Ana sayfa Haber John Cage’in İzinde Salzburg Modern Sanatlar Müzesi

John Cage’in İzinde Salzburg Modern Sanatlar Müzesi

0

20. yüzyılda birçok sound sanatçısına en büyük ilham kaynaklarından biri olan John Cage”in doğumunun 100. yıl dönümü kutlamaları kapsamında Berlin Sanat Akademisinin de katkılarıyla Salzburg Modern Sanatlar müzesinde 7 ekime kadar sürecek bir John Cage sergisi düzenlendi.

1912-1992 yılları arasında yaşayan kompozitör, müzisyen ve düşünür John Cage, başta müzik ve ses olmak üzere değişik sanat dallarıyla uğraşan pek çok sanatçıya yol gösterdi, yaptığı devrimsel çalışmalar bir çok kişiyi derinden etkiledi. Cage”in çalışmalarını genel olarak, çoklu medya ortamlarında, disiplinler arası, belirsizlik, rastlantısallık ve kendiliğindenliğin bolca olduğu çalışmalar olarak tanımlayabiliriz. Bu çalışmalarda rahatça görülebilen Cage”in sınır tanımayan düşünceleri, kendisini izleyenlerde yeni alanların keşfine dair ciddi bir motivasyon kaynağı olmuştur. En çok bilinen çalışmalarından 4 dakika 33 saniye olduğu gibi izleyiciyi sanat eserine katılıma teşvik eder hatta zorlar.
 
Modern Sanatlar Müzesi(MdM Salzburg) içinde birçok yüksek tepe olan Salzburg”un en yüksek yerlerinden birine kurulmuş. Mükemmel bir şehir manzarasına sahip olan müzenin giriş katına asansörle çıkılıyor. 7 Ekime kadar açık olacak Salzburg Modern Sanatlar müzesindeki sergi John Cage”in müzik ve ses eserlerinin yanı sıra görsel sanatlarda ürettiği diğer eserlere odaklanmış. Sanatçının 1930″lardan beri Mark Tobey, Morris Graves, Marcel Duchamp, Richard Buckminster Fuller, Nam June Paik gibi sanatçılarla birlikte yarattığı eserler müzenin değişik katlarında konularına göre 3 ayrı gruba ayrılmış.

 

Sergiyi tavsiye edildiği gibi en üst kat olan dördüncü kattan itibaren gezmeye başlıyoruz. Kağıt üzerindeki bazı çalışmalarının ve iki ses enstallasyonunun yeraldığı katta görsel sanatlar alanın da John Cage”i etkileyen Nam Jun Paik”ten Yoko Ono”ya kadar diğer sanatçıların eserlerine de yer verilmiş. Müzenin üçüncü katında Merce Cunningham Dance Company ile yaptığı çalışmalar yer alıyor. İkinci katta ise Cage”in çalışmalarından etkilenerek üretilmiş Bruce Nauman”ın “Mapping the Studio I (Fat Chance John Cage)”, Tyler Adams”ın çoklu ekran projeksiyon çalışması “Performing Silence”, Christian Marclay”ın “Solo” ve Christina Kubisch”in “Silent Exercises” adlı eserleri izlemek mümkün.
 

Restlantısal Sanat Atölyesi

 

Serginin en can alıcı noktası, Cage”in görsel sanatlarda gösterdiği evrim süreciyle Avrupa”da Klasik Modernizm arasındaki bağlantı olarak özetlenebilir. Cage”in Dada, Bauhaus, Fluxus ve Mavi Dörtlü (Paul Klee, Wassily Kandinsky, Alexey Jawlensky ve Lyonel Feininger) akımlarına ve Zen Budizme olan yakınlığı tüm sanat çalışmalarını derinden etkilemiş ve yönlendirmiş.
 

Tyler Adams’ın çoklu ekran projeksiyon çalışması: Performing Silence

 

Serginin diğer en önemli noktası da Cage”in sessizlik üzerine yaptığı eserlerin ve eserlerindeki rastlantısallığın kendi çağdaşlarının ve genç sanatçıların üzerinde bıraktığı etki. özellikle sergide yer alan “Museumscircle” adlı enstalasyon Cage tarafından ortaya konan fakat “şans””la yaratılmış bir eser olması açısından çok önemli.
 

Zen Bahçesi

 

Ayrıca sergide bir program dahilinde çeşitli konser performans ve atölyeler yer alıyor. Sergideki bize en çarpıcı gelen atölye Cage”in sanatında Zen”in etkisini göstermeyi amaçlayan Zen atölyesi oldu. Rastlantısal ve hiçbir hedefe yönelik olmayan sanat üretimini harika bir şekilde özetleyen atölyede, resim yapmak için kullanılacak malzemelerin atılan zarlarla karar verilebileceği bir ortam tasarlanmış. 1950″li yıllarda Zen”i batıya tanıtan ve sevdiren Dr. Suzuki ile tanışan Cage, Zen dünya görüşünden çok etkilenmiş ve eserlerinde bu etkiyi yansıtmıştır. Zen öğretisi hiçbir şey önermez ama her şeyi kapsar. Zen”in sembolü olan çember hem boşluğu hem de mükemmelliği aynı anda temsil eder. 5. Yüzyılda çin”de doğan ve 12. Yüzyılda Japonya”ya yayılan bu düşünce sistemi herhangi bir hedefe yönlenmiş yaşamı veya kural sistemini reddeder. Yaşama karşı devamlı açık ve yargılayıcı olmayan bir görüşle bakmaya çalışır.
 

Sergi girişindeki ses enstalasyonu

 

Cage, David Tudor”la gittiği Japonya”daki turnesinde Zen düşünce sisteminin bir sembolü haline gelen Zen bahçeleriyle tanışır. Japonya”daki en ünlü Zen bahçelerinden olan Ryoan-ji tapınağındaki minimalist bahçede dikdörtgen şeklinde kumla doldurulmuş bahçede 15 adet taş bulunur. Taşlar öyle yerleştirilmiştir ki, bahçeyi izleyen kişi nereden bakarsa baksın tüm taşların hepsini aynı anda göremez. Zen bahçelerinden etkilen Cage 1983-1992 yılları arasında bu konuda kompozisyonlar ve resimler yapmıştır. Kendi sözleriyle Zen”i özetleyecek olursak Cage”in sanat anlayışını daha iyi aktarabiliriz:
 

Cage Sergisindeki taşınabilir Zen bahçesi

 

“Asya felsefesi ve Dr. Suzuki”yle çalışmalarım sonucu anladım ki yaptığımız her şey yaşamak. Belli hiçbir hedefe doğru gitmiyoruz. Hedefin tam üstündeyiz ve hedef bizimle birlikte değişiyor. Sanatın tek yararı gözlerimizi bu kavrayışa açık tutmamızı sağlaması”
 

Salzburg Modern Sanat Müzesi

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here