Ana sayfa Mobil iPad

iPad

0

İşte Türkiye”deki ilk iPad incelemesi

 

Apple iPad, duyurulduğu 27 Ocak 2010 tarihinden itibaren teknoloji dünyasının gündeminden düşmüyor. Tabletlerin altın çağını yaşadığı bu dönemde, Apple”ın bu atağı, döneme damgasını vurmasıyla mı sonuçlanacak, yoksa iPad Apple tarzını taşıyan havalı bir ürün olmakla mı kalacak? Bu soru, o günden bu güne hala tüm teknoloji forumlarında ve sosyal ağlarda tartışılmaya devam ediyor. iPad”in Türkiye”ye gelişi de, ülkemizdeki tüm Apple severler tarafından heyecanla beklenen bir olaydı. Bu konuda ilk olmak istedik ve Türkiye”ye gelen ilk iPad”lerden birini inceleme fırsatı bulduk.

MacLine dergimizin konusunda deneyimli editörlerinden destek aldığımız bu incelemenin videosunu da, Technotoday sitemizde bulabilirsiniz. İşte ilk iPad incelememizi, Newtech okurlarıyla ayrıntılı bir şekilde paylaşıyoruz.

 

Beklentiler ve gerçekler

iPad yurtdışında kullanıcılarla buluşur buluşmaz, Apple”ın birçok ürününde olduğu gibi, “eleştirel” bir gözle incelendi ve eksikleri sıralanmaya başladı. Ancak Apple yetkililerinin birçok mecrada yer alan yorumlarından da görüldüğü üzere, Apple yine “keyifli kullanım” özelliğine odaklanarak tasarladığı bir ürünü sunuyor bizlere.

iPad”in hayranları kadar eleştirenlerinin de bu kadar çok olmasının sebepleri arasında, Apple”ın iddialı ürün gamı ve şöhretinin yanı sıra, yıllardır süren Apple tablet beklentisi ve bu süre içinde bu ürün üzerine söylenenler de önem taşıyor. Apple aslında 1993″te, Newton MessagePad 100 adıyla bir tablet bilgisayar üretmişti. Firma ayrıca PowerBook Duo bazlı bir tablet prototipi geliştirmişti, ancak MessagePad”in satışına ket vurmamak amacıyla bu ürünü piyasaya sürmemişti. 2007″de ise iPhone, Apple”ın akıllı telefon pazarına girişini müjdeledi. Cep telefonu, çoklu dokunuş özelliği, kamera ve Apple tasarımının tüm özelliklerini taşıyan ara yüz, ürünün bugünkü popülerliği açısından dikkat çekiyordu. İşte Apple tablet söylentileri de, iPhone”un başarılı tasarımı ve popülerliği üzerine giderek arttı. 2009″un ikinci yarısından itibaren, iSlate, iTablet gibi isimler, Apple tabletin muhtemel adı olarak birçok Apple Mac”e özel internet sitesinde yer alıyor ve her geçen gün Apple tabletle ilgili yeni söylentiler duyuluyordu.

 

 

Sonunda 2010″un ocak ayı sonunda Steve Jobs elinde Apple iPad ile çıkageldi. Teknoloji dünyasında, tabiri caizse Apple iPad fırtınası başladı. İlk günden müthiş popülerliğe sahip olan ürün, duyurusundan üç gün sonra Grammy ödül Töreni”nde Amerikalı komedyen Stephen Colbert”in adayları sunumunda kullanılıyordu. Apple, Amerika”da 12 Mart 2010 tarihinden itibaren ön siparişleri kabul etmeye başladı. Wi-Fi modeli, Amerika”da 3 Nisan 2010″da satışa sunuldu. Apple hayranları 3G model için ise, nisan sonunu beklemek durumunda kaldılar.
Bu tasarımı bir yerden hatırlıyoruz…

iPad”e ilk bakışınızda “iPhone”un büyük abisi” diye düşünebilirsiniz. Ancak önce tableti elinize alana dek bekleyin. Alüminyum ve hafif eğimli sırt, siyah ekran çerçevesi ve “home” tuşuyla alıştığımız Apple tasarımı bir tablete taşınmış durumda. Ancak iPad”i elinizde alarak kullanmaya başladığınızda, şimdiye dek fotoğraflarını görerek edindiğiniz “hassas, nazik, büyük tablet” imajı yerle bir oluyor. öyle ki iPad”i kullanmaya başladıktan sonra oldukça uzun bir süre kesintisiz kullanmak isteyebilirsiniz. Siyah ekran çerçevesi, estetiğin yanı sıra özünde tableti parmak izi bırakmadan tutmanızı, taşımanızı ve kullanmanızı sağlıyor. Hafifliğiyle şaşırtmayan iPad, dokunduğunuzda kafanızdaki kadar nazik ve kırılgan bir cihaz olmadığını da kanıtlıyor. iPad”in tasarımcısı Jonathan Ive”ın “Eğer güzel çalışıyorsa sağlam da çalışmalı. iPad insanların arabanın koltuğuna fırlatabilmeleri ve hiç düşünmeden bavula sokabilmeleri için yapıldı. Ona karşı hassas olmanız gerekmiyor.” şeklindeki açıklamalarına hak vermemek elde değil. iPad”in sağlam bir cihaz olduğunu kullanmaya başlar başlamaz hissedebiliyorsunuz. Ekran boyutuna oranla şaşırtıcı bir hafifliğe ve inceliğe sahip olan iPad, tek elle de rahatlıkla taşınabiliyor, yani bir toplu taşıma aracında bile rahatlıkla kullanılabilecek bir ergonomide.

 

 

 
Az sayıda tuş

Tabletin üzerindeki az sayıdaki tuşları kullanmaya da kolayca alışıyorsunuz. Ekranın hemen altında alışık olduğumuz üzere “home” tuşu bulunuyor. üst kenarda “güç” ve “uyku” modu için kullandığımız tuş yer alırken; ses ayarı için de bir düğme düşünülmüş. Bunun yanı sıra iPad”in kenarlarında kulaklık jakı, küçük bir mikrofon, hoparlör ve dock bağlantılarını görüyoruz.
 

En önemli bölüm olan ekrandan bahsetmemiz gerekirse, çoklu dokunma özelliğinin keyfini sonuna kadar çıkarabilirsiniz. 1024×768 piksel çözünürlükteki ekranda video izlemek gerçekten de çok zevkli. Ekranda yeni nesil iMac”lerde kullanılan özelliklerin yer aldığını da belirtelim. LED arka aydınlatma sayesinde parlaklık çok iyi seviyede ve IPS teknolojisi de geniş bir görüntüleme açısı sağlıyor. Yani arkadaşlarınızla iPad”in başına geçip çok eğlenebileceğiniz kesin. Ekranın yansıma sorunu da olmaması, bizi memnun bırakan bir diğer özelliği oldu. Burada demek istediğimiz aslında şu; günışığında kullanırken iPad”in ekranında kendi yansımanızı görebilirsiniz, ancak bu yansıma, ekrandaki hiçbir uygulamayı görmenizi ya da görüntüyü izlemenizi etkileyecek seviyede değil. Başka bir deyişle iPad”in yansıma sorunu var mı diye özellikle dikkat ederseniz görebiliyorsunuz. Açık alanlarda ve gün ışığında da rahatlıkla kullanılabildiğini belirtelim. Ekran, 4:3 formatında, yani görüntüleri şu an artık kullanmaya aşina olduğumuz yeni nesil HD televizyonlar gibi 16:9 formatında izlemiyorsunuz. Bu durum iPad”in hanesine eksi bir puan olarak yazılmamalı, çünkü 16:9 formatına uygun, dikdörtgen bir ekran kullanılsaydı, tableti taşımak ve kullanmak büyük ihtimalle bu kadar rahat ve ergonomik olmayacaktı. Ayrıca video üzerine dokunup görüntüyü büyüterek alt ve üstteki siyah bantlar olmadan da izlemenizin mümkün olması, bu durumu daha da önemsiz kılıyor. iPad ile izlediğimiz videolar, böyle bir cihazı internetin yanı sıra videoizlemek için de kullanmanın iyi bir fikir olduğunu açıkça ortaya koydu: Tablet, capcanlı ve parlak renklerle, en hareketli videolarda bile çok yüksek bir görüntüleme performansı sunuyor.

 

 

Dokunmanın keyfi artıyor

iPad kullanmaya başlamak için önce kilidi açıyorsunuz. Kilidi açmak için, ekranın alt kısmındaki kilit açma komutuna dokunmanız yeterli. Tabletin ara yüzü, ikonların şekli ve konumuyla iPhone”u hatırlatıyor. iPad”de siyah arka plan kullanmak durumunda değilsiniz.

İsterseniz arkaya duvar kağıdı koyarak cihazı kişiselleştirebiliyorsunuz. Ekranın alt kısmında yer alan 4 ana uygulamanın yer aldığı dock, ister istemez Mac”te kullandığımız dock”u aklımıza getiriyor. Ancak buraya sadece 4 uygulama yerleştirebiliyoruz. Yukarıda ise, diğer uygulamalarımız sayfa sayfa yer alıyor. Safari, yine hem iPhone, hem de Mac versiyonunu hatırlatıyor. İnternet ara yüzünde işinizi kolaylaştıracak tüm kısayollara da yer verilmiş. Ekrana çift dokunarak sayfaları yakınlaştırabiliyor ve tek dokunuşla sekmelere ulaşabiliyorsunuz. “Pages” ve “Bookmark” butonları ise, internet sayfalarınıza kolayca ulaşabilmenizi sağlıyor.
 

Ekranın tüm internet sayfalarını rahatça görüntüleyebilecek genişlikte olması, iPhone”daki gibi sayfaların mobil versiyonları yerine tümünü görüyor olmanız da iPad”in en önemli özellikleri arasında. Mail uygulamasında iki farklı ara yüz seçeneğiniz bulunuyor. Her iki şekilde de elektronik posta uygulamalarınızı rahatça ve kolayca gerçekleştirebiliyorsunuz.

 

 

 

Kitap okumayı
sevdirebilir!

iPad”in duyurulmasından itibaren Amazon Kindle gibi elektronik okuyucuların (e-reader) “tozunu attıracağı” konuşuluyordu. iBooks uygulamasını kullandıktan sonra bu yorumun oldukça gerçekçi olduğunu düşünebilirsiniz. iBooks uygulaması, kitap okumayı seven birçok kişinin “kitaba dokunma” ihtiyacını karşılayabilecek seviyede. Teknoloji seven ve kitaplardan sıkılanlara da kitap okumayı sevdirebilecek özellikte.

öncelikle “Library” görünümü, ahşap bir kitaplıkta kitaplarınızı sıralamanızı sağlayarak kullanıcıya görsel bir keyif veriyor. Buradan dokunarak seçtiğimiz kitabımız, tam sayfa boyutunda önümüze açılıyor ve gerçek bir kitap okuyormuş gibi sayfaları çevirerek okuyoruz. Burada sayfaları çevirirken yaptığımız hareketin gerçek bir kitap okurken yaptığımız hareketle aynı olması ve gerçekçiliği insanı hem şaşırtıyor, hem de “Kağıt kitapların sonu mu geliyor?” sorusunu sorduruyor.

Bunun dışında, iPad”in ergonomisiyle bu özellik birleştiğinde, her ortamda ne kadar rahat bir şekilde kitap okuyabileceğinizi görebiliyorsunuz. Apple”ın yine her yaştan ve segmentten kullanıcıya hitap ettiğini, iBooks uygulamasıyla vurguladığını da belirtelim. Yazı fontunu listedeki fontlardan değiştirebilmenizin yanında, yazı boyutunu da büyütmeniz mümkün oluyor. Böylece geniş ve parlak ekranında zevkle kitap okuyabileceğiniz iPad”de bu uygulamayı kullanmak birçok yaştan kullanıcı için daha kolay hale geliyor. Ayrıca “search (Arama)” butonunu kullanarak kitap içinde belli bir kelimeyi arayabiliyorsunuz. Arama sonuçlarının sonunda ise, Google ve Wikipedia”da aramaya devam etmeniz için butonlar bulunuyor.

Son olarak, iBooks uygulamasının parlaklık ayarı da uzun saatler boyunca kitap okuduğunuzda gözlerinizin yorulmaması için bir başka kolaylık sunuyor. 

 

 

Video, fotoğraf, oyun, müzik

Video ve fotoğraflar, iPad”de iki ayrı uygulama altında yer almış. Video uygulamasının, yüksek görüntü kalitesinin yanı sıra, videoyu istediğiniz gibi görüntülemenize olanak veriyor. Tüm video arşivinizi iPad”de izleme isteği yaratacak seviyede olduğundan bahsetmiştik.

Fotoğraflar da, yine oldukça pratik ve estetik bir ara yüzle görüntüleniyor. Fotoğraflarınızı albümler halinde saklayabildiğiniz gibi, iPhoto ile senkronize ederek Events, Faces ve Places özelliklerini de kullanabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra fotoğrafları slayt şov şeklinde görüntüleyebiliyorsunuz. iPad kilitli olduğunda ekranda görebileceğiniz bir tuşu kullanarak, iPad”i bu slayt şovun görüntülendiği bir dijital çerçeve haline de getirebiliyorsunuz.

Görüntü özelliklerinin bu kadar iyi olduğundan bahsettikten sonra, iPad”de oyun oynamanın ne kadar keyifli olduğunu uzun uzadıya anlatmamıza gerek yok diye düşünüyoruz.

 

 

Oyun sever ve kitap okumaktan sıkılan kişilere nasıl kitap okumayı sevdirebilirse, tablet tam tersini kitap kurtları için de gerçekleştirebilecek düzeyde. Oyunlar ve ergonomik tasarım, hem ses, hem de görüntü bakımından sizi içine alabilecek seviyede. Flash desteği ise Apple severlerin firmadan en büyük isteği olmaya devam edecek gibi görünüyor.  iPad”de müzik dinlemek isterseniz, tablet sizin beklentilerinizi yine tam olarak karşılayacaktır diyebiliriz. Mac”ten çok iPhone”dakine benzerbir müzik uygulamasına sahip olan iPad”in ses çıkış kalitesi de oldukça başarılı. Sonuç olarak multimedya uygulamalarının ötesinde tüm
uygulamalar, gerçekçilik hissini maksimuma çıkaracak derecede ve kullanımı da o kadar kolay bir seviyede tasarlanmış ki, belli bir neslin öncesinde doğmuşsanız kısa bir an için sevdiğiniz bir bilim kurgu filminin içinde gibi hissedebilirsiniz. Ancak bu süre kısa sürüyor ve sonrasında kendinizi iPad”e kaptırıyorsunuz. Calendar (Takvim) ve Notes (Notlar) uygulamaları bile, yüzünüzde bir gülümseme yaratacak şekilde özenli ve gerçekçi tasarımlara sahip.

 

 

 
Dokunmatik klavye, iPad”in merak edilen önemli bir özelliği ve internet başta olmak üzere birçok uygulamada da yoğun olarak kullanmak durumundasınız. Klavyenin kullanımı, bizim için oldukça rahattı. önceden iPhone kullanmış kullanıcıların tümü için de aynı şekilde olacağını tahmin ediyoruz. Tabii bunun dışında Apple iPad aksesuarları arasında yer alan klavyeyle birlikte de iPad”i kullanmanız mümkün. özellikle ana menü üzerinden kullandığınız arama özelliği, yüzlerce uygulama arasından istediğinize ulaşmanızı kolaylaştırıyor. Sadece birkaç harf yazarak, zaman kaybetmeden istediğiniz uygulamayı açabiliyorsunuz. iPad, iPhone uygulamalarını da destekliyor. iPhone uygulamaları ekranda iPhone”daki boyutunda görüntüleniyor. Ancak sağ alt köşedeki “2x” butonuna dokunarak uygulamayı tam boyda görebiliyorsunuz. iPhone boyutuyla kıyaslandığında biraz pikselleşme görünse de, uygulamayı rahatça kullanabiliyorsunuz. iPad uygulamaları çeşitlenene kadar rahatça iPhone uygulamalarını tablette kullanabilir ve hatta o zaman bile bu uygulamaları kullanmaya devam edebilirsiniz. Yani bu pikselleşme, kullanımda sizi çok da fazla rahatsız etmiyor.

 

 

 

Ek özellikler konusunda iPad”in durumu, özellikle iPhone özellikleriyle karşılaştırılarak değerlendiriliyor. Bu noktada akla gelen özelliklerden biri de GPS özelliği. 3G bağlantılı iPad modelinde dahili bir GPS alıcısı bulunuyor, ancak Wi-Fi bağlantılı modelde henüz bu özellik yok. 3G”ye sahip modellerin ise, GPS konusunda iPhone 3G ve 3GS gibi Assisted GPS teknolojisi kullanması bekleniyor. Bu teknolojinin ismi sizi şaşırtmasın, Assisted GPS, GPS”ten de daha fazla görevi üstlenerek internet hızını artırmak üzere yakındaki Wi-Fi istasyonlarını bulmak gibi ekstra fonksiyonları da yerine getirebiliyor.

Son olarak, iPad ile iş hayatında neler yapabileceğimizden de kısaca bahsedelim. iWork”ün iPad üzerinde çalışacağı Apple tarafından verilen bilgiler arasında yer alıyor. Böylece ofis uygulamalarını rahatlıkla gerçekleştirmemiz mümkün olacak. Peki, neden iLife uygulamaları iPad”de yer almıyor? Bunun cevabı da bizce gayet basit: iLife uygulamalarına baktığımızda GarageBand, iMovie ve iDVD gibi giriş seviyesi prodüksiyon işlemlerinin ağırlıkta olduğunu görüyoruz.

Ancak iPad, medya içeriği üretiminden çok bunları izleme ve dinlemeye odaklanmış durumda. İncelememizin sonucunda, iPad”in eğlence odaklı bir tablet olarak beklentileri tamamen karşıladığını söyleyebiliriz. Bu eğlencenin içeriğini, internet kullanımı, video, müzik ve oyun uygulamalarına tabletin kulanım şekli, ara yüzü ve tasarımıyla eklemlenen keyif oluşturuyor. Apple, kişisel ilişki kurabileceğiniz cihazlar üretmekteki başarısını, bu kez bir tablette kullanıyor. Ortaya yine, hedeflenen kullanıcı kitlesi için muhteşem bir sonuç çıkıyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here