Ana sayfa Yazılım Mac Ortamında video prodüksiyonu – 11 Post-prodüksiyon gereksinimleri ve yazılımsal çözümlere genel...

Mac Ortamında video prodüksiyonu – 11 Post-prodüksiyon gereksinimleri ve yazılımsal çözümlere genel bakış

0

Bu yazı dizimizde, yayın standartlarını gözeterek, Apple üzerinde çözümleyecegimiz post-prodüksiyon sürecinde nasıl bir sistem oluşturmamız gerektigine deginecek, azami kalitede görüntü üretimi için gerekli TV standartlarına bir de bu gözden bakacagız.

Birleştirme sürecine geçmeden önce görüntü standartlarından ve bu standartların getirdiği kalite/çözünürlük kıstaslarından bol bol bahsetmiştik. Bu sayımızdan itibaren birleştirme ismi ile çok sık duyacağımız orijini “compositing” olan terim üzerinde duracağız. Unutmamalıyız ki ilk defa kamerayı eline alan son kullanıcı ile profesyonel bir kameraman dahi görüntü işleme süreci olan birleştirme aşamasına ihtiyaç duyacakları her teknolojiye sahipler, üstelik bunlar bu cümleden de anlaşılabileceği gibi hem profesyonel hem de amatör kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verecek geniş aralıkta imkanlara sahip yazılım gruplarıdır. Daha önce pahalı ve gösterişli sistemler ile birlikte isimleri anılan üstün beceriye sahip video düzenleme sistemleri haricinde asıl amacı ortak platformlarda çalışarak her seviyeden kullanıcının ihtiyaçlarını karşılamak olan paketlerden bahsediyoruz. Bir stüdyonun tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede olan bu yazılım paketleri ile hem görüntülerinizi kurgulayabilir ve hatta bu yazımızda da bahsedeceğimiz gibi çekim sırasında öngösterim imkanı ile iş akışınızı iyileştirebilir ve sonrasında ses etkilerini ve görüntü eşlemesini başarılı şekilde ve tam uyumlu şekilde uygulayabilirsiniz. 

 

 

Apple, Leopard işletim sistemi ile birlikte Intel işlemcilerin tüm nimetlerinden fazlasıyla yararlanmanın yollarını bulmuş görünüyor. Bir zamanlar sadece Microsoft Windows işletim sistemi üzerinde çalışan yazılımların Mac OS X versiyonlarını da görmek mümkün. Bunlardan en sevindirici olanı da şüphesiz Adobe çözümlerinin Mac ortamında da kusursuz şekilde çalışıyor olması. Eskiden bazı ufak Windows yazılımlarını Apple Mac üzerinde çalıştırabilmek için işlemci hızının yarısı hızında çalıştırabilen emülatörler yardımı ile port edilmesi yöntemi bile denenmişti çaresizlikten. Bu hem sistemin tüm kaynaklarını kullanmayı engelliyor hem de verimsiz, sözde “çalışan” bir  arayüz elde etmekten öte gidemiyordu.
 
 
Şimdilerde ise son 5 senedir böyle bir sorun olmadığı gibi birçok sefer alevlenen internet ortamı tartışmalarında hangi platformun daha performanslı olduğu tartışıla gelmekte. Şüphesiz hem Windows hem de Apple üzerinde bu yazılım paketlerinden birisini deneyimleme şansı olanlar seçimlerini Mac OS X den yana kullanacaklardır. PC”lerin gücüne gitmesin ama, burada bir yazılımın performansını doğrudan etkileyen işletim sistemi olduğu için, daha ferah olan Linux altyapılı Leopard işletim sistemi farkını ortaya çıkarıyor. Yazılımlar ve çalıştıkları platformların özellikleri ile ilgili söyleyebileceğim nihai cümle ise “işletim sistemi ne kadar ferah ise yazılım da o denli istikrarlı ve hızlı çalışabiliyor” olacaktır. Bu konuda da Leopard”ın mütevazi davranması gerektiğini sanmıyorum.

 

 

İşletim sistemi hakkındaki iyi niyetimizi bir kenara bırakıp şimdi “yazılım paketi” olarak değerlendirilen post-prodüksiyon çözümlerine bir göz atıp ufak bir karşılaştırma yapalım. Adobe ve Apple bu konuda “komple çözüm” olarak imkan sunan iki büyük yazılım firması. Bu firmaların her alanda uzman çözümleri olduğu gibi, tüm bu imkanların belirli bir hedef etrafında toplanan birer araç olarak toplandığı yazılım paketi çözümleri de mevcut. Adobe için “Creative Suite”, Apple için ise “FinalCut Studio”dan bahsediyoruz.  Peki nedir bu bir çok DVD”den oluşan ama tek seferde kurulan bu paketlerin özellikleri, ne işe yararlar, şöyle bir bakalım. Bu paketlerin özellikleri ve içeriği o kadar fazladır ki, her bir yazılım paketinin içindeki her bir modülden 3 sayı bahsetsek az gelir sanırım, ama bunu yavaş yavaş, özellikerini tanıyarak yapmaya başlayacağız elbette.

Apple FinalCut Studio, Adobe Creative Suite’den farklı olarak ayrı ayrı yüklenemiyor. Ya da daha doğru ifade etmek gerekir ise, bu yazılım paketi içerisindeki her bir modül aslına ayrı bir program ama sadece FinalCut Studio yüklemesi içinde bulunuyorlar, ayrı ayrı tek başına kullanılabilen programlar değiller. Adobe’da ise durum biraz daha farklı. Creative Suite sadece birim gibi video ve görüntü işleme üzerine değil web tasarımı, masaüstü yayıncılık gibi farklı sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayacak paketleri de sunduğu için aslında var olan bağımsız yazılımların bir araya getirilmesinden oluşan peket çözümlerine bu isimleri vermiş. Adobe’nin bizim kulvarımızda koşturduğu Creative Suite paketlerinin bazı versiyonları var. www.adobe.com adresini incelediğinizde aslında bu yazılım paketlerinin birtakım Adobe yazılımlarının bir araya gelmesi ile oluştuğunu anlarsınız. örnekse; Adobe Creative Suite Master Collection paketi içinde Adobe’nin neredeyse şimdiye kadar çıkardığı tüm tasarım programlarının yer aldığını görüyorsunuz. Adobe Creative Suite Production Premium ise video üretimi için ihtiyacımız olan yazılımlar bir arada bulunuyor. Yalnız özellikle bu iki yazılım paketini seçmemin sebebi, sadece Master Collection ve Production Premium da olan bir özellik sayesinde programlar arasında proje paylaşımının “render” gerekmeden yapılabilmesi.

 

 

Normal şartlarda Apple’ımıza firewire ile aktardığımız DV PAL görüntümüz üzerinde bir efekt yapmak için montajladığımız görüntünün efektlenecek kısmını misal Premiere programını kullandığımızı varsayarsak “export” etmemiz yani o videonun o kısmın dışarı aktarmamız gerekecekti. Bu da videonun kalitesi ve bilgisayarın hızı ile orantılı olarak belli bir süre tutacaktır. Ayrıca disk üzerinde birçok hatırlanması zor isimlerle kayıtlı video parçaları olması da cabası. Bu noktada Apple FinalCut ve Adobe Creative Suite Production Premium paketleri ortak özellik olarak programlar arasında dosya alışverişinde render”a ihtiyaç duymuyor. Bunu eş olarak örnekler isek; FinalCut Studio içinde videomuzu aktarıp kurgusunu yaptığımız FinalCut ile videomuzun 10. saniyesi ile 15. saniyesi arasındaki bölüme parlama veya eski film etkisi verecek isek bu bölümü işaretleyip “send to motion” dememiz yeterli.

Aynı işlem Premiere’de 10 ila 15. saniye arasındaki kısmı işaretledikten sonra dynamiclink menüsünden yeni bir After Effects projesine yönlendirmemiz yeterli. Aslında olan şu; video dosyası her zaman evrensel bir formatta kaydedildiği için o kaynağın nerede olduğunu ve hangi program tarafından hangi kısmının kullanılması gerektiğini ortak bir dille söylediğiniz takdirde kaynağı bozması veya bölmesi için bir sebep yok. Apple FinalCut Studio ve Adobe Creative Suite Production Premium paketleri içerisindeki tüm programlar arasında bu geçiş sorunsuzca çözülmüş durumda. Şimdi biraz da yüzeysel olarak bu yazılım paketleri ile Apple’ımız ne kadar beceri kazanıyor ona bakalım; Apple FinalCut Studio şu an 3. versiyonuna ulaşmış durumda. Daha önce bahsettiğimiz gibi FinalCut kurgu yazılımı dışındaki diğer yazılımları tek tek yüklemek mümkün değil. 

 

 

 

FinalCut Studio’dan farklı olarak bu Adobe paketlerini de ayrı ayrı amaçlarına göre satın alıp yüklemek mümkün ama bu paket içerisinde yer aldığında fiyatının çok düştüğünü belirtmekte yarar var. Render yapmadan video ve proje paylaşımı yapmak da cabası. Diğer post-prodüksiyon ihtiyaçlarımıza gelince ses konudunda da iki yazılım paketinin de söyleyeceği şeyler var.  Apple, Sound Track Pro isimli yazılımı ile çok kanallı ses kaydından, binlerce örnek ses dosyası ile video eşlemeli ses efektleri üretimine kadar her türlü ses prodüksiyonu ihtiyacını karşılıyor. Adobe tarafında bu tarafın karşılığı ise Adobe Soundbooth CS4 bize yardımcı oluyor. Benzer olarak video kurgusu sırasında yapmakta zorlandığınız ses iyileştirme, müzik miksajı, ses efekti oluşturma ve hazır ses kütüphanesinden yararlanarak müzik-ses oluşturma gibi özellikleri ile ses kısmındaki ihtiyaçlarımızı karşılıyor.

Bu iki yazılım paketinin birbirinden farklı birer değişik özellikleri var. Hangisinin daha iyi olduğuna siz karar vereceksini çünkü ikisi de gerçekten çok başarılı ürünler. Keşke ikisinde de bu iki program türü araçlar olsaydı dediğinizi duyar gibiyim. Adobe, OnLocation adında, CS3 versiyonundan itibaren kullanıma sunduğu yazılım ile kayıt sırasında DV veya HDV kameranızdan gelen görüntüleri anında broadcast monitör kalibrasyonuna sokarak aslında LCD vizörde göremediğiniz bazı teknik sınırları gerçek zamanlı olarak fark etmenizi sağlıyor. Şöyle ki; LCD ekranların parlaklıkları bir referans olmadığından ve kameranın kayıt sırasındaki kaydın orijinalini değil, LCD”nin yorumu ile bir ön gösterimini seyrettiğiniz için asla kayıt ettiğiniz görüntünün orijinine dair fikriniz olamıyor. “LCD”de çok parlaktı ama kayıt sonrası baktığınızda karanlıkmış ve çok gren varmış” dediğinizde işte OnLocation”un neden bu kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. çünkü her renk kanalı için ayrı RGB vector monitöründen tutun da ses seviyesini takip edebileceğiniz peak monitöre kadar her şey bilgisayar ekranınızda siz kayıt ettiğiniz sırada cereyan ediyor. Siz de elinizdeki verilere göre kameranızın ışık ve ses ile ilgili ayarlarında anında değişikliğe gidip sonradan düzeltilmesi zor hatalarla boğuşmak zorunda kalmıyorsunuz.

Gelelim Apple FinalCut’ın bize diğer yazılım paketinde karşılı olmayan sürprizine; Color. Color, bir renk düzenleme yazılımı. Neden bunun için ayrı bir yazılım yapmaya gerek duymuşlar, FinalCut üzerinden de renkleri düzeltiriz diyorsanız Color yazılımının işlevlerini ve kullanımını web sitesinden incelemenizi tavsiye ederim. Post-prodüksiyon sektörü içerisinde Colorist adı verilen bir meslek olduğunu da hatırlatmadan edemeyeceğim. Bu profesyonel mesleğin en büyük gerekliliği özellikle çok hassas renk düzeltme ve özellikle büyük sinema filmi projelerinde çok fazla plan ile çalıştığınızda anlaşılıyor.

 

 

 Color, birlikte kullanılan shuttle tipi masaüstü reji masası benzeri kontrol cihazı ile (opsiyonel olarak satılır) de “elimizin altında olsa keşke” dedirtecek kadar olmazsa olmaz bir program. Şimdi işi biraz daha Adobe tarafına çekecek olursak, Production Premium paketinin içine Adobe Photoshop CS4 ve Adobe Illustrator CS4 de eklenmiş. Video üretimi ile birlikte hareketli grafik tasarımı için gerekli tüm grafik tasarım araçları da böylelikle eksiksiz bir şekilde paketimize eklenmiş ve Adobe After Effects programımıza destek olarak emrimize amade edilmiş oluyor. Bu tür yazılım paketlerinin en önemli özelliklerinden ve aslında ortak noktalarından birisi de kameradan görüntüyü aldığınız ilk bağlantı anından, DVD videonuzu yazıcıdan çıkardığınız an’a kadarki tüm süreçte söz sahibi olacak programları olmasıdır. Burada lafı geçen DVD, sadece video görselini evrensel bir formatta seyredilebilir bir hale getirmek değil, orijini DVD Authoring olan ve menülü, interaktif, zengin içerikli DVD ortamı yaratmaya yarayan yazılımlardan bahsediyoruz. Birbiri ile etkileşimli olarak çalışan bu yazılımlar arasında oluşturduğunuz bir kurgunun belli zamanlarda örnekse her 3. dakikada bir “chapter” adı verilen işaretçiler koyduğunuzda, projenizi DVD yazılımında açtığınızda otomatik olarak algılayıp o noktaları chapter belirleyip DVD”nizde sahne seçimi kısmına eklemesi gibi kolaylaştırıcı özellikleri var. DVD yazılımlarının bir başka can alıcı özelliklerinden birisi de, sizin Premiere veya FinalCut üzerinde farklı kanallarda çalıştığınız farklı dil dublajlarını algılayıp menüde istediğiniz dil seçeneği ile duyulabilir hale getirmesi sayılabilir. Aynı şekilde her dil için ayrı altyazı dosyalarını yükleyebildiğiniz gibi kendiniz de film üzerinde söze göre istediğiniz yabancı dili yazıp otomatik olarak “subtitle” işaretçisi ile okunabilir olmasını sağlayabiliyorsunuz. DVD Authoring işleminin belki de en zor başlığı menü tasarımıdır. Hareketli menü tasarlamak isteyebilir veya her menü için farklı tema üzerinden tasarım yapmak isteyebilirsiniz. Kafanızda şu kurguyu canlandırdığınızda bu yazılım paketleri ile ne kadar hızlı bir şekilde yol alabileceğinizi kavrayabilirsiniz. Premiere veya FinalCut ile videonuzu kameranızdan aktardınız ve görüntülerinizi montajlayıp projenizi üzerinde bazı yazıların veya grafiklerin oluşması için Adobe After Effects veya Motion programına “yönlendirdiniz”. Evet yönlendirdiniz çünkü bu programlarda bu projelerinizi açtınız ve aynen sizin montajladığınız sıra ile görüntüleriniz önünüzde. Burada yaptığınız güzel yazı efektleri ve görüntü değiştirme etkilerinden sonra projelerinizi Sound Track Pro ya da Soundbooth ile açarak güzel bir müzik eşliğinde kamera ile kaydettiğiniz sesleri düzeltip bazı efektler ekleyip bir işitsel şölen hazırladınız. Aynı projeyi DVDAuthoring için Apple DVD Studio Pro veya Adobe için Adobe Encore yazılımlarına yönlendirdiniz. Adobe After Effects de yaptığınız animasyon içerikli kompozisyonunuzu bir menü animasyonu olması gerektiğini basitçe söylediniz ve menü dilini ve grafiklerini Photoshop”tan aldığınız şablondaki düğmelere bağladınız. Aynı şekilde Apple tarafında da DVD Studio pro programı içerisindeki animasyonlu menüleri Motion programından çağırdınız ve canlı olarak DVD”nizin nasıl çalıştığını gördükten sonra tek yapmanız gereken işlem “burn” düğmesine basıp boş bir DVD takıp sabırsızlıkla eserinizin yazılmasını beklemek. Bir sonraki yazı dizimizde bu yazılım paketlerinin içeriğini detaylıca öğrenene kadar, bol çekimler!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here