Ana sayfa Donanım Küçük ülke Monaco

Küçük ülke Monaco

0

Vatikan”dan sonra Dünya”daki ikinci en küçük ülke statüsünde Monaco. Zaten ülke gibi de değil küçük bir şehir gibi doğrusu. Bu yüzdendir ki tüm vikipedi kaynaklarında da, Avrupa”daki  Akdeniz kıyısında yer alan bir şehir devleti olarak geçmektedir. Fransa“nın güneyinde İtalya sınırında bulunan Monaco“yu yürüyerek bir baştan bir başa 45 dakikada geçmek mümkün. Küçük bir şehir devleti olduğundan havalimanı bulunmamakta. O yüzden Fransa“nın Nice şehrine  uçup oradan da otobüs yada taksi ile yaklaşık  1 saatlik araba yolculuğu yapmanız gerekiyor.

 

Küçük ülke  Monaco

 

Hatırlatmakta fayda var, fiyatlar baya bir uçuk olsa da Nice Havalimanı”ndan Monaco“ya helikopterle transfer olanağı da bulunmakta. Dediğim gibi havalimanı olmadığı için helikopter pisti bulunmakta ve pek çok ünlünün ve tabiiki Monaco Prensi”ninde tercih ettiği yolculuk şekli pek tabii ki de helikopter. 

 

Krizin Olmadığı Bir ülke

 

Monaco“ya ilk adım attığım andan itibaren hissettiğim şey burada Kriz olmadığı idi. Yaşam standartları çok yüksek. 10-11 yaşlarındaki kız çocuklarında orjinal Armani, Gucci çantalar ve kıyafetler var. Caddelerdeher adım başı  Ferrari, Bentley, Porsche, Roys Roys gibi arabaları görmek mümkün. Araba galerileri de yanyana dizilmişler ve lüks gösterişli arabalarının en yeni modelleriyle göz dolduruyorlar.

 

 

Casinoları Ancak Filmlerde Görebiliyoruz

 

Monaco“nun en çok bilinen ve öne çıkan iki özelliği var. Birincisi tabii ki Formula1 yarışlarının burada yapılması ve ikincisi de Monte Carlo semtindeki Casino”ları. James Bond  filmlerinden de hatırlarsınız tüm Casino sahneleri gösterişli Monte Carlo semtindeki Casinolarda çekilmiştir.

 

 

Zaten ancak Casinoların içlerini de filmlerde görebiliyoruz çünkü maalesef video ve fotoğraf görüntüsü almak yasak. Monte Carlo”daki casinoya ilk adım attığım andan itibaren ön salonda yaklaşık olarak 50- 60 civarında (oda sayabildiklerim) kamera vardı. Yani herhangi bir hatanızda anında avlanıyorsunuz. Oyun kısımlarına geçtikçe her salon için ayrı para ödüyorsunuz. İçerisi bir sanat eseri ancak orayı fotoğraflayamamış olmak büyük bir üzüntü benim için.

 

Halk Asansörleri

 

Monaco Şehrinde de Akdeniz bölgelerindeki gibi dağlar denize paralel. Ancak Monaco şehrinin dağları neredeyse denizin içinden başlıyor gibi. Şehride sanki dağların eteklerine kolajla yapıştırarak koymuşlar. Herşey üst üste. O nedenle çok kullanışlı bir sistem yapmışlar  “Halk Asansörleri” .

 

 

Bir üst paralel cadde dağın diğer eteğinde bulunduğundan neredeyse her köşe başında halk asansörleri var ve çok rahat bir şekilde üst caddeye tırmanmadan yorulmadan çıkabiliyorsunuz.  Asansör tünelleri de genelde ev, otel ve yolların altına inşa edilmiş. çok enteresan ama bir o kadar da şehre kullanışlılık kazandırmış bir sistem.

 

Müthiş Bir Güvenlik Ağı Var

 

Şehir (ülke) gerçekten çok güvenli.  Küçüğünden büyüğüne tüm çocuklar yalnız otobüslerle yolculuk yapıp kaykaylarıyla sokaklarda özgürce dolaşıyorlar. Bunun nedeni de şehrin her santimetre karesinde kameralar olması ve kayda alınması. çünkü tahmin edebileceğiniz gibi tüm dünyadan en zengin insanlar buraya kumar oynamaya geliyor ve müthiş bir güvenlik ağı geliştirilmiş. O yüzden de herkes çok rahat ve özgür. Güvenlik konusunda hiç bir endişeniz olmadan gelebileceğiniz ender ülkelerden birisi burası.

 

 

 

 

Mutlaka Görmeniz Gereken Yerler

 

Prensin sarayının yakınında bulunan ve kayaların içine inşa edilmiş Akvaryum Müzesi”ni buraya geldiğinizde görmeniz gerekenler listesine eklemeyi unutmayın. Konumu ve yerinin harika olması dışında içi de görülmeye değer. öğleden sonraları çok kuyruk olduğundan kalabalıktan kaçınmak adına sabah saatlerinde ziyaret etmenizi tavsiye edebilirim. 

 

 Antika arabalar müzesi de görmeniz gerekenler arasında. Burdaki tüm eski ve tarihi arabalar Prensin özel koleksiyonuymuş ve onun tarafından müzeye bağışlanmış. Burada ayrıca pekçok formula1 yarış arabası ve onların eski modellerinide görebilirsiniz. Buraya geldiğinizde denemeniz gerekenler arasında Fransızların ünlü soğan çorbası, Creme Brulee tatlısı, kabak çorbası ve tabiiki ünlü Fransız şarapları var. öğlen ve akşam yemekleri için Marina”da pek çok snack bar ve restorant var ama benim favorim tipik bir Fransız Restorantı olan “Bouchon” Restorantta bir akşam yemeği yemeniz. Eminim sizde en az benim kadar memnun kalacaksınız. Güzelliklerle bezenmiş bol kadrajlı günler sizlerle olsun gelecek sayıda görüşmek üzere…

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here