Ana sayfa Makale Londra’da Doğum Fotoğrafçılığı

Londra’da Doğum Fotoğrafçılığı

0

Doğum fotoğrafçısı Burçin çobanoğlu İstanbul”dan Londra”ya uzanan bir anısını, doğum fotoğrafına dair önemli ipuçları beraberinde anlatıyor.
 

Telefonun öbür ucundaki ses Betül adlı bir bayana aitti: “29 Şubat”ta Mylo adında bir bebeğim olacak. Londra”da doğum yapacağım acaba yurtdışına çekime gelir misiniz?” Bu bir şaka mı diye düşündüm ilk anda. Evet, telefonun öbür ucundan gelen ses samimi ve neşe dolu bir sesti. 4 yılda bir yaşanacak bir günde, 29 Şubat”ta bir doğum ve işin ilginç yanı ben İstanbul”da fotoğrafçılık yapıyordum, söz konusu doğum ise İngiltere”nin başkenti Londra”da gerçekleşecekti. Kısa süre sonra bu ilginç aileyle Betül ve eşiyle İstanbul”daki stüdyomda buluştuk, tanıştık. çok eğlenceli hamilelik fotoğrafları çektim. İşte o anda inandım. Londra”ya gidiyordum…
 

 
İstanbul da kar yağdıkça yağdı. Betül bir süre daha İngiltere”ye dönemedi. Biz de ara ara konuşma fırsatı bulduk. Bir gün bana, Türkiye deki doktorunun kendisine, normal doğum yapabileceğini ve bunu düşünmesi gerektiğini söyledi. Ardından ekledi “Londra”ya günde 4 sefer var; İstanbul”dan hareketle bence normal doğuma da yetişebilirsin.” Zaman zaman şehir dışı çekimlerim oluyor. Bilgi almak için Bursa”dan, Ankara”dan ve İzmir”den soruyorlar. Bu çekimlerin bir çoğu düğün hikayesi ama doğuma hatta normal doğuma gelebiliyor musunuz diye soranlar da yok değil ama normal doğum bir fotoğrafçı açısından pek kolay bir döngü biçiminde işlemiyor; o nedenle açıkçası çok sıcak bakmıyorum.

 

Londra”ya doğru…

Konuşmadan bir hafta sonra sevgili Betül İngiltere”ye döndü. Yine mail, mesajla konuşmaya devam ettik. Fakat günümüz yaklaştıkça Betül”ü daha erken bir doğumun beklediğini farkettik. Şubat ayının 17′sinde bir doğum çekiminden yorgun argın eve döndüğüm bir saatte Betül aradı heyecanla.

“Burçin pazar günü doğum yapıyorum ve yarın uçağa atlayıp gelmen gerekiyor! ” Beklemiyordum. Cuma günü saat 18.00 sularında elimde anahtarlar kapının önünde kala kaldım. Saatime baktım ve hemen eşimi aradım: “Gidiyoruz!”

Gece Londra”ya indik. Bizi bir araç karşıladı ve otele bıraktı. Ertesi gün Chelsea Westminister Hospital”da sabah 8″de çekime hazırdık. Sırtımda fotoğraf makinem hastanenin önündeydim. İşte o dakika anladım ki güzel bir gün beni beklyordu. Yabancı bir ülke de farklı bir dilde ama aynı heyecanla bu işi yaparken buldum kendimi.
 


 
Ekipmanlar

öncelikle kullandığım ekipmanlardan bahsetmek isterim. Dogum fotoğrafı şu objektifle çekilir diye bir genelleme yok ama ben genelde Canon EOS 5D Mark II body kullanıyorum. Daha çok Canon 50mm f:1.2 lensimle çalışıyorum. Bazen kalabalık ailelerde oda dar ise 50mm yetersiz kaldığı için Canon 24-70, f:2.8 lensimi ve bazen de sadece farklı bir anlam yüklemek için Canon 16-35 f:2.8 geniş açı lensimi kullanıyorum.

Doğum fotoğrafçılığında teknik bilginin önemi ve pratik olma yetisi önemini hissettiriyor. Eğer ki siz iyi bir fotoğrafçı değilseniz, iyi bir doğum fotoğrafçısı olabilmeniz oldukça zor. çünkü bilginizi ve çevikliğinizi bir arada kullanmanız gerekmekiyor bu benzersiz hikayelerin içinde olduğunuz anda. Bunun dışında en önemli faktörlerin başında aileyle uyumlu olmak geliyor. Nerede, hangi aşamada fotoğraf çekeceğiniz, samimiyet düzeyini ne ölçüde tutacağınız ve tabi ki varlığınızı ne kadar hissettireceğiniz en önemli konular oluyor. Tüm hikayenin kahramanının fotoğrafı çektiğiniz kişiler olduğunu düşünecek olursanız siz de sessiz ama çevik bir kahraman oluveriyorsunuz.

 

çekim anında nelere dikkat edilmeli?

Genelde kapalı mekanlarda yaşanan ışık probleminin çözümünün flaşla sağlanmamasında fayda var. Hem aileyi tedirgin etmemek hem de dikkatleri çok fazla üzerinize çekmemek için. Aile fotoğrafları çekerken odalarda tek yönlü cam olduğunu düşünürsek gelen ışığın arkanızda kalacak şekilde ve yataktaki anne-bebeği aydınlatacak ölçüde olmasına dikkat edilmeli. Bu konuya özen gösterip doğru ayarlarda çalışmak önem taşıyor. Bazen başka bir aile bireyinin desteğiyle reflektör kullanımı da sağlanırsa yüzlerin gölgede kalan kısmı aydınlatılarak daha şık fotoğraflar çekebilirsiniz.

Son olarak en çok yapılan hatalardan biri tüm ışıkların birbirine karıştığı bir ortamda çekim yapmak. Mümkünse odadaki, bence fotoğraf açısından olumsuz sonuçlar doğuracak olan sarı ışığı kapatıp gün ışığının elverdiğince çekim yapmak daha doğru görsel sonuçlara götürüyor bizleri.
 


 
Londra”da bir hastane ve Türk fotoğrafçı

Şimdide bu işi yapanlar ya da yapmayı planlayanlar için hastane deneyimlerimi kendi edindiğim tecrübe kadarıyla paylaşmak istiyorum. Bunlar kesinlikle bir genelleme olarak algılanmamalı.

Bizim için çok önemli olan doğum hazırlık aşaması, onlar için o kadar da büyütülecek bir mevzu değil. Tabi ki hijyen önemli! Ameliyathaneye sedyeyle gitmek zorundasınız; “fotografçı ve baba sonradan doğuma girer, üstünü şurada giyinir” diye bir durum yok.

Biz ailenin odasında giydik ameliyat kıyafetlerini. Ayağımızda spor ayakkabılarıyla indik ameliyathaneye. Türkiye”de bu durum biraz farklı; sonradan konuyu paylaştıgım bir Türk doktor bana hijyenin basılan yerden ziyade ellerle sağlandıgını o nedenle bizde durumun çok abartıldığını belirtti.

Dikkatimi çeken en önemli konulardan biri herkesin kendi işinden sorumlu olmasıydı. Fotoğraf konusunda hiçbir tecrübesi olmayan doktorlar ve de hemşireler bana hakettiğim profesyonel yaklaşımı gösterdi. Yardımcı oldular. Ameliyathane de tüm aşamalarda babayla birlikte annenin yanında olmak ve hatta doğum sonrası bebeğin ilk bakımının ameliyathanede yapılması, doğum bitene kadar ailecek birlikte anneye destek olmamız inanılmaz güzeldi.

 

Doğum sonrası
Doğum sonrası kateter aracılığıyla aspire etmek diye bir olay yok gördüğüm kadarıyla. Bebek baş çevresi ölçümü, kilo ölçümü gibi ilk bakım konularının hepsi ameliyathanede yapılıyor. Hemşire doğum sonrası bebeğin el ve ayak parmaklarını sayıyor. Bunlar çok hoş fotoğraf anları anlamına geliyor aynı zamanda.
 

 
Size doğumdan önce bir soru soruluyor: “Bebeğinizi nasıl karşılamak istersiniz?” Ben bu soruyu önce anlamadım. Sonra öğrendim ki “anne-bebekten” teması denen bir durum var. Bebek doğduktan sonra giydirilmiyor, herhangi bir şeye sarılmıyor. Annenin göğsüne konularak odaya o şekilde geliyor ve ilk yarım saat bu şekilde anneyle tanışmasına olanak sağlanıyor. Emzirme ise bizde hemşirelerimizin abarttığı gibi “aman kan şekeri düşer aman emmedi pompa kapıp gelin” şeklinde değil. Nasıl emzirmesi gerektiği anneye gösteriliyor ve sonrası tamamen anneye bırakılıyor.

İnanılmaz bir deneyim
Dolu dolu bir hafta, eşsiz bir tecrübe yaşadım. çok güzel bir aile tanıdım. Mylo yu bekledim. Ve bu minik bebeğin yeni bir hayata buradan çok uzaklarda, Londra”da merhaba demesine ve ailesinin sevinç dolu anlarına şahit oldum. Bir fotoğrafçı için inanılmaz bir deneyimdi.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here