Ana sayfa Makale Fotoğrafta Kompozisyon-1

Fotoğrafta Kompozisyon-1

0

Fotoğrafın “olmazsa olmaz” koşullarından biri olan düzenleme işlemi, konuyu görmek istediğiniz gibi izleyiciye aktarmanızı sağlar. Bazı basit önlemlerle etkileyici görüntüler oluşturabileceğinizi zaten biliyorsunuz. Ama insan zamanla bazı konuları unutabiliyor. Biz yine de hatırlatalım dedik. özellikle fotoğrafa yeni başlayanların bu yazıyı okumasında büyük yarar var…
 

Kompozisyon, görüntü alanındaki nesnelerin genel estetik kurallarına bağlı kalarak yerleştirilmesidir, yani düzenlemedir. Yerleştirilecek konuların sınırlarını belirleyen çerçeveye ise kadraj adı verilir. Düzenleme, rahat algılanabilir bir şema ile yapıldığında, izleyicinin daha önce beyninde oluşmuş olan tanıdık bir şekilden dolayı, o fotoğraf karesi ile daha çabuk dialog kurulur. Bunun yanı sıra, açıklama gerektirecek karmaşık biçimlerden kaçınılmalıdır. Rastgele pozlandırılan bir fotoğrafta, sonradan gizli şemalar keşfedip bunun anlaşılmasını beklemek yanlıştır. Seçilen kompozisyon içindeki nesneler, görünür ya da görünmez bir iskelet etrafında biçimlenirse, fotoğraf hemen kendisinden söz ettirecektir. “S, X, /, T, +, Z, N, L” gibi çizgiler ile “üçgen, dörtgen, daire” gibi şekiller, kompozisyonda sık başvurulan şemalardandır (Fotoğraf:1).
 

Fotoğraf-1
 
Şemaların yararı, fotoğrafı anlaşılır yapmasıdır. Mutlaka her fotoğrafa bir şema yakıştırmak gerekmeyebilir. Ama sistemli bir düzenlemede çoğunlukla bir şema vardır. Fotoğrafı etkili kılan, tabii ki yalnızca şema değildir. Bunun yanı sıra uygun yer, uygun bakış açısı ve doğru objektif seçimi de önemlidir. Fotoğrafta en sık yapılan hata, fotoğrafını çekmeye değer bulduğumuz konuyu, onu gördüğümüz ilk noktadan çekmektir. Oysa, çok büyük bir olasılıkla, konuyu daha iyi gösterecek, onu daha iyi bir fotoğraf haline getirecek daha iyi bir nokta vardır. Bu nedenle, konuyu hemen fotoğraflamak yerine, onu nasıl daha iyi görüntüleyebilirim diye düşünüp, daha iyi bir doğrultu, açı ve yükseklik arayışına girmemiz gerekir. Bu çekim noktasını ararken, ışığın da daha etkileyici olarak sahneyi nasıl aydınlattığını çözümleme fırsatı da yakalamış oluruz. Böylece, daha iyi bir kompozisyon arayışı, daha etkili bir ışık kullanımı için de bize fırsat yaratmış olur.

 

Durağan konularda bu şemanın oluşması seçilen bakış noktasına, hareketli konularda ise hem bakış noktasına hem de objelerin yer değiştirmesine bağlıdır. Işık koşullarının değişimine göre leke dağılımı da değişeceğinden, bakış uzaklığının yeniden seçimi gerekebilir. Konuyu hangi perspektiften görmek istediğimize bağlı olarak objektif seçimi önem kazanır.

Kompozisyonda diğer bir önemli konu ise ilgi merkezidir. Ilgi merkezi, seçilen çerçevenin içinde ilk kez dikkati çeken noktadır. Bu da, mesaj vermek istediğimiz konunun, fotoğrafın en can alıcı bölüme yerleştirilmesi demektir. Etkili bir görüntü elde edebilmek için kritik an, bakış yönü, bakış yüksekliği, bakış uzaklığı, belirginlik ögesi ve zamanlama önemlidir.
Burada yer verilen kompozisyon ögelerinin dışına çıkılarak da ilginç etkiler elde edilebilir. Sınırları zorlayarak her zaman ilgi çekme şansınız vardır. Ama bunu yaparken “ben yaptım, oldu!”dan daha fazlası gerekir!
 


Fotoğraf-2
 
ALTIN KESİM KURALI

Altın kesim, fotoğrafçının fotoğraf karesi üzerine “yatay ve dikey olarak eşit aralıklı” hayali çizgiler çizmesiyle oluşur. Görüntü düzlemini hem yatayda, hem de dikeyde üç eşit parçaya bölecek olursanız, birbirini kesen doğruların kesişme noktaları, ilgi merkezlerini yerleştirebileceğimiz en uygun noktalardır . örneğin yatay kadrajda bir portre çekilirken, konu sol üstteki kesişme noktasına (ilgi merkezine) yerleştirilirse sonuç daha ilgi çekici olur. İki ilgi merkezinin yer aldığı fotoğraflarda dört noktadan diagonal olanlar yeğlenmelidir. Daha fazla sayıda ilgi merkezi varsa, öncelikle bu dört noktaya yerleştirilmeye çalışılmalıdır.

Konunun boyutunun da bu yerleştirmede etkisi olduğu unutulmamalıdır. Fotoğrafın bütününü dolduran bir bina ya da yüz elbette merkeze yerleşecektir. Ama görüntü alanının küçük bir bölümünü oluşturan ilgi merkezlerini merkeze yerleştirmek en çok karşılaşılan basit hatalardandır. Aslında altın kesim kuralı, çerçeve içinde yer alan şekillerin rahatça seçilebilecekleri dengeli bir durumda bulunmalarını sağlar (Fotoğraf:2).

Eğer ana konuyu çok kenara çekerseniz kompozisyonun ne kadar zayıfladığını ve dengenin bozulduğunu fark edersiniz.

 

çERçEVE KULLANIMI

Izleyicinin gözünü yönlendirmek için çerçeve kullanmak etkili bir yoldur. çerçeveler, gözü nereye bakacağı konusunda yönlendirir. Kameranın kendi çerçevesinin bu işi göreceğini kabul etmek de olasıdır, ancak aynı etkiyi yapmaları zordur. Bir fotoğraf kompozisyonu oluştururken, çevredeki bir nesne ile çerçevelemek hem konuyu doğal çevresiyle gösterir, hem de izleyici gözünün bu çerçeve dışına çıkmasını önler. çerçevelemenin özenle yapılması, iyi bir fotoğrafın oluşmasını sağlar. Köprüler, kemerler, kapılar ve pencereler iyi birer çerçeve oluşturabilirler. Eğer konuyu tamamıyla çerçeveleyecek bir nesne bulamazsanız, en azından izleyici gözünün fotoğrafı terketmesini engellemek için, karenin (dikdörtgenin) bir tarafını kapatmaya çalışın. Bir ağaç dalı bu işi görebilir (Fotoğraf:3).

önemli olan, çerçeve olarak kullandığınız nesnenin ana konuyu ezmemesidir. çerçeve, kompozisyonun bütünleyici ögesi olmalıdır; onu bozucu, algınlanmasını zorlaştırıcı bir ögesi olmamalıdır!
 


Fotoğraf-3
 
UFUK çİZGİSİ

Ufuk çizgisinin nereye konulması gerektiği, dış mekanlarda fotoğraf çeken insanların en sık karşılaştıkları sorundur. Buna karar vermek oldukça önemlidir, ancak bir o kadar da zordur. Ufuk çizgisiyle ilgili kesin bir kural olmasa da, akılda tutulması gereken noktalar vardır. Temel yaklaşım, altın kesim kuralını hatırlayarak, çerçevenin 2/3 “lük bir bölümünü gökyüzü veya kara (ya da deniz) parçası ile doldurmaktır. Bazı durumlarda bu değeri 4/5 ya da 6/7 gibi oranlara yükseltmek de mümkündür (Fotoğraf:4).
 


Fotoğraf-4

 

Bu, daha çok hangi bölümün önemli olduğuna bağlıdır. Eğer gökyüzü boşsa ve anlatılmak istenen konu ön plandaysa, çerçeve içinde kara (ya da deniz) parçasına daha çok yer verilmelidir. Aynı şekilde eğer gökyüzünde çok güzel bulut oluşumları veya kuşlar varsa, ağırlığı gökyüzüne vermek gerekir (Fotoğraf:5).
 

Fotoğraf-5
 
Ufuk çizgisinin ortaya konduğu fotoğraf genelde zayıf ve durağan bir kompozisyon olarak algılanır. Bu durumun tek istisnası, çok iyi bir yansımanın olduğu deniz veya göl fotoğraflarıdır. Tam simetri etkisi oluşan bu tür yansımalarda ufuk çizgisi tam ortaya yerleştirilebilir (Fotoğraf:6).

Son olarak, ufuk çizgisinin eğik olmamasına özen göstermemizi ve mutlaka çerçevemizin alt ve üst kenarlarına paralel olarak yerleştirmemiz gerektiğini söyleyelim.

Ufuk çizgisinin eğik olarak yerleştirilmesi, temel hatalardan biridir. Yerçekiminin gereklerinden biri olarak yataylar yatayda, dikeyler dikeyde görülmelidir. Bunlara dikkat edilmemesi, izleyicinin gözünü çerçevenin dışına sürükler. Bu tür hataların tipik örnekleri “yana devrilen binalar” ve “akıp giden denizler”dir! Kamerayı yamuk tutma özgürlüğü, ancak çerçevemizde belirgin yatay ve dikeylerin bulunmaması durumunda geçerlidir.
 


Fotoğraf-6

 

BELİRGİNLİK

Fotoğrafını çektiğiniz konunun izleyici tarafından algılanabilir olması önemlidir. Konu formu, rengi ve ışığıyla belirginse, algılamada bir sorun yaşanmaz. Ancak belirginliğin sağlanamadığı fotoğrafların anlaşılması ve değerlendirilmesi zordur. Konunun belirginliğini arttırabilmek için, konuyu ilk gördüğünüz anda fotoğrafını çekmek yerine, konunun çevresinde dolaşarak uygun bir çekim açısı aramak gerekir. Farklı yükseklikler, farklı objektifler, farklı filtreler, hatta farklı “beyaz dengesi” ayarları denenerek en uygun koşullar sağlanmalıdır
(Fotoğraf:7).
 


Fotoğraf-7
 
Tabii ki bir tek doğru yoktur. “Belirginliği en yüksek olan fotoğraf en iyidir” diye de bir şey yoktur. Ancak, “ne” anlatmaya çalıştığınız ve bunu “nasıl” yaptığınız önemlidir. Hareket netsizliği elde etmek amacıyla çekilen son derece flu bir fotoğraf bile rengi ya da biçimi sayesinde belirginleşebilir.

Estetik kaygılar çerçevesinde ve farklı yaklaşımlarla konunun belirginliğini sağlamak temel yaklaşım olmalıdır. Ayrıca, konu ile fon arasındaki ilişkiye dikkat edilerek, fondaki herhangi bir nesnenin (direk, ağaç, duvar, v.b.) ön plandaki konunun belirginliğini azaltmasına izin vermemek gerekir (Fotoğraf:8).
 


Fotoğraf-8

 

YALINLIK

Yalınlığı bir kavram olarak tanımlamak çok zor değilse de, fotografik olarak uygulamak zordur. Herhangi bir objenin homojen yapıda bir fon önünde tek başına görüntülenmesi olabileceği gibi, söz konusu fonun herhangi bir obje olmadan tek başına görüntülenmesi de yalınlık (sadelik) olarak tanımlanabilir. Kısaca, “karmaşık olmayan yapıdaki fotoğraflar yalındır” diyebiliriz. Ancak, arka planın (yani fonun) rengi ve dokusu önemlidir. Yalınlık, boşluk demek değildir. Uçsuz bucaksız bir gökyüzünde tek başına süzülen bir martı, yemyeşil otlarla kaplı bir tarlada tek bir çiçek ya da dingin bir denizde yol alan bir tekne, yalın kompozisyonlardır (Fotoğraf:9).
 


Fotoğraf-9
 
Dar açıyla gören (tele) objektifler, konuyu çevredeki ayrıntılardan soyutlayarak yalınlık duygusunu vermekte etkilidirler. Tam tersine, geniş açılı objektifler herşeyi görüntüye dahil ettiklerinden genellikle karmaşaya yol açarlar. Bir konuyu yalınlaştırmaya çalışmak, bir fotoğrafçının mutlaka öğrenmesi gereken, ama zaman alıcı bir süreçtir. Sürekli uygulama, tekrar ve sabır gerektirir.

özellikle hareketli konularda beklemek, gözlemlemek ve uygun bir anı kollamak gerekir. özellikle büyük şehirlerde bu uygulama zor bir süreç anlamına gelmektedir. Aceleci davranmak, yapılabilecek en büyük yanlıştır.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here