Ana sayfa Makale Fotoğrafta Minimalizm

Fotoğrafta Minimalizm

Minimalizm dünden bugüne çağdaş sanat, tasarım, mimarlık ve müziği etkileyen en önemli akımlardan biridir.

1253
0

Günümüzde sanattan yaşam tarzına kadar pek çok alanda adını oldukça sık duyduğumuz minimalizm, latince “minimus” kelimesinden türetilmiştir, en az veya en küçük anlamındadır.

Görsel sanatlar ve tasarımcılık açısından oldukça önemli bir akım olan minimalizm, 1950’lerin sonunda New York’ta gelişip 1960’ların ortalarına doğru zirveye çıkan bir sanat hareketidir. Bu dönemde bazı sanatçılar soyut dışavurumculuğa yani sanatçının duygularını ve fikirlerini sanat eserleriyle ifade etmesine karşı bir tepki olarak tamamen zıt bir yön olan minimalist sanata yöneldiler. Duygulara odaklanmak yerine, biçimlere ve fiziksel özelliklere dikkat çekerek mümkün olduğunca kişisel olmayan tarafsız eserler üretmeye başladılar.

Böylece minimalizm sanat eserini her türlü sembolik ve kişisel içerikten ayrıştırıp saf bir güzellik olarak sundu. Objeler olduğunun dışında hiçbir şey gibi görünmüyordu ve bu durum hakikati temsil ediyordu. Amaç konuyu işlevsel olan temel unsurlara indirgemek, eserin anlamını ve yorumunu izleyiciye bırakmaktı. Aşırılığa bir tepki olan bu yaklaşım, baskınlığı ve gerekli olmayan katmanları ortadan kaldırarak sadelik ve zarafetin kesişmesini sağladı.

Minimalizm izleyiciyi etkilemesi amaçlanan görüntünün özüne dikkat çekilmesini sağlar ve en karmaşık fikirlerin bile basit ve gösterişsiz bir şekilde aktarılabileceğini vurgular.  Böylece izleyici kompozisyonu ve objeyi dikkatini dağıtmadan deneyimleyebilir.

Japon kültüründen oldukça etkilenen minimalizm 20. ve 21. yüzyılda çağdaş sanat, mimarlık, tasarım, müzik ve daha fazlasını en çok etkileyen akım olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.

Modern sanat üzerindeki derin etkilerine ek olarak minimalizm bir felsefe ve yaşam tarzı olarak da popüler olmuştur. Dünya karmaşıklık içerisinde büyümeye devam ettikçe minimalist yaşamın sunduğu daha az eşya, daha az stres ve daha fazla özgürlük gibi faydalara talepler artmıştır. Bugün tüm dünyada toplumun bazı kesimlerinin savurganlıktan uzaklaştığını ve sadeliğe yöneldiğini gözlemleyebiliyoruz.

Minimalist fotoğrafçılık da tüm sanat dallarında olduğu gibi minimalizmin kurallarına dayanır. Kavramı bir bütün olarak ele almak ve anlamak önemlidir.

Minimalist fotoğraf sadeliğin gücünü vurgular ve hayal gücünü harekete geçirir. Fotoğrafta dış dünyanın doğası gereği bazı objelerin dahil edilmesi kaçınılmaz olabilir. Bu durumda fotoğraf karesini izleyicinin dikkatini ana objeden uzaklaştıracak tüm unsurlardan elden geldiğince arındırmaya çalışmak gereklidir.

Temel olarak minimalist bir fotoğrafçı görüntüyü dağınıklaştıran ve izleyiciyi rahatsız edebilecek her şeyi dışlamaya çalışır. Dağınıklıktan uzaklaşıldıkça fotoğraf karesindeki ana objenin gücü vurgulanabilir.

Her zaman olduğu gibi iyi bir etki yaratmanın anahtarı kompozisyondur. Öncelikle görmeyi öğrenmek her fotoğraf dalında olduğu gibi ustalaşmak için çok önemlidir. Minimalist çalışmalarda kompozisyona daha fazla dikkat edilmelidir çünkü çerçevenin içerisinde çok fazla eleman olmadığı için görüntüdeki nesneleri ve şekilleri nasıl düzenlediğimiz çok daha önemlidir. Deklanşöre basmadan önce karenin içerisinden nelerin çıkarılıp, neleri dahil edileceğini düşünmek gerekir. Bir fotoğrafta objeler eklenmiş, çıkartılmış, kontrast, renk her şey ayarlanmış olsa da ancak kompozisyon doğru düzenlendiğinde minimalist bir görüntü elde edilebilir.

Negatif alan minimalist çalışmalarda başarılı kompozisyonlar oluşturabilmek için en önemli araçlardan birisidir. Esas objenin etrafını çevreleyen boş alan onun belirginliğini vurgular ve görsel olarak daha uyarıcı olmasına neden olur. Bu izleyicinin hayal gücüne çok şey bırakır ve fotoğrafı etkili kılar. Negatif alan nefes aldıran pencereler gibidir ve onu ortadan kaldırdığımızda kerenin içimdeki her şey anlamsız bir kalabalık haline gelebilir.

Minimalist bir çalışmaya başlarken ilk arayacağımız şey ana objemizi yerleştirebileceğimiz boş alanlar olmalıdır. Karenin içine dahil edilmiş gökyüzü ve sığ alan derinliğiyle sadeleştirilip dikkat dağıtıcı her şeyden arınmış sade, basit arka planlar oldukça kullanışlıdır.

Negatif alanın etkisi, özne ile etrafındaki alan arasına kontrast renkler eklenerek arttırılabilir. Her rengin insanın bilinç altında uyandırdığı duygular farklıdır. Örneğin kırmızı renk tehlike, aşk ve tutkuyu hissettirirken, yeşil yaşamın varlığının altını çizer. Bu tarz düzenlemelerle oldukça etkileyici çekimler yapabiliriz. İki zıt rengin olduğu bir görüntü konunun vurgulanmasında daha fazla yardımcı olur. Aynı görüntü içerisinde çok fazla renk tonlaması olduğunda karışıklık artar. Böyle durumlarda siyah beyaz çekim yapmak minimalist bir yaklaşım elde etmekte yardımcı olur. Fotoğraftan renkleri kaldırmak içerisindeki objeleri temel şekillerine, çizgilerine ve dokularına indirger.

Kontrast her zaman duygusal tepkileri ortaya çıkartır ve izleyicinin dikkatini çekerken aynı zamanda fikirsel bir gerilim de oluşturabilir.

Minimalist fotoğrafçılıkta çizgiler izleyiciyi kompozisyona çekmek için hiç olmadığı kadar önemlidir. Doğru kullanıldıklarında objenin oldukça az olduğu bir görüntüye anlam katabilirler ve izleyiciyi odak noktasına yönlendirebilirler. Özellikle yatay ve dikey çizgiler bir fotoğrafın görünümünü tamamen değiştirebilirler. Ayrıca derinlik, bağlantı, yakınlık, mesafe hislerini de çizgileri kullanarak verebiliriz.

Oldukça ilgi çekici olan dokulara fotoğraf karesinde yer vermek minimalist görüntüler oluşturmanın harika bir yoludur. İlgiyi artırmanın bir yolu da farklı dokuları bir araya getirmektir. Örneğin düz ve pürüzlü iki doku yan yana geldiğinde de bir zıtlık oluştur. Bir dokuyu izleyicinin neredeyse hissedebileceği şekilde yansıtabilmek için kilit nokta ışığı doğru kullanabilmektir.

Objelere yakınlaşarak da minimalist bir bakış açısı oluşturabiliriz. Fotoğrafını çekeceğimiz objenin yalnızca bir kısmını çerçeveye dahil ettiğimizde elde ettiğimiz şekil objenin kendisinden daha önemli bir hale dönüşür. Örneğin bir evi fotoğraflamak istediğimizde, mimarisinin bir bölümüne, penceresine hatta penceresinin bile bir bölümüne odaklanabiliriz.

Kuşkusuz, birçok farklı insan için minimalizm birçok farklı anlama gelir. Genel olarak karmaşadan kurtulmak ve özgür hissetmekle ilgilidir. Bu duygular fotoğrafçılıkta da bize yepyeni bakış açıları yaratır. Kompozisyon konusunda daha yaratıcı ve dikkatli düşünmemizi sağlar.

Yazı: Özgür Semerci

Bu yazı, Photoline dergisinin, Haziran Sayısından alınmıştır.


 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here