Ana sayfa Sektörden Güzel kareler çeker her an, adı Esra Pozan!

Güzel kareler çeker her an, adı Esra Pozan!

0
1984 yılında İzmir’de dünyaya geldi. üniversitede İstatistik okudu. Fotoğraf her zaman aklının bir köşesinde hobi olmaktan çıkıp hayatının bir parçası olmak için zaman kolluyordu. Ve o zaman sonunda geldi. İlk olarak 5 yaşında tanıştı minik elleri kamerayla. Meraklı eller, meraklı bakışlara dönüştüğünde kendini fotoğraf çekmeye başlar buldu. Baba Dr. Tamer Bey, kızı 9 yaşındayken ona bir fotoğraf makinesi hediye ettiğinde, onun bu konuya olan merakını anlamış olmalıydı…

 

 

Photoline: Fotoğraf tutkusu nasıl başladı?
Esra Pozan: 5 yaşındayken ilk defa kamera aldım elime. 9 yaşındayken de ilk fotoğraf makinemi aldı babam. Kendisi de üniversite yıllarında fotoğrafçılık yapmış. Sanırım genetik miras olarak geçti bu yetenek bana. Bir süre ayrı kaldık makinemle ama geçen yıllarda tekrar buluştuk ve şimdi hiç ayrılmıyoruz.

önce doğa fotoğrafları ve still-life çekerek başladım. İnsanlara “Fotoğrafınızı çekebilir miyim?” demeye utanıyordum başta, daha sonra portre çekmeye başlayınca, içinde “göz” olan, duygu olan fotoğraflara aşık olduğumu anladım.

– Müjde evleniyorum ama fotoğraflarımı kim çekecek?
– Hayır, evlenmiyorum ama artık fotoğraf çekeceğim!

PL: Profesyonelliğe geçiş nasıl oldu?
EP: Fotoğraf çektiğim ama bu işten para kazanmadığım bir dönemde aşk girdi hayatıma.
Evlenme kararı aldım ve düğün fotoğrafları araştırmaya başladım internette. İstediğim tarzda fotoğraf çeken sayılı insan vardı. O günümü hikayeye dönüştürecek belgesel tarzında fotoğraflar istiyordum.”Neden ben de bunu yapmayayım?” dedim kendi kendime ve ilanlar verip düğün fotoğrafları çekmeye başladım. (Bu arada da evlilik kararımdan vazgeçtimJ. Ama bu karar bana çok güzel bir dünyanın kapılarını açtı.

Şimdi reklam-afiş-billboard çekimleri ,oyuncu-şarkıcı çekimleri ve belgesel düğün ve doğum fotoğrafları çekimleri yapıyorum.

PL: Seyahate giderken yanınıza tek bir lens almanız gerekse hangisini alırdınız?
EP: Canon 24-70 f :2.8 mm lensimi çok seviyorum. En çok işime yarayan lensim. Aslında 50mm f:1.8 den de vazgeçemem..

PL: ünlülerden kimleri çektiniz?
EP: çok var ama ilk aklıma gelenleri yazayım…Keremcem, Kıraç-Ayşe Şule Bilgiç, Nuri Alço, Ceza, Rapçi Fuat, Sibel Tüzün, Nefise Karatay, Nilay Dorsa, özgür özberk, Ayça Tekindor, Tuluğ çizgen, İpek Değer, MFö-Fuat Güner, Dj Berna öztürk, Dj Funky C, Pınar Altuğ, Erol Evgin…
Geçen gün “Rapisyen Adem”in albüm çekimini yaptım, önümüzdeki günlerde albümü müzik marketlerde olacak. Bunların dışında da bir çok kişiyle çalıştım…

 

 
Şehit Ailelerine
Yardım Sergisi

PL: En sevdiğiniz projeler nelerdi? Gelecekte ne gibi projeler var?
EP: Şehit ailelerine yardım toplamak için düzenlediğimiz fotoğraf sergisi benim için çok anlamlıydı. Onun dışında da  düğün çekimlerinde çok mutlu oluyorum. O heyecanlı, gözlerinde aşk pırıltıları olan çiftleri, sizin orada olduğunuzu unutturarak çekmek çok zevkli. Spontane fotoğraflar çok güzel oluyor.

“çocuk Portreleri” adlı bir sergi açıldı 2009’un başlarında. Benim de çocuk portlerim yer aldı bu sergide. Ayrıca, Fransa”da kendi sergimi açma projem var. Sanırım 2010 bahar ayında gerçekleşecek. Sergiler haricinde albüm çekimleri var.A ma sadece albüm çekimiyle sınırlı kalmayacak, klip çekimlerine de el atmayı düşünüyorum.

 

 

Ya doğaçlama ya da hazırlıklı (Neyi çekeceğine göre!)

PL: çekimden önce kafanızda ne çekeceğinizi kurguluyor musunuz?
EP: çekime göre değişiyor açıkcası. Eğer düğün çekimi yapıyorsam %95 kurgulamıyorum hiçbir şeyi. Sadece ufak detayları önceden hazır etmelerini söylüyorum. Davetiye, çiçek, yüzükler gibi. Detay çekimleri dışında çoğu şey spontane gelişiyor. önemli olan da çiftin güzelliklerini yakalayıp, gözlerinde gördüğüm aşklarını en doğal şekilde göstermek diye düşünüyorum.

Eğer reklam çekimi veya albüm çekimi yapıyorsam tabii daha öncesinden nasıl bir konsept istediğimize kişinin art direktörü ve reklam ekibindeki diğer kişilerle beraber karar veriyoruz. Eğer art direktör yoksa bu sefer bütün kurguları tek başıma yapıyorum.

önce kahve!

PL: Fotoğraf çekerken nelere dikkat ediyorsunuz?
EP: Gelin-damat ya da model.. çekim yapacağım kişilerle mutlaka daha önceden tanışır, onlara birer kahve ısmarlarım. Model-Fotoğrafçı ilişkisinin uyumu çok önemlidir. Birbirimizden pozitif elektrik almalıyız. Şimdiye kadar sadece bir çekimi zorla yaptığımı itiraf etmeliyim.
Model o kadar negatif ve kaprisliydi ki içimden ilk defa çekim yapmak gelmedi. Mecburen yapmak zorunda kaldım. Umarım bir daha böyle bir şey yaşamam. Normal şartlar altında güler yüzlü, pozitif ve enerjik bir insanımdır. O nedenle de uyumu kolay yakalıyoruz. Kurgusal çekimler dışında naturellik benim için çok önemlidir. Mümkün olduğu kadar objektife bakmamalarını, hatta mümkünse beni unutmalarını, orada yokmuşum gibi davranmalarını isterim. Bir de kurgusal çekim sırasında eskiden gözüme çarpmayan birçok şeye dikkat ediyorum artık. Mekanda kadraja giren fazla ve gereksiz detaylar gibi. Aynadan yansıyanlar çoğu zaman sorun yaratıyordu ve bilgisayarda fotoğrafı incelerken farkediyordum. Modelin saçının, makyajının, kıyafetinin kusursuzluğu da önemli tabii ki. çekim sırasında bunlara da çok dikkat ediyorum.
 

 

 

Pastasız düğün, kayıp damat!

PL: Düğünlerde yaşadığınız ilginç bir olay oldu mu?
EP: Aslında çok fazla oluyor. Damadın saatlerce ortalıktan kaybolması nedeniyle çekim yapamamak(kendisini düğünün başlamasına 1 saat kala annesinin evinde bulup çekim için zorla dışarı çıkarmıştık) gibi.
Bir keresinde de, bana 3 ay öncesinden rezervasyon yaptıran, havuz başında yapılacak olan düğün için havai fişekleri ve süslemeleri aylar öncesinden ayarlayan damat, düğün pastasını unuttuğunu pasta kesim saatinde fark etti. Gecenin o saatinde pasta siparişi verildi. önce araba seklinde bir pasta geldi, sonra ben 4-5 kişiyi pasta araması için gönderdim. Sonunda 4-5 pastayı üstüste ekleyip düğün pastası görünümünü verdik.

Neye dokunup, neye
dokunmayacağımı bilirim!


PL: Doğum fotoğrafları çekerken nelere dikkat ediyorsunuz?

EP: Doğum fotoğrafları aslında en zevk aldığım ama beni en çok zorlayan çekimler.
Doğum haftasını bilseniz de gün ve saat tam olarak bilinemiyor. Arandığınız anda hastanede olmanız gerek. Bu nedenle çok özveri istiyor. Doktor kızı olmam ve hastane ortamlarında büyümem nedeniyle hijyen konusunda çok hassasım. Nelere dokunmam ve dokunmamam gerektiğini biliyorum ameliyathanedeyken. Bu da doktorların beni ameliyathaneye almasında avantaj sağlıyor. Doğum öncesinde yine aileyle tanışıp birkaç çekim yapıyorum kendi evlerinde. Daha sonrası için rahatlatıcı oluyor aile için.

Bir mucizeyi görüntülemek inanılmaz bir duygu. Annenin yaşadıkları, bebeğin hayatta ilk nefes aldıgı an, ilk ağlaması, annesinin elini bilinçli ya da bilinçsizce tutması, ilk banyosu gibi özel anları görüntüleme fırsatını yakalamak anlatılamayacak kadar güzel bir duygu. Ancak dediğim gibi o hafta hiçbir yere gidemiyorsunuz, plan yapamıyorsunuz, sadece doğumu bekliyorsunuz anne adayı gibi. Ama sonucunu görünce “her şeye değer” diyorsunuz.
 

 

 


PL: Photoshop kullanıyor musunuz?

EP: Onsuz olmaz. Ama aşırıya da kaçmıyorum. Burun küçültme, vücut inceltme gibi doğallıgı bozan şeyleri yapmıyorum ve bunu sevmiyorum. Renk tonlarıyla, kontrast ve brightness gibi basit teknik detaylarla oynuyorum düğün ve doğum fotoğraflarında. Albüm veya reklam çekimlerinde genelde photoshop masterlara gönderiyorum. Volkan Demir bu işin üstadı mesela. Benim onun kadar iyi olabilmem için 40 fırın ekmek yemem lazım ve bu ekmekleri yemem için vaktim olması lazım. Herkes haddini bilmeli. Ama tabii bir fotoğrafçı mutlaka az da olsa photoshop yapabilmeli.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here