Ana sayfa Sektörden GO!

GO!

0

Her şey onun başının altından çıktı! Automatik klibine çektiği orijinal kliple ülkemizdeki kolbastı çılgınlığını başlatan, ördek gibi herkese zıp zıp zıplama hastalığını bulaştıran BEDüK, üçüncü albümü GO ile yeniden aramızda.


S:.Albümün kayıt süreci öncesinde demo aşamasında neler yaşadın?

BEDüK: Bende aslında bu süreçlerin hepsi aşağı yukarı aynı zamanlarda oluyor. Baştan sona, tüme varım şeklinde gelişiyor olay. Yani önce demoyu yapıp sonra kaydetmek yerine direkt kayıt ederek, miksleyerek, aranje ederek parçayı bitiriyorum. Daha sonra elimde parçalar olmaya başladıktan sonra ince ayarlar, ekstra kayıtlar, miksler yapıyorum, kısacası cilasını çekiyorum. Bu cila sırasında komple 2-3 şarkıyı sildiğimde olmuyor değil. Sürekli stüdyoda yeni parçalar yaptığım için “albüm kaydına giriyorum” diyip kendimi belli süreler çerçevesinde stüdyoya kapatmıyorum, çünkü zaten stüdyoda yaşıyor oluyorum. GO albümünü bitirirken 2-3 parça kadar sildim. 4 kadar parçayı da nadasa bıraktım, ama onlar daha sonra albüme girmeye hak kazanacak kadar pişmediler. Sonra tekrar dönüp bakılmak üzere rafa kalktılar. Albüme en son katılan parça Let Me Go oldu. O parçayı da albümün çıkışına bir hafta kala yazdım. İlk defa full konsantre bir şekilde bu kadar uzun bir süre stüdyoya kapandım. Daha önceleri belli süreler içinde kendiliğinden oluşan parçaları bir nevi topluyordum. Bu albümde, toplama işleminden sonraki “cila” dönemi yaklaşık 6 ay kadar sürdü.

 

 

  Sound: Kayıt sürecinden bahsedebilir miyiz?

BEDüK: Albümü tümüyle kendi stüdyomda yaptım. Yeni stüdyom eskisinden farklı olarak tek bir odadan oluşuyor. Yani kayıt mikrofonu direkt kontrol odasında, tam sağ tarafımda duruyor. Eski stüdyomda record’a basıp içeriye koşan bir adam durumu vardı. Sonra fark ettim ki aslında doğru koşulları sağlarsan direkt aynı odada tertemiz vokaller ve perküsyonlar kayıt edebiliyorsun. Yeni oyuncağım  ise Maschine, tek kelimeyle hastasıyım, prodüksiyon dünyama büyük renk kattı.

S: Stüdyonu değiştirdin. Yeni stüdyonun detaylarını alabilir miyiz. Neler değişti ve neden?

 

BEDüK: Eski stüdyo Göksu Evleri’ndeydi. Evimin alt katıydı, oğlum olunca daha steril bir yere geçmek istedim. Göktürk, Kemerburgaz’a taşındım. Şimdi evimin üst katı stüdyo. öncelikle duyumum değişti. Daha küçük bir oda yaptım kendime. Eskisinde altlar çok kayboluyordu, dağınık geliyordu. Bir türlü temiz duyum alamıyordum.
 

Sırf orayı doldurmak için de bir sürü ekipman ve işçilik yükünü kaldırmak ağır geliyordu. Böyle daha kompakt, daha dolu ve flat bir sound alıyorum içeride. Miksle aranjmanı da aynı anda yaptığım için bana hem miksler için fiziksel olarak doğru bir duyum, hem de aranjmanı yaparkenki gazı kaçırmayacak kadar da büyük bir sound gerekiyordu. Tam da onu yapmaya çalıştım aslında. Yani odaya göre ekipman almadım, elimdeki ekipmana ve yaratmaya çalıştığım sisteme göre bir oda yaptım. Duvarlarda çift hava boşluklu, birkaç kat fireex, taş yünü ve alçıpan bloklarla olabildiğince yüzdürmeye çalıştım. Hala odanın şekli itibariyle bas frekanslarda biraz sorunum var ama artık yanlış da olsa kulağımı ona göre alıştırdım. Yoksa sonu gelmeyecek gibiydi. Temelde ekipmanım Dance Revolution’dakilerle aynı. üstüne ekstra Birkaç  yazılım ve tabi ki Maschine eklendi.

 

 

S: Yeni ekipmandan bahsedelim biraz da…

BEDüK: Eklediğim yeni yazılımlardan biri Antares Vocal Fx serisi. Autotune’un dünyadaki gidişatına seyirci kalamadım. Ama eğer autotune kullandıysam, bunu direkt, göze sokarak, net kullandım yani sesimi doğru tona çekmek için değil, bariz efekt olarak kullandım. Bu arada sadece autotune değil, içinde nefis kompresörler ve harmonizer’lar da mevcut, özellikle karışık armoniye sahip back vokalleri çözümlemek için ideal yazılımlar. Bir diğeri Amplitube Fender. Baya gerçek vintage Fender tonlarından modern indie Brit tonlarına kadar Fender kalitesi konuşuyor. Ana mikrofonum yine AKG 214 idi. Monitörlerim Genelec 8040. Meinl perküsyonları, Boss efekt pedallarım, Yamaha akustik gitarım ve basım, Squire electrik gitarım her zaman kullandığım enstrümanlarım. Apple ve Logic tabi ki baş tacımız.

S: Vokal kaydı süreci nasıl yaşandı?

BEDüK:  O kadar doğal bir şekilde gelişti ki vokal kayıt süreci, ben bile anlamadım. Yani özel vokal kayıt günleri ayarlamadım kendime. Kendiliğinden gelişti. ?arkıları hazırlarken kendimi iyi hissettiğim anda bastım record”a söyledim. Bence böyle daha “gerçek” oluyor vokaller. Sıcağı sıcağına yapınca… ?imdiye kadar yaptığım albümlerdeki en zorlayıcı vokaller bu albümde. Bu arada belirtmeden geçemem, tune efektlerinin “net” görünmediği hiçbir yerde tek bir ton düzeltme işlemi bile yapılmadı

S: Miks ve mastering için kimle çalıştın?

BEDüK: Her zamanki gibi çağlar Türkmen”le çalıştım. Ama bu sefer benim hazırladığım miksleri rough miks olarak kabul edip üstüne çağlar”la beraber tekrar mikse girdik. Yani GO albümünde çağlar sadece mastering’de değil, miks aşamasında da yoğun olarak yer aldı. çaglar”la beraber bu albümde yapmaya çalıştığımız şey, dans müziğinin kulüplerde duymaya alıştığımız yer sallayıcı büyük ve loud sound’uyla, daha müzikal işlerdeki daha geniş, daha serbest, ve sıkıştırılmamış, zorlanmamış sound’un tam ortasını bulmaktı. Aslında tam bir 2010 Bedük sound’u yakalamaya çalıştık. Kulaklıkla saatlerce okula, işe giderken rahat rahat dinlenebilecek aynı zamanda kulüpte yerleri oynatacak bir karışım.

 

 

 
S: Provalarda en çok neye dikkat ediyorsunuz? Grubun nasıl hazırlanıyor?

BEDüK: Benim sahne anlayışımda, albümün aynısını birebir çalmaktansa bunu sahneye uyarlamak önem taşıyor. O yüzden grupla beraber çalışmalarımızda, önceleri herkes  albümü  birebir çalar, sonra her enstrümanist kendince partisyonlarını yorumlar, nasıl hissediyorsa o şekilde takılmaya başlar. Belli bir formülümüz yok, herkes kendi alanında olabildiğince özgür ve sahnede nasıl rahat ve keyifli olacaksa öyle çalıyor. Albüm mastering’e gittiği zaman grup da premaster’ları alıyor ve dinlemeye başlıyor. Daha sonra birkaç provada olay şekilleniyor. Zaten konserler başlayınca işin suyu çıkıyor. her konser birbirinden değişik oluyor.

S: Canlı performanslarda nasıl bir sistem kuruyorsun?

BEDüK: Davul, bas, gitar, klavye ve Ableton live… Live’dan kanalları aynen yollamaktansa anında her an değiştirebileceğimiz şekilde kullanıyoruz. Yani doğaçlamaya açık bir performans oluyor. Sadece normal şartlarda Hiçbir yerden çıkaramayacağımız sesleri Live”dan veriyoruz. Gerisi canlı çalınıyor. Soundcheck”te ses mühendisimiz Abbas Akkaya”ya güveniyoruz. Hatta ona Jesus diyoruz. Ne acaip yerlerde nasıl sound’lar çıkardığına inanamazsınız.

 

 

  S: En çok hangi enstrüman tınılarını seviyorsun, sesini ya da ruhunu en çok hangi enstrümana yakın hissediyorsun?

BEDüK: Temel enstrümanım gitar, çoğu zaman şarkıları gitar bazlı yazıyorum. Ama yakınlık, sevgi dersen totalde ortaya çıkan iş beni heyecanlandırıyor. Enstrüman bazlı müzik tutkum pek olmadığı için zaten olayın geneline bakıyorum.

S: Biraz sahne görsellerinden de bahsedebilir miyiz? Sahnede görsel anlamda şov kullanan ender sanatçılardan birisin. Her şeyi kendi yapan biri olarak, bu görsellere eminim sen de karar veriyorsundur, nasıl bir ekiple çalışıyorsun? Sahnede yaratmak istediğin atmosfer nedir tam olarak?

 

BEDüK: Sahne görsellerinde beraber çalıştığım bir ekip var. Dilara başta olmak üzere, çok güzel işler çıkarıyorlar. Genelde çok karışırım görsellikle alakalı durumlara ama bu işte neredeyse hiç karışmadım diyebilirim.

Ben kafamdaki temel meseleleri anlattım, üstüne konuştuk, onlardan harika fikirler geldi ve ortaya güzel bir iş çıktı.

Sahnede amaç her zaman gelen izleyiciye normal hayatından farklı bir deneyim yaşatmak ve çoğu zaman şarkının kendi iç duygusunda kaybolmalarını sağlamak.

Bu da izleyicinin olabildiğince fazla duyusuna aynı dakikada hitap etmekle oluyor ve doğru etkili görsel, bunu her zaman bir kademe üste çıkarıyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here