Ana sayfa Sektörden Fotoğraf sevdalısı bir duayen: Reha Bilir

Fotoğraf sevdalısı bir duayen: Reha Bilir

239
0

 
Eskişehir Anadolu Lisesi’nde okuduğu yıllarda başladığı amatör fotoğrafçılığı 34 yıldır sürdüren Reha Bilir, ilk ödülünü 1975 yılında aldı. O tarihten bugüne yurt içi ve yurt dışı yarışmalarda sayısız ödülü bulunan Bilir, 2003 yılında AFIAP (Uluslararası fotoğraf sanatçısı) ünvanı ile ödüllendirildi. Birçok ülkede karma sergilerde fotoğrafları yer alan Reha Bilir”in, ülkemizde de sayısız fotoğrafları ve dia gösterileri sergilendi. Birçok dergi, gazete ve mesleki yayınlarda röportajları, fotoğrafları, portfolyoları yayınlandı. Uluslararası ve ulusal birçok yarışmada jüri üyesi olarak yer aldı.

EFSAD (Eskişehir), AFAD (Adana) ve AKF‹D (Akşehir) derneklerinin üyesi, Selçuklu Fotoğraf Sanatı Derneği (FOTOSEL)”in kurucu başkanı olan Reha Bilir, Selçuk üniversitesi ‹letişim Fakültesi fotoğraf etkinliklerine danışmanlık yapmaktadır. Birçok dernek ve üniversitelerde fotoğraf günlerine, sempozyumlara, panellere, fotoğraf fuarlarına ve etkinliklere fotoğrafları ve birikimleriyle renk katan usta fotoğrafçı Reha Bilir ile Photoline okuyucuları için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 

 

 

Photoline: Photoline okurlarına Reha Bilir”i tanıtarak başlamak istiyorum. Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? Bugün bulunduğunuz noktaya nasıl geldiniz?

Reha Bilir: Fotoğraf çekmeye ortaokul yıllarımda tesadüfen, sınıf içi etkinlik kollarından fotoğrafçılık koluna seçilmekle başlamış oldum. Okul içinde yapılan bir yarışmada aldığım ilk ödül beni cesaretlendirdi. 1977 yılında ilk kez ulusal bir fotoğraf yarışmasında da ödül alınca, ailemin de desteğini kazanmış oldum. İlerleyen yıllarda yine yarışmaları takip ederek, fotoğraf dünyasında yer almaya çalıştım. 1994 yılında Eskişehir”e yerleşip, EFSAD ile tanışmam benim için bir dönüm noktası oldu. EFSAD”da rahmetli Merter Oral”dan, o dönemde EFSAD yönetiminde birlikte görev yaptığımız Levend Kılınç ve Sadık Demiröz”den çok deneyim kazandım. ‹lk uluslar arası yarışmalara katılım ve ilk ödüller de o yıllarda gerçekleşti. Derneğin, fotoğrafçının hayatına nasıl katkı sağladığını o yıllarda çok iyi anladım. O günlerde henüz internet ortamında fotoğraf paylaşımı olmadığı için, dernekler arası ilişkilerin sağlam kurulması daha çok önem taşıyordu. ‹lerleyen yıllarda ülkemizdeki derneklere konuk olmam ve yurt dışı yarışmalarda aldığım ödüller ismimi bugünlere kadar taşıdı. Bugün ülkemizde dört ayrı derneğin üyesi olarak (EFSAD, AKF‹D, AFAD, FOTOSEL) fotoğraf yaşantımı sürdürüyorum. ülkemizde birçok ulusal ve uluslar arası yarışmanın organizasyonunda görev aldım. Yurt dışında da birçok ülke ile fotoğraf etkinlikleri projeleri devam ediyor.

 

PL: Fotoğraf tutkunuz nereden geliyor ve en çok neyi fotoğraflamayı seviyorsunuz? Fotoğraf çekerken neler hissediyorsunuz?
RB: Fotoğrafa olan tutkumu, yarışmalarda aldığım ödüllerin dışında insan ilişkilerini güçlendiren bir bağ taşıması da sağlamaktadır. Konu olarak en çok insanı, üreteni, gülümseyeni, çalışanı içeren fotoğrafları çekmeyi seviyorum. Bunun dışında, insan yaşamını etkileyen etnik ve inançsal konuların fotoğraflarını da çekmeyi seviyorum. Beni etkileyen bir konu bulduğum zaman, çekim yaparken kendimi kaybettiğimi, çekim bittikten sonra fark edebiliyorum. O nedenle, fotoğraf çekerken hiçbir şey hissedemiyorum.

PL: Sanatın gücü insan duygularını nasıl etkiler? Bu etkiler sizin sanatınızı nasıl etkiliyor?
RB: Sanat, insana bir hayat eğitimi verir. Sanata gerçek anlamda gönül vermiş kişi, toplum içinde diğer insanlara da nasıl davranacağını bilmelidir. Toplum kurallarına uyabilmeli, kendisinin olduğu gibi, diğer insanların da yaşamsal haklarını savunabilmeli, paylaşımcı olabilmelidir. Ben de, gelecek zamanda, yani benden sonra, geride bıraktığım fotoğraf karelerinden çok, fotoğraf sanatına, özellikle Türk Fotoğrafına sağlamaya çalıştığım katkılarla anılmak isterim. Bir “sanatçı” olmaktan çok, “sanat adamı” olup, sanata katkı sağlamanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.

 

 

PL: örnek aldığınız, alanında başarılı bulduğunuz fotoğrafçılar kimler, sizi hangi yönleriyle etkilediler?
RB: Fotoğraf yaşantımın her alanında deneyimlerinden yararlandığım ve her birinden farklı yönlerde bir şeyler kazandığım birçok isim var. Ama fotoğraf dünyamda benim için en çok önem yaşayan ve bunu her söyleşimde de dile getirdiğim Haluk Uygur var. Hem bir kardeş, hem bir dost, hem bir sanatçı, hem bir eğitmen olarak örnek alınması gereken bir isim. Türk fotoğrafına katkıları kesinlikle göz ardı edilemez. Haluk Uygur dışında sanatsal işlerinin yanı sıra beni kişilikleriyle de etkileyen birçok isim var; ‹brahim Zaman, Gültekin çizgen, Güler Ertan, Nadir Ede, Ali Rıza Akalın, Adnan Ataç, Merter Oral, Emre İkizler ve daha bir çok isim sayılabilir.

PL: Fotoğrafta başarının anahtarı nedir, böyle bir şey söz konusu mu? Bir fotoğrafçı mutlaka eğitim almış olmalı mı? Fotoğrafa gönül vermiş okuyucularımıza, geleceğini fotoğraf üzerine kuracak gençlere neler tavsiye edersiniz?
RB: Bence fotoğraf bir göz eğitimidir. Elbette, başarılı bir fotoğrafçının bir şekilde sanatın evrensel değerleri üzerinde kendini bilinçlendirmesi, eğitmesi gerekir. Bu, fotoğraf ve sanat üzerine yazıları okuyarak ya da belli bir yerden eğitim alarak olabilir. Yoldan geçen herhangi bir insana da, bugün derneklerimizde aktarmaya çalıştığımız fotoğraf temel eğitim seminerlerindeki bilgileri aktarabiliriz. Ancak bu kişinin eline fotoğraf makinesi verip, “hadi bakalım, şimdi mucize fotoğraflar çek getir” demek yanılgıdan başka bir şey olamaz. Fotoğrafta başarı, diğer sanat dallarında da olduğu gibi, önce o sanatın tarihini bilmeye ve ürünü ortaya çıkaran kişinin, sunduğu ürünle ortaya koymaya çalıştığı konunun felsefesi ve vermeye çalıştığı mesajdaki başarı ile bağlantılıdır. Benim bu konudaki önerim, fotoğrafı proje çalışması olarak düşünmeleri ve bu konuda çok sayıda fotoğraf izlemeleri olacaktır.

PL: Fotoğrafçılıkta farklı bir tarzda çalışmak isterseniz bu ne olabilir? Sizi çeken farklı alanlar hangileridir? Fotoğraf üzerine dijital manipülasyon ile müdahale edilmesi konusundaki görüşleriniz neler?
RB: Ben fotoğraf üzerinde, bilgisayar ortamında düzenlemeleri seviyorum. Fotoğrafı başkalaştırmayı, başkalaştırırken yeni mesajlar yüklemeyi seviyorum. ülkemizde hâlâ “dijital çalışmalar fotoğraf mı, değil mi?” tartışması sürerken, Avrupa ülkeleri fotoğraf sanatında da yaratıcılığın sınırlarını zorluyorlar.
 Bildiğiniz gibi, son bir yıldır birçok Avrupa ülkesine, çin ve Hong Kong”a da “Sonsuzluk” isimli sergimle davet ediliyorum. önemli olan, fotoğrafçının izleyene sunduğu ürünün son şeklinde vermek istediği mesaj ise, sanat adına uygulanan her teknik olumlu karşılanmalıdır. Her zaman, her ortamda söylediğim gibi, ben fotoğraf çekmiyor, fotoğraf yapıyorum. Bu, çekim sonrası fotoğrafım üzerinde olabildiği gibi, kimi zaman da çekim önceki ortamda yaptığım düzenlemelerle de olabilmektedir.
 

 

 

PL: Bugüne kadar kaç sergi açtınız? Sergilerinize ve fotoğraflarınıza olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
RB: 1975 yılını başlangıç yılı olarak kabul edersek, geride kalan 34 yıl içerisinde kaç sergi açtığımı hatırlamıyorum. Ama ilk kişisel sergimi 1990 yılında Beyşehir”de, Beyşehir fotoğraflarımla açmıştım. O gün yaşadığım heyecan hiç aklımdan silinmedi. Son sergimi de, siz Photoline dergisinde bu röportajı okuduğunuz günlerde Atina”da, Helenic Photographic Society”de açmış olacağım. Bu aslında fotoğrafın Anadolu”da henüz sanat olarak adının bile geçmediği günlerden, Avrupa uzanan bir fotoğraf yaşamının da özeti gibi düşünülebilir. Ayrıca, Yunanistan”da, Atina”da açılacak olan “Sonsuzluk” isimli sergimle birlikte, EFSAD üyelerinin “Eskişehir” konulu karma sergisinin de açılışı yapılacak. Helenic Photographic Society ile yaptığım görüşmeler sonucu, her yıl iki farklı şehirdeki derneklerimizin sergisini karşılıklı olarak gerçekleştireceğiz. Bu yıl Eskişehir ile başlayan bu etkinlikler dizisi, gelecek yıl Konya ve bir başka il ile devam edecek. Benzer etkinlikler, çin, İsviçre ve Belçika ile de gerçekleşecek. Bu konuda beni mutlu kılan, kişisel sergilerimin yanı sıra, Türk Fotoğrafını da diğer ülkelere taşıyabilecek fırsatlar yakalamış olmamdır.

Fotoğraf sergilerime olan ilgi ile ilgili sorunuza gelince, kendimi bu konuda şanslı buluyorum. çünkü bugüne kadar açtığım her sergide, fotoğraf dostları beni hiç yalnız bırakmadılar. Gerek fotoğraf ilgilileri, gerekse fotoğraf ile bağlantılı yayın kuruluşları hep yanımda yer aldı. Fotoğrafın da, sergilerde satılıyor olabilmesine katkı sağlayıp, gelecekte sergi açacak genç fotoğrafçılar için önemli bir kapı açtığımı düşünüyorum.

PL: Fotoğraf çekerken tercih ettiğiniz, kendinizi daha özgür hissettiğiniz bir yer var mı?

RB: Beyşehir, benim fotoğraf dünyamın önemli beslenme damarlarındandır. Bu nedenle kendimi Beyşehir”de, Leylekler Vadisi”nde ve gün batımında fotoğraf çekerken çok rahat hissediyorum. üstelik Beyşehir halkının da bu konuda bana yardımcı olduğunu görmek beni daha da yüreklendiriyor.

 

   

 

 

PL: Fotoğrafını çekmeyi hayal ettiğiniz biri ya da bir yer var mı?
RB: özellikle hayal ettiğim böyle bir yer ya da bir kişi yok. Ama olanaksız olduğunu bilmekle birlikte, herhangi bir kişinin, çocukluk yıllarından başlayıp, ergenlik dönemini, iş hayatına başlamasını, yaşamının ilerleyen yıllarını, yani bir başka değişle, bir yaşamı kare kare fotoğraflayabilmek isterdim.

PL: Başarılı bir fotoğraf için ekipman ne kadar önemlidir? Kullandığınız kameralar, donanım ve yazılımlar neler?

RB: Yakın zamana kadar, fotoğraf makinesinin önemli olmadığını söylerdim. Ama artık bu fikri savunmuyorum. Fotoğraf eğitimi elbette çok önemli. Ama eğitim seminerlerinde bazen görüyorum, ellerinde minicik makinelerle gelenler var. O makinelerle teknik olarak yetersiz kaldıklarını fark ediyor ve kendilerini beş adım geriden başlamış var sayıyorlar. Böyle olunca da beklentileri kalmıyor ve fotoğraftan uzaklaşıyorlar.
Analog makinem olan Minolta X-700 ü zaman zaman kullanmaya devam ediyorum. Dijital makine olarak Canon EOS 5D kullanıyorum. Objektiflerim, SIGMA 12- 24 mm, SIGMA 24-70 mm f:2,8 ve SIGMA 8 mm kullanıyorum. Dijital uygulamalar için de Adobe Photoshop kullanıyorum.

PL: Yeni projeleriniz ve sergileriniz olacak mı? Gelecek için hedefleriniz neler?
RB: Son olarak uzunca bir zamandır üzerinde çalıştığım, semazenlerin tören öncesi hazırlık aşamasını konu olan çalışma ile uğraşıyorum. Bu seriden fotoğraflarla üçüncü tura katıldığım ?inasi Barutçu Kupasını kazanmıştım. Gerekli desteği sağlayabilirsem, sergisini yapmak istiyorum. Bunun dışında, yurt dışında gerçekleşecek sergiler var. Onların hazırlıklarını bitirmeye çalışıyorum. Ayrıca, 2010 yılında ‹sviçre”de açılacak Türk Fotoğrafçılarının sergileri için hazırlıklar yapmam gerekiyor.
 Gelecek için düşündüğüm tek konu ise, Türk Fotoğrafına başarılı isimler kazandırabilmek için çalışmalar yapmak. Ancak, bunun için Konya”da gerekli ortamı bulduğumu söyleyemem.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here