Ana sayfa Yazılım Mac Ortamında video prodüksiyonu – 13

Mac Ortamında video prodüksiyonu – 13

0

Adobe Creative Suite – Production Premium – Premiere : Kayıt ve kodek özellikleri

İlk sayımızda bahsettiğimiz DV kameralar ve sonrasında yarı-tam profesyonel HD kameralardan da laf açıldığında, hep bu kameraların kayıt ortamları ve formatlar hakkında bilinmesi gerekenlerden bahseder olduk. Şimdi ise bir sayısallaştırma süreci olarak görebileceğimiz aktarma ve çalışma ortamımızı belirleyecek proje özelliklerinden bahsedeceğiz.
 

 
Apple’ımızda bize kurgu ve giriş seviyesi birleştirme (compositing) işlemlerinde yardımcı olacak Adobe Production çözümü Premiere, tüm amatör-profesyonel kurgu setlerinde olduğu gibi bazı temel özelliklere sahip. Kurgu yazılımlarını karşılaştırırken veya bir kurgu yazılımında olması gereken özellikleri araştırırken şimdilerde en dikkat etmemiz gereken şey şüphesiz verdiği dosya formatı desteği olacaktır. Biz bu satırları okuduğumuz sırada bile dünyanın bir yerinde yeni bir marka elektronik üreticisi DLSR fotoğraf makinesini (video çeken) veya hafıza kartına kayıt yapan ve genellikle spor çekimlerinde kullanılan Parmak kamera modelini duyuruyor olabilir. Her ne kadar biz formatlar hakkında ve dolayısıyla bu formatların kullanıldığı donanımlar üzerinde epey kafa patlatmış olsak da HD denildiğinde video kaydı sırasında sıkıştırma ihtiva eden ve özellikle hafıza kartına çekim yapan DSLR (objektifi değişebilen profesyonel fotoğraf makinelerine verilen genel isim) fotoğraf ve video kameralarının da (misal Sony Ex-2 HDXDCAM,  hafıza kartlarına kayıt yapıyordu hatırlarsanız) kullandığı bazı kodek”ler söz konusu olabilir.

 

  Neyse ki son dönemde adını sıkça duyduğumuz Adobe CS5 yazılım paketi dahilinde gidilen iyileştirmelerden bir tanesi de bu formatlara verilen destek. Adobe Premiere dolayısı ile CS5 versiyonu ile bir fotoğraf makinesi (video çekme özeliği olan profesyonel fotoğraf makineleri) ve video kamera (Panasonic-p2 veya Sony Ex-1 gibi hafıza kartına çekim yapan) ileUSB 

arabirimi üzerinden özel bir eklenti yüklemeye gerek kalmaksızın Premiere ile doğrudan video transferi yapabiliyoruz.

Buradaki transfer kelimesi eskiden olduğu gibi dosya dönüştürme anlamına gelmiyor, bizzat dosyanın orijinal versiyonun kullanarak kurgu ekranımızda görebiliyoruz. Bu doğal destek hem dosya transferi açısından hem de görüntü kaybına yol açan ve aktarma sürecini etkileyen dönüştürme işleminden de tamamen kurtulduğumuz anlamına geliyor.

Aktarma kısmında video yakalama kartı veya DV/HDV kameramızdan Firewire 400 üzerinden görüntü ekliyorsa kodek kısmına bizim tasalanmamıza gerek yok çünkü firewire üzerinden yapılan aktarmada AVI veya MOV formatında DV kodekle kayıt olduğunu en azından biliyoruz.

 

Premiere ile birlikte gelen bu dosya formatları ve bu formatların kodek”lerine gelen doğal destek sonrasında her ne kadar bizim aktarılan işin kodeğini bilmemiz şu an için elzem olmasa da açacağımız projenin de özelliklerinin buna yakın olması gerekmekte. örnekse; elimizde bir adet Panasonic Lumix GH-1 Profesyonel DLSR fotoğraf makinemiz var. HD kameraların üzerinde PAL ya da NTSC  
ibaresinden onun saniyede kaç kare kayıt yaptığını ve yanındaki ”i” ya da ”p” ibaresinden de feield”lı mı yoksa progressive kayıt mı yaptığını anlayabiliyoruz ama bu durum fotoğraf makinelerinde biraz daha karmaşık. Buna sizin menüden karar vermeniz gerekiyor. Birçok HD kameranın aksine bu tür video çeken fotoğraf makinelerinde fazlaca seçenek bulunur. Bir HDV kamera özellikle aktarım öncesi söylemediğimiz taktirde kasede 25 kare yerine saniyede 24 kare kaydetmez veya NTSC görüntü kaydedemez. üzerindeki görüntü işlemcisi bu tür çeşitliliğe izin vermez. Ama fotoğraf makinelerinde kullanılan görüntü sayısallaştırıcı birim CCD değil de CMOS olduğu için elimiz biraz daha rahat diyebiliriz.

Hemen kamerayı elimize alıp baktığımızda şöyle seçenekler olduğunu fark ediyoruz diyelim: 1920×1080-30i, 1920x108024p, 1280×720-60p, elimizdeki seçeneklerden bazıları.Şimdi çekim yaptıktan sonra düzeltilebilecek bazı şeyler elbet var. Mesela saniyede 60 kare HD (full HD değil ama) kayıt yaptığınızda bunu hızlandırıp saniyede 30 kareye indirebilirsiniz ve görüntü kaybınız olmaz. Ama bunu saniyede 24 kare ve Full HD bir projenin içinde koşturmaya kalktığınızda hem videonuzun sağlıklı bir şekilde bölünemez bir katsayı ile kare sayısını düşürmüş hem de çözünürlüğünü olduğundan daha yüksek bir projede büyüterek kullanmış olursunuz.

 

Premiere CS5 tamamen format bağımsız olarak aynı timeline üzerinde (montaj yazılımlarında videoların art arda dizildiği kurgu penceresine timeline denir) sorunsuzca oynatabiliyor ama buradaki sorunsuz ibaresi eminim bu işin inceliklerinden anlayan ve bir takım kalite kaybı sorunu yaşamış olanları oldukça tedirgin edecektir. Sorunsuz demek, saniyede 24, 25, 20 veya o proje ne gerektiriyorsa o kadar sayıda kareyi oynatıp görüntüde takılma olmayacağını garanti eder bir cümledir ama kalite için bir referans vermez.
 

 
Video işleri ile alakalı olan birisi olarak sizin kayıt ortamınızdaki özellikler ile çalışmak istediğiniz projenin teknik verilerini eşleştirebiliyor olmanız gerekmektedir. örnekse bizim tam HD bir TV”de projemizi yayınlamak gibi bir niyetimiz yok ama görüntüler üzerinde birleştirme işlemine gireceğimiz için olabildiğince net çalışmayı uygun gördük ve o yüzden 1280×720 çözünürlüğünü seçtik. Şimdi asıl handikap şu; kaç kare/saniye çalışmamız gerekiyor. Bunu TV”de yayınlamayı düşünüyorsak bu rakam 25 olmalı, “ha yok ben bunu sinema perdesine yansıtacağım” dediğinizde bu rakam 24″e dönüşüyor.

 

Peki field? Orada da seçim yapmanız gerekmekte. Bazı video kameralar ve foto makineleri Tam HD çözünürlüğe ancak yanlarında ”i” (interlace) ibaresi ile destek verebiliyor olabilirler, bu TV için sorun değil, çalışmanızı ve sonraki tüm işlerinizi uygun sırada field yaptığınız takdirde hiç sorun değil. Bilhassa genel olarak projenizde field kullanmak belalı bir iş olmakla birlikte (her planın aynı field yapısını sağlamak zorunda olduğunuzdan) görüntüde özellikle tüplü (CRT) TV”lerde daha akıcı bir hal alacaktır.
 

 
Bunun sebebini yani field”ın TV ekranlarınca nasıl yorumlandığını hatırlarsanız daha önceki yazılarımızda incelemiştik. çözünürlükten bağımsız olarak kare sayısı eğer PC ekranında oynatacaksanız pek sorun değildir. Yalnız görüntünün interlace yani field”lı olması özellikle LCD monitörlerde rahatsız edici bir etkiye sebep olabilir. Kare sayısı konusunda tam bir sınırlama olmamak ile birlikte zaten saniyede 30 kare olan teorik göz algılama sınırını aşmadığınız takdirde teknik olarak bir sınır sizin için bir şey ifade etmiyor. Daha önce başınıza gelmemiş olan ama özellikle tam ekran Full HD görüntü kurgusu ile karşılaşabileceğiniz bir durum üzerinde örnekleyerek kare uyuşmazlığının nelere sebep olabileceği konusunda sizi uyarmış olayım.

 

  Elinizde Adobe Premiere ile açılmış Tam HD saniyede 25 karelik bir projeniz var. Ve evet hiç bir aksilik yok ve projenizde kullandığınız videoları da bizzat ellerinizle ayarlayarak 1920×1080 25P olarak çektiniz. Yani monitörde field etkisine sebep olacak interlace olayına da hiç girmediniz.  Adobe Premiere’in videonun oynatıldığı görüş penceresini tam ekran yaptığınızda şöyle bir problemle 
karşılaşmanız olası. üretilen LCD bilgisayar ekranlarının çok büyük bir yüzdesi 60hz”dir.Yani bir görüntüyü oluşturabilmek için dikeyde ekranı her saniyede 60 kere tazeler. Tazeleme işlemi de CRT tüplü TV”lerdeki gibi yarım satır değil tamdır. Yani ekran aynı anda kararıp aydınlanarak yeni karenin olması sağlanır. Peki burada problem nedir? Bir ekranın saniyede 60 kere görüntü verebilecek kadar hızlı görüntü üretebilmesi bizim için avantaj değil midir? Eğer saniyede 30 kare çalışıyorsanız evet! Şayet hepimizin yaptığı gibi yayın standardımız PAL olmasından mütevellit, biz saniyede 25 karelik görüntüyü saniyede 60 kere görüntü yenileyen bir ortamda görüntülemeye kaldığımızda belli aralıklarla sanki ekranda bir sınır ortadan ikiye bölüyor ve o bölünen kısım her göründüğünde farklı bir yerdeymiş, o sınırın üstü ile altı birer kare öncesi-sonrasını gösteriyormuş gibi gelecektir. Cevap çok basit. Bu yüzden yeniden çekim yapan veya monitörünü değiştiren bile var inanın bana.

 

Aslında sizin görüntünüzde veya videonuzda kırılma yok. Sadece monitörünüz yapısı gereği ekrandaki görüntüyü 1 saniyelik zaman içinde 60 eşit parçaya bölemiyor çünkü 25, 60″ın katlarından değil. Yani 30 kare/saniye görüntü ile çalışıyor olsaydık çok basit bir şekilde monitörümüz her 2 karede bir yeni görüntü karemizi gösterecek ve kolaylıkla 30×2 = 60 sonucuna ulaşabilecektik. Bu bir aksilik gibi görünse de aslında bizim çalışmamızın kalitesini etkileyen bir nokta değil. Bunu sadece uygun ortama göre çalışma projenizin oluşturulması gerekliliğinin altını çizmek için bir örnek olarak ele aldım. Bu durum da zaten tam ekran görüntü tazeleme gereği duyduğunuz projelerinizde kare uyuşmazlığı sebebiyle karşılaşabileceğiniz nispeten zararsız bir durum.
 

 
Lakin sinema filmlerinin 24 kare çekilmiş olması ve TV”lerde oynatılabilmesi için 25 kareye çevrilmesi gibi bir işlem görüntünüzde  ufak takılmalar, atlamalar varmış gibi bir yanılsama etkisine sebep olabilir. Olabildiğince baştan projemizin özelliklerine dikkat ederek çekim yapmamız bizim yararımıza olacaktır. Premiere, kare sayısına kendi elimizle girişi yapıp istediğimiz seviyeye ayarlamamıza izin veriyor ama standart ayarlarda (presets) ön tanımlı proje şablonu olarak en sık duyacağımız HD formatı 1920×1080 – 25P”dir. Adobe, CS5 versiyonu ile birlikte bu kameralar ve kullandıkları kayıt formatları/kodekleri ile ilgili tam destek vermek ile birlikte bize proje seçimi konusunda da kolaylık olması açısından fazladan presetleri hizmetimize sunmuş durumda. örnekse aldığınız kameranın kayıt özelliklerinin yazdığı broşürde genelde kodek bilgisi de yer alır.

 

HDXDCAM Sony kameranız var ise presetlerden direkt bunu seçebilir ve uygun kare sayısı ile proje açabilirsiniz ya da kayıt formatınız  AVCHD (Advanced Video Codec High Definition) ise HD altında bu kodeği kullanmamız gerekiyor. Panasonic ve Sony en büyük hafıza kartına kayıt yapan HD kamera üreticilerinden ikisi. O yüzden preset listesinde doğrudan kameranın markası ile ilgili ayar görmek şaşırtıcı değil. Panasonic P2 ve Sony HDXDCam dışında da sizin çözünürlüğünüz ve kodekiniz ile ilgili bir preset olmasa da bu bilgilere sahipseniz kendi presetinizi üretmeniz bir kaç saniye sürüyor.
 

 
Bu şekilde montaj yazılımınıza fazladan yük bindirmemiş oluyorsunuz ve zaten proje ortamında kullanılan algoritma ile sizin videolarınız aynı kodekte olduğu için birçok efekti uygularken zaman kazanıyor ve donanımınızı bu gereksiz uğraşlardan kurtarıyorsunuz. Her ne kadar Premiere CS5 versiyonu ile Mercury Playback Engine adında devrimsel bir oynatım iyileştirmesi yapmış olsa da projenizi özelliklerinizi bilmek sadece oynatım sırasında değil, sonrasında gösterim yapacağınız ortamın da gereklilikleri ile örtüşmesi açısından tam olarak uyuşması çok önemlidir. Bir sonraki yazı dizimizde Premiere CS5 versiyonunun yeniliklerinden ve geleneksel kurgu yazılımı özelliklerinden bahsederek görüntülerimiz üzerinde ilk müdahaleyi yapmaya başlayacağız.

Bir sonraki yazımızda görüşene kadar, Play!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here