Ana sayfa İnternet Hapishane Uykusu

Hapishane Uykusu

0

Yunus Günçe, müzik dolu sayfalarımıza bambaşka bir renk katıyor ve nesir şiir tadında yazılarına devam ediyor…
 

Biraz daha büyüdüm bugün.Doğrusu, zorunda kaldım.
Kendi rızamın dışında büyümek zorunda bırakıldım.
Bunun kanunsuz bir şey olduğunu sanmıyorum.
Mağdur değilim yani. Bunu beklemiyordum sadece
O kadar.
Yani gidip de “Ben bugün,kendi rızam dışında büyümek zorunda bırakıldım ve bundan son derece rahatsızım. Şikayetçiyim hatta!” diyebileceğim bir yer, birileri, bir kurum, bir sesli mesaj servisi yok.
Bir telefon büyüttü beni.
Oysa büyümek yoktu bugünkü programımda. Aslında bugün için bir programım da yoktu.
Kahve içimek için uyanırım diyordum.
Biraz koşardım muhtemelen. Biraz karın yapardım. Biraz omuz.
O telefondan haberim yoktu. Hiç yoktu.
O telefonun geleceğinden, o an çalacağından, karşımdaki kadının, sonra bir adam oldu o kadın, söylediklerini söyleyeceğinden haberim yoktu.
 

 
Genelde de olmaz zaten haberim.
Yazı yazan insanların bu “devrik cümle sevdasını” hiç anlamam.
Ya da; hiç anlamam yazı yazan insanların bu “devrik cümle sevdasını”.
Gerçi bir suçlulukla uyanmıştım.
Bir suçlu gibi.
Suçlu insanlar daha mı başka türlü uyanır acaba?
Suçlu gibi mi yani? Doktorlar nasıl uyanır ?
Doktor gibi mi?
Bilmem. Doktor olmadım hiç.
Sanki uyumayı hak etmemiştim.
Bu, hayatımdaki suçluluklar içinde, en alışık olduğum.
Listesi var.
çoğu zaman böyle uyanıyorum. Bir suçlu gibi.
çoğu zaman bir hapishanede uyanıyorum.
Tek başıma! Tek kişilik bir hapishanede uyanıyorum.
Bir de yorgun oluyorum sabahları. Vitamin alıyorum bunun için.
Yorgunluk için yani…
Suçluluk için bir “vitamin” olduğunu sanmıyorum.
Olsa keşke.
Gebeliliği önlemek için varya; onun gibi.
“Bugün halletmemiz lazım bu işi Hasan bey” dedi kadın/adam telefonda
Hasan benim göbek adım. Dedemin adı.
Düzeltmedim onu.

 

“o benim göbek adım. Dedemin asıl adı ama. Benim asıl adım yunus” demedim.
Asıl adımı sakladım. Başka bir zaman için sakladım asıl adımı.
“Asıl ad zamanlaması” diye bir gereklilik var bence.
Her şeyin bir zamanı yok mu? Gerçekten soruyorum? Var mı?
Suçluluğumdan,yorgunluğumdan, kahvemden, koşumdan, karnımdan, omzumdan, dedelerimden haberi olduğunu sanmıyorum kadın/adamın.
Umursadığını da.
Söylediği onca şey içinde, bir tanesi öne çıkıvermişti:
“Bugün!”
Böyle durumlarda “bugün” yarına kadar olan zamanı karşılamıyor.Böyle durumlarda “bugün”e “mesai saatleri” ölçeğiyle bakmak gerekiyor. En kısa “bugün”lerden biri de budur.
Sabah 9 –akşam 6 günü.
Değişti bir anda her şey. Aslında her şey değil.
Kahvemi içmiştim.
Koşu, karın, omuz, vitamin hepsi evde kaldı.
Suçluluk ve yorgunluk benimle geldi. Ipodumuzu da aldık.
 

 
Hep beraber çıktık.
Sevdiğim bir yol var. Ben o yola “sevdiğim yol” diyorum.
O yolun başka bir ismi olduğuna eminim.
“sevdiğim yoldan” yürüdüm. İstiklal caddesine vardım. İnsan akıntısına da dikkat ederek, kendimi aralarına kattım. Beraber akmaya başladık Beyoğlu”na doğru.
Galatasaray”da genç bir çifte tutunarak çıktım akıntıdan. çocuk kızın ayakkabısını bağlamak için eğilmişti.Kendisine verilen bu romantik görevi başarıyla yerine getirmek için odaklanmış gibiydi.
Daha çok, inanmış gibiydi.
çocuk,kıza inanmış gibiydi.Umarım üzmez o kız, o çocuğu.
Aslında ben eminim o kızın,o çocuğu üzeceğine.
Umarım çocuk çok üzülmez yine de.
“Sana ne?” dedim kendime birden. Kızdım. “Sana ne o çocuktan, o kızdan, ayakkabıdan? Bırak dedikoduyu, magazini! Sen bugün büyüdün biraz. En azından bugünlük büyüdün. Mesai saati sona erene kadar dayan en azından. Ne kadar zor olabilir ki?” diye azarladım kendimi. Sesli yaptım bunu.
Konuşurum ben kendimle.
Kendi kendime konuşmam. Deli miyim ben?
Etrafta bakan birileri var mı diye ufak bir kontrolün ardından devam ettim:
“Peki şunu düşündün mü?” hafif alaycıydım.
“Belki de…” dedim.
Kızgınlığım sürüyordu.Kızgın ve alaycıydım artık.
He bir de yorgundum ya hala…
“belki de kız ayakkabı bağlamayı bilmiyordu . Belki de hepsi buydu.”
Sessizlik…akıntı…insanlar…sel…
Acele etmeliydim.”Bugün” geçiyordu.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here