Ana sayfa Mobil iPhone 3GS

iPhone 3GS

119
0

Android”in yeni kabusu

Apple dünyası bir süredir yeni iPhone dedikodularıyla çalkalanıyordu. Dünya çapındaki Apple “takipçileri”, yeni modeli heyecanla beklediklerini bu konudaki forumlara gösterdikleri yüksek ilgiyle de göstermişlerdi. Gelişmiş özelliklerle gelecek yeni bir model, hem hız, hem de multimedya özellikleri tarafında ekleneceği söylenen yeniliklerle bekleniyordu. Sonunda beklenen an geldi ve yeni iPhone modeli iPhone 3GS Apple tarafından tanıtıldı. Peki beklentiler karşılığını buldu mu? Apple iPhone, sürekli rakip olarak gösterildiği Android sistemi üzerinde çalışan G1″e bir kez daha mı fark attı? Bu soruların cevabını görmek için, isterseniz Android”in nasıl doğduğuna, önceki iPhone ve G1 arasındaki farklara, sonra da yeni iPhone modeliyle bu farkın ne kadar açıldığına bir bakalım.

Android  iPhone OS”a karşı

2006 yılından itibaren konuşulmaya başlanan Google”ın kendi markasıyla bir cep telefonu geliştirme planı, sektörün yanı sıra interneti avucunda taşımak isteyen teknoloji meraklılarını da heyecana gark etti. üstelik bu telefon, Apple”ın iPhone”una rakip olarak planlanıyordu ve işlerin kızışması teknoloji dünyasında rekabetin ve hareketin yaşanacağı bir dönemi işaret ediyordu. 2007 yılında Google, cep telefonunun üreticisinden önce, işletim sistemi için çalışmalara başladı ve “Android” adı verilen proje hayata geçti. Android işletim sistemi, üreticisi ne olursa olsun, tüm “Android” telefonlarda çalışacak standart bir geliştirme kiti sağlamak amacıyla tasarlandı. “Google Phone” diye anılan Google”ın cep telefonunun en önemli iddiası, cep telefonlarında internet kullanımını, dizüstü bilgisayarlardaki kadar kolay bir hale getirmekti. Başka bir deyişle, internet özellikli cep telefonları pazarındaki en pratik internet uygulamasını sunan telefon olmaktı. Bu iddiaların arkasında Google gibi bir isim olunca, sektörde böylesine bir heyecan dalgası yaratması da oldukça doğal görünüyordu. Google telefonun PDA özelliğinde ve HTC tarafından üretilecek olması, öğrenilen ilk bilgiler arasındaydı. “Google Phone” projesinin gerçekleşerek kullanıcılara sunulmasının ardındaki en önemli süreç “Android” sisteminin geliştirilmesiydi. Mobil cihazlar için bir işletim sistemi ve yazılım platformu olarak tanımlayabileceğimiz Android, Linux kernel tabanlı bir sistem. Geliştirilmesine Google tarafında başlanan sistemin çalışmaları, daha sonra 34 donanım, yazılım ve telekomünikasyon firmasından oluşan “Open Handset Alliance” adlı bir konsorsiyum tarafından sürdürüldü. Google”ın da içinde yer aldığı konsorsiyum, mobil cihazlar için telif hakkı olmayan bir işletim sisteminin teknolojinin gelişimi için çok yararlı olduğunu savunuyor. 2008’de piyasaya sürüldüğünde, birçok Android İşletim Sistemi”nin Apachi free-software ve Açık Kaynak Kodu lisansıyla geliştirilmeye açık olması bekleniyordu. Ve uzun bekleyişin sonunda, ilk Google Android telefon, HTC Dream T-Mobile G1, New York’ta yapılan lansmanda teknoloji severlerle buluştu. İlk bakışta, yüksek internet hızı, kamera, SMS, telefon, medya çalar gibi piyasadaki güçlü multimedya telefonların sunduğu her şeyi sunan G1″in içinde YouTube, Google Talk ve Google Maps yüklü geliyordu.

 

G1, iPhone ile karşılaştırıldığında biraz daha dar ancak daha kalın bir gövdeye sahipti. Tasarım açısından önemli bir fark, G1″in ekranı kaldırıldığında, altından bir klavye çıkıyor olmasıydı. iPhone cephesindeyse tabii ki tüm uygulamalar dokunmatik ekranla halledilebiliyordu. Birçok uygulamada, iPhone ve G1 benzer kullanım şekilleri sunuyor gibi görünüyorlar ancak, iPhone”un hızı öne çıkıyordu. örneğin fotoğraf uygulamalrında bunu açıkça görmek mümkündü, G1 3.2 Megapiksel çözünürlükte bir kameraya sahip olsa ve kaliteli fotoğraflar çekebilse de, fotoğrafları düzenleme konusunda iPhone”un gerisinde kalıyordu. Tabii ki G1″in de kendine göre avantajları bulunuyordu. örneğin MicroSD kart desteği gibi. Ancak G1″in iPhone”un sahip olduğu dahili depolama alanına sahip olmadığı da açıktı. Sonuç gelip içinde bulunduğumuz dönemin en önemli teknolojik terimlerinden birine gelip dayanıyordu: Kullanıcı ara yüzü. Bu noktada öne geçen (kimilerine göre tur bindiren) iPhone, çok daha rahat kullanılıyor olması, dokunuşa duyarlı kullanımı neredeyse yeniden yaratıyor olması, ürüne de kendine özgü bir hava ve ayrı bir hayran kitlesi kazandırıyordu. Tabii bu durum Apple”ın tüm popüler ürünlerinde görülebiliyor, ancak iPhone kullanıldığı tüm alanlar düşünüldüğünde bu farkın en çok görüldüğü ürün diyebiliriz.

Yeni iPhone 3GS

Apple”ın 8 Haziran”da duyurduğu iPhone 3GS, öncelikle beklendiği gibi geliştirilen hız ve performans özellikleriyle dikkat çekiyor. Hızı iPhone 3G”nin iki katına çıkan yeni model, daha uzun pil ömrü ve 3 Megapiksel çözünürlükte bir kameraya sahip. Otofokus kamerayla video çekimi kolaylaştırılırken hands free modunda ses kontrolü de daha basit hale gelmiş. Yeni işletim sistemi iPhone OS 3.0″la gelen iPhone 3GS, 100″den fazla yeni özelliğe de sahip durumda. Yine iPhone”la Kes, Kopyala, Yapıştır gibi komutları uygulamanız mümkün. MMS, Spotlight Search, yeni klavye de diğer yenilikler arasında. özellikle Spotlight Search, Apple kullanıcılarının severek kullandıkları bir özellik olduğundan iPhone”da da yer alması sevindirici. Bunun yanında bilgisayardan alıştığımız birçok komutun da iPhone 3GS”te olması, akıllı telefonu iyiden iyiye sağ kolumuz haline getireceğe benziyor.

Apple, iPhone 3GS”in aynı fiyata, eski modelin iki katı kapasiteye sahip olduğunu da belirtti. 16 GB ve 32 GB”lik modelleri bulunan iPhone 3GS, kullanıcısına sunduğu geniş alanla da dikkat çekiyor. Bu arada tabii ki iPhone 3G”nin de fiyatı Apple tarafından düşürülmüş bulunuyor. 

Yeni iPhone 3GS”in hızı, internet sayfalarında çok daha rahat ve hızlı bir şekilde gezebilmenizi sağlıyor. OpenGL ES 2.0 standardının avantajlarını kullanan yeni model, 3D grafikler, oyunlar ve grafik ağırlıklı tüm uygulamalarda da oldukça iddialı. Apple iPhone”un pil ömrünü de geliştirerek kullanıcıları sevindireceğe benziyor. 7.2 Mbps HSDPA uyumlu iPhone 3GS ile artık internette daha fazla zaman geçirmek mümkün olacak.

Görülen o ki, 3 Megapiksel otofokus kamerayla birlikte fotoğraf düzenleme özellikleri de geliştirilmiş ve kolaylaştırılmış. Fokus, pozlama, renk ve kontrast ayarları otomatik olarak yapılırken, yakın çekimler için bir de makro modu eklenmiş. Tap to focus adındaki yeni özellikse, ekranda dokunacağınız herhangi bir nokta üzerinde otomatik olarak odaklanarak ayarların yapılmasını sağlıyor. Videoların çekimi de kolaylaştırılmış ve düzenleme çok daha basit hale gelmiş. Artık videoları MMS ile de göndermek mümkün.

 

Araba kullanırken iPhone devrede
iPhone 3GS”teki ses kontrol uygulamasıyla ellerinizi kullanmadan iPod ve iPhone özelliklerini kontrol edebiliyorsunuz. Doğru komutu söylediğinizde isim ya da numarayla arama yapmak da mümkün oluyor. Dinlemek istediğiniz şarkı adı ya da sanatçı adıyla da arama yapabiliyor, müzik dinleyebiliyorsunuz. Yine sadece konuşarak playlist çağırabiliyorsunuz. iPhone 3GS”e akıllı telefon pazarında büyük avantaj kazandıran akıllı özellikleri bununla da bitmiyor. Genius özelliğini kullanarak iPhone 3GS”in zevkinize göre parçalar çalmasını sağlayabiliyorsunuz. Sadece şöyle demeniz yeterli “bunun gibi şarkılar çal” (play more songs like this). Bu konudaki Türkçe desteği tabii ki büyük merak konusu. Yine müziği durdurabiliyor ya da bir sonraki şarkıya geçebiliyorsunuz. Hatta hangi şarkıyı çaldığını bile sormamızın mümkün olduğu belirtiliyor.

Pusula uygulamasının dahili hale geldiği görülüyor. Pusula, hangi yöne gittiğinizi gösteriyor ve sizinle birlikte yön değiştiriyor. Bu sırada dahili GPS de sizi yönlendirmeye devam ediyor. Pusulanın Maps uygulamasıyla da uyumlu olması sağlanmış. Böylece haritada yönünüzü ve gitmek istediğiniz yönü görmeniz çok kolay.
 
Her kullanıcı için özellikler
VoiceOver adı verilen yenilik ise Apple”ın duyarlılığını gösteren ve birçok kullanıcıya kolaylık sağlayan bir başka özellik. Bu özellik sayesinde görmüyor olsanız da ekrandaki içerikler size ses yoluyla iletiliyor. Arama, elektronik posta okuma, internette gezinme, müzik dinleme ve uygulamalara ulaşma işlemleri için bu özellik kullanılabiliyor. Universal Zoom adı verilen özellik de, tüm ekrana zook yapılabilmesini sağlıyor, yani iPhone”un hitap ettiği yaş aralığı artık oldukça genişleyebilir. Hatta tek kulağı duymayanlar için Mono Audio özelliği geliştirilmiş ve hem sağ hem de sol kulaklıktan gelen sesler birleştiriliyor. Son olarak görme zorluğu çeken kullanıcılar için eklenen White on Black özelliği, ekrandaki renkleri tersine çevirerek daha yüksek kontrast sağlıyor.
Teknik özelliklere biraz daha yakından baktığımızda, 300 saatlik bekleme süresi, 2G ile 12 saatlik konuşma süresi ve 3G ile beş saat, kablosuz bağlantıyla ise dokuz saatlik kullanım süresi görüyoruz. 30 saat müzik dinlemek, 10 saat de video izlemek mümkün. Tüm bunlar Apple severlerin beklentilerine değecek bir telefona kavuştuklarını gösteriyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here