Ana sayfa Donanım Fotoğrafta klişeleri kıran bir yetenek: Ali Alışır

Fotoğrafta klişeleri kıran bir yetenek: Ali Alışır

0

Fotoğraf artık klasik tanımıyla “bir anı yakalamak” tan ibaret değildir.
 

Ali Alışır, 1978 doğumlu, genç bir sanatçı. Eğitim hayatı başarılarla dolu. Başarı bursu ile okuduğu Yeditepe üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi”nden sonra Floransa’ da Accademia Italiana’da moda fotoğrafçılığı alanında yüksek lisans yapan Ali Alışır, bu dönem içerisinde Giorgio Armani, Salvatore Ferragamo gibi dev firmaların moda direktörlüğü ve stilistliğini yapan birçok ünlüyle beraber çalışma fırsatını yakaladı. 2006 yılında okulu birincilikle bitirdi. İtalya’nın önde gelen moda fotoğrafçılarından Roberto Quagli ve tasarımcılarından Lucio Antonucci gibi isimlerle beraber çalışıp modada kurguya dayalı dijital manipülasyonlar üretmeye başladı. Bu işlerden birçoğu İtalya’da fuar ve galerilerde sergilenerek ödül aldı. Aralık ayında “çocukluk Kahramanlarım” adlı kişisel sergisini Türk fotoğrafseverlerin beğenisine sunacak olan Ali Alışır”ın İtalya”da geçirdiği zaman dilimini fantastik bir anlatımla yeniden kurguladığı bu sergisinde fotoğrafa farklı bir açıdan bakacaksınız…
 
 

Photoline: Klasikten oldukça uzakta, dikkat çekici kurgulara sahip fotoğrafları ve resim geçmişi olan bir sanatçısınız. Photoline okurlarına Ali Alışır”ı tanıtarak başlayalım dilerseniz. Kimdir Ali Alışır? Bugün bulunduğu noktaya nasıl geldi?

Ali Alışır:
1996 yılında Yeditepe üniversitesi Grafik bölümünü başarı bursuyla kazandım. Hem okul eğitiminden önce hem de eğitimim boyunca uzun bir süre bölümümün dışında resim çalışmalarında bulundum (Bunu 20 yıldır hala aralıksız yaptığımı söyleyebilirim). Okulu bitirdikten sonra İtalya”ya taşınma kararı aldım. Bu kararı almamdaki en büyük etken Türkiye”de plastik sanatlar alanında genç sanatçılara hiç yer verilmemesiydi. Ayda birkaç tane çıkan sanat dergimiz ve çok da “iyi” değilseniz sizinle ilgilenen sadece birkaç galeri mevcuttu. Bu yayınlar ve galeriler bugün maalesef hala 50 yaş üstü isim yapan sanatçılara yatırım yapmayı uygun görüyorlar. Bu noktada burada yapabileceğim fazla bir şey olmadığına karar verdim.
Dijital teknolojinin fotoğraf sanatı ile geliştiği bir dönemde Floransa”da Academia Italiana”da moda fotoğrafı üzerine yüksek lisans yaptım. Eğitimim boyunca fotoğrafın da resim gibi dijital ortamda işlenebileceğini deneyimledim. Tabi bunun yanında İtalya”nın o müthiş dokusu ve atmosferi o dönemdeki nerdeyse bütün sanatsal çalışmalarıma yansıdı. Kısaca, resim ile gelen yaratıcılığımın zaman içinde fotoğraf ile birleşmesiyle yepyeni bir dünya keşfedip bu alanda keyifle ilerlemeye başladığımı söyleyebilirim. Bunun yanında edebiyat, sinema, performanslar ve Video Art nerdeyse hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu hep.

Türkiye”deki sanat ortamında gördüğüm bu eksiklikleri gidermek adına ise bugün Yeditepe üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünde öğretim üyeliği yapıyorum.


 

 

PL: Fotoğraf kurgularınızda ortak bir söylem, tarz gözlemleniyor. Kurgularınızdaki karakterlerin ortak bir yanları, konuları, mesajları var mıdır? 
AA: İlk dönem kurgularımın amacı sadece bildiğimizi sandığımız dünya üzerine fantastik şekilde yeniden sorular sormak ve yeni bulmacalar yaratmaktan ibaretti diyebilirim. Fakat son çalışmalarımda insan bedenini organik formlarla ifade etme yoluna gittim. “Dönüşüm” adını verdiğim bu seride amacım, öznenin yok olduğu, adeta aradan çekildiği bir fotoğraf tanımını ortaya koymak. Bu seri, nesnenin kendi özünden sıyrılarak başka bir nesneyle kaynaşmasını konu alıyor. 2009 yılında sergilemeyi düşündüğüm “Dönüşüm” isimli bu serim yepyeni bir formu ortaya koyma iddiası taşıyor diyebilirim.

PL: örnek aldığınız, alanında başarılı bulduğunuz fotoğrafçılar kimler, sizi hangi yönleriyle etkilediler?
AA: Bugüne kadar hiçbir fotoğrafçının çalışmasına ilgi duymadığımı söyleyebilirim. Hatta klasik fotoğraf alanında bilgim yok denilecek kadar da az. Beni bugüne kadar etkileyen fotoğrafçılardan çok ressamlar oldu. örneğin Magritte, Dali, Beksinski, Klee, Schiele, Beuys, Carl Andre, Duchamp gibi isimlerin çalışmalarını sürekli inceledim ve anlamaya çalıştım. Bu sanatçıların başarıları şüphesiz orijinal bir dil yaratmalarında saklıydı.
Fotoğraf tarihinde akımlar yerine tarzların olması beni hep resim sanatına yakın tuttu. Ama bizim kuşağımız fotoğrafın icadından bu yana resim ve fotoğrafın tekrar birlikteliğine tanıklık ediyor. Dijital teknolojinin gelişmesi ile önümüzde artık sınırsız bir yaratıcılık dünyası oluştu. Işık ile çizmenin (photography), boya ile birleşiminden ortaya çıkan yeni bir oluşum bu: ışık ile resim yapmak. Belki de “her şey yapıldı” dendiği bir dönemde, sanatın tıkanmış olan bu solunum sistemi ve can damarlarını tekrar açıp, sanat çevresini ve geniş halk kitlelerini içine alacağı bir döneme giriyoruz.

PL: Fotoğraf üzerine dijital manipülasyon ile müdahale edilmesi konusundaki görüşleriniz neler?
AA: Son zamanlarda insanların dile getiremeye cesaret edemedikleri bir durum yaşıyoruz. Fotoğrafta da her alanda olduğu gibi klişeler kırılıyor. örneğin bir dönemler herkesin söylediği gibi fotoğraf artık klasik tanımıyla “bir anı yakalamak” tan ibaret değil, aynı zamanda istediğiniz anı yaratabileceğiniz bir alana dönüşmeye başladı bugün. Eskiden olduğu gibi artık bir anlık görme eylemi değil, uzun süreçli bir düşünme ve kurgulama eylemini de içeriyor fotoğraf. Kısaca, dijital teknolojinin ve yazılımların gelişmesiyle fotoğraf çekmek, amaçtan çok bir araç niteliğine dönüşüyor. Bu noktada ben dijital manipülasyonun ilerleyen zaman içinde daha da gerekli olacağını düşünüyorum.

PL: Sanatın gücü insanları nasıl etkiler? Bu etkiler sizin sanatınızı nasıl etkiliyor?
AA: çok eskiden beri sanatın gerçek yaşamla hiç ilgisi olmadığını ve özgürlüğe yönelik her çabanın halk ve sistem tarafından bir şekilde engellendiğini düşünmüşümdür. Böyle bir misyonu bile olmuş olsa tarih boyunca kayda değer hiçbir büyük değişiklik sanat ile olmamıştır. Sanat çok uzun vadede hep sisteme “alternatif” olma çabası ile sınırlı kalmıştır (Pop art gibi sanat akımları bile buna dahildir). Ama eğitimli bireyler üzerindeki etkisi şüphesiz kalıcıdır. Eğer böyle olmasaydı ben de bugün bu işleri üretiyor olmazdım. Sanat tarihine baktığım ve yapılan işleri gördüğüm zaman kendimi daha objektif değerlendirebildiğimi ve daha doğru ilerleyebildiğimi düşünüyorum.

PL: Türkiye”de ve yurtdışında kaç sergi açtınız? Sergilerinize ve fotoğraflarınıza olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
AA: Yurtdışında ve yurtiçinde resim ve fotoğraf üzerine birçok karma sergilere katıldım. Dijital kurgu fotoğraflarımdan bazıları yurtdışında fuar ve galerilerde sergilenip ödül aldı. Geçtiğimiz günlerde de Adaevi”nde bir kişisel sergim daha oldu. Aynı çalışmalar 4 Aralık 2008-15 Ocak 2009 tarihleri arasında Kabataş”ta Galeri 5″de sergilenecek. Fotoğraf ile ilgilenen sanatseverleri sergime bekliyorum.
 

 

 
PL: Kullandığınız kameralar, donanım ve yazılımlar neler?
AA: Canon Ds Mark III ve orta format bir Mamiya”m var.Ve sadece Photoshop yazılımını kullanıyorum. Bütün ihtiyacımı şuan Photoshop CS3 karşılıyor.

PL:
Fotoğrafta başarının anahtarı nedir, böyle bir şey söz konusu mu? Fotoğrafa gönül vermiş okuyucularımıza, geleceğini fotoğraf üzerine kuracak gençlere neler tavsiye edersiniz?
AA: Sadece fotoğraf için değil her konu için başarının en büyük anahtarı bence ilk önce eğitim, kültür, sonra sabır ve emektir. Sanat belki de diğer birçok meslek dalından farklı olarak bu serüven içinde büyük kazanç ve mağlubiyetlere her an hazır olabilmektir. Daha da önemlisi gerektiği yerde risk alabilmektir. Genç sanatçı adaylarına önerim hayallerinin peşini asla bırakmamaları ve gelişen çağ ile birlikte sanat anlayışlarını bu değişim üzerine kurmalarıdır.

PL: Gelecekle ilgili hedefleriniz neler? 10 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
AA: Gelecekteki hedefim olabildiğince farklı ve yaratıcı işler üretip uluslararası sanat ortamlarında başarı sağlamak. En büyük hayalim sanat fuarları ve akademinin benim gelecekteki evimin olması…
www.alialisir.com

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here