Ana sayfa Donanım KEF R-100 Stüdyo Monitörü

KEF R-100 Stüdyo Monitörü

0

Size özel olarak seçtiğimiz stüdyo ekipmanları, ülkemizin mix yanında analog mastering imkanı da sunan önemli stüdyolarından MobaseriSound”da test ediliyor.

Sizler için birbirinden ilginç audio ekipmanları test ettik. Bu bölüme ilginç bir ekipmanla başlıyoruz. çok tesadüf eseri rastladığımız pasif bir hoparlör. Yakın dinleme için mastering odamda birçok yakın alan dinleme test ettim. Fakat kararsız kaldığımı itiraf edebilirim, ta ki KEF R-100 ile karşılaşıncaya kadar. Hazırsanız başlıyoruz;

İşim gereği yıllardan beri birçok Hi Fi ve Hi End sistem dinledim. Bunların birçoğu gerçekten çok iyi ama stüdyo için kullanışlı değillerdi. Ama KEF R-100 bu durumu değiştiren bir model olarak dikkat çekiyor. KEF markası Türkiye”de stüdyo kullanımı için pek tercih edilen veya bilinirliği çok olan bir marka değil. öte yandan biz Mobaseri Sound test ekibi olarak, tüm amacımız bazı klişeleri değiştirmek. Bu sebeple bir çok tanınmayan, az bilinen ekipmanı test etmeye ve sayfalarımıza taşımaya gayret ediyoruz. Bu sebepten dolayı KEF ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum.
 

Küçük bir tarih dersi
Raymond Cooke, 1961 yılında İngiltere”nin Maidstone yakınlarındaki Kent şehrinde, Kent Engineering & Foundry (KEF) adıyla bir şirket kurar ve şunları söyler: “Sanatın tüm dalları arasında en manalı, en dolaysız, en maddesel olmayan; süreksiz ve açıklanması en olanaksız olanı hiç şüphesiz ki müziktir. Adeta görünmeyen bir hayalet gibi, elektronların dansı şekil değiştirir… KEF; kulaklarınız, zihniniz için müziği en doğal şekliyle bir alışkanlığa dönüştürür. Bunu yaparken hiç abartmaz, hiçbir hileye başvurmaz.”

BBC”ye destek veren elektrik mühendisi Raymond Cooke, üstün akustik kaliteye sahip ürünleri yeni materyaller ve en son teknolojileri kullanarak, müziğin orijinal performansını olması gerektiği şekilde müzikseverlere aktaracak çalışmalarına başlar. Tüm odyofillerin bildiği üzere, KEF”in tarihi; kuruluşu itibari ile ses dünyasında öncü olduğu icatlar ile doludur. KEF”in dizayn felsefesinin anahtarı, hoparlör diyaframı ve sürücü ünitelerini sarmak için kullanmış olduğu sentetik materyaller ile başlar.

 

KEF in ilk üç yollu hoparlör dizaynı olan K1, Amerika”da Mylar, Avrupa”da Hostophon olarak bilinen Melinex diyaframı, sık sarımlı bobini, devrim yaratan T15 tweeter”ları ile zamanının en iyi hoparlörlerinden birisidir. 1960″ların ortalarında ise firmanın ürün çeşitleri çoğalır ve yeni bass/midrange ünitesini tasarlama aşamasına gelinir. Raymond Cooke ve ekibi, Bextrene adıyla anılan büyük bir yenilik ortaya koyarlar; bu son derece hafif, neredeyse saydam bir plastik maddedir ve bu uygulamayı BBC”de kullanılan LS5/5 hoparlörlerine de tatbik ederler. Bextrene woofer membranları, sesin yoğunluğunu geniş bant aralıklarında kusursuz bir şekilde iletmektedir. 1967 yılında, yoğun çalışmalar sonrasında KEF”in yeni 5 inçlik bass/midrange ünitesi B110 ve 1970″de 8 inçlik Bextrene membranları B200 piyasaya çıkar. B110 ve T27, KEF”in “Cresta” raf hoparlörleri ve BBC”nin LS3/5 hoparlörlerinde kullanılmaya başlanır. 1975 yılında tekrar LS3/5A olarak yenilenen hoparlörler, hiç şüphesiz KEF ve BBC arasındaki işbirliğinin en önemli sonuçlarıdır. Ve bu efsanevi hoparlörler; “BBC Standartı Hoparlörler” olarak, müzikseverler arasında adeta mitsel bir anlatı ile anılır. 1967″de Carlton, 1969″da Concerto adıyla piyasaya sürülen yeni modelleri ise odyofiller arasında büyük rağbet görür.
 
Tasarım
Evet kısa bir tarih bilgisinin ardından KEF”in bu yeni canavarını tanımaya başlayalım. Tek hoparlör görünümündeki “Full Range uniQ” sistemi sesi size tamamıyla tek noktadan ulaştırmayı hedefliyor. Tek mıknatıs mantığı ile iki driver birlikte çalşıyor. Orta bölümde yüksek frekans okuyucusu ve onun etrafında ise düşük frekans okuyan sürücü bulunuyor. KEFbu seride tamamen insan ağız yapısını kopyalamış. Bir çok fullrange hoparlör tasarımı bulunuyor. Fakat bunların çoğu hoparlörün yetenekleri ile sınırlı kalıyor. Yani üst ve alt frekanslardan belirli ölçüde mahrum kalabiliyorsunuz. İşte bu durum R-100″de değişiyor. Cihazın kasa içinde bir gizli silahı daha yer alıyor: İkinci düşük frekans okuyucusu. Bu da R-100″ün alt frekanslarda 49hz”e kadar inebilmesini sağlıyor. 25mm “Vented aluminium dome” okuyucusu ise size 45khz”e kadar duyurabiliyor. Ayrıca bir çok bu boyuttaki Bookshelf”in tam tersi olarak iki amfi ile beslenme yeteneğine sahip. 107 dB çıkışa sahip olan R-100, 86dB sensitivity”e sahip. Crossover noktası ise 2.5 khz”de ayarlanmış, bu da size vokal ve gövdeli enstrümanlarda kayıpsız duyum olanağı sağlıyor. Malzeme kalitesi ise tartışılmaz kalitede. Yönü olmadığı için yan konulduğu zaman da çalışma yeteneğine sahip.
 

 

Duyum

Gelelim R-100″ün duyum kabiliyetine. Sahne kesinlikle müthiş bir detayda. özellikle bu tip Bookshelf”lerin dans müziği, pop, RnB tarzlarında okuma kabiliyetleri pek olmaz, daha doğrusu bu yetenekleri pek tatmin etmez. Ama R-100 sanki büyük ve hacimli bir speaker gibi çalıyor. Süslü kelimesi zaten testin başında kenara koyduğumuz bir olgu. Tamamen frekanslar ne ise onu size duyuruyor. özellikle sahne dizaynında hata nerde ise size hemen gösteriyor. 5.25″ bir speaker”a nazaran alt frekans”lardaki detayı harika. Side”larda duyamadığınız efektleri rahatça duyup gerekirse EQ ile hata giderebiliyorsunuz. Ceter duyumunuz ise bambaşka hal alıyor. Sanki tekrardan mix hatalarına bakmak istiyorsunuz. Düşük volümde yanılmak ve çalışmak istiyorsanız işte uzun zamandır göremediğiniz kardeşiniz burada. Tabi bu kardeş bir de iyi bir amfi istiyor. Tavsiyemiz kesinlikle transistörlü power bir amfi tercih etmeniz yönünde. Lambalı bir amfi lamba karakterini yansıtacağından sizi yanıltabilir. Tabii iyi bir kablonun da size artı destekte bulunacağını hatırlatalım.
 

Sonuç
Sonuç olarak bir kayıt veya mix sırasında ve hatta mastering esnasında ana hoparlörlerinizi yakinen size dinletecek ve karar mekanizmanızı hızlandıracak bir yakın dinlemeyi herkes ister. Ben R-100 ile bu konuyu kapattım. Kaliteli yapısı, inanılmaz mühendisliği ve bu kalitedeki ürün fiyatı bizden tam not aldı. Tavsiyem Extreme Audio”ya uğrayıp dinlemeniz olacaktır. Ayrıca bir çok dinleme olanağına sahipler ve odalarında yer alan iyi sistemleri dinlemelisiniz. İnanın duyum kaliteniz değişecektir. Türkiye”deki müzik dinleme sistemlerini geliştirmedeki ve ürün yelpazesinin genişliğinden dolayı kendilerine Mobaseri Sound olarak teşekkür ederiz.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here