Ana sayfa Sektörden Galatasaray ITM”den Dennis Moody geçti

Galatasaray ITM”den Dennis Moody geçti

0



Dünyaca ünlü sanatçıların dünyaca ünlü ses mühendisi




Galatasaray ITM, müzik teknolojileri alanında kaliteli eğitim veren sayılı kurumlardan biri. önemli isimlerin seminerleriyle eğitim sürecini renklendiren ITM, geçen ay, Aerosmith, Missy Elliot, Miles Davis, Diana Ross, Frank Zappa, Dave Wackle, l Jarreau & George Benson, Johnny “Guitar” Watson, gibi ünlü sanatçıların, dünyaca ünlü ses mühendisi Dennis Moody’yi ağırladı.

18 Ocak’ta, Galatasaray ITM, önemli bir ismi ağırladı. Dünyaca ünlü ses mühendisi Dennis Moody, düzenlenen workshop’ta, katılımcıları kayıt ve mikste efekt kullanımı konusunda bilgilendirerek soruları yanıtladı. Biz de kendisiyle özel bir röportaj gerçekleştirdik


Sound: Amerika’daki müzik endüstrisinin durumu nedir şu anda?

Dennis Moody: Şu anda sadece müzik piyasası değil her şey %50 küçülmüş durumda. Büyük stüdyolar birer birer kapanıyorlar. özellikle de büyük konsollar dolayısıyla büyük alana ihtiyaç duyan ve buna bağlı olarak da giderleri artan stüdyolar… Benim için çok sorun değil çünkü ben bu işe 80’lerde başladım ve geçmişten elen bir çevrem var. Dolayısıyla işim azalmadı, ama yeni başlayanlar için çok zor bir durum.

 

 


S: Los Angeles’daki çalışma ortamından bahseder misiniz biraz?
D.M: Aslına bakarsanız ben serbest çalışıyorum. Yani Los Angeles’daki farklı kayıt stüdyolarında, farklı yapımcılar ve sanatçılarla çalışıyorum. Benimle çalışmak isteyen bir sanatçı yada yapımcı beni arıyor. Kendi stüdyosu ya da anlaştığı bir stüdyo yoksa benim küçük stüdyomda yapıyoruz.. Daha önce büyük bir stüdyom vardı ama onu kapattım çünkü bir stüdyo işletmek çok zor. Şu an küçük bir stüdyom var. Ama sanatçı ve yapımcıların beni tercih etme nedeni benim teknik altyapım yani stüdyomdaki malzemelerim değil. Beni tanıdıkları için geliyorlar daha doğrusu benim stilimi seviyorlar, hepsi bu. Tabi Missy Elliot, Diano Ross gibi sanatçılar ile çalışmamın da büyük etkisi var. Bu nedenle ben ne ekipmandan bahsederim ne de işin nasıl yapılacağından… Kendinize özgü yapın derim.

S:
Siz 70’lerde bu işe başladınız ve o zamanlar her şey analogdu. Bilgisayar diye bir şey yoktu müzik dünyasında. Fakat şu an her şey dijital. Sizin geçiş döneminiz nasıl oldu, zorlandınız mı?
D.M: Evet hem de nasıl zorlandım! Ben o zaman çok çalışıyordum. Sabah 9, akşam 11 arası hep stüdyolardaydım, oldukça meşguldüm. Aslında daha az iş alabilirdim ama böyle lüksüm yoktu. Durduğunuz anda işinizi başkası alıyoru. Amerika’da çalışırken 6 yıllığına Berlin’e gitme şansım oldu fakat daha sonra Amerika’ya döndüğümde her yer bilgisayar doluydu. Her gittiğim yerde bana ProTools biliyor musun diye soruyorlardı. Herkes sequencer ‘lar ve ProTools ile çalışmaya başlamıştı. Kendime bunu öğrenmen gerek dedim ama nasıl yapacağımı bilmiyordum çünkü çok pahalı bir şeydi. Bir arkadaşım bana dijital I/O modül al dedi. O ne yahu, dedim. “Aynen ProTools ama biraz daha ucuz ve küçük dedi. Daha sonraki ilk müşterime bir teklif yaptım “bana bu sistemi al, ben de sana bedava prodüksiyon yapayım” dedim. Iki taraf da mutlu oldu sonuçta! Küçük daireme sistemi kurdum ve kalın el kitabını okumaya başladım. Uzun ve çok zorlu bir süreçti ama inanılmaz haz alıyordum ve teknolojinin neler yapabileceğini görünce çok şaşırıyordum. Dijitale geçiş benim için aslında çok zor olmadı çünkü analaog’daki her şey aslında dijitalde aynen uygulanmaya çalışılıyordu. Ben de analog konseptlerimi dijital dünyada uygulamaya başladım ve gerçekten işe yaradığını gördüm.

 

 

S: Iyi bir kayıt mühendisi nasıl olmalı?.
D.M: Eğer bu işi iyi yapmak istiyorsanız çok gözlemlemelisiniz. Devamlı kayıtlarda bulunup seyretmeli ve notlar almalısınız. Ben Paramount stüdyolarında temizlikçi olarak başladım ve gördüğüm her şey üzerinde uzun uzun düşündüm. Unutmayın bir şeyin doğrusu ya da yanlışı yoktur; nasıl yaptığınız sizin stilinizdir. Kendinize bir stil yaratın ve onu geliştirin. Iyi prodüksiyon, stil sahibi olandır. öğrenmenin püf noktası ise gözlemdir. Mesela ben davul kaydıyaparken mikrofonu belli bir yere koyarım, başka biri, başka bir yere… Ikisi de ne doğru, ne de yanlıştır. Sadece farklı stillerdir.

S:Siz daha çok nasıl müziklerden hoşlanıyorsunuz?
D.M: Ben Türkiye’de olduğu gibi etnik enstrümanlar kullanılan müzikleri çok seviyorum özellikle deneysel ve çok sesli müzikleri. Japon piyanistler ve smooth jazz çok hoşuma gidiyor özellikle fusion jazz inanılmaz bir şey bence. Keşke ben de bu tür prodüksiyonlar yapabilseydim ama genelde stüdyoda hızlı tüketilen popüler müzikler yapmak zorunda kalıyorum ama sorun değil çünkü onlar sayesinde faturalarımı ödüyorum.

S: Peki pop müzik ve hızlı tüketim konusunda ne düşünüyorsunuz?
D.M: Bugün müziği aptallaştırıyoruz aynen insanları aptallaştırdığımız gibi. Artık insanlara çıkın, arayın, keşfedin demiyoruz. Siz oturun, bunu alın, bunu yiyin diyoruz. Onlar da oturdukları yerde şişmanlıyorlar. Aynısını müzik ile yapıyoruz. Onlar için starlar yaratıyoruz ve alın bunu dinleyindiyoruz. Yazık, çok yazık….

S: Peki son olarak sound engineer olmak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
D.M:
Benim zamanımda bu işi yapmak isteyen ve benim işimi elimden almak isteyen 1000 kişi vardı.Şimdi 10.000 kişi var. Artık hep bilgisayarı olan çocuk, sound engineer ve yapımcı. Onca insan ve stüdyo ile rekabet sizi mahvedebilir. Bir diğer önemli tavsiyem de eğitim konusunda dikkatli olun. Herkes size kendi tekniğini anlatmak ister ama önemli olan sizin kendi tekniğinizi bulmanızdır. O yüzden bu röportajda pek teknik cevaplar vermedim, kusura bakmayın. Herkesin kendi tekniğini bulmasıdır önemli olan.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here