Ana sayfa İnternet Fotoğrafta yeni bir dönem: SONY NEX

Fotoğrafta yeni bir dönem: SONY NEX

0
Sony Eurasia”nın konuğu olarak NEX sisteminin tanıtımı için Trabzon”da iki gün geçirme ayrıcalığını yaşadım ve sizler için NEX sistemini inceledim. Bu yazıda NEX sisteminin iki üyesini de anlatmaya çalışacağım; yani hem 3″e hem 5″e bakacaksınız!

 

lk kez iki yıl kadar önce yaşamımıza giren “refleks olmayan”, yani ayna ve pentaprizma yükünü barındırmayan, ayrıca değiştirilebilir objektiflere sahip tasarımlar giderek daha çok kabul görür oldular. Objektifin algılayıcı düzlemine çok daha yakın konumlandırılabilmesi, daha keskin görüntüler oluşturduğu bilinen simetrik tasarımlı objektiflerin kullanılmasına yol açması bakımından olumlu bir gelişmeydi. Dahası, söz konusu tasarım daha küçük, daha hafif, daha ucuz fotoğraf makineleri ve objektiflerini de vaat ediyordu. İlk kez Panasonic ve Olympus”un girdiği bu alana yılbaşında Samsung da dahil oldu. Şimdi ise büyük oyunculardan Sony”nin bu alana girdiğini sevinçle izliyoruz.
Sony”nin NEX sistemi, tıpkı Alpha serisinde olduğu gibi odak çarpanı 1,5 olan APS-C boyutunda algılayıcılar kullanıyor. Yani Micro Four Thirds sisteminin algılayıcılarından daha büyük algılayıcılar barındırmalarına karşın NEX gövdeleri dünyanın en küçük ve en hafif gövdeleri olarak dikkat çekiyor. Sony yetkilileri bilgilendirme toplantısında NEX sisteminin amatör ve ileri amatörleri hedef alan bir yerde konumlandırıldığını belirttiler. Bence de amatör ve ileri amatörler için gayet uygun makineler. Hatta otomatik modlarda o kadar kolay kullanılan makineler ki, yeni başlayanlar için bile uygun olduklarını düşünüyorum.

 

Tasarım ve malzeme
Sony tasarımcıları NEX sistemini olabilecek en küçük yapıda tutmaya çalışmışlar. Bir yandan gövdeyi bir kompakt makine boyuna indirip bir yandan da arka bölümüne 3 inçlik hareketli bir LCD sığdırmak zorunda kaldıkları için düğme sayısı zorunlu olarak azalmış. Aslında düğme sayısının azalması son derece sade ve şık olan tasarıma olumlu katkıda bulunmuş. Tasarıma herkesin hayran olmasını beklemek yanlış olur, ama oldukça ilerici bir anlayışın ürünü olduklarını kesin olarak söyleyebilirim. NEX-3 de NEX-5 de birbirine çok benzer yapıdalar. Dikkatsiz bir göz kolaylıkla iki modeli birbirine karıştırabilir. Farklar yalnızca bir iki ayrıntıda gizli. NEX-3″ün kavrama bölümü biraz daha uzun olduğu için benim elime daha rahat oturdu. Elleri küçük yapıda olanların NEX-5″te daha rahat edeceklerini düşünüyorum. Bu arada elleri iri olanlar için bile NEX sisteminin sorunsuz olduğunu düşünüyorum, çünkü toplam üç tane düğme var ve hepsi de yeterince büyük yapıdalar. Diğer farklılık ise açma-kapama düğmesinin tasarımında gözleniyor: NEX-5″te bu düğme daha şık, NEX-3″te ise daha işlevsel ve daha kolay kullanılıyor. Bu farkların dışında gövdeler büyük ölçüde aynı.
 

 
Tasarımdan ayrı düşünemeyeceğimiz malzeme seçimi üzerinde de durmak istiyorum. Birbirine hem kavrayış hem de ağırlık anlamında çok yakın olan iki modelin malzemelerinin farklı olduğunu ürün bilgilerini dikkatlice okumasaydım asla anlayamazdım. Hayatımda gördüğüm en kaliteli plastik malzemeden üretilmiş olan (ve metalden yapılmış taklidi yapan) NEX-3″e hayran kaldım. Aynı şekilde çok kaliteli duran magnezyum alaşım gövdeye sahip olan NEX-5 ise 10 gram kadar daha hafif (ve elbette darbelere karşı daha dayanıklı). Bu arada NEX-3″ün gövde ağırlığı pil ve bellek kartı dahil yalnızca 297 gram! Buna kit objektifi de eklediğinizde ise yine çok hafif bir değer olan 511 gram”a ulaşılıyor. Yani herşey dahil değiştirilebilir objektifli bir fotoğraf makinesi yalnızca yarım kg geliyor. Bundan 10 yıl önce kimsenin aklına değiştirilebilir objektifli makinelerin bu kadar küçülebileceği gelir miydi acaba? Benim gelmezdi. çünkü şu anda kullandığım DSLR gövde üzerinde benzer nitelikte bir objektifle 1600 gram”ı geçiyor. Bütün gün boynunuzda taşıdığınızda da feci yoruluyorsunuz. Oysa NEX-3 ile geçirdiğim iki gün boyunca makineyi ya omzumda ya da elimde taşıdığım için ne boynumda ne de omzumda hiçbir yorgunluk hissetmedim.

 

 

Her iki ürün de siyah ya da gri (gümüş) renklerde satın alınabiliyor. NEX-3″ün ayrıca kırmızı rengi de mevcut. 16:9 oranındaki 3 inçlik ekran, böyle küçük bir gövdede gerçekten dev gibi duruyor ve çözünürlüğü tam 921.000 nokta. Ayrıca bu güzel ekran yukarı doğru 80 derece, aşağı doğru ise 45 derece dönebiliyor. Böylece farklı yüksekliklerden rahatlıkla fotoğraf çekebiliyorsunuz. Aynasız modellerin çoğunda olmadığı gibi NEX”lerde de bakaç yok. Ayna ve pentaprizma olmadığını baştan söylediğim için aslında şaşırmamak gerekiyor, ama “optik bakaç yerine hiç olmazsa elektronik bir bakaç olsaydı” diye hayıflanan okuyucular için hafifletici bir haberim var: üstteki flaş bağlantı noktasına opsiyonel olarak optik bir bakaç takılabiliyor. 16 mm”lik bakaç (odak çarpanı 1,5 olan sistem yüzünden 35 mm”lik sistemde 24 mm”ye karşılık geliyor) kit objektifiyle uyum içinde çalışıyor. Bu arada, NEX”ler iki farklı kit objektifiyle satın alınabiliyor. Bunlardan biri 16 mm/f2.8 yassı tasarımlı (pancake) geniş açı objektif, diğeriyse 18-55 mm/f3.5-6.3 zoom objektif. Her iki optik de gövdeyle uyumlu olarak az yer kaplıyor ve günlük kullanımda rahatlıkla omzunuzda (ya da boynunuzda) taşıyabileceğiniz ideal birer yol arkadaşı olarak dikkat çekiyorlar. Bu arada makinelerin fiyatlarından da söz etmek istiyorum. Sony Eurasia yetkilileri 18-55mm”lik kit objektifle birlikte NEX-3″ün Türkiye”de tavsiye edilen satış fiyatının 1499 TL, NEX-5″in fiyatının ise 1799 TL olduğunu bildirdiler. İnanın bana bu fiyatlar çok iyi! Bu yorumumun nedenini, yazının devamını okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız.

 

Görüntü Kalitesi
Görüntü kalitesine geçmeden önce az sayıda düğme barındıran tasarım konusunda bir iki yorumda daha bulunmak istiyorum. Az sayıda düğme olması, makineyi otomatik, program ya da yarı program konumlarında kullanıyorsanız ve ISO, WB gibi özelliklere de fazla kafa yormuyorsanız büyük kolaylık sağlıyor. özellikle başparmağa çok iyi oturan kontrol çarkı çok kullanışlı. öte yandan, menü için aynı şeyi söylemek zor. Menüler arasında geçiş zor ve menüden çıktığınız zaman yeniden girdiğinizde hep en başa dönüyorsunuz ve son kullandığınız işleme ulaşmak için yeniden bir dolu menüye girip çıkmak gerekiyor. Menü yeni bir mantıkla ve yeni bir firmware ile düzeltilebilir diye düşünüyorum, ama gövdede az sayıda düğmenin olması örneğin ISO ve WB gibi sık kullanılan özellikler için her zaman menüye girme zorunluluğu gerektirecek. Bu da profesyonel kullanıcılar için can sıkıcı bir durum. İşte bu yüzden NEX serisi profesyonel kullanıcılar için pek uygun değil. Yoksa görüntü kalitesi söz konusu olduğunda NEX-3 ve NEX”in eline hiçbir yarı profesyonel DSLR makine su dökemez.
 


 
Sade tasarımı ve kolay kullanım özellikleriyle dikkatimi kısa sürede çekmeyi başaran NEX-3″ün görüntü kalitesi (NEX-5 ile aynı algılayıcı, işlemci ve yazılımı kullandığı için tamamen aynı) Sony”nin şimdiye kadar ürettiklerinin en iyisi. Odak çarpanı 1,5 olan 23.4 x 15.6 mm boyutlarındaki algılayıcı 14 milyon piksellik görüntüler oluşturuyor. İnceleme süresi boyunca hem 16 mm”lik objektifi hem de 18-55 mm”lik objektifi kullanabildiğim için şanslıydım. Yakın bir gelecekte 18-200 mm”lik bir objektif daha piyasaya çıkacak. Bunun da prototipini inceleme fırsatı buldum. 18-200 biraz iri ve ağır bir objektif, ama her derde deva… Bu arada NEX sisteminin yeni bir E tipi bayonete sahip olduğunu ve bu bayonet için şimdilik üç objektifin var olduğunu da söylemeliyim. Minolta”dan miras kalan ve Alpha sisteminde de kullanılan objektifleri E bayonete çevirmek için Sony opsiyonel bir adaptör halkası üretmiş. Bağımsız üreticilerin de farklı bayonetleri yeni E bayonetinde kullanılmak üzere adaptörler ürettiklerini biliyoruz. Bu adaptörler kullanılarak dünyadaki tüm objektifleri NEX gövdelerde kullanabiliyorsunuz; ama yalnızca manuel netleme şansı ile! Ne yazık ki NEX sistemi farklı bir mantıkla (kontrast saptama) otomatik netleme yaptığından, eski tasarımlı ve farklı mantıklarda çalışan objektifleri otofokus olarak kullanmak mümkün değil. 16 mm”lik objektif son derece küçük, hafif ve 2.8″lik diyafram değeriyle özellikle iç mekanlarda hayat kurtarıcı. öte yandan, bu kadar geniş açılı bir objektifi tek başına kullanmak demek, pek çok konudan uzak kalmak anlamını taşıyor. Bu nedenle 18-55 mm”lik zoom objektif daha düşük diyafram değeri ve daha düşük keskinliğine karşın daha kullanışlı bir objektif. Dolayısıyla kit objektif olarak 18-55″i öneriyorum, ama 16 mm”yi de nasıl olsa satın almak isteyeceksiniz!

 

Yeniden görüntü kalitesi konusuna dönelim: NEX”in görüntüleri, Sony”nin şimdiye kadar ürettiği en temiz görüntüler. Bilindiği gibi Sony”nin Alpha modellerinin en çok şikayet edilen özellikleri yüksek ISO değerlerinde yaşanan kirlilikti. Elbette NEX”te de ISO yükseldikçe doğal olarak bir miktar kirlenme baş gösteriyor. Ama bırakın Alpha modelerini, piyasadaki en iddialı DSLR”lerden bile daha temiz (ve detay içeren) 1600 ISO değerinde sonuçlar elde ettim. 200-12800 gibi bir aralığın belirlenmiş olması da zaten bu temiz görüntülere duyulan güvenin bir sonucu. 200-1600 aralığının çok temiz olduğunu ve 6400″ün bile kullanılabilir bir değer olduğunu belirtmeliyim.

Renk dengesi bakımından NEX”in sonuçları son derece doğal. Bu doğallığın bazı durumlarda “düşük satürasyon” anlamına gelebileceğini bildiğim için böyle durumlarda “vivid” (canlı) renk modunu kullandım. Bu modda daha doygun renkler elde edilirken kontrast da bir miktar yükseliyor. NEX”in tanımlayabildiği ton aralığını, DRO adlı dinamik aralık düzenleyicisini kullanarak manuel olarak artırabiliyor ya da otomatik modda kullanabiliyorsunuz. Bu şekilde beyazları patlatmadan gölge detayı elde etmek mümkün oluyor.
 


 
Keskinlik bakımından, kullandığım iki ucuz objektifin keskinliklerinin bir kriter olmadığını düşünüyorum. Aslında menüden fabrika ayarını değiştirip “Keskinlik” değerini bir çıt yükselttiğinizde görüntüler gayet güzel görünüyor, ama internette incelediğim yabancı kaynaklı bir sitede adaptör kullanılarak çeşitli sabit odaklı objektiflerle çekilmiş görüntüleri inceledim: İnanılmazlar. Dolayısıyla iyi bir makro objektif ya da bir kısa tele objektif kullanarak NEX ile harikalar yaratmamak için hiç bir neden yok. Hem de bu söylediklerimi JPEG formatında elde etmek mümkün. çok yeni bir RAW formatı olduğu için elimdeki programlarda NEX”in RAW”larını açamadım, ama güvenilir kaynaklarım JPEG”lerden biraz daha iyi olduklarını bildirdiler. öte yandan kameranın BIONZ işlemcisi başarılı bir iş çıkararak JPEG görüntülerde optik distorsiyon ve renk saçılmalarını otomatik olarak azaltıyor (tam olarak gideremese de iyi bir iş yapıyor).

 

Diğer özellikler
Tasarımları tartışılabilir olsa da, dokunma duygusu, kullanım kolaylığı ve yüksek ISO değerlerinde bile başarılı olan görüntü kaliteleri sayesinde Sony NEX-3 ve NEX-5 gerçekten etkileyici fotoğraf makineleri. Diğer özelliklere gelince… Sony”nin bir Minolta mirası olan “algılayıcı hareketiyle titreşim önleme” özelliğinin terk edilerek bazı objektiflerde optik görüntü sabitleme sisteminin tercih edildiğini görüyoruz. Bunda iki etkenin etkili olduğunu düşünüyorum: 1) İncecik gövdede titreşim önleme mekanizmasını sığdıracak yer olmaması, 2) Bu sistemi objektiflere uygulayarak daha fazla kar elde etme düşüncesi. Daha çok ikincisinin geçerli olduğuna eminim. En azından, 18-55 mm”de denediğim OSS adlı titreşim önleme özelliğinin her zaman olmasa da 3 stop civarında bir avantajı olduğunu söylemeliyim.

BIONZ adlı işlemci hem JPEG hem de RAW formatında saniyede 2.5 karelik performans sunuyor ve bu hızı ancak 7 kare boyunca koruyabiliyor. RAW-JPEG çekerken bu değer daha da azalıyor. Bu değerlerden de anlaşıldığı üzere NEX”ler pek hızlı sayılmaz. Ama hedef kitle için yeterli olduğu kesin. Makinenin açılma süresi 1 saniye civarında sürüyor ki, bu değer gayet makul. 25 noktalı otomatik netleme sisteminin hızı da herhangi bir DSLR makine kadar yüksek ve çoğundan daha tutarlı. Gerçi az ışıklı ortamlarda hissedilir derecede yavaşlıyor, ama bu durum tüm fotoğraf makineleri için geçerli.
 


 
NEX-3 HD (720p) kalitesinde stereo videolar çekebilirken, NEX-5 full HD (1080p) kalitesinde stereo videolar çekebiliyor. Bir video uzmanı olmamakla birlikte, her iki modelin de görüntü kalitelerinin çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Full HD görüntünün tadı bir başka tabii… Ses kaydının da çok temiz olması beğenimi kazandı. Gürültülü ortamlarda ses kaydını daha temiz hale getirmek için opsiyonel olarak satılan, zoom yapabilen mikrofonu (ECM-SST1) kullanmak da mümkün. Makinenin üst bölümünde alışık olduğumuz standart flaş kızağının bulunmamasına üzüldüm. Gerçi bir bağlantı noktası var ve her türlü opsiyonel parçayı buraya bağlayarak kullanabiliyorsunuz, ama sistem pek pratik değil. Harici mikrofon gibi, makineyle birlikte gelen minik harici flaşı buraya bağlayarak kullanabiliyorsunuz. Flaş çok şirin ve aydınlatma gücü düşük olmakla birlikte aydınlatma yüzeyi yeterince geniş ve sorunsuz kullanılabiliyor. Flaş senkron hızı 1/160 saniye.

 

Akıllı otomatik, P, S, A, M, Sweep Panorama, Hareket netsizliğini önleme modlarına ek olarak 7 farklı durum için sahne modları bulunuyor. çok bölgeden ölçüm yapan pozlandırma sistemi mükemmel çalışıyor. Ayrıca merkez ağırlıklı ve noktasal ölçüm olanakları da var. Ama en güzel özelliklerden biri otomatik HDR. özellikle iç mekanlarda çok şaşırtıcı ve başarılı sonuçlar veren sistem, istenirse manuel olarak farklı modlarda da kullanılabiliyor. Yani dinamik aralığı istediğiniz oranda genişletebiliyorsunuz. Beir başka harika özellik ise Sony”ye özgü “sweep panorama” özelliği. Bu özelliği seçtiğinizde 2 ya da 3 boyutlu panoramalar çekebiliyorsunuz. Bu mod aktifleştirildiğinde ve panoramanın görüş açısı belirlendiğinde makine sizi yönlendirerek çekim yapmanızı sağlıyor. 2 boyutlu panoramalarda soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı yönlerde hareket edebiliyorsunuz. Kamerayı belirlenen yönde kaydırarak deklanşöre basılı tutmanız gerekiyor. Makine bu sırada çok sayıda çekim yapıyor ve işlem bittikten 2-3 saniye sonra birleştirilmiş görüntüyü izleyebiliyorsunuz. Daha da iyisi 3 boyutlu panoramada yaşanıyor; burada kaydırma yönü konusunda sınırlamalar olmakla birlikte, sonuçları herhangi bir 3 boyutlu televizyonda özel gözlükleriyle izlemek müthiş bir etki yaratıyor. Hani abartmak gibi olmasın ama olağanüstüden biraz daha şaşırtıcı ve sarsıcı!!! Gezimizin son bölümünde, çektiğimiz 3 boyutlu fotoğrafları izlemek için girdiğimiz Sony Center”da büyük boyutlu ekranlarda bu panoramaları izleme olanağımız oldu. Görüntüler hala gözümün önünde! Dedim ya, olağanüstüden biraz daha iyiler!
 

 

“Elde tutarak alacakaranlık” moduna da bir parantez açmak zorundayım. Son derece sisli ve karanlık bir akşamüstü, yani tripodsuz hiçbir şansı olmayan Sümela Manastırı”nın iç tavan süslemelerini elde tutarak çekmenin dayanılmaz keyfini sizinle paylaşmak zorundayım. Makineyi kıpırdatmamaya çalışarak deklanşöre bastığınızda, peşpeşe yüksek ISO değerlerinde 6 kare çekiliyor ve bir saniye içinde bu görüntüler işlenerek tek, temiz, keskin ve olağanüstü bir kare ortaya çıkıyor. Müthiş keyifli… Bu arada makine 30 ile 1/4000 saniye arasında örtücü hızlarına sahip. Deklanşöre bastığınızda ayna sisteminin yarattığı gürültüyü barındırmayan, ama çok sempatik ve tatmin edici bir ses duyuyorsunuz; belki biraz yüksek ama güzel. Hele sweep panorama modunda çekim yaparken, hem siz hem de izleyenler için keyifli ve ritmik bir dizi ses çıkıyor.
 

  Gövdede çok az sayıda düğmeye yer kaldığı için tüm fonksiyonlara menüden ulaşmanın hız kestiğini ve can sıktığını söylemiştim. Bana kalırsa NEX”in bir profesyonel tarafından kabul edilemeyecek tek özelliği bu. Bunun dışındaki özelliklerinin ve görüntü kalitesinin son derece keyifli olduğunu belirtmeliyim. Bu arada menüyü Türkçe olarak da kullanabilmek güzel. Toz giderme fonksiyonu da algılayıcının üzerine yapışan tozları düşürmekte başarılı. NEX sistemi bellek kartı olarak hem MemoryStick hem de SD kart ailesini kullanabiliyor. 1650 mAh”lik lityum-iyon pil tek şarjla 330 kare civarında çekim yapabiliyor ve bu değer bütün gün çekim yapanlar için fena değil. Yine de NEX”lerin 3 boyutlu panorama ve otomatik HDR gibi özelliklerine fazlaca kapılacağınızdan emin olduğum için yedek bir pil bulundurmanızı öneririm.
Sonuç
Ultra modern, hatta fütüristik bulduğum bu tasarımı yadırgamayanlardansanız ve profesyonel bir fotoğrafçı olarak da çalışmıyorsanız, bir NEX-3 ya da NEX-5 sahibi olmamak için hiçbir nedeniniz yok demektir. Kendi adıma NEX-3″ü daha çok sevdim. Ama eğer full HD videolar sizin için daha önemliyse ya da kablosuz uzaktan kumanda fonksiyonu sizin için vazgeçilmezse (ya da magnezyum alaşım gövde sizin kullanımınız için önemliyse) NEX-5″i seçmelisiniz. Belirli kullanım zorlukları olsa da 3 boyutlu panoramaları, elde tutarak alacakaranlıkta çekim yapabilme özelliği, yüksek ISO”larda bile temiz sonuçlarıyla Sony yeni bir çığırın açıldığını müjdeliyor bize: Hem tripod hem de ağır fotoğraf makineleri taşımanın gereksiz (belki de aptalca) olduğu, boyun ve bel ağrılarının tarihe karıştığı, tüm hafifliğiyle geleceğin sistemi olan NEX”i…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here