Ana sayfa Makale Ev Stüdyosunu Seçenlere!

Ev Stüdyosunu Seçenlere!

0

Bugün odanıza kurduğunuz ev stüdyonuzda, ya da bir laptop”da, çok daha az para harcayarak, pek çok imkana sahip olabiliyorsunuz.


Toygar Işıklı

Televizyonun en çok izlenen dizilerinden   Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe ve Aşk-ı Memnu’nun müziklerini yapan Toygar Işıklı, ev stüdyosunu, oldukça işlevsel kullanıyor. Görüntüye müziği yerleştirme, editing, küçük kayıtlar ve bazı vokal kayıtları gibi işlemleri, hep kendi ev stüdyosunda hallediyor: “Müzik yerleştirme aşamasında Nuendo kullanıyorum çünkü editing işlemlerini en hızlı bu programda yapıyorum. Ses kartım Puslar. Yamaha mikser, Rode NT2A mikrofon, Art marka bir preamp ve Event speaker kullanıyorum. 22″3 inch monitörümü  Nuendo için, 19 inch monitörümü de video ( mpeg) görüntüsünü izlemek için kullanıyorum.”
 

 

 

Bedük

Albümlerinde vokalleri, geri vokalleri, enstrümanları, miks, kayıt, aranjman, söz ve beste yükünün tümünü tek başına üstlenen Bedük, Dance Revolution isimli ikinci albümüyle gençliğin nabzına tavan yaptırmaya devam ediyor ve bütün bu yükü, kendi ev stüdyosunda  kaldırıyor. Tabi Bedük’ün ev stüdyosu, artık basit bir ev stüdyosu olmaktan çıkıp, son derece profesyonel bir stüdyo halini almış. O yüzden ekipman detaylarını okuyunca gözünüz korkmasın! Bedük’ün stüdyosu evinin alt katında.  Tamamıyla sound proof bir şekilde düzenlenmiş bir master oda ve bir kayıt odasından oluşuyor. Bir adet çift çekirdekli Mac G5 içinde kullandığı ana program, Logic Studio. Bunu zaman zaman Ableton Live ile destekliyor. Gerisini Bedük’ün ağzından öğrenelim:
 

“En son bir önceki albümüm Even Better’ın kayıtlarında kullandığım bir Digi002 rack ses kartım var. Bu aralar elden çıkarmayı düşünüyorum çünkü Apogee’nin Duet isimli 2 giriş 2 çıkış ses kartını aldığım günden beri beni her gün performansıyla şaşırtmaya devam ediyor. Zaten aynı anda ikiden fazla kayıt yapmadığım için veya bir external outboard veya mixer kullanmadığım için diğer girişler biraz gereksiz kalıyor. Monitörler olarak, bir çift Genelec 8040 kullanıyorum. Ben çoğu zaman aranjmanı ve miksi birbirinden ayıramıyorum. Bir monitörden beklentim hem finalde duyacağım sub”lara yakın bir ses vermesi, hem uzun saatler çalışabilmeme olanak tanıması, hem de olabildiğince flat ( çok teneke gibi olmamak kaydıyla) duymamı sağlamasıdır. Bu bağlamda Genelec isteklerimin de ötesinde bir performans veriyor bana. Bunun dışında bir çift de Event TR5 monitörüm var. Bunu daha çok -bir de başka bir yerden duyayım canım!- niyetiyle tutuyorum. Yakında ekstra olarak daha flat bir sound için Adam’ın 5 inch monitörlerinden edinmeyi planlıyorum. Genelec bazı durumlarda spektrumun her yerini rahat duyurmayabiliyor. Mikrofon olarak özellikle vokaller için bir adet AKG condenser mikrofon kullanıyorum. Bayılıyorum bunun sesine! Altları inanılmaz kontrollü veriyor. Tizlerde de ( her ne kadar tizlere biraz kendi rengini veriyor gibi gelse de bana) performansı üst düzeyde. Bunun dışında daha çok canlı enstrümanlarda kullandığım bir Studio Projects B1 condenser mikrofonum var. Fiyatına göre inanılmaz bir performans alabiliyorsunuz. Bir klasik Shure SM57 ve özellikle sahne için aldığım ama demo kayıtlarımda da kullandığım bir Shure SM 87Beta condenser mikrofonum var. Bir sonraki etapta iyi bir Avalon mikrofon preamp”i edinmek istiyorum. Enstrüman olarak bir 88 tuşlu M-Audio Keystation MIDI klavye, bir Evolution Mk225 klavye, bir de Mackie Big Knob Studio Controller”ım var. Akustik gitar olarak Yamaha ve Washburn kullanıyorum. Fender Squire elektro gitarım, Yamaha marka basım var. Gitar efekt pedalları olarak Boss ve Marshall markalarını tercih ediyorum. Meinl shaker”lar ve sağdan soldan bulduğum bir sürü garip perküsyon aletim olduğunu da ekleyeyim. Limiter, kompresör ve plugin”leri Waves Renaissance Bundle”dan kullanıyorum. Delay ve reverb için Logic”in içinde gelen Delay Designer ve Space Designer fevkalade buluşlar. Logic”in kendi synth”leri oldukça başarılı. Bunların arasında Exs24, Es1 ve Es2″yi yoğun olarak kullanıyorum. Bunların dışında pek çok AU ( vst ) plug in synth ve kendi edindiğim sesleri kullanıyorum. Asla bir sesi kendime göre şekil vermeden, oynamadan kullanmam. çıkan her sesin bana özgü olmasını isterim. Ohmboyz ve yanındaki plugin”ler ile oldukça saçma sesler yaratabiliyorsunuz (gülüyor). Bu albümde özellikle bazı pad ve vocoder”ları Logic’ten değil, Roland V-Synth kullanarak yarattım.”
 

 

 

  Profesyoneller sizlere ne öneriyor?

Bedük’ün “ev stüdyosu” demek için fazla lüks kaçan bu stüdyosunun detaylarını aldıktan sonra, bir de ondan  home studio kurmak isteyenler için önerilerini rica ediyoruz. Bu aşamada yaşanılan zorluklara hiç de yabancı değil Bedük. “Zamanında nelerle ve hangi ortamlarda kayıt yapıp albüm çıkardığımı duysanız şaşırırdınız herhalde,” diyor.  “Demek istediğim, ekipman ancak yapacak iyi bir müziğiniz varsa onu iyileştirir. Asla size iyi müzik yapamaz. Eğer elinizde iyi bir müzik varsa, bir PC”niz varsa (Ben Mac’i tercih ediyorum ama PC daha uygun bütçeli ) Logic veya Pro Tools’un kayıt anlayışına en çok benzeyen program olarak Cubase”i öneririm.
 

Ableton Live ile beraber harika olabilir. Her yerden bulabileceğiniz VST plugin”lerle destekleyebilirsiniz. Şu sıralar M-Audio Pro Tools işbirliği de hiç fena değil aslında. Bir kalemde hem ses kartını hem de harika bir programı çıkarabilirsiniz.

Onun dışında ses kartı olarak Apogee Duet’i şiddetle öneririm. M-Audio”nun ve Event’in ekonomik ama çok iş gören monitörleri, bir USB klavye ( zevkinize göre ), Studio Projects B1 condenser mikrofon( nefis – Even Better’ın vokallerini bununla kaydettim ) bence gayet yeterli olur. Böyle bir başlangıç kafanızdaki armonileri ve beat”leri dökebileceğiniz bir ortam yaratır size.”

Tolga Tolun

Dergimizin önemli yazarlarından ve SAE İstanbul Audio bölümünün başı Tolga Tolun, hem bir eğitmen hem de yıllardır kendi stüdyosunu yürüten bir profesyonel olarak, “Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür” diyor ve en küçük ekipman detayının bile önemli olduğunu savunuyor:

“Mikrofon ve monitörler konusunda oldukça seçici olmak gerektiğini düşünüyorum. Bunlar havadaki ses titreşimlerini elektrik sinyaline, daha sonra da tekrar hava titreşimine dönüştürdükleri için sinyal zincirinin en önemli parçalarıdır. Mikrofonlarda Neumann, MTG, AKG gibi markaların üst modelleri cep yakmalarının yanı sıra, kaliteleri ve evladiyelik olmaları ile ön plana çıkıyorlar. Bunun haricinde daha hesaplı mikrofonlardan Shure, Rode ve Brauner”in alt modelleri gibi mikrofonlarla da gayet iyi sonuçlar alınabiliyor. Monitörlerde ise aynı mikrofonlardaki gibi belli bir fiyat sınırını aşmak gerektiğini düşünüyorum. Aşağı yukarı 1000 dolar civarındaki bu sınırı geçtiğiniz zaman belli bir kalite elde ediyorsunuz ve Genelec, Dynaudio, ADAM veya KRK gibi markaların ürünlerinden hangisini seçtiğiniz daha çok zevk ve alışkanlık meselesi oluyor. Tabii ki monitörlerin içine yerleştirildikleri oda da en az monitörler kadar önemli. İsterseniz en pahalı ve en iyi monitörleri alın, onun kullanıldığı oda zayıf akustik özelliklere sahip ise tam performans elde etmeniz mümkün değil. Bunun için kendiniz raf, kanepe, halı gibi eşyalarla bazı basit akustik düzenlemeler yapabilirsiniz veya Primacaustic, Vicoustic gibi profesyonel ürünleri de tercih edebilirsiniz.

Sinyal zincirindeki ikinci önemli halkalar ise bence mikrofonlardan gelen sinyallerin güçlendirildiği mikrofon preampleri ve analog elektrik sinyalinin dijital olarak bilgisayarımıza kaydedilip, işlenmesini sağlayan A/D ve D/A çevrimcileri. İlk etapta bu iki işlemi de ses kartınızla yapabilirsiniz. Ses kartı konusunda Apogee, RME, TC Electronics gibi daha üst ve pahalı modeller haricinde MOTU, M-Audio ve Presonus gibi daha hesaplı modelleri tercih edebilirsiniz.
 

 

 

Eğer daha hesaplı bir ses kartı ile başlamayı ve sisteminizi ileride daha kaliteli harici A/D, D/A çevrimcilerle ve mikrofon preamp”leriyle genişletmeyi düşünüyorsanız, alacağınız ses kartında dijital giriş ve çıkışlar olmasına dikkat edin. Genişletilmiş bir sistemde Apogee, Lynx, Mytek gibi A/D, D/A çevrimcilerinin yanı sıra, UAD, Summit, SPL ve Joemeek gibi göreceli olarak daha hesaplı mikrofon preampleri de üreten markaları tercih edebilirsiniz.

Bilgisayar olarak da güncel bir Mac modeli, o olmazsa Arma Computer ürünleri gibi bir performans PC tercih edilebilir. Eğer sahne performansı da söz konusuysa dizüstü modeller düşünülebilinir, ancak stüdyo kullanımında DSP kartları vs. için masaüstü modeller daha uzun vadeli bir yatırım olabilir.

Yazılım konusunda zevkler ve renkler çok farklı. Ben şahsen kayıt ve mix için Protools, daha kreatif işler için ise Ableton Live kullanıyorum. Protools veya Logic Pro gibi stüdyo standardı haline gelmiş yazılımları kullanmak, eğer profesyonel stüdyolarla dosya alışverişi yapıyorsanız ayrıca yararlı olabilir. Bütün bunlar haricinde, gerektiğinde kullanmak üzere iyi bir kulaklık bulundurmayı ve kablo kalitesinin önemini küçümsememenizi öneririm. Sonuçta, bir çin atasözünün söylediği gibi “Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür” ve ekipmanınızla oluşturduğunuz sinyal zincirinin kalitesi, o zincirin en zayıf elemanı olan ekipman tarafından belirlenir.”

Portecho ne öneriyor?

Türkiye”nin işini en düzgün yapan, prodüksiyonun her yönüne hakim gruplarından Portecho’dan Tan Tunçağ’ın işe sıfırdan başlayanlara önerileri ise şöyle:

“Sistem sıfırdan kuruluyorsa önereceğim en önemli ekipman bir adet Intel Mac olacaktır. Powerbook bile olabilir. Pc ve Windows’ la uğraşıp veri kaybetmeyi göze alacaksanız o ayrı tabi!

Program olarak Logic”den başka bir şeyi salık vermiyorum ama Ableton Live”la parça yazıp çok iyi sonuç alan da gördüm. Hangi programı kullanırsanız kullanın aslında önemli olan müziğin içeriği bu noktada. Onun dışında bir MIDI klavye şart. M-audio’ nun modelleri hem pahalı değil hem de hafif ve kullanışlı. Mikrofon olarak iyi bir condenser şart ama gene hesaplıları var tabii ki. Bence eğer vokali kendiniz yapıyorsanız, alacağınız yerlere gidip sisteme bağlayıp sesinizle deneyin. Belki uyduruk gibi görünen, ucuz bir mikrofon sizin istediğiniz karakteri pahalı bir mikrofondan daha iyi verebilir. Albüm kaydında Sure SM58 kullanan büyük sanatçılar biliyorum. Pre-amp bence çok önemli ama pahalı bir ekipman ve sonradan sisteme eklenebilir. O yüzden net bir tavsiyem yok. Ben JoeMeek’ ten çok memnunum ve çok pahalı değil ama bu aletlerin fiyatı 4000-5000 Euro’ lara rahatlıkla çıkabiliyor. JoeMeek ise yanlış hatırlamıyorsam 1000 dolar civarındaydı. Monitör KRK, Genelec hatta daha ucuz M-Audio’ nun modelleri önerilebilir. Biraz yapmak istediğiniz tarzla da ilgili. Fırsatınız varsa bol bol deneyin çünkü bu tip aletler biraz kalıcı. Dynaudio’ ları 7 senedir kullanıyorum mesela. Bence en çok para ayırmanız gereken ünite bu. Ses kartı için Digidesign’ lar pahalı. Protools kullanmayacaksanız tavsiye etmiyorum. Deniz en son Amerika”dan Focusrite”ın Saffire adlı ses kartını aldı. İki XLR mikrofon girişi, MIDI’ si ve balanced 7 adet çıkışı var. Hem taşınabilir bir kart, hem de hesaplı.”

Peki Tan’ın kendi ev stüdyosunda neler var?

Tan “Portecho albümlerindeki tüm aranjmanlar ve kayıtlar benim ev stüdyomda yapılıyor,” diyor ve başlıyor anlatmaya:  “Ses kartı olarak biz Digidesign”ın DIGI002′ sini kullanıyoruz. İlk albümde de o vardı. Arada bir ProTools da kullandığımız için şu aşamada değiştirmeyi düşünmüyorum. Zaten bu albümde kendi pre-amp’ lerimi kullanmadım. Tamamen harici pre-amp kullanıp onu Digi”ye SPDIF girişinden dijital olarak bağladık. Pre-Amp’a gelince, bu albümdeki en önemli ekipmanımız o oldu. Geçtiğimiz yaz sonunda JoeMeek”in tek kanal OneQ modelini aldık. Yaptığımız en önemli yatırım oldu, zira kullanana kadar pre-amp”in önemini anlamak zor. Vokal ve gitar kaydı için kullandığımız mikrofon  CAD”in Equitek E-350′ si. çok hassas bir mikrofon. Amerikan malı, pek etrafta bulunmuyor. Yıllar önce şans eseri almıştım ve çok memnunum. JoeMeek”le birleşince gerçekten vokalin ve klasik gitarın karakteri ortaya çıktı. Bas gitarı da JoeMeek”ten geçirdik hep. Sonuç şaşırtıcı derecede iyi oluyor, sıcacık bir sound elde ediyorsunuz.

Monitör olarak bizde Dynaudio BM15A aktif monitörler var. Genelde elektronik müzik yapan müzisyenlerin çok kullandığı bir monitör. Portecho şarkılarını dinleyip dans edilebilirliklerini ölçmek için idealler. Alt frekansları çok iyi veriyorlar ve güçlüler. üstlerse gayet flat ve temiz geliyor. Miksler benim stüdyomda yapılmadığı için çok ideal bir duyuma ihtiyacımız yok, o yüzden ufak, flat ekstra monitör kullanmıyorum.

Plug-in’lere gelince, daha çok analog emülasyonu yapan synth plug-in’leri tercih ediyoruz. Minimonsta, Minimoog, ImpOSCar ve Massive favorilerimizden. Atmosferik padler ve tuhaf sesler için Absynth 4 ve Reaktor synth’leri tercihimiz. Bunun dışında efektler için daha çok Waves GTR, Ampeg SVX, Voxengo Modulator ve PSP Vintage Warmer vazgeçemediğimiz plug-in’ler arasında. Aslında herkesin kullandığı popüler plug-in’ler bunlar. önemli olan nasıl kullanıldığı.

Parçaların büyük bölümü Cubase”de yazıldı. Logic”i biraz geç keşfettik. Daha doğrusu benim eski G4 Mac bozulumca yerine bir Intel Mac alınması gerekti bunun için. Ama içimiz rahat zira tüm miksler Logic”de yapılıyor. Bunun için parçalar kanal kanal Logic”e aktarıldı. Biraz uzun sürdü ama çok faydalı olduğunu düşünüyoruz. Albümün son halinden çok memnunuz.”
 

 

 

 
çağan Tunalı

Noiseist Records”un kurucularından, SQL (Sound Quality Level) ödüllü ses mühendisi çağan Tunalı, en çok stüdyodaki doğru duyum üzerinde duruyor: “Stüdyo kurarken bütçemizi doğru kullanmamız ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda ekipman seçmemiz gerekir. Stüdyoda doğru duyum çok önemlidir. Doğru duyumu sağlamak amacıyla en dikkat etmemiz gereken konulardan biri ise stüdyo ve oda akustiğidir.
 
İster bir proje stüdyosu olsun ister ticari ve büyük çapta kurulmuş bir stüdyo olsun, en fazla zaman ve para harcamamız gereken konulardan biri bu olmalıdır çünkü doğru duyabileceğimiz bir odamız yoksa sahip olabileceğimiz en iyi monitörden bile kötü sonuçlar alabiliriz. Bu tarz sürprizlerle karşılaşmamak için en büyük dikkati oda akustiğine vermeliyiz. (Bu konuda bizlere yardımcı olabilecek bir sürü markanın hazır kitleri ülkemizde rahatlıkla bulunuyor.)
Bir diğer konu ise hoparlör seçimidir. Benim tercihim uzun vadeli düşünüyorsak bütçemizin el verdiği en iyi ve kullanışlı hoparlörü almanızdır. Tabi bu işlemi yaparken odanızın boyutlarını göz önünde bulundurup mutlaka kalibrasyonunu yapmanız gerekir. ülkemizde yapılan en büyük hatalardan biri monitör seçimi yaparken oda ölçülerini dikkate almamak ve alınan hoparlörün kalibrasyonunu yapmamaktır. Basit bir kalibre işlemi ile hoparlörümüzü kendi odamızın soru ve cevaplarına göre akortlamamız, duyum kalitemizi birkaç basamak yukarı çıkaracaktır.

Tüm bu işlemleri tamamladıktan sonra doğru bir ses kartına ihtiyacımız olacaktır. Ses kartı alırken kullanacağımız DAW”ı da(Dijital Audi Workstation) göz önünde bulundurarak seçici davranmamız gerekir. Ses kartlarının kalitesini belirleyen en önemli şey AD-DA dönüştürücülerin kalitesidir. Eğer hi end bir duyum istiyorsak bunun için belli başlı markaların sadece iki kanalına bile ufak çaplı bir servet ödememiz gerekir çünkü bu çevirim işlemleri sırasında kullanılan devrelerin kalitesi, aynı zamanda bizim kayıt edeceğimiz ve duyacağımız sinyalin de kalitesini belirler. Ama eğer ev kullanıcısı ve proje stüdyoları için bir ürün arıyorsak elimizdeki bütçeyle alabileceğimiz en iyi ve işimize en çok yarayan ürünü tercih etmeliyiz. Bu tarz ürünler alırken uzun vadeli düşünmemiz doğru bir yatırım olacaktır.

Stüdyomuz yavaş yavaş şekilleniyor. ?imdi de kayıt için bize neler gerekli ona bakalım. öncelikle ne kaydedersek edelim ihtiyacımız olan şeyin adı preamplidir. Doğru düzgün bir preampli seçimi yapmamız hayati önem taşır çünkü sinyalimiz burada güçlenecek ve kayada buradan gidecektir. ülkemizde yapılan en büyük hataların başında şöyle bir yanlış zihniyet yatıyor: örneğin kendi stüdyomuzda aynı anda Mac iki kanal kullanıyoruz. (Sadece gitar, bas ve vokal kaydettiğimizi düşünelim) ve 3000 dolar da paramızın olduğunu düşünelim. Bu parayla gidip 16 ya da 24 kanal bir mikser almak yapabileceğimiz en yanlış harcamadır çünkü biz zaten Mac iki kanal kullanıyoruz kayıt anında. Ve o paraya hi end bir ürün almaktansa semi profesyonel bile devreler içermeyen bir alete yatırım yapmış oluyoruz.  Yaptığımız yanlış harcamanın yanı sıra elde ettiğimiz kötü ses de cabası. Bu tarz ürünler alırken güçlü markaların modellerine bakıp sadece iki kanal preampli yada channel strip ürünleri tercih etmemiz gerekir. Yani o mikser yerine, iki kanal profesyonel, hi end bir preampli bizim sinyal kalitemizi çok üst noktalara taşıyacaktır. O yüzden siz siz olun mikser alma zihniyetinden vazgeçin. Zaten gerçek anlamda bir mikser almanız için tahmin edebileceğimizden çok daha büyük bir harcama yapmanız gerekir.

Tüm  bu konuları anlatırken marka ve model vermememin en büyük sebebi herkesin zevkinin farklı olması… Kulaktan dolma bilgilere sığınmak yerine gidip denemek, gerekirse deneyip geri vermek ve çevrenizde güvendiğiniz (özellikle) ses mühendislerine danışmak, yapacağınız alışverişlerin ve stüdyonuzun kalitesini yukarıya taşıyacaktır.”

Ev stüdyosundan iyi iş çıkar mı?

Peki evde yapılan kayıtlardan iyi iş çıkar mı? Dünyaca ünlü Capitol Stüdyoları”nın en çok tercih edilen mastering engineer”larından olan ve Red Hot Chili Peppers, Iggy Pop, Mariah Carry gibi isimlerle çalışan Evren Göknar’a ev kayıtları ile ilgili düşüncelerini sorduk:

“Bütçe açısından evde kayıt yapmak avantajlı tabii. Ama evde de kayıt yapsanız, tecrübeli bir ses teknisyeniyle çalışmak lazım. Ev stüdyolarında rahatlık ve yaratıcı enerji bol oluyor. Saati merak etmeden ve maliyet durumunu sürekli düşünmeden dikkati kayda verebiliyorsunuz. O açıdan ev kayıtlarını destekliyorum. Ama, Pro Tools / DAW devrimi sanki herkesi bir engineer ve prodüktöre çevirdi.  O kadar da uzun boylu değil! Sonuçta kayıt ve miks yapmak tecrübe isteyen işler; o deneyime saygı göstermeniz lazım.  Miksi büyük stüdyoda yaptıramasanız bile, mastering”i mutlaka  bir profesyonele yaptırmanız gerekir. Yoksa, projeniz hiçbir zaman profesyonel bir dinleme ortamında yer bulamaz ve tecrübeli kulaklardan geçer not alamaz. Stüdyomda dört beş tane mixing engineer”ın  iletişim bilgileri var. Birisi bana kötü bir miks getirirse, temel miks prensipleri eksikse, müşteriyi hemen o kişilerden birine yolluyorum.” 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here