Ana sayfa Donanım Mac ama, hangi Mac?

Mac ama, hangi Mac?

387
0

İhtiyacımıza uygun Mac”i seçerken yaptığımız hatalar kimi zaman cebimizdeki paranın boşa harcanmasına, kimi zaman da beklediğimiz performanstan uzak kalmamıza neden oluyor.

Her ne kadar Mac dünyasının sahip olduğu çeşitlilik bizleri PC kullanıcıları kadar “hangisini almalıyım” sıkıntısına sokmasa da, Mac alırken seçim yapmak o kadar kolay olmuyor. Basit bir fotoğraf makinesi alırken bile yaptığımız “fiyat ve performans” kıyaslamasını ister istemez almaya karar verdiğimiz Macintosh”lar için de yapmak zorunda kalıyoruz.

Gerçekte bu seçimi yapmak başlangıçta sanıldığı kadar kolay değil. En basit anlatımla, bir iMac almaya karar verdiğimizde dahi, önümüze çok sayıda seçenek çıktığını görüyoruz. Son nesil iMac”ler 4 farklı konfigürasyonda satışa sunulmuş durumdalar ve en düşük konfigürasyonlu iMac ile en yükseği arasında neredeyse iki kat fiyat farkı var. Ve bu fiyat farkına rağmen, en yavaş iMac ile en hızlısı arasındaki performans farkı, pratik hayattaki işlem kapasitesi ve hızına baktığımızda %20 bile değil.

Bunun haricinde, bir Apple bilgisayardan söz ediyoruz. Dolayısıyla bir Mac almaya karar verdiğimizde devreye alacağımız bilgisayarın ikinci el olup olmaması da giriyor. Hepimizin bildiği gibi, tüm dünyada ikinci el Mac piyasası oldukça hareketli. çünkü, yeni bir modele vereceğimiz paranın daha azına işimizi haydi haydi görecek ikinci el bir Mac”e sahip olabiliyoruz. Hele ki, garanti süresi henüz dolmamış, örneğin garantisinin bitmesine 6 ay veya 1 yıl kalmış Mac”ler de oldukça cazip bir alternatif oluşturuyor.

O halde alacağımız Mac”i nasıl seçeceğiz?
•••
Kendimize sorular sorarak işe başlayalım: Bu Mac”i hangi amaçla kullanacağım?
Bir grafik tasarımcı mısınız, müzisyen misiniz, bir oyun aşığı mı, yoksa bir ev kullanıcısı mı? Aslında “grafik tasarımcı” seçeneğini başka bir ülkede yaşasaydık seçeneklerin arasına koymazdım. Fakat herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir Türkiye gerçeği; Macintosh bilgisayarların yoğun olarak grafik tasarımcılar tarafından kullanılıyor olduğu. O halde, bu seçeneğe biraz ağırlık verelim.

Bir grafik tasarımcı için belirleyici faktör, bilgisayarın hızıdır. Bilgisayarın hızını belirleyen faktörlerin en “görülebilir” olanları ise, işlemci türü, işlemci hızı ve RAM miktarı. Bugünün ve dünün iMac”lerinde, Power PC günlerini saymazsak kullanımda olan işlemciler, Intel”in dizüstü bilgisayarlar için geliştirmiş oldugu mobil işlemciler. Yani kaba bir tabirde bulunursak, iMac”ler masaüstüne konumlandırılmış dizüstü bilgisayarlardır.

?imdi düşünün, bir grafik tasarımcısınız ve evinizde işlerinizi hızlı ve sorunsuz biçimde yapabilmek için bir bilgisayar arıyorsunuz. Tercihiniz; “zaman zaman bilgisayarınızı yanınızda taşımak ve sunumlara götürmek” değilse, elbette hızlı bir masaüstü bilgisayar almak yönünde olacaktır. çünkü masaüstü bilgisayarlar, yer yokluğundan kaynaklanan dizüstü bilgisayarlara özgü kısıtlamalardan uzaktır. öncelikle daha fazla RAM ekleyebilirsiniz. Gerektiğinde ikinci, hatta üçüncü sabit diski kasa içine yerleştirebilirsiniz. Ve belki de en önemlisi, daha hızlı ve güçlü bir işlemciye sahip olabilirsiniz. Kısacası, masaüstü bir makineden alacağınız performans, bir dizüstü bilgisayardan çok daha fazla olacaktır.

?imdi bakalım, masaüstüne yerleştirilmiş bir dizüstü bilgisayar sayabileceğimiz iMac mi, yoksa Apple”ın ürettiği gerçek masaüstü bir bilgisayar olan MacPro mu bize beklediğimizi veriyor?

Apple”ın 2006 yılında ürettiği MacPro”lardan ortancasını, yani 2.66ghz Intel Xeon işlemciye sahip olan bilgisayarı 3.06 ghz hızındaki bugüne kadar üretilmiş en hızlı iMac ile kıyaslayalım. 

Genel performansa yönelik benchmark”lara baktığımızda, çift Xeon işlemcili 2.66ghz MacPro”nun açık biçimde %20 civarında bir oranda kendisinden 2 yaş daha genç olan iMac”ten hızlı olduğunu fark ediyoruz.

Tabii ki tek fark bu belirgin performans üstünlüğü değil. Bir grafik tasarımcı olduğunu varsaydığımızda, yoğun biçimde bellek tüketen uygulamalarla çalıştığınızı da farz etmek zorundayız. Bu tür bir çalışma şekli, hatırı sayılır miktarda RAM (bellek) kullanımı gerektiriyor. Oysa, bugünün en hızlı iMac”ine takabileceğiniz maksimum bellek sadece 4 gb… Fakat karşılaştırma yapmak için kullandığımız 2 yaşındaki MacPro”ya 32 gb”a kadar bellek ekleme imkanınız var.

Photoshop”un CS3 ve CS4 versiyonları 3gb”a kadar bellek adresleyebiliyorlar. Ki, büyük boyutlu ve bol katmanlı dosyaları, hakkını vererek hızlı bir biçimde çalışmak için Photoshop”a bu kadar RAM”i ayırmak durumundasınız. Kısaca, iMac üzerinde takılı olan Ram”in dörtte üçü bir grafik tasarımcının yoğun kullanımı sırasında sadece Photoshop”a ayrılmak zorunda. Peki, arka planda Photoshop ile birlikte açmak ve kullanmak zorunda olduğunuz Illustrator, Indesign, QuarXpress gibi tasarım uygulamalarına ne kalıyor? OsX ile ortaklaşa kullanmak zorunda kalacakları sadece 1 gb bellek… Ya da başka bir deyişle, bir programdan diğerine geçerken yerinizden kalkıp 1 fincan kahve alacak kadar zaman…

Depolama alanı konusuna girdiğimizde MacPro”nun iMac karşısında 2. golü de attığınız görüyoruz. Daha fazla depolama alanı için iMac kullanan bir tasarımcının masasının üzerini harici disklerle doldurması gerekirken, MacPro kullanıcıları eğer taşınabilir bir diske ihtiyaç duymuyorlarsa yarı fiyatına satılan internal diskleri, MacPro”nun kasasının içini doldurmakta kullanabiliyorlar.

Sözü fazla uzatmayıp bağlayayım. Bir grafik tasarımcı için performans, hız ve genişleme kapasitesi her zaman birinci plandadır. O halde, yeni ve en hızlısından bir iMac almaktansa, ben daha az para ödeyip ikinci el bir MacPro alıp, artan parayı da, güzel bir LCD monitöre yatırmayı tercih ederim. Elbette bütçem 8 çekirdekli yeni bir MacPro almaya yeterli ise, ikinci el MacPro yerine gönül rahatlığıyla onu alırım.
•••
MacPro, bilgisayarından ciddi biçimde güç isteyen tasarımcılar, müzisyenler ve bilim adamları için biçilmiş kaftan olmasına rağmen, bu güce ihtiyaç duymayan ev kullanıcılarının uzak durması gereken Mac”lerden biri.

öncelikle, MacPro bir monitörle birlikte satılmıyor. Yani ek olarak bir monitör almalısınız. Sonra, MacPro”nun kablosuz ağ erişimi için bir yerleşik Airport kartı yok. Evinizdeki kablosuz ağa bağlanmak için ayrı bir Airport kartı almanız gerekir. Yine, MacPro”nun dahili Bluetooh özelliği de bulunmuyor. Yani bunu da harici olarak satın almanız gerekecek.

iMac”in kaliteli yerleşik hoparlörleri MacPro”da bulunmayan bir başka eksiklik. Bu da demek oluyor ki, evinizdeki MacPro”da müzik dinleyebilmek için harici bir hoparlör seti satın almak zorundasınız. Benzer şekilde, iMac”in yerleşik iSight kamerası da MacPro”larla birlikte gelmeyen aksesuarlardan biri. Mac için webcam bulmanın sıkıntısı da düşünüldüğünde, eğer bir web kamerasına ihtiyacınız varsa harici bir kamera bulmak için biraz zahmete girmeniz gerekecek.

Bir ev veya küçük ofis kullanıcısı olarak MacPro”nun sağlayacağı işlem gücüne ihtiyaç duymuyorsanız, tüm bu eksiklikleri size tümü bir arada tasarımı ile sunan iMac, yapacağınız ilk tercih olmak durumunda. Yazımızın başında, güncel iMac”lerin giriş modeli ile top versiyonu arasında iki misli fiyat farkı olduğundan söz etmiştik. Bu fiyat farkı da yapacağımız seçimde belirleyici etkenlerden biri.

Bir ev kullanıcısının ihtiyaçları çeşitli olabilir. Bilgisayarını internete girmek, ofis programları ile çalışmak ve fotoğraflarını düzenlemekte kullanan biri için, top class iMac”ler yerine alt seviye, örneğin 20 inç”lik ekrana sahip 2.4 ghz işlemci hızında bir iMac fazlasıyla yeterli olacaktır. Fakat iMac”inden daha fazla güç isteyen, ofiste yaptığım işleri evde de gözden geçireyim, temel düzeyde de olsa video çalışmaları yapayım, boş vakitlerimde müzik çalışmalarımı gerçekleştireyim, büyükçe bir ekranım olsun da keyifle film izleyeyim diyenler için 24 inç”lik hızlı iMac”ler birincil tercih konumunda yer almak durumunda.
 

Mac”ler için piyasayada bulunabilecek oyun çeşidi hala çok sınırlı olsa da, Mac”in sadece OsX değil de, Windows işletim sistemlerini çalıştırabilen bir makina olduğu gerçeğini göz önünde tutarak, oyun meraklılarının da alacakları Mac”in grafik kartını bir gözden geçirmelerini öneriyorum.

Güçlü grafik kartlarına ihtiyaç duyan oyunlar için bir MacPro elbette birincil tavsiyemiz olsa da, 512 mb”lık GeForce 800GS ekran kartına sahip 24inç iMac de hiç yabana atılmayacak performans sunuyor.  Mac”i üzerine Windows kurup bu platforma ait sınırsız oyun seçeneklerini akıcı ve görkemli grafiklerle tecrübe etmek isteyenler, Mac satın alırken ekran kartının gücüne ve modeline dikkat etmeliler.

  Dizüstü Mac alırken yapılacak tercih de aslında yukarıda anlattıklarımıza oldukça benzer kıstaslar taşıyor ve burada da dizüstü Mac”i kullanım amacınız belirleyici ekten. Bu belirleyici etkenlerin başında, dizüstü bilgisayarın ekran boyutu geliyor. çoğu kullanıcı, birincil tercihini yaparken dizüstü bilgisayarının ekran büyüklüğünü göz önünde bulunduruyor. Buna rağmen, bir yere kadar ekran büyüklüğü tercihleri etkileyen nedenlerden biri olsa, da bir gün aynı nedenden dolayı bir süre sonra bilgisayarınızdan şikayet etmeye başlayabilirsiniz.
Büyük, 17 inç ekranlı bir MacBook Pro başlangıçta çok cazip görünse de, eğer onu çoğunluğu mobil geçecek bir çalışma temposu içinde kullanmayı düşünüyorsanız tercihinizi bir daha gözden geçirmenizde yarar var. çünkü büyük ve ağır bir dizüstü bilgisayar her zaman yeterince “mobil” olmayabilir. Bir yerden bir yere taşırken veya yanınızda gezdirirken; “keşke 15 inç”lik bir bilgisayar alsaydım” diyebilirsiniz. Burada tavsiyem şu yönde olabilir; eğer büyük ve geniş bir ekrana ihtiyaç duyuyorsanız, bilgisayarınızı taşıma nedeniniz “ofiste yarım kalan işleri bazı akşamlar evde tamamlamak veya şirket sunumlarında büyük ekranın avantajını kullanmak” ise, 17 inç”lik bir MacBook Pro sizin için idealdir.

Yok hayır, sürekli yanınızda gezdireceğiniz bir bilgisayara ihtiyacınız varsa, o zaman 15 inç ekran boyutuna sahip bir dizüstü Mac, taşırken sizi daha az üzeceği için tercih nedeniniz olmalı. Tabii, “bu kasları boşuna mı yaptık” diyorsanız 17 inç”lik bir dizüstü Mac almanızda hiçbir sakınca yok.
•••
Yine de, yeterince mobil olmak ve dizüstü Mac”inizi daha “hafif” işler için kullanmak gibi bir niyetiniz varsa, MacBook Pro yerine 13 inç”lik daha küçük bir MacBook”u tercihlerinizin arasına alın. Müşterilerinize sunumlar yapmak, ofis dışında e-postalarınızı kontrol etmek ve internete girmek için ideal makineler olan MacBook”lar, hem öğrenciler, hem de basit ofis dışı işler için biçilmiş kaftan.

MacBook alırken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de, kullandığınız çevre birimleri. örneğin Firewire çıkışa sahip DV el kameranızla çektiğiniz görüntüleri yeni MacBook”lara aktaramıyorsunuz, çünkü yeni MacBook”ların Firewire girişi artık yok. Aynı sorun, çalıştığınız ofisteki veya evinizdeki Firewire veri yolunu kullanan sabit disk ve tarayıcı (scanner) gibi çevre birimleri için de geçerli olabilir. Eğer bu çevre birimlerini değiştirmek gibi bir şansınız yoksa, MacBook alırken ya, Apple”ın geçtiğimiz ay güncellediği “plastik kasalı” MacBook”lardan birini ya da MacBook Pro”yu tercih edin.

3D performansı dizüstü bir bilgisayarda bile sizin için önemliyse, paylaşımlı ekran kartı kullanan MacBook”lardan (her ne kadar paylaşımlı NVIDIA GeForce ekran kartlarıyla 3D performansı artırılmış olsa da) uzak durmak akıllıca olacaktır. Bunun yerine, GeForce 9600M veya GeForce 8600M GT (256 ya da 512 MB video bellekli) ekran kartlarına sahip olan MacBook Pro”lar daha uygun bir seçim olacaktır.
•••

  Mac mini”den hiç söz etmediğimi fark etmiş olabilirsiniz. çünkü Mac mini, özel bir Mac. Zaten eğer bir Mac mini”ye ihtiyacınız varsa bunu herhangi bir tavsiyeye ihtiyaç duymadan kendiniz fark edebilirsiniz. çok fazla bir seçenek yelpazesine sahip olmayan Mac mini, tamamen kullanıcının kendi insiyatifine bağlı olarak ister bir download bilgisayarı, ister bir sunucu, isterseniz bir multimedya bilgisayarı olarak kullanılabileceği gibi, normal bir Mac”in kullanılabildiği her alanda size sorunsuz hizmet verebilecek yeterliliğe sahip.
Fakat yine de, Mac mini hakkında burada birkaç söz etmek gerekliliği olduğu için, gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim; Mac mini, evinizde veya ofisinizde kullanacağınız “ana” bilgisayar değildir. Evet, ihtiyaçlarınızın çoğunu karşılayacak yeteneğe sahip, yeterli hıza ve verimliliğe sahip bir Mac”tir ama her şeye rağmen “bence”, iyi bir “ikinci” bilgisayardır. Bu kişisel yorumum, MacBook Air için de geçerli.
•••
Bazı gerekli-gereksiz nedenlerle geçtiğimiz ay yazamadım. Fakat bir ay gecikmeli olsa da, yeniden sizlerle birlikte olabilmek güzel.  Bu sayıda aramıza katılan ve alanlarında uzmanlığı şüphe götürmeyen yeni yazarlarımız Yalçın Eren ve Bülent Kıyışkan”la birlikte, sizlere daha zengin içerikli bir Macline ulaştırma çabamızda bu tür aksamaları hoşgörüyle karşılayacağınıza inanıyorum. Gelecek ay tekrar görüşebilmek umuduyla; uzun yaşayın ve başarılı olun…
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here