Ana sayfa İnternet En İyisi: Sony Alpha 900

En İyisi: Sony Alpha 900

0

Dile kolay; 24,6 milyon piksel. Birkaç yıl önce böyle bir değer, hayal bile edilemezdi. Şimdi ise gerçek ve ellerimizde…

Sony, KonicaMinolta”yı satın alarak D-SLR piyasasına girmesinin üzerinden 2,5 yıl bile geçmeden, ilk “tam çerçeve” (full frame) refleks fotoğraf makinesini piyasaya çıkararak önemli bir atılım yaptı. Eylül ayı başında Edinburgh”da tanıtılarak piyasaya sunulan Sony Alpha 900, aynı zamanda piyasadaki en yüksek çözünürlüklü D-SLR olma ünvanını da eline geçirdi. Yaklaşık 1,5 yıl önceki PMA fuarında bir prototip olarak tanıtılan, ama geliştirme çalışmalarının uzaması nedeniyle ancak üretilebilen A900″ü merakla bekliyorduk. Dünya tanıtımının üzerinden iki ay geçmeden inceleme için elime ulaşması beni çok şaşırttı ve sevindirdi. Sony Eurasia yetkililerine bu duyarlılıkları için teşekkür ediyorum. Darısı diğer temsilciliklerin de başına…

Dile kolay; 24,6 milyon piksel… Birkaç yıl önce böyle bir değer, hayal bile edilemezdi. ?imdi ise gerçek ve ellerim(iz)de. A900 sırf bu nedenden ötürü bile kesinlikle değerli bir ürün. Hakkında çıkan tanıtım yazıları ve bazı testlerde A900 hakkında “yarı profesyonel” tanımlaması yapıldığını görüyorum. Bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Yarı profesyonel tanımlaması, “yeterince profesyonel değil” anlamına gelmiyor. Yarı profesyonel, profesyoneller kadar ileri amatörlerin de ilgi duyabilecekleri anlamına geliyor. Kimse yanıl(t)masın; bu düzeydeki ürünler kesinlikle profesyonel hizmet için tasarlanmış ve üretilmiştir. Bazı ürünler için kullanılan “profesyonel” sözcüğü ise, bu tür ürünlerin çok pahalı, sağlam ve ağır olduklarının göstergesi olarak kabul ediliyor ve ne kadar ileri olursa olsun amatörlerin kullanımları için pek de uygun olmadığının altını çizmek için kullanılıyor. Sonuç olarak Sony Alpha 900 kesinlikle profesyonel bir ürün olmakla birlikte fiyatı ve hafifliği nedeniyle ileri amatörlerin de sahip olmayı isteyecekleri mükemmel bir fotoğraf makinesi.

Tasarım ve ergonomi
En son söylemem gereken yorumu ikinci paragrafın sonunda sarf etmem ne kadar doğru oldu bilemiyorum, ama A900 için söyleyebileceğim çok fazla şey var. öncelikle makinenin tasarımından sözetmek istiyorum. Görsel olarak biraz iri duran gövde, ele alındığı zaman “tam ellerime göre yapılmış” duygusu veriyor. Yine görsel olarak biraz sivri ve 70″li yıllara aitmiş gibi görünen prizma çıkıntısına da kolay alışıyorsunuz. Hele gözünüzü bakaca (vizöre) dayadığınızda gördüğünüz berrak ve geniş görüntünün bu eski görünüşlü prizma sayesinde oluştuğunu anladığınızda makineyi daha da çok seviyorsunuz. El ve gözle uyumu mükemmel olan makinenin eleştirilebilecek tek yanı, üstteki küçük LCD”nin hemen sağında bulunan iki düğmeye (WB ve ISO) ulaşmanın çok kolay olmaması. Bunun dışında en küçük bir eleştiri yapamayacağım kadar mükemmel bir gövde söz konusu. Malzeme kalitesi üst düzeyde. Magnezyum alaşımından yapılmış gövde çok sağlam görünüyor ve kaplamada kullanılan yumuşak plastik malzeme de çok kaliteli. çok sağlam ve şaşırtıcı derecede hafif bir gövde. Bu kadar büyük gözüken ve içinde de bir dolu önemli parçanın yer aldığını bildiğiniz bir makinenin bu kadar hafif olması (pilli ağırlığı 895 gr) şaşırtıyor insanı. Bir o kadar da sevindiriyor… Sony Alpha 700 ve Nikon”un yeni seri modellerinde de kullanılan yüksek çözünürlüklü 3 inçlik ekran kusursuz görüntüsüyle cezbediyor kullanıcıyı. Tek tuşla görüntüyü %100″e büyütme özelliği sayesinde hızlı bir şekilde netlik kontrolü yapılabiliyor. çektiğiniz fotoğrafın %100″ünü gösteren berrak bakacın da, şimdiye kadar kullandığım makineler içinde en iyisi olduğunu söylemeliyim. Ayrıca, makineye APS boyutlu algılayıcılar için geliştirilen objektifler de takılabiliyor ve bu tür objektifleri kullanırken uymanız gereken çerçeveyi de bakaçta izleyebiliyorsunuz. ürünü birlikte incelediğimiz öğrencilerin de hemen dikkatini çektiği gibi, makinenin üzerinde çok fazla düğme bulunmuyor ve menüleri de hiç karmaşık değil. Diğer markalar üst düzey ürünlerine hemen hemen tüm özellikleri koyma gayretindeyken Sony”nin yalnızca gerekli özellikleri koymakla yetinmesi dikkat çekici. Açıkçası bu yaklaşımı beğendiğimi söylemeliyim. Gelişmiş makinelerde bulunan pek çok fonksiyonun aslında hiç kullanılmadığından eminim. öte yandan, opsiyonel olarak satılan dikey tutuş kabzasının (vertical grip) üzerinde o kadar çok düğme bulunuyor ki, bu şekliyle düğme sayısının iki katına çıktığını da belirtmem gerek. Aslında her şekilde kolay kullanılan, ele ve göze çok iyi oturan bir makine A900.

Netleme ve görüntü sabitleme
Yeni geliştirilen 9 noktalı AF sensörünün (ilave 10 adet yardımcı sensörün de yardımıyla) çok hızlı çalıştığını kaykay yapan gençler üzerinde başarıyla test ettim.
Düşük ışık koşullarında bile saniyede 5 karelik çekim performansına yardımcı olan otomatik netleme modülü benden tam puan almayı başardı. öte yandan, bu testi yaparken makinenin üzerinde bulunan 50 mm/1.4″lük objektifin de bu performansta payı olduğunu düşünüyorum. Söz konusu AF noktalarının APS modellerdeki gibi görüntü yüzeyinin neredeyse tümüne yayılamaması ve bu nedenle de görüntü alanının merkezinde toplanmış gibi duruyor olmaları, algılayıcının “full frame” olmasıyla ilgili. Kullanıcının bu duruma alışması gerekiyor.

Bir KonicaMinolta mirası olan titreşim önleme özelliği (Sony”nin verdiği adla “Steady Shot”) Sony gövdelerinin bir başka avantajı. İlk kez tam çerçeve bir algılayıcıya uygulanan özelliğin gayet başarılı bir şekilde çalıştığını söylemeliyim. Okuduğum bazı test yazılarında bu sistemin etkinliğinin 2-2,5 stop olduğu yönünde bazı yorumlara rastlıyorum, ama benim yaptığım çekimlerde elde tutarak olması gerekenden 3-4 stop düşük değerlerde başarılı sonuçlar sağladım. Birazcık özenerek sistemin verimliliğini artırmak elinizde. Steady Shot aktifken flaş senkron değeri 1/200 saniyeye düşüyor (normalde 1/250 sn) ve 100.000 çekim garantili karbon fiber perdenin en yüksek hızı 1/8000 saniye. Bakacın ekstra geniş yüzeyi nedeniyle ayna da çok büyük. Bu yüzden yeni bir kaldırma menteşesi geliştirilmiş ve aynanın sesi çıkmıyor. Yani yalnızca perdenin açılma kapanma sesi duyuluyor; o da gayet düzgün, olması gerektiği kadar gürültü çıkarıyor.


 

Görüntü kalitesi
öncelikle bu makinenin algılayıcısının tam çerçeve (full frame) olması üzerinde durmak istiyorum. Benim yazılarımı okuyanlar bilirler, tam çerçevenin savunucularından biri değilimdir. çünkü mevcut optik sistemlerin 24×36 mm”lik görüntü alanını doldururken köşelere pek de cömert davranmadığını bilen birisiyim. Bu durum beni açıkça rahatsız ediyor. Ama çözünürlük artışı gibi bir zorunluluk söz konusuyken, görüntü yüzeyini genişletmekten başka bir çare olmadığını da kabul etmek gerekiyor. A900 de bu anlamda bir istisna değil ve bir miktar köşe kararması sorunu yaratıyor; ama günümüz yazılımları bu kusuru büyük ölçüde düzeltebildiği için bu sorunla birlikte yaşanabilir. Büyük algılayıcının avantajları ise dezavantajlarından daha fazla görünüyor: Düşük ISO değerlerindeki görüntü kalitesi, şimdiye kadar bir D-SLR”de gördüklerimin en iyisi. Keskinlik, renk doygunluğu, kontrast değerleri tam olması gereken düzeyde. Ne eksik, ne de fazla. Makine çıkışı (yani işlem yapılmamış) görüntüler o kadar başarılı ki, müşteriye teslim et gitsin! Tabii sözünü ettiğim değerler fabrika ayarlarına ait JPEG görüntüler için geçerli. Dijital fotoğraf makinelerinin neredeyse tamamında var olan kontrast ve renk değerlerindeki düşüklük A900″de bulunmuyor. Dilerseniz kendi zevkinize göre keskinlik, parlaklık, kontrast ve renk değerleriyle oynayabilirsiniz. Ayrıca, RAW formatında, A900″ün görüntüleri öylesine geniş bir ton aralığı (dynamic range) sunuyor ki, görüntü üzerinde çok büyük bir rahatlıkla çalışabiliyorsunuz. Hem beyazlar patlamıyor, hem de gölge detayları mükemmel.
Kısacası şimdiye kadar gördüğüm en iyi görüntüler. çift işlemcili A900″ün görüntü işleme hızı kadar bu işi ne kadar iyi yaptığının da altını çizmek istiyorum.

Yukarıdaki övgü dolu sözlerim 100 ve 200 ISO değerleri için geçerli. 400 ISO”da kirlenme (noise) hissedilmeye başlıyor ama rahatsız edici değil. 800 ISO”da ise kirlilik rahatsız edici olmaya başlıyor, ama hâlâ kullanılabilir görüntüler olduğunu söylemeliyim. 1600 ISO”da ise kirlilik daha da artıyor ve 3200 ISO”da bana kalırsa, yalnızca siyah-beyaza çevrilerek kullanılabilecek görüntüler elde ediliyor. çünkü bu değerler ve sonrasında “chroma noise” olarak bilinen farklı renklerdeki piksellerden oluşan kirlilik oldukça rahatsız edici olmaya başlıyor. Elbette makinenin içindeki kirlilik giderici yazılımın ayarlarıyla oynayarak nispeten daha iyi sonuçlar elde edilebilir, ama bu durumda keskinlik azalmaya başlıyor (RAW formatındaki görüntüler ise çekim sonrasındaki işlemlerle temizlenme şansına sahip). Bu yüzden A900, az ışıklı ortamların makinesi değil. ‹deal olarak kullanılacağı yerlerin başında stüdyolar geliyor. Kontrollü ışık altında A900 harikalar yaratıyor ve saniyede 5 karelik performansıyla moda fotoğrafçıları için ideal bir platform oluşturuyor. “24,6 milyon piksellik görüntülere kim ihtiyaç duyar?” derseniz, bilmiyorum. Herhalde profesyoneller! çünkü 36 megabyte”lık RAW, 70 megabyte”lık TIFF dosyaları ile 15 megabyte civarındaki superfine JPEG dosyalarını bilgisayara aktarmak, işlemek ve saklamak amatörler için biraz zahmetli olabilir. Yine de, eğer doğru pozlandırma yaptıysanız, işlem gerektirmeyen JPEG görüntülere hiçbir amatörün burun kıvıramayacağını düşünüyorum. Otomatik beyaz dengesi mükemmel olmasa da, şimdiye kadar tungsten ve floresan ışık altında gördüğüm en iyi performansı sunuyor. çok sınırlı bir mor saçılma etkisi dışında şikayet edilebilecek hiçbir şey yok.

Diğer özellikler

Kolay kullanım özellikleriyle sıradışı bir makine olan A900, sade menüsüyle de dikkat çekiyor. Sayfa sayısının azlığı ve fontların okunaklılığı dikkat çekici. Dilerseniz üst bölümdeki küçük LCD de yardımcı oluyor, ama arkadaki büyük ve yüksek çözünürlüklü LCD”ye bakmak ayrı bir zevk. 7.2 Volt”luk 11.8 Wh”lık pili sayesinde gayet uzunca bir süre (800 kare civarında) priz aramıyorsunuz. Opsiyonel grip sayesinde çift pil rahatlığını da yaşabilirsiniz. Klasik anlamda bir “canlı izleme” (live view) modu olmayan makinede, bu özelliğe eşdeğer olduğunu düşündüğüm “intelligent preview” (akıllı ön izleme), net alan derinliği düğmesine bastığınızda aktifleşiyor ve bir ön görüntü çekerek izlemenizi ve ayar yapmanızı sağlıyor; ama bu görüntüyü kaydedemiyorsunuz. çift kart yuvasına sahip makine hem CompactFlash, hem de Memory Stick Duo bellek kartlarını kullanabiliyor. Ama kartlar arasında JPEG-RAW ayrımı ya da birinden ötekine kolay geçiş gibi özellikler bulunmuyor. 100-6400 ISO aralığında ışık duyarlılığı bulunan A900, suya karşı dayanıklı yapısıyla yağmur altında ve aşırı nemli ortamlarda sorunsuz çalışabiliyor.
Sonuç
ülkemizde 3000 Euro civarında bir fiyatla satılan Sony Alpha 900, şimdiye kadar kullanma fırsatı bulduğum fotoğraf makinelerinin en iyisi. Ergonomisi, malzeme kalitesi, ağırlığı, hızı, kullanım kolaylığı ve en önemlisi görüntü kalitesiyle nefis bir ürün. Eleştiriyi hak eden tek yanı yüksek ISO değerlerinde baş gösteren kirlilik sorunu. Bu da, benim gibi ışık peşinde koşan bir fotoğrafçı için sorun değil. Ama bu durumu dert edinenlerdenseniz, o zaman A900 size göre değil demektir. Bunun dışında, sahip olduğu özelliklere göre ucuz denebilecek fiyatıyla kaçırılmayacak bir ürün. Beşi Carl Zeiss imzalı 26 objektif seçeneğini az bulanlara, geçmişten gelen 20″yi aşkın Minolta objektifi ile Sigma ve Tamron gibi bağımsız üreticilerin objektif seçenekleri olduğunu da anımsatmak isterim. Tüm bunlara Sony”nin yurt düzeyinde yayılmış geniş bayi ve servis ağını da eklediğimizde, kendini profesyonel hisseden fotoğrafçılar için A900 gerçekten en iyi seçenek.


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here