Ana sayfa Makale KABUS

KABUS

0
Bir şair “Eğer bir gün yazı bana yetmez ise, o duyguyu balıkçılıkta yakalayabilirsem balık tutarak da yaşayabilirim” diyordu. Bu, benim hayatımda hem resim geçmişim hem de fotoğrafta kurguya geçiş sürecimde yaşadığım anı en güzel betimleyen sözlerden biri oldu. İçinde bulunduğumuz teknolojik çağda geleneksel tekniklerle resim yapmanın (ya da fotoğraf çekmenin) yerine, fotoğrafla dijital kurgular üretmeye başlamam, bana manevra zenginliği ve bir fikri daha etkili anlatmanın gücünü verdi.
 

 

 

İnsan kafasında ya da rüyasında uydurduğu yerlere yolculuk yapabilir, orada bir öykünün geçmesini sağlayabilir; ya da bir senarist edasıyla öykü tasarlar gibi soyut şeyler düşünebilirdi. Gerçekten daha önce hiç bir zaman ve hiç bir yerde var olmamış bir duygunun doğmasını sağlayabilirdi. İşte bu düşünce, bugüne kadar denenmiş bütün geleneksel tekniklere rağmen günümüzde ne kadar farklı ve etkiliyse, dijital sanatçı için bu duyguyu hayata geçirmek eski yönetmelere oranla bir o kadar daha zor olacaktı.

Dijital fotoğraf kurgularındaki amacım mutlak bir yeniden görme isteği uyandıran, limiti olmayan, sonsuz kere kendini yineleyecek, izleyici karşısında düzenli olarak geri dönülebilecek bir oyun, her defasında güncellenen bir macera yaratmaktı. Bütün fotoğraftaki atmosfer, canlılığına rağmen kahramanların bizi orada öylece sessizce önemli bir şey anlatacakmış gibi beklemeleri ise sadece bu görsel şakanın bir sonucudur.
 

 
Lunaparktaki güldüren aynaların karşısına dikilişimiz gibi her seferinde nasıl farklı görüntüler görüyorsak, fotoğraflardaki ipuçlarını takip ettikçe farklı sonuçlara varıp, farklı yerlere çıkılacaktır. Aynalar deforme yüzeyleri ile algımızı bulandırırken, fotoğraf kurguları döngüsel ve deforme anlatımıyla bilinçlerimizi bulandıracaktır.

Biçimsel benzerlikler ve “Anlam” kullanılarak, anlamsızlıklar aranır. Mesaj kaygısını, özellikle bu konularda seçilmiş ifadeleri, duruşları, atmosferleri ve nesneleri kullanarak klişeler yerilir.

“Kabus ya da huzur gibi kavramlar uykuda gördüğümüz mü?”, yoksa “uyandığımızda bizi bekleyen duygular mıdır?” artık bilinmezliklere dönüşür.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here