Ana sayfa Yazılım Mac ortamında video prodüksiyonu 14

Mac ortamında video prodüksiyonu 14

0
Adobe, bu güne kadar ürettiği video düzenleme yazılımı Premiere üzerinde her zaman bir konu üzerinde özellikle durmuştur. Bu yazımızın da önemli bir kısmını teşkil edecek olan video düzenlemesi ve donanımsal ivmelendirme seçenekleri ile birlikte video standartları üzerinde tam hakimiyet sağlayarak kurgu prensiplerine giriş yapacağız.

Adobe CS5
 

 

Sayısal ortama aktarılmış her video verisi, kendine has algoritmalar ile kodlanmış bir takım “kodek” adı verilen format seçenekleri ile yazılımlar tarafından anlaşılır. Bunun dosya biçimi ile karşılaştırılması kaçınılmaz elbet ama bilmemiz gereken en mühim fark, bu dosya biçimlerinin kendi bünyelerinde barındırdığı kodek seçenekleridir. Kodeklerin temel amacı, bir video veya ses verisini sistemi en az yoracak (çözümleme ve dönüştürme süreci) ve kalite/ebat oranını en azami seviyede kullanacak başarılı bir çözüme ulaşmaktır. Video standartları, bir video verisinin sayısal ortama aktarıldığındaki piksel bakımından çözünürlüğünü ve saniye başına düşen kare sayısının yoğunluğunu söyleyebilir ama kodek ile ilgili bir standart belli değildir. Kodekler bizim hayatımıza tam bu noktada, sayısal veriyi ne biçimde ve ne kodekte kaydedeceğimizi belirleyeceğimiz anda ortaya çıkarlar. DV, bir bakıma hem çözünürlük ve kare sayısı bakımından hem de ihtiva ettiği sıkıştırma miktarı ve yöntemi açısından bir standart olarak karşımıza çıksa da bu standardı belirleyen biçim kayıt şeklidir.

 

DV kasete kaydedilen görüntülerin standartlar gereği kaydedilirken işlediği veri miktarı ve çözünürlüğü bellidir. Sizin kameranız çok iyi görüntü elde edebiliyor olsa bile bir DV kasete aktarılan görüntünün bitrate (saniye başına sayısallaştırılıp örneklenen veri miktarı – mbyte değil mbit) ve çözünürlük değerleri bir bakıma DV kasete göre yeniden biçimlendirilmekte ve bazı durumlarda elde etmek istediğiniz kalite bu dosya biçiminin kullanılış şekli sebebi ile elde edilemeyebiliyor. HDV kasetlerde durum çözünürlük yükselse ve eri miktarı kayda değer şekilde artmış olsa da o donanımsal kayıt işlemine has bazı sınırlara takılmaktadır. Bunun üzerinden geçmemizin sebebi ise, elimizdeki kaynak görüntünün kalitesinin, kullandığımız sistem ve sistem içerisine entegre olarak çalışan video yakalama kartları ile doğrudan bağlantısı olmamasıdır. çeşitli profesyonel görüntü yakalama kartları üzerinde bulunan 4-4-4-4 -12 bit gibi ifadeler her ne kadar oldukça ham hali ile görüntüyü hiç sıkıştırmadan sisteme sayısallaştırabileceğini söylese de kazın ayağı aslında öyle değil. Elinizdeki görüntünün kalitesi çok iyi değilse, örnekse; HDV kasete yaptığınız 1080i taramalı görüntüyü kaydeden kameranız amatör bir sayısallaştırıcı sensör ve objektif kullanıyorsa elde edeceğimiz görüntü bizim sıkıştırmasız görüntü aktarabilen sistemimizden alakasız olarak zaten kötüdür.

 

Birçok kamera üreticisi kameralarının üzerine kolayca 1080p yazabilir ama aslında o çözünürlüğü net bir şekilde doldurabilecek kadar hassas ve kaliteli sensöre sahip olmadıkları gibi, son kullanıcı hedefli modellerde kullanılan objektifler de başarımı olumsuz etkileyen bileşenlerden birisidir. TV ekranınıza bağladığınızda TV’nizin görüntüleme teknolojisinin türüne göre değişse de birçok hata ve sorun aslında hiç olmadığı kadar sorunsuz görünür. Tüplü televizyonlarda da piksellerin daha sınırları yumuşak olan bir yapı ile görüntülenmesi sebebi ile yumuşatma etkisi yapmasından dolayı piyasada yaygınlaşmış olan amiyane argosu ile; “yayında toplar” deyimi buradan gelmektedir. Bazı hatalar, renk atlamaları, kodek sebebi ile kalitesizleştirilmiş görüntüler üzerindeki kırıklıklar mucizevi bir şekilde TV ekranında oldukça sorunsuz görünmektedir. Elbet buna güvenerek bazı hataları görmezden gelmek çözüm olabiliyor gibi görünse de iş görüntünün işlenip video kurgu yazılımı ile tekrar sayısallaştırılması aşamasına geldiğinde belli oluyor. Premiere ile birlikte Adobe cs5 versiyonunda verdiği doğal dosya biçimi desteği ile videoları dönüştürmeden projemizde kullanma şansına eriştik.

 

Peki ama video üzerinde düzenleme yaptığımızda o kaynak dosyasının biçimi ve kodeği neden bu kadar fark ediyor? Bu sorunun cevabını Premiere in görüntü düzenleme özelliklerinden bahsederek örnekli olarak bulalım. Kurgu yazılımlarının belki de en eskilerinden olan bu Adobe ürünü, tüm kurgu yazılımlarında olduğu gibi bir video dosyasının münasip yerlerinden kırpılması, kısaltılması, uzatılması gibi videonun süresi ve konumu ile ilgili düzenlemeleri yapmak için standart araçlara zaten sahip. Asıl durum, bir görüntüyü diğerinin üzerine bindirmek, üst üste bir kaç grafiği birleştirmek istediğinizde ortaya çıkıyor. Premiere ile birlikte gelen ve Apple’ımızın hafıza miktarına bağlı olarak onlarca katmanla çalışabiliyor olmamıza rağmen, kullandığımız videoların kaynak dosyalarında kodek sebebi ile sıkıştırması var ise renk derinliği ve piksel yoğunluğu gibi eksiklikler gün yüzüne çıkmaya başlıyor. İşin özünde örnekleme olduğu için, her video düzenleme yazılımı gibi Premiere de bir videonun başka video üzerine bindirildiğinde eğer iki rengin karışması gerekiyor ise bu karışımın matematiksel olarak iki rengin değeri alınarak hesaplanması gerekiyor. Eğer ki koyu olması sebebi ile bizim kırmızıdan koyu kırmızıya degradeli geçişi olan bir fonumuz varsa ve biz onun üzerine o rengin daha da açılmasını ama aynı degrade değerlerini taşıyarak başka bir renk oluşturmasını istersek, o degradenin yeni rengini elde etmek için gerekli renk derinliğine sahip değilse ortaya renk geçişleri belirgin, düzeltilmesi nispeten imkansız sorunlar ortaya çıkacaktır. TV ekranında direkt olarak gösterilecek videolarda belki bu tür renk derinliği problemleri zaten TV’nin de renk gösterim kapasitesi bizim algımızın altında olduğundan sorun çıkmaz ama bir görüntüyü çok geniş değerlerde renk spektrumuna maruz bırakarak düzenleme yapan yazılımlarda ortaya çıkması kaçınılmaz. özellikle koyu kısımlar diyoruz çünkü renk, sayısal ortama aktarılırken rengin RGB (Red-Kırmızı, Green-Yeşil, Blue-Mavi) değeri ve Luminance (açıklık-koyuluk) değeri ile birlikte yazılır. Kırmızı rengin, hem 3 rengin karışımı ile oluşan tonunun ve bu tonun açıklık koyulu değerinin yüksek kalitede aktarılabilmesi için olabildiğince sıkıştırmaya maruz kalmaması lazım. Var olan kodekler içinde her ne kadar bu sıkıştırma oranının görüntüyü bozmadığı ve çok kaliteli sonuçlar verdiği iddia edilse de h264, mp4, divx, mpg, m2v gibi kodekler çok fazla kullanılır ve bu formatlar videonun sorunsuz bir şekilde TV ekranlarında fark edilemeyecek seviyede sayısal sıkıştırma ile az yer kaplamasını sağlar. Lakin hepsinin de renk derinliği ve çözünürlük açısından görüntü birleştirme ve görüntü etkileri yaratmak için uygun olduğunu söylemek güç. Premiere ile birlikte yeni versiyonda tanıtılan Mercury Play Engin ile ekran kartınızın donanımsal ivmesi ile görüntü oynatımını başarmayı vaat ediyor olsa da eldeki kaynak görüntünün bu noktada kaliteli olup olmadığı doğrudan bu teknolojinin başarımını etkiliyor.

 

 DVD video biçimindeki disklerin içindeki sayısal video dosyasının da mpeg2 kodek ile sıkıştırılmış olduğu gerçeğini de hatırlarsak aslında elimizdeki en kaliteli görüntü kaynağı olarak görünen DVD bile ciddi bir sıkıştırma işleminden geçen kodek ile sunulmaktadır. Elimizdeki kameranın da DV kasede kayıt yapıyor olması ileri seviye görüntü birleştirme sürecinde sorun yaşatacak kadar ortalama kalite olduğunun altını çizelim. Apple, firewire üzerinden aktardığımız DV kaset görüntüleri Premiere ile hiç bir dönüştürme işlemine sokulmasa dahi, var olan kaynak kaydı zaten sıkıştırmalı bir görüntü ihtiva eder. O yüzden de aktarma veya sonrasında sayısal görüntünün kaydı sırasında kalitesi ile ilgili tek sıkıntımız ilk kayıt ortamı ve biçimi olmalıdır. Bu noktada Premiere içerisinde bulunan öntanımlı ayarlarda ismi geçen DSLR fotoğraf makineleri, HDXDCAM ve diğer sayısal ortama kayıt yapan video kamera ve profesyonel fotoğraf makineleri için gerekli kodek çözücüler yüklenmiş durumdadır. Aktarım sırasında herhangi bir dönüştürme işlemine tabi tutulmazlar ve tüm görüntü etkileri, birleştirme işlemleri için gerekli ham, işlenmemiş bilgi kaynağı olarak doğrudan kayıt çin kullanılan dosya kullanılır. Burada kalite, sizin video düzenleme yazılımınız veya kullandığınız sistem tarafından değil, kaydı yapan video ekipmanının oluşturduğu sayısal dosya biçimindedir artık. Apple, üzerinde kullanabileceğiniz dahili Video Donanımı kartları ile (video capture-playback card) bazı işlemleri bizim yerimize yerine getiren donanımlara da tam destek veriyor. örnekse; Blackmagic-Design firmasının hem PC hem de Mac için farklı çözümleri mevcut. Bu tür yeni nesil kartlar, tam işlevsel destek ile Premiere tarafından destekleniyor. Kullandığımız farklı biçimde farklı kodeklerde videoları tek tip format kullanan projemizde rahat bir şekilde kesip biçebilmek de bu donanımların marifetleri arasında. çünkü her kodek için belirlenmiş özelliklerde ve çözünürlükte görüntüyü ekrana getirmek için farklı çözümleme algoritmaları ile sürekli işlemciyi meşgul etmektense var olan kodekler video kart üzerinden filtrelenerek sadece donanımsal olarak kartımızın desteklediği formatta açılan projemiz ile tek kodek üzerinden muhatap oluyorlar. Bu şekilde Premiere sadece videolar üzerindeki görsel etkiler ve görüntü birleştirme işlemleri için işlemci ve hafıza kullanım yoluna gider ve çalışma performansınız gözle görülür şekilde artar. Adobe Premiere, CS5 versiyonu ile birlikte video yakalama kartlarının görevlerinin bir kısmını, ekran kartımıza yüklemek gibi bir işlev ile geliyor ve ciddi hız artışı vaat ediyor. öyle ki boyutları GB’larca tutabilen 4k’lık video görüntülerini bile sorunsuz oynatabilen bir yenilikten bahsediyoruz.

 

Bir kurgu yazılımının “hızlı” olmasını belirleyen en önemli özelik çoklu biçim desteğidir. Farklı onlarca video biçimi ile çalışabilen Premiere CS5, bu anlamda sektöre öncülük edebilecek kadar geniş bir desteğe sahip. Kullandığınız video kameranın tipi ne olursa olsun, CS5 versiyonu ile birlikte Adobe PRemiere, sayısal kayıt formatlarının hepsine destek verir durumdadır. Bu açıdan Premier, uyumluluk olarak çok yüksek başarıma sahip bir video düzenleme yazılımıdır.  Donanımsal video yakalama kartlarının kullanımı ile birlikte her kurgu yazılımında projeler için öntanımlı ayarlara yeni seçenekler eklenir. Eğer sisteminizde Blackmagic-design video kartınız var ise proje açtığınızda sisteminizin tüm videoları tek bir kodek ve biçimde birleştireceğini söylediğimiz ayar penceresinde declink’e has seçenekler belirir.

Bu seçenekler aslında sistem içerisinde ekli diğer kodeklerden farklı olarak tüm görüntülerin gerçek zamanlı olarak declink kartımızın video çıkışından da gösterilmesini de sağlar. Bu sayede bir video görüntüsünü hem PC ekranımızdan hem de kullanacağımız kartın ve video özelliklerinin sınırlarına göre HDMI veya coaxial tipi kablolar ile çıkış aldığımız TV ve benzeri görüntüleyicilerde de test edebiliyoruz. Bunun önemini özellikle TV ekranı gibi farklılık gösteren, tam olarak standardı CRT TV’lerde test edebileceğimiz projelerde çalıştığımızda anlıyoruz. Premiere ve diğer video düzenleme yazılımları ancak Firewire donanımları ve özel yazılım eklentileri ile çalışma ekranını video çıkışına dönüştürerek verebiliyorlar.

 

   Ama 190 Dolar’dan başlayan declink çözümleri (Declink Intense pro) ile bu çok kolay şekilde çözülebiliyor. Video ile donanımsal ivmelenmenin bir diğer avantajı da benzer çözümlere nazaran çalışma performansınızın her zaman azami seviyede olacağını bilmenizdir. Bilmediğiniz bir video biçimi ile uğraşma derdi olmadan projenizde orijinal video kaynağını kullanmak hem zaman hem hız kazandıran bir özellik. Video kaynak dosyasının büyük olması sebebi ile disk okuyucu ve işlemci arasındaki yük sebebi ile performans kaybı da bu şekilde video kartı kullanarak aşılıyor.çünkü işlemcinin çözümlemesi gereken kodek ve görüntü aktarma işlemi tamamen işlemci üzerinden alınarak
ferah bir şekilde diskteki video dosyasının doğrudan video kartına aktarılması ile tam donanımsal ivmelendirme deneyimi gerçekleşiyor. Şu an Premiere ile uyumlu MAC için iki adet video kart üreticisi var. Birisi örneklerimizde bahsettiğimiz Declink, diğeri de Aja kona video yakalama kartları. Bu kartlar, üzerindeki giriş çıkış çeşitliliğine ve görüntü üzerinde sıkıştırmasız işleme yeteneklerine göre çeşitlilik gösteriyorlar. Var olan yazılımsal destek ile birlikte hem zaman hem de hız kazancı sağlanmasından ötürü bir çok film stüdyosunun ve prodüksiyon firmalarının kurduğu video düzenleme setlerinin vazgeçilmez parçaları olma özelliklerini koruyor. Bir dahaki yazı dizimizde Adobe Premiere ile görüntü ve ses özelliklerine detaylı giriş yapacağız. Tekrar görüşene kadar, kayıt! ML

 

ESET Banner_700x80 Bellatrix technotoday

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here