Ana sayfa Makale Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

0
Beğeniyle takip ettiğinizi bildiğimiz “Foto Albüm” köşesine, sizlerden gelen birbirinden güzel fotoğraflarla devam ediyoruz.

Yayınlanmasını istediğiniz fotoğraflarınızı info@photoline.com.tr adresine yollayabilirsiniz. E-postanızın “Konu” kısmına “Foto Albüm” yazmayı ihmal etmeyin.

“İstanbul’da lâle zamanı çektiğim bu fotoğrafı değerlendirir misiniz?” CAN AKSAYA 

Fotoğraf Portfolyosu
Can Bey’in fotoğrafına bakalım. öncelikle şunu söylemek istiyorum;  İstanbul belediyesinin son birkaç yıldır İstanbul’da hayata geçirdiği “Lâle Zamanı” etkinliği sayesinde çiçekler ile ilgili hem yakın çekim hem de genel peyzaj çekim çalışmalarını yapabilmekteyiz. Eskiden sadece bazı Avrupa ülkelerine ziyarette bulunan fotoğrafsever dostlarımız bu tür çiçek, lale, genel peyzaj fotoğrafları üretebilirlerdi. Ancak artık Nisan ayında İstanbul”daki pek çok park, bahçe ve koruda çok güzel çekim alanları oluşturulmakta. Sanırım sadece İstanbul’da değil artık Türkiye”nin diğer illerinde de bu tür alanlar yaratılmakta. Bu tür fotoğraftan hoşlananlar adına bahar aylarında bizim için yaratılan bu imkânı değerlendirmeli ve sanırım bu işte emeği geçenlere teşekkür etmeliyiz. Gelelim Can Bey’in karesine… Işık kullanımı ile ilgili bir sorun gözükmüyor. İlgi merkezi olan çiçeğin üzerinde oldukça keyifli bir ışık var. Arka bölümün bir kısmı da gölgede, bu da anlatıma yardım ediyor. Netlik de oldukça başarılı. Dışarıda çiçek fotoğrafı zordur, özellikle rüzgâr varsa netliği başarmak zorlaşır. Can beyi bu noktada tebrik etmek gerek. Tabi çekim açısı ve yüksekliği sayesinde karenin tamamı yeşil yapraklar ile beslenmiş. Toprak gözükmediği için çiçeğin kırmızı ve sarı rengi ortaya çıkmış. Tebrikler Can Bey, emeğinize sağlık.

 

 

“Fotoğrafım hakkında yorumlarınızı yazarsanız çok sevinirim.” ZAHİDE ALİMOĞLU

Fotoğraf Portfolyosu
Zahide Hanım”ın fotoğrafına önce bize gönderdiği haliyle bakalım. Bir grafik çalışma: Bir lokomotifin, onu kolaylıkla anlatabilecek bir bölümünden yapılan bir kesit. çok büyük bir nesneyi, bir aracı, bir mimari eseri, bazen onun çok küçük bölümünden yaptığımız bir kadraj ile anlatabiliriz. Aslında fotoğrafın en güçlü yanlarından birisi de bu sanırım; bir bütünü, onun  küçük (ama karakterize edecek) bir bölümünden faydalanarak anlatmak. Parçalardan bütüne varmak. Kocaman bir lokomotifi elbet fotoğraflayabilirsiniz. Ama onun çok daha fotografik bir bölümünden de “lokomotif” temalı bir fotoğraf yaratabilirsiniz. öncelikle bu yolun farkında olduğu için Zahide Hanım”ı kutlamak gerek diye düşünüyorum.

Gelelim kadrajı oluşturma şekline. Eğer bu denli şekle, forma ya da geometrik anlatıma bağlı bir kare oluşturuyorsak, elimizden geldiğince o formu deforme etmeden anlatmaya çalışmalıyız. Maalesef fotoğraf makinesini doğru kullanmadığımız zaman “perspektif bozulma” ya da deformasyon kaçınılmaz olur. Eğer film ya da sensör düzlemi, çekmeyi düşündüğümüz görüntü düzlemine paralel değilse, yani fotoğraf makinesini konuya dik açıyla tutmuyor, bulunduğumuz yükseklik nedeniyle makinemizi yukarı ya da aşağı doğru bir açı ile tutarak fotoğraf çekiyorsak, çektiğimiz fotoğraftaki formlar mutlaka deformasyona uğrar. Dikeyler dikey kalamaz, yataylar yere paralel olamaz, burada olduğu gibi yuvarlaklar adeta elipsleşir. Yani kısacası formlar deformasyona uğrar ve o görüntünün gerçek şekli maalesef bizim fotoğrafımızda bozulur. özellikle geniş açı objektifler bu işi abartır. Bir de fotoğrafı çekerken tam merkezde duramazsak, görüntü mutlaka bozulur. Bu tür “teknik” kadrajlarda, elimizden geldiğince daha fotoğrafı çekerken bu sorunu ortadan kaldırmalı, en azından en aza indirmeli, daha sonra da fotoğrafımızı işlediğimiz programlarda bu deformasyonu sıfıra yaklaştırmalıyız. Burada yapılması gereken, çekerken bu bozulmayı en aza indirmektir. çünkü “daha sonra yazılım ile bu işi yaparım” dediğinizde fotoğrafın kenarlarından kayıplar yaşanacağı için maalesef sınırlı kalırsınız.

Aynı kareyi Photoshop”ta Filter/Distort/Lens Correction ile, düşey perspektife +20 müdahale ederek bu hale getirdim. Biraz olsun yuvarlak tekerlekler bize doğru bakmaya başladı. Ama tam olarak düzeltmek mümkün olmadı, çünkü kenarlarda daha fazla pay kalmadı. Bu nedenle bu tür çalışmalarda çekim alanında çok özen göstermeli, gerek düşey, gerekse yatay perspektif  bozulmalarına ve fıçı distorsiyon etkisine (özellikle geniş açı lensleri kullanırken ) dikkat etmeliyiz. Eğer mekânda yer varsa, geniş açı ile çok yakından çekmek yerine örneğin biraz daha uzaktan daha dar açılı bir objektif ile çalışmalıyız.

 

 

“Büyükada’da çektiğim “bisiklet” adlı karemi değerlendirir misiniz? ”    ELİF CİM KURAN

Fotoğraf Portfolyosu
Elif Hanım’ın gönderdiği bisikletlerin diziliminden oluşan fotoğrafına bakalım. Elbette hayatımızın her alanında olduğu gibi görselliği algıladığımız ve aktardığımız fotoğrafta da ritm duygusu büyük önem taşır. Tek başına çok görsel bir malzeme sunamayacak olan formlar, şekiller, lekeler, belirli bir dizilim düzeninde fotoğraf karesine yansıdığında, anlatım güçlenir, etki artar; fotoğraf ilgi çeker. Nasıl müzikte bir ritm saz olmadan çalınan melodi ne denli güzel olursa olsun bizde yeterli heyecanı yaratmıyorsa, fotoğrafta da  özellikle formlar ve şekiller üzerine kurulan kadrajlarda gözümüz mutlaka ritmik hareketleri, düzenli tekrarları arar.

Elif Hanım bence bu Büyükada karesinde iki önemli başarıya imza atmış. Birincisi Büyükada’yı anlatmayı düşündüğü bir karede büyük bir alanı geniş açı bir kadrajla karışık bir fotoğraf düzeninde anlatmak yerine, Ada’ya dair önemli bir detaya yoğunlaşarak ada dediğimizde hepimizin aklına gelen iki önemli taşıttan birisi olan bisikletler ile ilgili bir fotoğraf üretmiş. Daha da önemlisi bir ya da bir kaç düzensiz bisiklet figürü yerine onların ritmik bir düzen içinde sıralandığı bir alana yoğunlaşmış. Bu iki temel öge, fotoğrafın güçlü bir anlatıma sahip olmasını sağlamış. Sınırlı alan derinliği kullanımının gözümüzü sol baştaki bisiklete sürüklemesi çok başarılı. Işığı da etkili kullanmanız durumunda fotoğrafın etkisi daha da artacaktı.
Elinize sağlık, Elif Hanım. Bu tür ritm fotoğraflarına devam etmeniz dileğiyle.

 

 

“Zaman isimli fotoğrafım hakkında düşündüklerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum.” FURKAN TENEKECİ

Fotoğraf Portfolyosu
Furkan Bey’in köstekli saat ile yaptığı çalışmasına bir bakalım. “Still-life” kendimizi geliştirmek adına başvurabileceğimiz önemli bir alan. Elbette güçlü ışıklarla çalışabilmek çok keyifli ama, evimizde mütevazı ışık kaynaklarıyla da eksersizler yapabilmek olası. Bu noktada dikkat etmemiz gereken iki temel öge; kompozisyonumuzun yapısal kurgusu ve yararlandığımız ışıkları doğru kullanabilmek. Elbette fon seçimi ve ışık gölge dengesi de önemli.

Furkan Bey’in fotoğrafında ışığın dengeli kullanılmadığını görüyoruz. özellikle kadrajın arka bölümünde çok aydınlık bir alan var. öylesine aydınlık ki, kadrajın ön tarafında asıl anlatılmak istenen (bu nedenle net alan içinde tanımlanmış olan) saatin üzerindeki ışık, arkadaki fazla aydınlık bölgenin etkisi altında kalmış. Bu, kurgumuz içinde pek istemediğimiz bir durum. Genelde net alan içinde anlatmak istediğimiz lekenin üzerindeki ışığın fondaki ışıktan daha fazla olması beklenir. Bu nedenle ışık kullanımı konusunda Furkan Bey’e “biraz daha dikkat” diyorum.

Kompozisyon kurgusunda da lekelerin kapladıkları alan her zaman çok önem taşır. Elbette bize yakın olan ve kendini güçlü anlatabilen bir ilgi merkezi her zaman tercihimiz olur. Ancak bu ilgi merkezinin büyüklüğü, yani kadrajda kapladığı alan ve kenarlarda bırakacağımız boşluklar ne olmalıdır? Bu sorular önemli. özellikle stil-life çalışmalarında an kaygımız olmaz; her şeyi biz ayarlarız. Bu noktada kurguyu planlarken lekelerin büyüklükleri hakkında farklı kurgular yapabiliriz. Bence bu kurguda saat çok büyük bir alan kaplıyor. Bu nedenle kenarlara yeterince boşluk kalmamış. Ayrıca bize yakın kısımda oluşan gölge kesilmiş. Keşke o gölgenin formu kesilmeden bize ulaştırılabilseydi. Zaman ve gölge arasındaki metaforik bağ düşünüldüğünde hem teknik olarak hem de yapacağı anlamsal çağrışımlar dikkate alındığında saatin gölgesinin kesilmesi iyi olmamış. Saatin boyutunu biraz daha küçülterek (biraz daha geniş odaklı bir objektifle veya biraz daha geriden) bir kurgu planlansa daha etkileyici bir anlatıma ulaşılırdı diye düşünüyorum.

Teknik olarak oldukça başarılı bir pozlama, netlik ve sınırlı alan derinliği seçimi var; bu noktalarda Furkan Bey’i kutlamak istiyorum. Elinize sağlık. Fotoğraf üretmeye devam etmenizi tavsiye ediyorum. İyi bir sezginiz var, muhakkak “zaman” size bu sezginizi ilerletmek anlamında katkı sağlayacaktır.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here