Ana sayfa Sektörden İskender Paydaş

İskender Paydaş

0

Yıllardır müzik sektörünün içinde prodüktör, aranjör, enstrümanist, besteci ve ses mühendisi olarak yer alan İskender Paydaş, geçtiğimiz ay SAE İstanbul”da bir seminer verdi. Seminer sonrasında ise dergimizin sorularını cevapladı.

S: Babanızın müzisyen olması, kariyerinizi ne derece etkiledi?

İskender Paydaş: Babam müzisyen olduğu için çocukluk yıllarımda oyunum müzik oldu. Evde kendime sahne yapar, eşyalara vurarak müzik yapmaya çalışırdım. Hatta şarkı söylerken kaydedilmiş  45’lik kayıtlarım bile var. 5 yaşında piyano dersleri almaya başladım. Sonra konservatuvara gittim. Ama 12 yaşında bıraktım.
S: Sizi konservatuvardan soğutan ne oldu?

İ.P:Açıkçası yapmak istediğim şeyler, konservatuvar eğitiminin biraz dışında kalıyordu. Sürekli başımda durulması ve bana müdahale edilmesi hoşuma gitmez. Sonuçta konservatuvarın kendine göre bir eğitim sistemi var ve bana aradığım özgürlüğü veremedi. Bir de ilginçtir, nedense Türkiye”de konservatuvardan ayrılanlar ya da bırakanlar iyi müzisyen oluyorlar. Tabi ki  konservatuvardan mezun olan çok iyi müzisyenler var ama sonuçta belirli kurallara bağlı kalıyor ve daha fazlasını yapamıyorlar. Açıkçası Türkiye”deki eksiklerden biri bu. Yani insanların müzik konusundaki özgün fikirlerini geliştirebilecekleri çok fazla kurum yok maalesef. Sorun da buradan başlıyor.

 

 

  S: Türkiye aslında sizi Kayahan’la tanıdı. O günlerden bahsedebilir misiniz biraz?

İ.P: Profesyonel isimlerle çalışamaya Kayahan”la başladım diyebilirim. Kayahan  o zamanlar bir klavyeci arıyordu ve ben de açıkçası  bir besteci olarak onu çok beğeniyordum.  Ama Kayahan’la çalışmak gerçekten çok zordu. Notalar ilk önüme geldiğinde baya afallamıştım. Durum böyle olunca bireysel çalışmalarıma iyice ağırlık verdim.  Tabi bu kadar azimli olunca ve isteyince başarmaya başladım. Kayahan da bunu gördü ve bana çok güvendi.

Bir çok insana karşı durdu. Ben de o koruma ve güven duygusuyla daha da ilerledim. Daha sonra Nilüfer”le de çalışmaya başladım hatta Mor Menekşe’nin aranjmanı bana aittir. Yine  o dönemlerde Mirkelam”la çalışmalarımız vardı. Sonra bu çalışmaların sonucunu 95 yılında aldık. Mirkelam’ın ilk albümü, benim tam anlamıyla prodüktörlük yaptığım ilk albümdür. Tam anlamıyla bütün sorumluluğun bende olduğu bir albümdü. Mirkelam’ın hem grup arkadaşıydım hem de prodüktörüydüm. Hemen arkasından da ?ebnem Ferah albümü geldi. Onun da ilk albümüydü. çok iyi bir ekip kurduk ve uzun çalışmalar sonucu iyi bir albüm çıkarmayı başarabildik. Şebnem”den sonra da Kurban’ın albümü geldi. Kurbanın da yapımcılığını üstlenmiştim.

S: Günümüzdeün kayıt teknolojilerini yakından takip edebiliyor musunuz?

İ.P: Takip etmeye çalışıyorum ama sürekli takip halinde olunca da başka bir iş yapamaz oluyorsunuz. Eskiden durum böyle değildi tabii. Kayıt ve mix aşaması vardı sadece. ?imdi artık kayıt, edit ve mix aşamaları bir arada. O yüzden kendini ister istemez bu işin içinde buluyorsun.Hep son dakikada bir şeyler yakalamaya çalışıyorum ve en iyisini kullanmaya çalışıyorum. Takip etmeye başladığım yıllar, Kurban’ın ilk albümüne denk geliyor. ProTools kullanmaya başlamıştım. Hala da devam ediyorum. Kendi stüdyomda  da ProTools’tan gruplar çıkarak analogla dijitali karıştırıyorum. Böylelikle analog sesleri de yakalamış oluyorum. Genellikle Mac tabanlı çalışıyorum ve hemen hemen her şeyi ProTools”da kaydetmeyi tercih ediyorum. Bazen ProTools”da olmayan programlar için PC kullandığım da oluyor. 
S: Bir yandan da kendi bestelerinizi yapıyorsunuz…

İ.P: Ben bestelerimi daha çok tavana bakarak ve elimde kağıt kalemle yapıyorum. Aklıma bir şey geldiğinde not alıyorum. Bazen peçetelere bile yazdığım oluyor. Bilgisayar başındaysam eğer, daha basit şeyler yapmaya çalıyorum. Hoşuma giden bir klavye tonuyla başlıyorum mesela. Sonra çaldığım şeyleri kayda alıp beğendiğim yerleri editliyorum.

 

 

  S: Ekipman tercihiniz ne yönde?

İ.P: Mikrofon olarak özellikle Neumann U47″yi beğeniyorum. Bu mikrofon, özellikle bazı vokal kayıtlarında çok iyi sonuçlar veriyor. .kinci tercihim ise U87. Preamp olarak Avalon kullanıyorum. Bu preamp”ın kendine has, karakteristik sesini seviyorum. Kompresör olarak Amek”in Rupert Neve imzalı kompresörünü ve Teletronix LA-2A”yı tercih ediyorum. EQ olarak Fultek”in eski tüplü bir EQ”sunu kullanıyorum. Monitör olarak tercihim, hatta olmazsa olmazım Yamaha NS10M.

S: Her zaman isteğiniz sound’a ulaşabiliyor musunuz?

İ.P: çoğunlukla evet. Zaten elimin altında hali hazırda kullandığım kendi seslerim ve klasik cihazlarım var. Genelde onları tercih ediyorum. Mesela kick istiyorsam TR-909 yada Novation DrumStation’da istediğim kick’i yapıyorum ve onu kullanıyorum. Ama eğer esaslı bir loop istiyorsam onu isteğim davulcuya çaldırtıyorum,  proses ediyorum ve onu kullanıyorum.
 

S: Bugüne kadar yaptığınız projelerden en çok içinize sinen ve sizi tatmin eden proje hangisi oldu?

İ.P: çoğu güzel oldu diyebilirim. Mesela özgün”ün ve Atiye”nin son albümleri geliyor hemen aklıma. Hatta Atiye müzik tarzı olarak şekil bile değiştirdi. Zamanında Mirkelem’ın ve ?ebnem Ferah’ın ilk albümleri de baya güzel olmuştu.

 

 

S: Günümüzde kayıt yapmanın kolaylaşmasının sizce müzik sektörüne etkisi nasıl oldu?

İ.P: İyi yanları da var kötü yanları da. İyi yanı şu ki herkes yapabildiği, hayal edebildiği kadar müzik yapabilme lüksüne sahip. Sonuçta bir çok sesin taklit edilebiliyor olması, insanların onlara daha kolay ulaşmasını sağlıyor. Böylelikle çok fazla seçenek doğmuş oluyor. Diğer bir yandan da bu yüzden çok fazla prodüksiyon çıkıyor ve insanlar dikkat edememeye başlıyorlar ve bu da kirliliğe neden oluyor.

S:Yakınlarda hangi İskende Paydaş projelerini göreceğiz?

İ.P:Emre Aydın”ın single’ı sanırım dergi yayınlandığında bitmiş olur. Nazan öncel”in de bir single’ını bitirmek üzereyim. Ayrıca “Zamansız Şarkılar”adlı kendi projem de var. Yarım bırakmıştım ama bahar ayları içerisinde artık bitirmeyi planlıyorum. Bunların dışında, eskilerden Dervişan diye bir grup vardır (Cem Karaca’nın grubudur, 1974’de kurulup 1979’da dağılmıştır). Dervişan için Türkiye”nin ilk progresif rock grubu diyebiliriz. Dervişan şimdi tekrar bir araya geldi. Ben de  grupta hammond çalıyorum Cem Karaca’nın parçalarını çalıyoruz ama bunu kendi tarz ve yorumumuzla yapıyoruz. Hatta ilerleyen günlerde de bir albüm çıkartmayı planlıyoruz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here