Ana sayfa Yazılım Mac ortamı”nda Video Prodüksiyonu

Mac ortamı”nda Video Prodüksiyonu

0

özel bölüm bölüm (8): Mac ortamında video prodüksiyon ve kameraların karşılaştırılması

Yazı dizimizin 8. bölümünde, şimdiye kadar kullanadeldiğimiz veya filmimiz için seçeceğimiz tüm kamera sistemlerini karşılaştırarak rehber niteliğinde verilere ulaşacağız.

Elimizde en düşük konfigürasyondan en gelişmiş olanına kadar bir çok Apple modeli ile gerçekleştirdiğimiz veri aktarımı prensiplerini hatırlamak için usb ve firewire400 arasındaki avantaj ve dez-avantajlara da değineceğiz. Şimdiye kadarki yazılarımızda paylaştığımız kamera sistemlerinin teknik özelliklerini, ihtiyaçlarımıza göre seçmek üzere tekrar gözden geçirelim.
 

Görüntü kalitesi, Apple ımızla harikalar yaratmadan önce yani yazılımlarımıza iş düşmeden önceki süreç olan Prodüksiyon’un en önemli yapı taşlarından birisidir. Elde edeceğiniz görüntünün ne kadar kaliteli çekildiği, projenizin gidişhatını değiştirecektir. Eğer kötü bir kamera ile mükemmeli yaratmayı hedefliyorsanız yazılımlardan çok şey beklememelisiniz. Yazı dizimizin başında bahsettiğimiz handycam lerin kullanım amacı ucuz ve kolay kullanımı sayesinde herkesin erişebileceği görüntüleme cihazı olmasının hedeflenmesiydi hatırlarsanız. Bu kameralar beraberinde gelen “tam yüksek tanımlı” (Full HD) ibaresi ile her ne kadar görüntü kalitesi olarak heyecan verici seviyeleri vaad etse de bu güne kadarki yazı dizimizdeki incelemelerimizde bunun böyle olmadığını farkettik. Şimdi yapacağımız ufak ve acımasız karşılaştırma sayenizde elimizdeki teknik verileri harmanlayarak hangi ihtiyacımıza hangi kameranın karşılık vereceği sorusuna çözüm bulacağız. Bundan sonraki konu başlıklarımız ise Apple üzerinde yazılımsal işlem süreci “Post-Prodüksiyon” olacağı için bu karşılaştırma bizim için diyet tablosu kadar yararlı ve buzdolabının üzerine magnet ile yapıştırılası başucu bilgi niteliği taşıyacak.

 

 

çözünürlük konusunda her ne kadar teknoloji limitlerini zorlayıp çok yüksek tanımlı veri işleme konusunda bizim kafamızı karıştırsa da elimizde ne kamera olursa olsun tek birşeye odaklanmak zorundayız. O da görüntü kalitesini teknik olarak çözünürlükten daha önemli bir bilgiye dayalı olduğu gerçeğidir. Fotoğraf makinası kullanan amatör veya profeyonel kullanıcıların da aşina olduğu terim olan objektif ve algılayıcı, bizi mükemmel görüntü kalitesine götürecek iki sihirli sözcüktür. HD kameraların hiç biri üzerindeki objektifin limitleri konusunda sizi uyarmaz veya hangi görüntüye nasıl bir objektif ile ulaşmanız gerektiği konusunda size bilgi sunmazlar. Her “ne istediğini bilen” kullanıcı gibi sizin de bir takım fotoğrafçılık ve görüntüleme teknikleri konusunda temel bilgilere sahip olmanız beklenir. Biz de o bekleneni yaparak objektifler ve algılayıcılar konusunda elimizde ne olduğuna bakalım ve bu konuda bize hangi tip kameranın faydalı olacağını gelin birlikte anlamaya çalışalım.

 

 

Standart objektif ile kullanmak zorunda olduğunuz kameraların belli limitleri olduğunu ancak objektifler hakkında bilgi sahibi kullanıcılar farkedebilir. En çok yanılsama ise çözünürlüğün yüksek olması ile görüntünün kaliteli, renklerin canlı, açıklık-koyuluk, renk derinliği, pozlama’nın beklentilerimizi karşılayacağıdır. çözünürlük artık cep telefonlarındaki santimetrelik çiplerle bile elde edilebilen kandırmaca teknolojidne ibarettir. Tamam o kadar da değil tabiki ama bir kameranın sahip olduğu algılayıcı türüne ve üzerindeki objektife bakarak, sahip olduğu çözünürlüğün ne kadar hakkını verdiğini sorgulama şansımız var. Avuç içi kadar handycam üzerinde yazan tam yüksek tanımlı (Full HD) ibaresi bizi en kötünün iyisinin beklediğine işaret eder. Kötüden kastımız karanlık çekimlerdir. çok iyi aydınlatılmadığı (çok iyi aydınlatmadan kastımız güneşin yaldır yaldır ortalığı kavurduğu ortamlar değildir) ve uygun ışıklandırma değerlerine getirilmediği sürece nereyi çekerseniz çekin bu kameralar noise adı verilen ve ışığın yetersiz olduğu alanlarda algılayıcı nın hassas olmaması veya objektifin kalitesi sebebiyle yeterince kaliteli ışık aktarımı olmaması sebebiyle piksel bazında kararsızlığa yol açar. Bunu o anki pikselin hangi koyu tona geleceğine çok hassas ve kararlı bir şekilde belirtemediği için sürekli birkaç ton aşşağı birkaç ton yukarı değiştirğini gözünüzün önüne getirin. Antenli televizyonlarınızın karlı görüntüsünün, siyah beyaz arasında değil de koyu gri – siyah arasında gerçekleşen hali. Noise veya grain olarak adlandırılan bu görüntüdeki bozulma sebebi ile bazen post-prodüksiyon sürecinde önüne geçilemeyecek kadar çok grain oluşması içten bile değil. üstelik LCD ekranlar sebebi ile bunu kamera ile çekim yaparken ekranında görmek de pek mümkün değil. ancak görüntüleri Apple’ınıza aktardığınızda “nereden çıktı bu karıncalar böyle” dedirtecek kadar farklı sonuç almak her zaman ihtimaller arasındadır.

 

 

Beklentilerimiz arasında koyu ve karanlık bir ortamda yapılacak çekimler sözkonusu olduğunda, yüksek tutmak zorundayız. Daha önce objektifi değişen ve standart objektif ile kullanılabilen kameralara oranla daha pahalı olan bu kameraların en büyük avantajlarından bir diğeri de, elde etmek istediğiniz görüntüye uygun açılı (odak uzaklığı) objektif kullanarak kameranızın algılayıcısının kalitesinden sonuna kadar yararlanabiliyor olmanızdır. Yakın çekim yapacağınız zaman teknik olarak bir kaç mercek düzeneği ile bunun üstesinden kolayca gelebilen el tipi hd kameralar bile bunu yapabiliyorken iş bu görüntüyü oluşturma sırasında alan derinliği elde etmek konusuna geldiklerinde sınıfta kalıyorlar. Daha önce kameranızdaki objektifin diziliminin, kullanılan merceklerin malzemelerinin kalitesi, içinde kullanılan mekanik ve bunun gibi tüm etkenlerin bir objektifin kalitesini ve dolayısı ile fiyatını belirlediğini söylemiştik. Teknoloji marketi raflarında yerini almış olan dizi dizi objektiflerin bazılarının neden beş adet el kamerası fiyatına eşdeğer olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu objektifler sadece taahhüd ettikleri odak uzaklığında harikalar yaratmak üzere profesyonel cihazlar ile birlikte kullanmak için üretilmiştir. Şimdi bu kadar çok objektif hayranlığı yaşadıktan sonra bir de iyi haber vereyim; üretilen bazı adaptörler sayesinde profesyonel DLSR ve SLR fotoğraf makinelerinde kullanılan muhteşem objektifler elinizdeki el kamerasına bile adaptörle monte edilebiliyor! Bunun anlamı, eğer elinizde x marka fotoğraf makinesi için aldığınız fazladan bir odak uzaklığı amaçlı objektifiniz var ise uygun aparat ile bunu el kameranıza ekleyebilirsiniz. Peki ama bunun bir de kötü haberi olması gerekmiyor mu? Madem elimizde objektif ve aparat var o zaman DV kamerasından HD kamerasına ben bunu hepsine takabilmeliyim? Malesef burada da işi bilerek hareket etmek zorundayız. PAL çekim yapan ve objektifi elle odak uzaklığı ve netleme yapabilen (manuel objektif) objektife sahip kameraların önüne bu adaptörleri takamıyorsunuz. Bu adaptörlerin iki türü var. “çarpan” terimi burada devreye giriyor. HD kameranız olsa ve ona binlerce dolar harcamış olsanız bile bu kameranın önüne bu adaptörle aynı anda bu fotoğraf makinesi objektifini kullanamıyorusunuz. Bir objektif kameranın önünde cereyan eden görüntüyü tam olarak sayısal aktarıcıya net bir şekilde düşürebilmek için özel olarak dizilime ve ölçülere sahiptir. Siz onun önüne başka bir objektif koyarak bu düzeni bozarsanız istediğiniz görüntüyü elde edemezsiniz. özellikle el kameralarında böyle belirgin bir problem yaşanmazken (sahip olduğu mercek yapısı ve düzeneği çok basit olduğundan optik çarpan sorun yaratmamaktadır) yarı-profesyonel/profesyonel DV veya HD kameralarda durum farklıdır.

 

 

 Objektifi çıkarmak ve yeni objektif ile bu düzeneği yeniden oluşturmak zorundasınız ki olması gereken de budur. Optik kurallarına göre konuşmak gerekirse örnekse; dürbünün önüne mikroskop yerleştirerek 100 metre ötedeki sümüklü böceğin antenlerinin dokusunu göremezsiniz. ‹ki adet objektifi üstüste eklemeniz ikisinin de özelliklerini kazanacağınız anlamına gelmiyor. Kameranızın zaten standart olarak üzerinde çok fazla yakınçekim veya tele özelliği bulunmayan bir objektifi varsa bu yöntem işe yarıyor ama yarı-profesyonel ve profesyonel kameralarda durum farklı. Kameranızın objektifinin değiştirilebilir olması gerekiyor! Yani DV kamera alacaksanız bile objektifi değiştirilir olanını tercih etmelisiniz. Bir çok kamera üreticisi PAL DV ve HD kameralarının mutlaka objektifi değiştirilebilir olanını da piyasaya sürerler. Şöyle düşünün. çok paranız yok, ancak DV kamera alacak kadar paranız var ama bunu ileride görüntü kalitesi olarak daha üst seviyeye taşımaya yardımcı olacak objektif yatırımı yapmayı da düşünüyorsanız, objektifi değiştirilebilir bir kamera tercih edin. Kayıt ortamı, çözünürlüğü, kare sayısı gibi diğer özellikleri geriye bırakacak olursak, kamera seçiminde en önemli kıstas objektif kullanılabilirliğidir. Bu şekilde kullanılan ve fotoğraf makinesi objektiflerini DV kamerasına takarak yapılmış çekimleri internet üzerinden araştırdığınızda ne söylenmek istendiğini anlayacaksınız. O çözünürlük o netlik neden benim standart objektifimde yok ya da neden benim objektifimde o alan derinliği olmuyor da aldığım tele objektif bu etkiyi sağlıyor derseniz, fotoğrafçılık ile ilgili temel bilgiler edinebileceğiniz web sitelerinde veya basılı mecra’da gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. Objektif ile birlikte bilmeniz gereken temel optik kuralları ile birlikte ne tür objektiflere ihtiyacınız olduğunu belirlerseniz, yaptığınız yatırımın azami fiyat/performans oranını yakalama şansınız var. Seçtiğiniz kameranın USB ya da firewire olması durumu sadece kayıt ortamı ile alakalıdır. Eğer daha önceki sayılarımızdan hatırlarsanız bir kameranın sayısal algılayıcısı (Digital Sensor) CCD veya CMOS olmasına göre bir fark da gözetiyorsanız kameranızın algılayıcısına göre model seçmenizde yarar var.

 

 

Son kullanıcıların bir çoğu algılayıcı tipinin veya objektifinin ne olduğu konusunda bilgi sahibi değildir, olmaları da gerekmez. Ama biz Aplle ile post prodüksiyon sürecine girmeden önce yatırımımızı doğru yapmak adına ihtiyacımız olanı belirleyip doğru kamera seçimini yapmak zorundayız. Objektif ve sayısal algılayıcı konusundaki bilgilerimizi kullanarak edindiğimiz kamera ne olursa olsun, aktarım sürecinde problemleri nasıl aşacağımızı ve Apple ımızın firewire400 bağlantısının nasıl yardımımıza koştuğunu görmüştük. Şimdi ise formatlar ve kayıt ortamı ile ilgili soru işaretlerine hafiften değinerek ulaşacağımız sonucu değiştirip değiştirmeyeceğine bir bakalım; HDV kameralar şu an için piyasada en çok bulununan orta format kameralardır. Buaradaki “orta format” terimi, bir nevi standartlaşmış, yeterli yatırımı yapamadığı için tam HD ye geçemeyen ama standart DV kameralardan fazlasını isteyip HD dünyasına giriş yapmış çoğunluk kesimin ihtiyaçlarını işaret etmektedir. HDV kameraların objektifi değiştirilebilir versiyonu olan markaları ve bu kameralarla birlikte kullanabileceğiniz adaptör üreticileri de vardır. Azami 1080i çözünürlüğü ve kayıt ortamı olarak DV kaset kullanımı, bir çok  kesimin ihtiyacını karşılamaktadır. Aralarındaki fiyat uçurumun gitgide azalması ile sayısal hafıza kartına çekim yapabilen ve objektifi değiştirilebilen 1080p kameralar da alınabilir düzeyde seyretmeye devam ediyor. ‹kisinin arasında bir seçim yapmak gerekirse eğer fiyat farkı çok rahatsız edecek aralıklarda dğeilse “p” yani progressive (tam tarama, fieldsız) kameraların tercih edilmesi akıllı bir yatırım olur. Bu kameraların çoğunda TV lerin PAL standardının bir parçası olan saniye başına 25 kare çekme özelliği standart iken bazı modellerde özellikle HD XDCAM lerde 24 kare ibaresi dikkatimizi çekiyor. Sinema çözünürlüğü ve kare sayısı olarak üzerinde geçen sayımızda durduğumuz formatın en önemli özelliklerinden birisi de 24 kare olmasıdır. 25 kare çekim yapıp 24 kareye dönüştürmek de mümkündür ama bunun teknik olarak rahatsız edici bazı ufak detayları olduğu için bir çok sinema tutkunu özellikle 24 kare çekim yapan kameralara ilgi göstermektedirler ve haklıdırlar da..Sırf bu sebeple kafa karıştırması için neden bazı pahalı plazma televizyonların özellikle 24 kare/saniye oynatım özellikği olduğunu ve bunu gözümüze soka soka söylediğini bir düşünelim. Kare sayısı dönüştürme her zaman sancılı bir işlem olmuştur ve bu sotandardı bilen ve takip eden birisinin şiddetle dönüştürme işleminden kaçınması tavsiye edilir.

 

 

Kısa film çekmek isteyen ve bunu sinema standartlarında yapmak isteyen herkesin dikkat edeceği kare sayısı kısmı daha fazla kafa karıştırmadan şunu söyleyelim; TV standardında çekim ve yayın 25 kare/saniye, sinema filmi standardında çekim ve yayın 24 kare/saniyedir. özellikle elinizde kağıt kalem dükkan dükkan kamera arayacak kadar bu işlere merak salanlar için atlanmaması gereken bir bilgidir. Objektifi değişen, saniyede 24 kare 1080p tam hd görüntü çeken kameralar artık HDV kameraların kayıt ortamı standardını aştıkları için kasede değil hafıza kartına veya sabit diske kayıt yapıyorlar biliyorsunuz. Bu sebeple fazladan depolama alanı için kameranızın hafıza kartı ve harici disk fiyatlarını da bütçenize eklemenizi öneririm. Bir çok kamera üreticisi, kamera ile birlikte kullanılabilecek objektiflerin listesini sunsa ve genellikle bunlar sadece o kamera modeli için üretilmiş gibi gösterilse de artık uygun adaptörlerle profesyonel sayısal fotoğraf makinesi objektiflerinin çıkarılıp bu kameralarla kullanılabildiğini unutmayın ve kamera almadan önce, aynı printer almadan önce kartuşlarının doldurulup doldurulmadını sorar gibi, fotoğraf makinesi objektiflerini kullanabilmek için adaptörü üretilim üretilmediğini araştırın. Bu bilgiler eşliğinde kameranızdan azami verim alabileceğiniz teknolojik yatırımı yaptıktan sonra unutmayalım ki, yeterli ışıklandırma olmadan, çekim teknikleri hakkında bilgi sahibi olup ışığı nasıl kullanacağımızı öğrenmeden yapacağımız çekimlerden ve kameramızın teknik ekipmanından mucize beklememeliyiz. Profesyonelliğe adım atmadan önce donanımınızın ve donanımınızda kullandığınız bileşenlerin teknik özelliklerini iyice araştırmalı, çok ilgili ve bağlantılı olan fotoğrafçılık uygulama ve teknikleri hakkında bilgilenmeliyiz. Prodüksiyon sürecinin bu kadar meşakatli olmasının ve prodüksiyonda sadece kamera kullanımı kadar ışık oluşturulması, iç ve dış mekan aydınlatması, kamera açıları ve objektif seçimi gibi konuların da görüntünün kalitesini direk olarak etkilediğini unutmayalım, bir sonraki post-prodüksiyon dünyamıza giriş yapana kadar, Apple”ınız açık kalsın!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here