Ana sayfa Makale Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

0

Beğeniyle takip ettiğinizi bildiğimiz “Foto Albüm” köşesine, sizlerden gelen birbirinden güzel fotoğraflarla devam ediyoruz. 

Paris’te bir tur otobüsünden çektiğim fotoğrafım hakkında yorumlarınızı yazarsanız çok sevinirim. Aslı öNAL
 
Aslı Hanım’ın gönderdiği fotoğrafa bakalım. öncelikle çoğu fotoğrafçının, hele mimari bir yapıyı anlatmak amacında olan bir fotoğrafçının, herhalde çekmek istediği kadrajı aydınlatabilecek bundan güzel, adeta “ilahi” ışığı kolay kolay bulama-yacağı bir ana bakıyoruz aslında bu fotoğrafta. Genelde ışık derslerimizde üzerinde yoğunlaştığımız en önemli kavramlardan birisi, iyi bir fotoğrafta olması gereken ve mümkünse ışık ile oluşturulan ilgi merkezi ile fon arasındaki kontrast, bu fotoğrafta karşımıza çıkıyor (adeta bir Caravaggio tablosu yaratılabilirmiş bu ışık ve fon ortamında). Kadrajın en önemli yerlerinden biri kabul edilen sağ taraftaki altın noktası civarına yerleştirilen ilgi merkezinde bulunan mimari yapının fonunu oluşturan gökyüzü  koyu renkli bulutlar ile kararmışken, mimari yapının üzerine düşen o lezzetli “ilahi” ışık oldukça başarılı bir kontrast yaratmış. öncelikle böyle güzel bir ışık saatinde, böyle koyu renkli bir gökyüzü önünde aydınlanan bir yapıyı ve caddeyi fotoğraflama becerisi gösteren Aslı Hanım”ı tebrik etmek gerek. Ancak işin bir de bakış açısı, uzaklığı, nesne düzenlemesi ve kadraj kurgusu yönü var ki bu noktalarda aynı pozitif cümleleri etmek pek olası gözükmüyor. ” öncelikle üzerinde bu denli güzel ışık olan ve fonu bu denli koyu bir gökyüzü ile kaplı olan bu mimari eseri ve içinde bulunduğu caddeyi fotoğraflamak için oldukça uzakta ve çaprazda kalmışsınız. Kadrajınızın sol altına giren gölge bölümler fotoğrafa hiçbir olumlu katkı yapmadığı gibi, ışıklı alanın etkisini de azaltmakta. Fotoğrafı çektiğiniz anda bulunan ışık koşulları nedeniyle ilgi merkezinizde olan mimari yapıya daha yaklaşmalı, gerekirse cepheden (çünkü sadece cephesi aydınlanıyor) ve daha  yakınından kadrajlar aramalıydınız. Ya da bulunduğunuz noktadan daha başarılı bir çekim noktası bulamadıysanız, biraz daha uzun odaklı bir objektif ile aradaki gölge bölümleri kadrajınızın dışına çıkartarak fotoğrafı çekmeliydiniz. Her zaman üzerinde yoğunlaştığımız sadeleştirme konusunu hatırlayıp gereksiz alanların fotoğraf karesinden ayıklanmasına özen göstermeli, sadece sizi fotoğrafa çeken ana unsurlar üzerine kadrajınızı inşa etmelisiniz. Bundan sonraki çalışmalarınızda bu uyarılara da dikkat ederek daha başarılı karelere ulaşacağınıza inanıyor, başarılar diliyoruz.
 
Göndermiş olduğum Yedigöller fotoğrafları yoruma değer bulunursa çok mutlu olurum. Saygılarımla. Banu UYGAR

Banu Uygar Hanım”ın Yedigöller”de çektiği fotoğraflara hep beraber bakalım. Hem dikey kadrajdaki karesine, hem de yatay kadrajdakine baktığımızda aynı sorunu algılıyoruz. Fotoğraflara  küçük ebatta baktığımızda belki çok belli olmayabilir, ancak biraz büyüterek incelediğimizde maalesef makinenin fotoğrafları  çekerken titrediğini kolaylıkla anlayabiliyoruz. Zaten exif bilgile-rine göz attığımızda mesela dikey kadrajdaki fotoğrafın 100 ISO”da  f:8 diyafram açıklığında çekildiğini, ortamdaki işık durumu nedeniyle enstantane değerinin makina pozometresi tarafından 1/40 olarak belirlendiğini görüyoruz.

Bu değerlerden de kolayca algılayabileceğimiz gibi 1/40 enstantane hızında çekilen bir fotoğrafın elde titrememesi için oldukça yoğun bir özen göstermeliydik. Aynı sorun yatay kadrajdaki kare için de geçerli. Hatta orada daha loş bir ışık durumu olduğu için enstantane değeri yine 100 ASA ve f:8 diyaframa karşılık 1/15 olarak belirlenmiş. Bu da titreme miktarını, yani kaybedilen netliği arttırmış. Bu iki örnekten yola çıkarak seçeceğimiz diyafram değerine nasıl karar vereceğimize dair bir kaç cümle yazmak isterim. Bildiğimiz üzere diyafram değerini, çekmeyi düşündüğümüz bir fotoğrafın net alan derinliğine etki ettiği için zaman zaman kısar (sayı olarak artırır, mesela f:22), zaman zaman da açarız (sayı olarak azaltır, mesela f:2,8). Tabii böyle bir doğa fotoğrafı çe-kerken diyaframı, örneğin Banu arkadaşımız gibi, f:8 değerine getirmek başlangıç olarak doğru bir adım. Ancak bu adımın bir gerekliliği var, o da bu diyafram değerine karşılık gelecek olan enstantane değerine dikkat etmek. Biliyorsunuz fotoğrafımızı eğer elde çekiyorsak kullandığımız, objektifin odak uzaklığına da bağlı olmak koşuluyla, bazı kritik enstantane değerlerinin altında (onlardan daha uzun değerlerde) bir sürede pozlamak, titreme riskini ortaya çıkartır. Mesela 1/125 ve üzerindeki enstantane değerlerinde (genel olarak) pek titretme riskimiz yokken (uzun tele objektifleri konu dışı bırakırsak), 1/60 ve altına indikçe risk artmaya başlar. Bu fotolarda olduğu gibi 1/40, hatta 1/15 enstantane değerlerinde (bunlar göreceli olarak uzun enstantane değerleridir) çekim yapmak istediğimizde, artık tripod kullanımı gerekli hale gelir. Bu tür bir durumda, eğer yanımızda tripod yoksa net alan derinliğinden fedakarlık edip diyaframı açmalı (örneğin f:5,6, hatta çok gerekliyse f:4), net alanı artırmak isteğiyle titremiş bir kare olmaktan kurtarmalıydık. Kısaca özetlersek; teknik olarak seçilen kısık diyafram değeri uzun pozlama gerektirmiş, bu değerde tripodsuz çekim yapıldığı için teknık olarak kusurlu iki fotoğraf ile karşılaşmışız. Gelelim  kompozisyon kurgularına: Dikey kadraj oldukça sorunlu gözüküyor. Solda yarısı kadraja dahil edilen ağaç gövdesi oldukça sorunlu. Kadrajın altında netsizliği oldukça sorun yaratan yaprakların kadraja hiçbir katkısı yok. Arkadaki gölün  yüzeyini tam olarak algılayamıyoruz; Unutmamalıyız, kadrajımızdan biz sorumluyuz, o nedenle doğru bakış noktasını bulmak, doğru yükseklikten ve açıdan çekmekle yükümlüyüz. Bu iki fotoğraf ile söz açılmışken özellikle kasım ayında Yedigöller”i ziyaret etmeyi düşünen fotoğraf severlere bir tavsiyem var: Kasım başında muhtemelen sararma ve kızarma başlar. Bu nedenle Kasım ayı başında Yedigöller’e bir fotoğraf gezisi oldukça güzel bir doğal coğrafyada fotoğraf çalışabilme imkanı sunar. Ancak unutmayın, böyle bir fotoğraf gezisine gidecekseniz yanınıza muhakkak doğa şartlarına uygun bir tripod, kullanacağınız objektifin çapına göre bir polarize filtre, mümkünse kablo deklanşör ve reflektör almalısınız. Bu saydığım yardımcı ekipmanlar olmadan iyi bir doğa fotoğrafı çekmeniz sadece şansa kalır.
 

Merhaba, fotoğraf çekmeyi yeni yeni öğreniyorum. çektiğim bu fotoğrafım hakkında görüşlerinizi yazabilirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler. özge İNAL
özge Hanım’ın ağaç gövdeleri üzerine planladığı fotoğrafına bir göz atalım. öncelikle muhtemelen kadrajdaki aydınlık bölgeler ile az aydınlık bölgelerin toplamı  karanlık bölgelerden çok fazla olduğu için fotoğraf makinesinin pozometresi doğru pozlama değerinden fazla sapmamış ve fotoğrafın pozlaması oldukça başarılı olmuş. Histogramda baktığımızda, aydınlık bölgelerde bir doku kaybı olmadığı gibi, ağaç gövdelerinin tamamen karanlıkta kalan kısımları hariç gölge alanlarda da ciddi bir doku kaybı yok. Gelelim karenin kompozisyon kurgusuna. Bu tür durağan figürlerden yola çıkarak oluşturulmaya gayret edilen grafik fotoğraf çalışmalarında elbette kadrajımızın içinde  yer alan yatay ve dikey unsurların arasında gözün rahatça algılayabileceği bir nesne düzenlemesi olması oldukça önemlidir. özellikle böyle dikey unsurlar ile yaratılmaya çalışılan kadrajlarda yapılması gereken, o unsurlar arasındaki bakış noktası, mesafesi ve açısı üçleminde fotoğrafçının gözünden yaratılacak olan nesne-boş alan ilişkisinin en yalın biçimde izleyiciye sunulmasıdır. Bu karede ağaç gövdelerine kadrajın üzerinde bulunan  lekeler olarak bakmak, yerdeki çimenleri ve toprak alanları da fon olarak algılamak gerekir. Artık böyle bir bakışta doğa, ağaç, çimen, toprak bizim için önemli olmamalı, adeta gözlerimizi kısarak baktığımız alanı flulaştırmalı ve bu alandaki varlıkları zihnimizde birer lekeye dönüştürmeliyiz. Bunu başarabilirsek, yani kadrajı oluşturduğumuz alana kendi gerçek varlığından daha ötede bir varoluş içinde bakabilirsek, o zaman çektiğimiz fotoğraf bir çayır-çimen-ağaç gövdesi görüntüsünden sıyrılıp zihnimizde oluşan lekelerle kurgulanmış bir nesne-fon ilişkisi içindeki bir grafik anlatıma dönüşür. Sevgili hocamız ‹brahim Zaman’ın “fotoğrafça bakmak” diye güzel bir tamlama ile tanımladığı bu yaklaşım fotoğraflarımızı oluştururken üzerinde her zaman yoğunlaşmamız gereken doğal bir refleks haline geldiğinde, kadraj disiplinine hakim olmaya başladık demektir.

Fotoğrafa tekrar geri dönersek, kadrajın merkezinde çok büyük bir boş alan var, oysa dikey ağaç gövdeleri sağ tarafa sıkıştırılmış. En sağdaki gövde kesilmiş, sol altta da çok kararsız bir şekilde kesilmiş bir başka gövde var. Yukarıdaki satırlarda anlatmaya çalıştığım nesne düzeni ve boş alan ilişkisi üzerine daha fazla yoğunlaşmalı, kadrajımızın her milimetrekaresini vermek istediğimiz anlatıma uygun bir şekilde verimli kullanmalıyız. özge Hanım’a, bu karesi ile bakmaya çalıştığı farklı açıları ilerideki çalışmalarında daha başarıyla gerçekleştireceği umuduyla teşekkür eder, başarılar dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here