Ana sayfa Makale Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

234
0

Beğeniyle takip ettiğinizi bildiğimiz “Foto Albüm” köşesine, sizlerden gelen birbirinden güzel fotoğraflarla devam ediyoruz. 

Trakya Pavli Panayırı’ndan bir kare paylaşmak istedim. Değerlendirir-seniz sevinirim.

özgür GüDERSOY

 
özgür Bey’in bu grafik yönü güçlü fotoğrafına beraberce bakalım. öncelikle, her fotoğrafta olduğu gibi işe ışık durumu, yani pozlama ile başlayalım. Fotoğraf doğru pozlanmış mı? Bunu iki aşamada test edebiliriz biliyorsunuz. Dijital fotoğrafın bize sunduğu en önemli avantajlardan biri “histogram” mucizesidir. Fotoğrafı çektikten hemen sonra eğer bize histogramını gösterebilecek bir makineye sahipsek, makinemizin arka ekranından  kolaylıkla pozlama bilgisine ulaşabilir, bir hata yapıp yapmadığımızı anında kontrol edebiliriz. çekim esnasında makinemizdeki histogram diyagramından faydalanabileceğimiz gibi, daha sonra fotoğraflarımızı bilgisayarımıza aktardığımızda kullandığımız sayısal görüntü işleme programında da histogram durumunu, yani fotoğrafımızdaki gölge (az aydınlık) bölgelerdeki bilgi durumunu (diyagramın sol tarafı), orta tonlardaki durumunu (diyagramın ortası) ve aydınlık bölgelerdeki durumunu (diyagramın sağ tarafı), grafikteki eğrinin sağ ve sol eksenlere göre yerine bakarak kolayca algılayabiliriz. özgür Bey”in fotoğrafına  pozlama ile ilgili olarak baktığımızda, diyagramın sağ tarafında dikey eksene yüklenme olduğunu görüyor ve buradan pozlamada biraz daha az pozlama ile (belki – 0,5 stop) ışık durumu açısından daha başarılı bir kareye ulaşılabileceğini algılıyoruz. Fotoğrafta görülen o ki fazla bir doku kaybı yok, bu nedenle işleme esnasında da bu müdahaleyi yapabiliriz, ama çekerken bunun farkına varıp daha az pozlayarak çekmek doku kaybı riskini azaltması açısından daha önemli olduğunu da unutmamalıyız. Fotoğraf çok hızlı bir enstantane değerinde çekilmiş, bunun da katkısıyla  titreme nedeniyle bir  netlik kaybı yaşanmamış. Bunun yanında söz etmemiz gereken diğer önemli başarısı ise fotoğrafın dik kadraj olarak oldukça dinamik bir kurgu ile grafik bir düzenleme halinde doğru kadrajlanması.  Sol alttan giren göz, tüm kareyi bir yarıçap civarında kat ederek sol üstten terk ediyor. Bu başarılı kadraj kurgusu, sadece sağ üstte biraz kesintiye uğrasa da genel anlamda temiz fon ile başarılan sadelik sayesinde sadece fotoğrafın anlatmak istediği hareket duygusuna vurgu yapıyor. özgür Bey”i bu güzel fotoğrafından dolayı kutluyor, hareket vurgusunu dinamik bir şekilde anlatabileceği daha farklı çalışmalarda başarılar diliyoruz.
 
Bu yaz Mazı Koyu’nda çektiğim uzun pozlama fotoğrafım hakkında köşenizde yorum ve eleştirilerinize yer verebilirseniz çok sevinirim.. Ferhat GüNDüZ

Ferhat Bey’in uzun pozlama ile çektiği (enstantane süresi 25 saniye) fotoğrafına bir göz atalım. öncelikle exif bilgilerine baktığımızda +2 pozlandığını görüyoruz. Bu + pozlamaya pek anlam veremedim. çünkü çekilen karenin histogramına baktığımızda özellikle mavi renklerde bir doku kaybı yaşandığını fark ediyoruz. Bu doku kaybının önüne geçebilmek için aslında + 2 pozlamanın yapılmaması gerektiğini kolayca anlayabiliriz. Unutmamalıyız, bu tür an fotoğrafı olmayan kareleri fotoğrafladığımızda, fotoğraf makinemizdeki histogramımızı çok aktif kullanmalı, doku kaybı olup olmadığını her an kontrol etmeli, eğer doku kaybı yaşandıysa (özellikle histogram grafiğinin sağ tarafına yüklenme olduysa) hemen daha az pozlama yaparak pozlama anlamında doğru kareye ulaşmalıyız.
 
Gelelim kompozisyon kurgusuna. Uzun pozlama elbette denizdeki hareketi bir sis perdesi haline getirdiği için net olan objelerin etrafında temiz bir arka planın oluşmasına katkı sağlamış ve sadeleşmeyi beraberinde getirmiş. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken nesne diziliminde aynı başarı sağlanmış mı beraberce bakalım. öncelikle iskelenin kadrajın alt ortasından fotoğrafa dahil olarak adeta fotoğrafı tam ortadan ikiye bölmesi çok dinamik bir nesne düzenlemesinden bahsetmemizi olanaklı kılmıyor. Bu haliyle oldukça statik, ve adeta karemizi iki ayrı fotoğrafa bölen bir yapıda. Aslında belki çekim noktasını bu iskeleyi diagonal bir halde yerleştirebileceğiniz bir noktaya taşıyabilseydiniz, kadrajın daha büyük bir bölümü efektif olarak kullanılabilirdi düşüncesindeyim. Ayrıca fotoğrafın sol tarafındaki o küçük kaya parçasının ve iskelenin ucunda bağlı olan teknenin bu açıdan kadrajınıza bir katkısı yok. Genel anlamda kadrajın bu noktadan kurulmaması gerektiğini düşünüyorum. Keşke farklı açılardan kadrajlar deneyerek kompozisyon kurgusunu en olumlu kurabileceğimiz noktayı arasaydınız. 

Ancak son söz olarak, her ne kadar pozlama ve kompozisyon kurgularında bazı sorunlar içerse de uzun pozlama ile edinilen o sade fon konusundaki başarısı için tebriklerimizi sunuyoruz. Kendi adıma bir tavsiye vermek isterim, fotoğrafta kompozisyonun temel kavramlarını  yalın ve anlaşılır bir dilde anlatan ve bence bütün fotoğrafseverlerin kütüphanelerinde başucu kitabı olması gereken sayın Prof. Sabit Kalfagil hocamızın “Fotoğrafın Yapısal öğeleri ve Fotoğraf Sanatında Kompozisyon” adlı kitabını muhakkak edinmeli ve kompozisyon ile ilgili önemli temel kavramları bu kitaptan edineceğiniz bilgilerle daha çok sorgulamalısınız.

Merhaba, Etiyopya”da çekmiş olduğum iki kareyi sizinle paylaşmak istedim. özellikle çok ışıklı ortamlarda, siyah tenli insanların portre fotoğraflarını çekerken pozlama ayarı konusu başlı başına bir sorun olabiliyor. Dolgu flaşı bir miktar yardımcı olsa da bazı kömür siyahı rengi tene sahip olan kişilerle yaptığım çekimlerde başarılı sonuçlar elde edemedim. Ayrıca parlak ve siyah tenlerde flaş, çoğu zaman yansımaya sebep oldu. Bu konuda önerilerinizi duymak isterim. ilk fotoğrafımda siyah el detaylarını görebilmek için fazla yapılan pozlama beyaz elin fazla parlak çıkmasına sebep oldu. Yine aynı şekilde 2 numaralı fotoğrafımda kişinin yüz detaylarını görebilmek için pozlamayı sağ taraftaki boynuz ve takılarda parlama başlayıncaya kadar zorlamak durumunda kaldım. Yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim. Emre AYAN

Emre Bey’in Etiyopya’da çekmiş olduğu iki kare üzerinde duralım ve pozlama konusunda sormuş olduğu sorulara cevaplar vermeye çalışalım.
 öncelikle el fotoğrafı ile başlayalım. Normal ortalama ten rengi, fotoğraf makinelerimizdeki pozometrelerin de referans olarak kabul ettiği % 18 gri renk olarak varsayılır ve bu nedenle özellikle sadece açık ya da sadece koyu renkteki cisimlerin hakim olduğu yakın plan çekimlerinde makinemizin pozometresi yanılacağı için   etrafımızda ışığı doğru okuyabileceğimiz gri tonda bir cisim veya %18 gri kart yoksa genelde insan teninden faydalanmak ve bu rengi referans almak tavsiye edilir. Ancak elbette hangi ten rengi daha doğrudur? Hangi ten rengi %18 griye daha yakındır, bunu kestirebilmek çok kolay değil (ama siyahi bir ten renginin olmadığı aşikar).  Bu noktada normal ten renklerinde en azından artı veya eksi yarım stopluk hata payı kaçınılmaz gibi gözüküyor. Elbette Emre Bey’in el fotoğrafında olduğu gibi bir kompozisyonda her iki ten rengini de doğru pozlayabilmek ve maksimum yüzey dokusunu rahatça gösterebilmek pek de kolay değil. Ancak fotoğrafın dergimize ulaşmış haliyle incelenmesinde aşağıdaki diğer fotoda görüleceği üzere pozlamasını gösteren histogramında bir sorun olmadığını gördük. Ne gölge kısımda (histogramın sol tarafında), ne de aydınlık kısımda (histogramın sağ tarafında) dikey eksenlere yüklenme gözükmüyor. Bu nedenle öncelikle pozlama nedeniyle her iki tarafta da doku kaybı yok. Fotoğrafın baskı aşamasında gerekli ince müdahalelerle hem renk doygunluğunun sağlanması, hem de gerekli kontrast seviyesinin başarılması olası.

Bu tür karelerde flaş ile dolgu yapmak çok zor durumlarda kullanılması gereken bir çare olabilir ama Emre Bey”in kendisinin de belirttiği üzere flaş ışığının parlamalarından meydana gelecek sorunlarla daha az karşılaşmak için belki flaşların üzerine takılan küçük aparatlar (flaşları bir anlamda softboxlara dönüştürmek için planlanan aparatlar) kullanılabilir. Kendi adıma flaşlı çekimlerimde, özellikle bu tür flaş yansıması  problemlerinin çözümünde, bu ışık biçimlendirici ve yumuşatıcılarından çok fayda gördüğümü belirtmek isterim.
Ancak bu karede pozlamanın ötesinde tahminen polarize filtre kullanılmaması da gün ışığının ana ışık kaynağı olarak kullanıldığı bu tür  çekimlerinde renk doygunluğuna tam ulaşılamamasının ana nedenlerinden birisidir. Bu nedenle dış mekan çekimlerinde muhakkak polarize filtre kullanmaya özen göstermeliyiz.

Ayrıca iki küçük eleştirim daha olacak. öncelikle sanırım biraz uzun enstantane değerinde çekilmiş veya kişilerin elleri çekim anında hareket etmiş, çünkü fotoğrafa %100  büyüterek  baktığımızda ciddi bir netlik kaybının olduğunu görüyoruz. Ayrıca kompozisyon kurgusunda da özellikle kadrajın sağ kısmında parmakların kadraj kenarına dokunması ve alt kısımdaki diğer elin parmaklarının kesilmesi bence fotoğrafın vurucu etkisini biraz azaltmış. Kadrajdaki
diagonal yerleştirmeyi ise alkışlanmak gerek diye düşünüyorum.

Emre Bey”in ikinci karesine gelince, elbette öncelikle bir fotoğraf sever olarak oralarda bulunması ve böylesine ilginç yerel bir portreyi bizlere taşıması önemli. Bu noktada kendisini tebrik etmek lazım. Gelelim fotoğrafın okunmasına. Bu fotoğrafta öncelikle netlik bir önceki el fotoğrafına oranla çok daha başarılı . 

Ancak pozlama konusuna geldiğimizde de rahatlıkla görebileceğiniz üzere, histogramda sağ kısımda yatay eksene yüklenme var, bu da bizlere fotoğrafın pozlamasında aydınlık alanlarda doku kaybı yaşandığını açıkça gösteriyor. Bu sorun nasıl çözülürdü? Elbette ilgi merkezimizin yüzünün bize göre sol tarafı gölgede kalıyor. Yüzün sağ tarafındaki ışık ile sol tarafındaki ışık arasında ciddi farklar var. Eğer fotoğrafçımızın yaptığı gibi sol tarafta gölgede kalan kısmı da pozlamayı fazla yaparak anlaşılır ve görünür hale getirmek istersek, aydınlık bölgelerde doku kaybı kaçınılmaz. Fotoğrafçımızın kendi sorusunda da belirttiği gibi belki dolgu flaşı kullanarak (ama mesafe fazla flaşa + müdahale etmek gerek) bu sorun azaltılır, ışık yine aydınlık bir gri renk referans alınarak gerçekleştirilir ama yüzün gölgedeki kısmına flaş patlatılır. Bu noktada flaşın üzerine bir ışık yumuşatıcı takmak faydalı olur. Ayrıca gün ışığının yansımalarını da azaltmak ve renk doygunluğunu sağlamak adına muhakkak polarize filtre kullanmalı (özellikle ilgi merkezinin alnında meydana gelen parlamayı azaltmak için) ve arkada beyaz olarak gözüken gökyüzü de kadrajdan çıkartılmalıydı.

 

Alan derinliği sınırlanarak (açık diyafram seçilmiş) fon ile ilgi merkezinin ayrışması sağlanmış, flu bölgede mekana dair bilgi verirken aynı zamanda karışıklık da bir nebze önlenmiş. Ancak belki biraz daha geriden çekilerek ilgi merkezimizin omuz civarı da anlatılabilirdi. Bu sayede kadrajın altında meydana gelen sıkışmanın da önüne geçmiş olurdunuz. Ama sonuçta böylesi farklı bir kültürü bize taşıdığınız için teşekkür ederiz, bu tür ilginç karelerinize gelecek sayılarda da yer vermek isteriz.
 

ESET Banner_700x80 Bellatrix technotoday

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here