitör çıkışı alma fonksiyonu olmasıdır. örnekse; Apple için kullanacağımız Adobe Creative Suite CS4 Production Premium paketi gibi video işleme ve düzenleme ihtiyaçlarımızın tamamını giderebilecek bir yazılım paketi ile tam uyumlu şekilde çalışıyor.  Adobe Premiere programının Capture seçeneği ile video kaydetmek istediğinizde, yazılım kullandığımız video yakalama kartını kullanarak aktarmak istediğiniz görüntünün çözünürlük ve kalite ayarlarına müdahale etmenize izin veriyor.

 

 

Projeniz için çektiğiniz MiniDV kameranız ile yaptığınız firewire bağlantısı sayesinde görüntüleri zaten sorunsuz bir şekilde aktarabilsek de bir önceki yazımızda bahsettiğimiz HD kameraların profesyonel olanlarında görüntüyü aktarabilseniz bile sistemde oynatmak da ayrı bir işlemci gücü gerektiriyor demiştik. Bahsettiğimiz video kartları sayesinde HD videonuzun özel kodek yardımı ile kaydedip video kartı yardımı ile sorunsuzca işleyebildiğimize şahit olacağız. Aynı anda işlemler sırasında oynattığımız video görüntüsü de kartımızın video çıkışından monitörde gerçek zamanlı olarak aktarılabiliyor. Bunun en fazla faydasını bir reklam filmi veya TV de yer alacak herhangi bir görsel üretirken dikkat etmeniz gereken ama elinizde video monitörü olmadığı için tam kontrolünüz olmadan karar vermeniz gereken durumlarda anlıyorsunuz. Postprodüksiyon işinde video üretimi konusu bir tek video oluşturmak değil, bu videonun yayın standartları açısından uygun olup olmadığını denetlemekten de geçiyor. TV yayını her ne kadar 720×576 piksel için saniyede 25 kare olarak Pal standardı olarak belirlenmiş olsa da, oluşturduğunuz görüntü tam olarak TV ekranına yansıtılamayabilir. Apple üzerinde çalışan herhangi bir video üretim yazımı da bu konuda gerekli araçları içinde bulunduruyor olsa da bunun gerekliliklerini bilerek hareket etmek size düşüyor. Ekranın %12.5″lik bir kısmının bazı TV”lerde “kesilebileceği” göz önünde bulundurulan bir standarttan bahsediyoruz. Bunun için yazılımımız üzerinde iki adet alan işaretlenmiştir.

 

 

En dışta ekranın %6″lık bir kısmını kenardan kaplayan alana “action safe” adı verilir. Biraz daha içerden bu alanı da kapsayan sınıra ise “title safe” adı verilir. Siz bu kılavuz çizgileri baz almadan görsel ürettiğinizde başınıza gelebilecekleri örnekleyerek ehemmiyetinin bir defa daha altını çizelim. Apple FinalCut Studio programı ile görüntülerinizi montajladınız ve onları bir kare içerisinde küçülterek ekran üzerinde herhangi bir kenarda PIP (picture in picture) efekti ile görüntülemek istiyorsunuz. Bu efekt çok fazla haber programlarında iki kişinin konuşmasını veya konu ile alakalı başka görüntülerin ekranın bir köşesinde paralel olarak gösterilmesi amacı ile de kullanılır. Lakin siz ekran arayüzünüzü tasarlarken o videolardan bir tanesini çok kenara yanaştırdığınızda başınızın belaya girme olasılığı yükseliyor demektir. Hele ki bu grafik öğesi veya bir metin ise durum daha da vahim çünkü hangi tür görüntüden feragat edebileceğiniz konusunda; zaten action ve title olarak iki gruba ayrılmış durumda bu belirtilen alanlar. Title, yazı anlamına gelir ki görüntünün kesilmesi sorun olmayabilirken yazının kesilmesi tam bir felaket ile sonuçlanabilir. Haberler’de gördüğünüz kayan altyazılar orada göründüğü gibi 720 x 567 piksellik çerçevenin içerisinde en alta yapışana kadar görüntünün altına yerleştirilmez. Biraz daha pay bırakılarak daha yukarı çıkarılarak ekranın daha içerisinde olması sağlanır. Bu ölçü göz kararı olabilecek ken video monitörümüz olmadığı için anlamanın tek yolu title safe alanının içerisinde bırakmaktır. Böylelikle en azından yazılarımız tehlikeli alana taşmamış ve kesilme riskinden uzak kalmış olacaktır.

 

 

Action safe de ise durum daha basittir, kullanacağınız görüntünün action safe alanı dışında kalan kısmının kesilebileceğini göz önünde bulundurarak kadrajınızı ona göre ayarlamanıza olanak verir. Bu noktada Apple sistemimize bağlayacağımız bir broadcast monitörün önemi ortaya çıkıyor. Siz Apple FinalCut üzerinde yazının yerini ayarlarken aynı anda video monitörü üzerinden yazının ekranın alt kısmına ne kadar yakın olup olmadığını görme şansınız var. Burada anahtar kelime “referans”tır. Bu tür referans monitörlerinde kadrajın TV standartlarına göre güvenli sınırlara tabi tutulara ayarlanması dışında renk ile ilgili problemleri de anında tespit edip müdahale etme şansımız vardır. öyle ki çok parlak kırmızı rengin yayın sırasında diğer komşu renklere sıçrarmış gibi görünmesine yol açan efektin yok edilmesi için tonuyla oynama şansınız olur. Gerektiğinde de çalıştığınız monitörde normal gri değerlerine sahip bir grafik yayına çıktığında tahmin ettiğinizden çok daha koyu olmaması için yine bu iki görüntünün video monitör referans alınarak renginin düzenlenmesi süreci başlatılır. Tüm bu süreç boyunca kullandığımız Apple sistemi üzerindeki video kartının sadece görüntü yakalamak için olmadığını da görmüş olduk. Kullanılan monitörün marka ve modeli ne olursa olsun, post-prodüksiyon sürecinde referans video monitör kullanmak sistemin olmazsa olmazlarındandır. Görüntü üretimi için kullandığınız kamera, grafik tasarım yazılımı, internetten indirdiğiniz video veya her ne çeşit grafik-video öğesi olursa olsun, video monitöründe çok farklı görünebilir. Bu konuda bilgi sahibi olmak ve görüntülerinizde en az sürpriz ile sorunsuz olarak görüntü kalitesini azami seviyeye taşımak istiyorsanız işleri Apple üzerinde kullanabileceğimiz bu iki video yakalama kartından birisi ile bir video kaynağında test etmelisiniz. Zamanla hangi tür işlerde nelere dikkat etmek gerektiği ile ilgili tecrübeye ulaştıkça bir videonun field, chroma, saturation, gamma gibi özelliklerinin nasıl ayarlanması gerektiğini de öğrenmiş oluyorsunuz. özellikle daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz field kavramı, CRT monitörlerin çalışma prensibi açısından tam olarak test edip doğru sonucu almamız gereken bir konu. Daha sonraki yazılarımızda sıkça adını duyacağımız field için şimdilik ağzımı sıkı tutuyor, bir sonraki yazımıza “bol titremeli videolar” diliyorum! 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here