Ana sayfa Makale Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

0
Beğeniyle takip ettiğinizi bildiğimiz “Foto Albüm” köşesine, sizlerden gelen birbirinden güzel fotoğraflarla devam ediyoruz.

Yayınlanmasını istediğiniz fotoğraflarınızı info@photoline.com.tr adresine yollayabilirsiniz. E-postanızın “Konu” kısmına “Foto Albüm” yazmayı ihmal etmeyin.

“Fotoğrafım hakkında fikirlerinizi yazarsanız çok sevinirim. ” AYLA AKYAR

Ayla Hanım’ın fotoğrafına bir bakalım. öncelikle elbette ilk dikkat edeceğimiz konu fotoğraftaki ışık durumu nedir? Genel anlamda bir fotoğrafı daha ilgi çekici kılan, ona bakanın algısını üzerinde toplayan en önemli etken ışıktır. Bu nedenle fotoğraf severler gittikleri mekanlarda fotoğraf çalışırken mümkün olduğunca bu konuya özen göstermelidirler. Fotoğraflayacağımız konunun üzerine onu ilgi çekici kılacak bir ışığın düşmesi ve mümkünse konunun fondaki ışık durumundan daha aydınlık olması bizler için tercih sebebi olmalı, bu duruma göre mekandaki mimari eserleri fotoğraflamaya çalışmalıyız. Hele fotoğrafını çekmeyi düşündüğümüz bir mimari eserin fonunda, özellikle de gökyüzü bu fonu oluşturuyorsa, beyaz ya da gri renkte keyifsiz bir  görüntü varsa maalesef çekeceğimiz fotoğrafın adeta bir yanı sıkıntılı olacaktır. Ayla Hanım aslında şehir dokusu içinde pek çok apartman, elektrik teli direği vs gibi etkenleri sadeleştirecek bir bakış açısı bulmuş. Bu noktada kendisini tebrik etmek lazım. Ancak fotoğrafı çektiği zaman diliminde gökyüzünde oluşan soluk fon fotoğrafının anlatım zenginliğini azaltmış. Kompozisyon açısından da baktığımızda, sadeleştirme için bu denli tele objektif ile yaklaşmış olmak doğru bir seçim olarak düşünebiliriz derken diğer yandan ilgi merkezimizin  kadrajda çok büyük alan kaplayarak adeta sıkışmış hissi vermesine neden olmuş ve tele objektifin o istfileyici etkisinden kurtulunamamış. Temel olarak bakış açısı, netlik ve sadeleştirme anlamında pozitif değerlendirebiliriz. Ancak muhtemelen elde çektiği için 3,2 diyafram gibi oldukça açık bir diyafram değerini tercih etmesi alan derinliğinin yeterince geniş olmaması problemini beraberinde getirmiş. Mimari çalışmalarda biraz daha geniş alan derinliği verebilecek 8 ya da 11 diyafram gibi değerleri tercih etmek, tabi ışık durumuna göre bunu başarabilmek için yanımızda tripod taşımak, teknik olarak baskıya daha iyi sonuçlar üretebilecek fotoğraflar sağlar. Fotoğrafınızı bizlerle paylaştığınız teşekkürler.

 

 

“Ekteki fotoğrafım hakkındaki düşüncelerinizi yazarsanız çok sevinirim.” EDA KULAKSIZ

Eda Hanım’ın fotoğrafına baktığımda ilk aklıma gelen sıkışıklık duygusu oldu. Kadrajda yer alan üç sandal ve sağ taraftan dahil olan ağacın varlığı çok fazla lekenin olduğunu ve fotoğrafçının aslında tam anlamıyla kendi bakış açıcını bize anlatacak bir yaklaşım içinde olmadığı hissini uyandırdı.

Genelde yaptığımız en önemli hata fotografik olduğunu hissettiğimiz bir kadrajı fark ettiğimizde hemen makinemize davranarak deklanşöre basmak oluyor. Oysa belki o kadrajın etrafında hareket etsek, farklı açılardan farklı kadrajlar üzerinde çalışsak belki daha beğendiğimiz karelere ulaşabiliriz.

Roland Barthes “Camera Lucida” adlı kitabında bir fotoğrafın sahip olması gereken iki önemli kavramdan; “studium” (fotoğrafın stüdyosu, belki çok basit anlamda düşünürsek fonu) ve studium’u kıran ya da delen lekeden yani “punctum”dan bahseder. Bunu çok temel anlamda bir bakış ile fon ve ilgi merkezi olarak çevirebiliriz (elbette Barthes’ın bu iki kavramın anlamı hakkında çok daha derin bir bakışı var). Kurgulayacağımız her kadrajda bu iki temel yapı taşına dikkat etmeliyiz. öncelikle fonu doğru oluşturabilecek bir yükseklik ve bakış açısı bulmalı ve ardından ilgi merkezimizi doğru belirleyerek kadrajımızı onun etrafında kurgulamalıyız.

Eda Hanım’ın karesinde aslında zengin bir fon bulunuyor. Gökyüzünde çok keyifli bir bulut dokusu var. Eda Hanım bu güzel dokuyu kadraja daha fazla dahil edebilmek için ufuk çizgisini 1/3’e indirmiş. Ancak fotoğrafı çektiği yükseklik bize göl veya deniz hakkında fazla bilgi vermiyor. Biraz daha yüksekten çekebilmiş olsaydı en azından birinci ve ikinci teknelerin de karşı kıyı ile çakışmaları önlenebilirdi (üçüncüsünde olduğu gibi). Renk zenginliği gökyüzündeki keyifli doku ve yeşil ile sağlanmış. Difüz ışık koşullarında olmasına rağmen oldukça zengin bir renk ifadesine ulaşılmış.

Diyafram değeri olarak 8 belirlenmiş ve alan derinliği yeterli seviyede genişletilmiş. Tek önemli problem kadrajın sıkışık olması ve fazla lekenin yer alması. Belki daha başka bir açıdan bu sıkışıklık önlenebilir ve sadeleşme sağlanabilirdi. Fotoğrafınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler.

 

 

“Ekteki kedi fotoğrafımı değerlendirirseniz çok mutlu olurum. ” ŞEFİK YILMAZ

  Şefik Bey”in gönderdiği kedi fotoğrafına bir bakalım. Aslında etrafımızda fotoğraflayabileceğimiz en kolay hayvan türü sanırım sokak kedileridir. Duruşları, adeta bize poz verişleri işimizi kolaylaştırır. Bize düşen doğru bir fonun önünde, doğru ışık koşullarında ve özellikle netliği iyi ayarlayarak deklanşöre basmaktır. Şefik Bey’in karesinde fon konusunda büyük bir sıkıntı gözükmüyor diyebiliriz. Sokaktaki pek çok nesne fotoğraftan soyutlanmış, sadece beyaz bir duvarın önünde kediye odaklanılmış. Bu açıdan düşündüğümüzde Şefik Bey”in bakış açısının ve yüksekliğinin olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak diğer taraftan, bu beyaza yakın ve kirli olan duvar kadrajımıza bir zenginlik katmış mı? Sanırım bu soruya cevabımız hayır olacaktır. İkinci detay ışık koşulları ile ilgili olandır. Kadraj kapalı bir havada çekilmiş. Işığın homojen dağılımı kadrajımızda gölgenin oluşmamasını getirmiş.

Bu tür durağan kadrajlarda hiç olmazsa ilgi merkezinin gölgesinin varlığı kadraja bir derinlik katar. Burada maalesef bundan yoksunuz.
 

Son olarak da netlik ile ilgili birkaç şey söylemeliyim. Sanırım makinenin otomatik netleme sistemi deklanşöre basıldığında kedinin bize yakın olan bacağına netlik yapmış. Ancak hızlı enstantaneye ulaşabilmek için diyafram  3,6″ya kadar açıldığı için alan derinliği çok kısıtlı olmuş. Bu nedenle netliğin tam istenilen yerde olmaması ve çok kısıtlı alan derinliği fotoğrafın anlatım gücünü zayıflatmış. Fotoğrafını bizlerle paylaştığı için Şefik Bey”e teşekkürler.

 

 

“Fotoğrafımı değerlendirirseniz çok mutlu olurum.” FİGEN KöPRüLü

Figen Hanım’ın bizlerle paylaştığı portre fotoğrafına bir bakalım. Elbette bir portre fotoğrafında temel anlamda nelere dikkat etmeliyiz sorusuyla başladığımızda sanırım ilk aklımıza gelen, portresi çekilen kişinin kadrajda öne çıkmasını sağlayacak adımların atılması, modelin bakış yönü, fotoğrafçının bakış yüksekliği, gözlerde netlik gibi teknik gerekliliklerdir.

öncelikle her fotoğrafta olduğu gibi çektiğimiz karenin netliğinin sağlam olması, elde çekilen karelerde titreme v.b. gibi sorunlardan uzaklaşılmış olması ilk önemli aşamadır. Figen Hanım diyaframını 4,5″a kadar açmış, bu da ona 1/30 saniyelik poz süresi sağlamış. Ancak maalesef bu enstantane değerinde istenilen netliğe ulaşılamamış, muhtemelen eldeki hafif titreme, ya da modelin tam hareketsiz duramaması bir miktar netlik kaybına neden olmuş. Bu tür durumlarda hiç olmazsa ISO”yu bir stop arttırarak 60 enstantaneye ulaşılabilirdi, bu da netlik ile ilgili sıkıntının büyük ölçüde ortadan kalkmasına neden olurdu. 

Bir şemsiye yardımıyla modelin ardındaki karışık fonun sadeleştirilmesi, hele bu şemsiyenin kadraja zenginlik katan dokusu başarılı bir seçim olarak öne çıkıyor.  Bu noktada şu iki önemli ayrıntıyı yazmadan edemeyeceğim. Birincisi modelimizin bakış yönü iyi seçilmemiş. Kadrajın kuruluş şekline bakarsak modelin sağ üste doğru bakıyor olması kadrajın daha dinamik bir yapıya erişmesini sağlayacaktı. Diğer yandan bir diğer önemli ayrıntı, portre fotoğrafını aşağıdan yukarıya doğru çekmek zordur. Bu açı modelin burun deliklerinin ilgi çalmasına, ve burnun kadrajın merkezine oturmasına neden olur.

Asıl olan gözlerdeki ifadedir ve elimizden geldiğince portre çalışırken modelimizin ifadesini öne taşıyabilecek bakış yüksekliği ve açısının peşine  düşmeliyiz. Bu güzel fotoğrafı bizlerle paylaşan Figen Hanım”a teşekkürler.

 

 

“Ekteki kuş fotoğrafımı değerlendirir misiniz?” YAHYA TATAR

Yahya Beyin bize gönderdiği kuş fotoğrafına bir göz atalım. 70-300 bir objektif ile makinesinin 1,5 olan odak çarpanından da faydalanarak 450 mm”lik odak uzaklığı ile bu kadraja ulaşmış. Objektifini maksimum değer olan 5,6 ya açmış. ISO”yu otomatiğe bırakmış, makine 360 ISO değerini seçmiş. Yahya Bey bu değerlerle 1/125 saniyede bu fotoğrafı çekmiş. 450 mm odakta 1/125 ile titretmeden çekmek bir başarı. Sanırım objektifin titreşim önleme sistemi işe yaramış. Kırmızı kuş oldukça net olarak görüntüye yansımış. Odak uzaklığı ise alan derinliğini kısıtlamış ki bu da ilgi merkezinin o karışık dallar arasında ortaya çıkmasına neden olmuş.
 

Kuş fotoğrafı gerçekten zordur. İyi ekipman, uzun tele gerektirir. Bunların yanında elbette sabır ve dikkat talep eder. Bu noktada öncelikle böyle güzel renklerde bir kuşu sabırla bekleyerek teknik anlamda elindeki imkanlarla  ulaşabileceği en üst seviyeye ulaşmış olması sanırım bir tebriği gerektiriyor. Elinize sağlık Yahya Bey.  

Kuşun üzerinde durduğu diagonal dal kadraja bir haraket kazandırmış. Ayrıca kuşun bakış yönü de doğru. İyi bir zamanlamayla deklanşöre basılmış. Belki kuşun kadrajın tam ortasında konumlandırılması biraz statik bir yaklaşım olmuş; belki bir kadraj işlemi ile kuşu sağ üst altın noktaya taşımak daha iyi olabilir diye düşünüyorum.

Fotoğrafınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler.

 

 

“Fotoğrafım hakkında fikirlerinizi yazarsanız çok mutlu olurm.” GAYE KUTLU

Gaye Hanım’ın fotoğrafına baktığımızda ilk aklımıza gelen sanırım sıkışmışlık duygusu olmuştur. Fonun temizlenmesi için muhtemelen yerden yukarı doğru bir açı seçilmiş.

Bu elbette fotoğrafı daha rahat algılayabilmemizi sağlıyor. Fonun temizlenmesi bazen gökyüzünün fon haline getirilmesi ile mümkün olabiliyor. Şehir ortamında fotoğraflamayı düşündüğümüz heykeller, nesneler, mimari eserlerin bazı detayları fonda şehir içinde var olan diğer görüntülerle çakışınca yeterli sadeleşme sağlanamadığı için anlaşılmaz görüntüler oluşturuyorlar. Bizler o lekeleri gözümüzle algılarken üç boyutlu yaşamın içinde üst üste çakışmalarından rahatsız olmuyoruz. Ancak fotoğrafını çektiğimizde konu iki boyuta indirgendiği için çakışmalar, görüntülerin üst üste gelmeleri, maalesef anlatımımıza zarar veriyor. Bu noktada temiz fonun oluşturulması gayreti tüm fotoğrafseverlerin peşinden koştuğu ilk önemli ütopya sanırım.

Bu çabası nedeniyle Gaye Hanım”ı kutlamalıyım. Ancak sadece fonun temizlenmesi yeterli değil. Kadrajı kurgularken kenarlardan yeterince boşluk bırakılması o sıkışmışlık duygusunu ortadan kaldıracaktır. Elbette diğer yandan gökyüzünü fon olarak kullanmayı düşünürken aklımızda hemen şu soru olmalı, gökyüzü fon oluşturacak kadar renk ve doku anlamında zengin mi? Eğer bu soruya verdiğimiz cevap hayırsa, o anda o açı doğru değil demektir.

Fotoğrafın çekildiği ışık koşulları da bize yeterli vurguyu sağlayamıyor. İlgi merkezinin üzerinde ışık olmaması, fotoğrafın kapalı havada çekilmiş olması, konunun fondan kopamamasını, bu nedenle de yeterli anlatım vurgusuna ulaşılamaması durumunu getiriyor. Gri bir havada, gri bir ilgi merkezi anlatımın güçsüz kalmasına neden oluyor. Her şeye karşın, fonu temizleme kaygısı için Gaye hanım’ı tebrik ederiz, fotoğrafınızı bizimle paylaştığınız için teşekkürler.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here