Ana sayfa Makale Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

Foto Albüm köşesinde fotoğraflarınız yorumlanıyor…

0
Beğeniyle takip ettiğinizi bildiğimiz “Foto Albüm” köşesine, sizlerden gelen birbirinden güzel fotoğraflarla devam ediyoruz.

“Büyükada”da çekmiş olduğum martı fotoğrafımı yorumlarsanız çok sevinirim. Melda öRNEK

Melda örnek Hanım’ın martının sabah ziyafeti konulu ilginç fotoğrafına bir bakalım. öncelikle, diyafram ayarındaki doğru seçim için Melda hanımı kutlamak isterim. Diyaframını f:2,8 olarak seçmiş. Bu da ona 100 ISO”da 1/800 örtücü hızı sağlamış. Martı gibi ani hareketler yapan ve biraz uzun bir pozlamada muhakkak netsiz hale gelebilecek bir konu için oldukça anlamlı bir seçim. Ayrıca bu açık diyafram seçimi hızlı pozlama avantajının yanında sınırlı alan derinliği de sağlayarak, fonun konuya zarar vermeden arka planda netsiz olması sonucunu getirmiş. Böylece yaramaz martımız net alan içinde bize kendini tüm netliği ile sunarken, fon arkada netsiz alanda sınırlı etkisi ile kadrajınızın odak noktası olan martının etkisini arttırmış. Fonda yer alan gökyüzünün mavi renkleri de kadraja ayrı bir zenginlik katmış. Bir an fotoğrafı için pek çok doğru teknik bir arada. Tebrikler Melda Hanım.

 

“Konya’da çektiğim fotoğrafımı yorumlarsanız çok sevinirim. selamlar.” Olcay öZçEVİK
Evet Olcay özçevik Hanım’ın Konya’da çektiği ve bizimle siyah beyaz olarak paylaştığı bu portre çalışmasına bakalım beraber. öncelikle genel bir sorundan bahsedelim. Bir fotoğrafı siyah beyaz hale getirdiğinizde, yani renk bilgisinden arındırıp sadece siyah beyaz ve grinin tonlarına yönlendiğinizde iyi bir siyah beyaz bakışı gerekecek. Sadece “bu fotoğraf siyah beyaz güzel oldu”  diyerek bir tuş darbesi ile renklerinden arındırmak, siyah beyaz kulvarında bazı duvarlara çarpmanıza, bazı küçük araba kazaları yapmanıza neden olabilir. Hele sadece ekranda görünen şekli ile bunu becerebilmek elbette daha da zordur. öncelikle siyah beyaz fotoğraf konusunda biraz bilgi ve tecrübe sahibi olmak, aydınlık oda dediğimiz sayısal görüntü işleme programlarından herhangi birini kullanırken bizlere yardımcı olacaktır. Karanlık oda tekniklerine vakıf olmadan, “nasıl olsa aydınlık oda var, bir tuş ile istediğim siyah beyaz fotoğrafı üretebilirim” şeklinde konuya yaklaşmak sadece bizim gözümüzde güzel fotoğraf olmasını sağlayabilecek ama bu konuda uzun yıllarını vermiş siyah beyazcılara dokunduğunuzda bin ah işitebileceksiniz (kendimi o ustalardan saymıyorum, yalnış anlaşılmasın). Sadece bir tavsiye olarak, sayısal ortamda da siyah beyaz çalışmak isteyen ve bu konuda ustalaşmayı planlayan arkadaşlarımıza şunu öneririm, muhakkak Temel Karanlık Oda atölyesine gidin. Mesela İFSAK hala bu konuda fotoğraf severlere hizmet etmeye devam ediyor ve Temel Karanlık Oda seminerlerini sürdürüyor. ( www.ifsak.org.tr)
 

 

Olcay Hanım”ın fotoğrafına dönersek (aslında hiç başlamamıştık değil mi), öncelikle siyah beyaz tekniği açısından adamın pantalonundaki siyahı abartmışsınız (sanırım kontrast sebebiyle), bu da pantalonun dokusunu kaybetmesine neden olmuş. Bu hata birkaç bölgede daha var, tamamen simsiyah olmuş loş alanlar, doku kaybı demek. Bu bir problem. Siyah beyazda kontrast yönetimi çok önemli, çok itina ile vermeniz gerek. Teknik olarak beni rahatsız eden ikinci sorun fotoğraftaki fazla Sharpness. Sharpness. yani keskinlik de çok kıvamında verilmesi gereken bir uygulama. Elbette RAW karemizi işlerken bir miktar keskinlik vereceğiz ama bunun miktarını fazla tutarsak o an gözümüze hoş gelebilir ama bu fotoğrafın düzleşmesine, derinliğini kaybetmesine neden olur ve rahatsız eder(fotoğraf adeta karikatürleşir). Bu noktada da ben kendi adıma, özellikle insan portrelerinin içinde olduğu karelerde keskinliği çok sınırlı kullanmaya çalışıyorum.

Gelelim kompozisyonunuzun kurgusuna. İlgi merkezimizdeki amcanın bize bakışındaki müstehsi tavırdan anlaşılacağı üzere bize poz vermiş. “Hadi çek bakalım gari ” türünden bir durum ile karşı karşıyayız. Bu da konunuzla iyi iletişim kurduğunuzu, onun çalışma ortamına penetre olduğunuzu ve iyi bir fotoğrafçının yapması gereken iletişim köprüsünün inşasını tamamladığınızı gösterir, bu nedenle sizi tebrik ediyorum. Ama hemen aynı anda da teessüflerimi iletiyorum. Neden mi? Madem ki böyle güzel bir iletişim kurdunuz, konunuz ile muhabbeti ilerlettiniz , o halde neden amca sağda ayakta? Başının ardından ipler geçiyor. Odanın önemli köşe taşlarından biri olan aynayı kapatıyor (Oysa o aynayı iyi kullanabilseydiniz Flaman ressam Jan Van  Eyck’e bir selam gönderebilirdiniz). Bu arada bu kurgu nedeniyle fotoğrafın sağ tarafı ağırlaşmış, herşey sağ tarafta, solda hiçbir şey yok. Denge nerede? Bunun yerine amcaya rica edip sol taraftaki duvarın önünde çuvalların üzerinde oturmasını sağlasaydınız, inanın çok daha başarılı bir kurgu oluşacaktı. Bir defa bizi bu denli rahatsız eden ipler artık sorun olmaktan çıkacaktı, amcanın kafası arkadaki dokusu mükemmel duvarın önünde hiç bir kesintiye uğramayacaktı. öyle olsaydı sol alttan amca ile fotoğrafa girecek, önce onu, sonra sağ tarafta yaşama alanını algılayacak ve daha kolayca fotoğrafı özümseyecektik. Yerdeki plastik kova, leğen, kap vs.”yi de muhakkak çekim yaparken bir kenara kaldırmalı ve o etnik, yöresel havayı plastik kirliliğe maruz bırakmamalıyız.

Ama herşeye rağmen, “şöyle olsaydı daha iyi olurdu” tavsiyelerimi bir fikir olarak kabul etmenizi isterim. önemli olan oradaydınız, o amcanın yaşama alanına bir fotoğrafsever olarak misafir oldunuz, onunla güzel bir iletişim kurdunuz ve yüzündeki o güzel ifadeyi bizlere taşıdınız. Elinize sağlık. Portre konusunda ilerlemeyi düşünürseniz sevgili Oktay çolak hocamızın belirli zamanlarda yine İFSAK”ta açılan Portre Fotoğrafı atölyesine muhakkak zaman ayırmanızı önererek ışığınız bol olsun diyorum.
 

 

“Ulus Balıkçı Hali”nde çektiğim fotoğrafımı yorumlarsanız sevinirim.” Cem ARTANTAŞ
Cem Bey”in balıkçı halinde çektiği karesine bir bakalım. Bu tür kalabalık ekanlarda fotoğraf çekmek gerçekten çok zordur. Hele böylesi ıslak ve kaygan bir ortamda yürümek bile maharet gerektirirken binlerce dolarlık makinelerimizle bir kaza yapmadan fotoğrafa ulaşabilmek en azından bir tebrik gerektirir. Peşinen ellerinize sağlık diyelim. Siyah beyaz olması bir tercih, Olcay Hanım”ın karesinde dilim döndüğünce bu seçimi yapmanız için gerekli bazı koşullar olduğunu çok kısa birkaç satırda anlatmaya çalıştım. İyi bir siyah beyazcı olmak istiyorsanız, öncelikle kağıda fotoğraf basmalı, o kimyasalları solumalı, o geliştiricinin içinde beyazdan var olan görüntünün serüvenine dahil olmalısınız. Bu sadece benden kişisel bir tavsiye. Siyah beyazın büyüsü, karanlık odada solunandır. Elbette sayısal olarak da siyah beyaz üretebilir, hatta belki de bilerek yaparsak teknık anlamda çok daha kaliteli fotoğraflar üretebiliriz. Ama karanlık odanın büyüsünü solumuş  ve o zehri tatmış bir insan olarak en azından bir denemenizi tavsiye ederim. Siyah-beyaz karanlık od,a bu işin mabedidir.

Gelelim fotoğrafınızın genel teknik özelliklerine. öncelikle diyaframınızı muhtemelen maksimum olarak 4″e kadar açmışsınız ki bu çok doğru bir tercih. Hem ilgi merkeziniz hariç diğer bölgelerin flulaşmasını sağlamışsınız, hem de balıkçının hareketini dondurabilecek 1/250 enstantaneye ulaşmışsınız. Netlik başarılı. Pozlama bu denli karışık ışıklı bir ortamda oldukça başarılı. Konuya odaklanmış, kadrajı daraltmış ve en önemlisi o biricik anda, tam satış için balıkçı müşterisi ile göz teması kurduğu ve işaret ettiği anda deklanşöre basmışsınız. Tebrikler. İçinde insan ifadesinin olduğu fotoğraflarda en önemli konu “biricik an” ın yakalanmasıdır ki bu konuda çok başarılısınız. Tebrikler Cem Bey. Elinize sağlık. Yeni çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here