Ana sayfa Ürün İnceleme En Hafif DSLR

En Hafif DSLR

0

Yazı: Cem Kıvırcık

Malum birçok kullanıcı kaliteden ödün vermeksizin nispeten daha hafif fotoğraf makinesi taşımak istiyor artık. Özellikle seyahatlerde, ya da günlük kullanım sırasında sokakta, arazide birkaç km. yürüdükten sonra taşıdığınız her gram, size boyun fıtığı, ya da yoğun eklem ağrıları olarak geri dönüyor.

Daha önce “Dünyanın En Hafif DSLR Fotoğraf Makinesi” EOS 200D’yi üreten Canon, bu iddiasını bir adım daha ileri götürdü ve 250D’yi piyasaya çıkarttı. Şöyle ki, EOS 250D, EOS 200D’den yalnızca 4 gr. kadar hafif… Ama yukarıda da yazdığımız gibi her gramın çok büyük önemi var.

Selefinden 4 gr daha hafif

Ürün bu yıl Nisan sonu, Mayıs başı gibi piyasaya çıktı. Geçtiğimiz günlerde de deneyimlemem için Canon Türkiye tarafından bana yollandı. Kutuyu açtığımda çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Genelde fotoğraf makinelerinde tercih edilen renk siyah olmasına karşın, bendeki EOS 250D, ışıl ışıl gümüş rengiydi. Ayrıca parmaklarınızla kavradığınız tutma yeri özel kaymaz, kahverengi bir malzemeyle kaplanmıştı. Havalıydı… Cinsel ayrımcılık gibi algılanmasın ama, kadın kullanıcıların bu renkten daha çok hoşlanacakları kanaatindeyim. Canon EOS 250D’yi siyah, gümüş ve beyaz olmak üzere üç değişik renkte piyasaya çıkartmış. Beyaz renkli olan, yaklaşık 2 gram kadar daha ağırmış, nedenini bilmiyorum.

EOS 200D’yi deneyimlemediğim için aradaki farklar konusunda bilgilerim yazılanlardan ibaret. Zaten her iki makine de122 x 93 x 70 mm boyutlarında. Lakin, fiziksel anlamda ilk gözlemim EOS 250D’nin tutuş anlamında ele oturuyor olması. Ayrıca kontrol tuşları, mod tekerlekleri, vs.. gibi birçok unsura ulaşmak son derece kolay. Canon’un bu modellerdeki katlanabilir LCD ekran sistemini sevdiğimi söylemeliyim. Açıkçası bu özelliği daha üst seviye DSLR’larında niye kullanmıyorlar çok merak ediyorum. EOS 250D’nin katlanabilir ekranının arkası alışılagelmiş üzere düz bir yapıda değil. Özel kabartma bir desen ve Canon logosu yer alıyor. Bu da çok havalı… Elbette LCD ekranın dokunmatik olduğunu, bu ekrana dokunarak da netleme yapabileceğinizi belirteyim. Ama Canon bunu eskiden beri çok başarıyla yapıyor. Özellikle de giriş seviyesindeki fotoğraf makinelerinde…

Ürün gövde ile aynı renkte 18-55 mm f/4-5,6 IS-STM görünüt sabitleyici özelliğine sahip bir kit lensle geldi. Aslında kit lensler her ne kadar pratik kullanım olanakları sunsalar da, ileri seviye kullanıcılar tarafından pek takdir edilmezler. Düşük ışık koşullarında, ISO’ya yüklenmek, ya da keskinlikten biraz fedakarlık etmek, bu kullanıcıların çok da tercih ettiği durumlar değildir. Doğrusu ben lensi tatmin edici bulduğumu söylemeliyim. Bu konudaki tek eleştirim, lensin makine gövdesine bağlandığı noktada malzemenin plastik olması. Muhtemelen bunun da “daha hafif olmak” adına yapıldığını düşünüyorum.

Giriş seviyesindeki fotoğrafçılar için

Canon EOS 250D, giriş seviyesinde bir ürün ve fotoğrafa yeni başlayanlar için üretilmiş. Tabii ben sürekli fotoğraftan söz ediyorum ama video konusunda da son derece başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ancak, bu konuyu konunun uzmanlarına bırakıyorum elbette… Yine de 200D ile 1080/60p video çekerken, 250D size 4K/25p imkanı sunuyor. En azından bunu söyleyebilirim.

24,1 MP dual pixel CMOS APS-C 1,6 X çarpan faktörlü bir algılayıcıya sahip olan EOS 250D, geliştirilmiş DIGIC 8 işlemciye sahip. Dolayısıyla bu serideki bir önceki ürün olan 200D’den bu özelliğiyle ayrılıyor. Bu tür fotoğraf makinelerinde ilk dikkat ettiğim özelliklerden biri AF performansı. Doğrusu, EOS 250D, gün ışığı koşullarında son derece hızlı ve kararlı bir otomatik odaklama becerisi gösterdi. Optik vizör üzerinde 9 noktalı merkez AF noktasının yanında, fotoğraf makinesi otomatik seçimiyle 143 nokta, elle seçimle maksimum 3795 noktadan odaklama yapabiliyorsunuz.

Canon EOS 250D’nin otomatik göz odaklaması özelliği beni çok heyecanlandırdı. Portre çekenler iyi bilirler, diyaframın açık olduğu durumlarda, otomatik odaklama kendine en yakın nokta olarak yüzde burunu seçer. Doğal olarak alan derinliği daraldığından burun ile göz arasındaki mesafede bile netlik kaçabilir. Bu da teknik olarak fotoğrafı kusurlu hale getirir. Dolayısıyla çok daha ileri seviyedeki fotoğraf makinelerinde bile yeni yeni kullanılan bu özelliğin giriş seviyesindeki Canon EOS 250D’de olmasını takdirle karşıladım. Yüz takibi ve otomatik göz odaklaması video çekimlerinde de çok işe yarıyor. Özellikle kamerayı bir tripoda yerleştirip, LCD ekranı kendinize çevirebiliyor ve kendi kendinize çekim yapabiliyorsunuz. Bu da birçok Vlogger ve YouTuber’ın aradığı özelliklerin başında geliyor elbette…

AF, yani otomatik odaklamadan söz etmişken EOS 250D’de üç değişiklik AF modu bulunuyor: AI Focus, One Shot, AI-Servo… One Shot zaten adı üzerinde tek bir kare çekim için odaklama yapıyor. Genellikle portre, still life, ya da manzara çekimleri için kullanabilirsiniz. AI-Servo ise sürekli odaklama yapan ve fotoğrafını çekmek istediğiniz objeyi takip etme özelliği sunuyor. Örenğin hareket halinde bir bisikletlinin fotoğrafını çekmek istediğinizde bu özelliği devreye sokabiliyorsunuz. AI Focus ise kullanımınıza bağlı olarak, bu iki AF modundan diğerine otomatik olarak geçmenizi sağlıyor.

ISO performansı 51200’e yükselebiliyor

Canon EOS 250D’nin ISO performansı 100-25600 arasında çalışıyor ama 51200’e de yükseltebiliyorsunuz gerekirse… Işık kaynağının düşük olduğu durumlarda tatmin edici sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Diyafram değeri daha açık olan lenslerle bu kalitenin daha da yukarı çıkacağını düşünüyorum.

Giriş seviyesindeki bir kamera aile, tatil, hatıra fotoğrafları çekerken sizi eğlendirmeli de… Canon Creative Assist, size değişik filtre seçenekleri sunuyor ve daha yaratıcı fotoğraflar üretmenize yardımcı oluyor. Tabii fotoğrafları sosyal medyada paylaşmak gerekiyor. Bunun içinde Canon EOS 250D bütünleşik WiFi bağlantısı sağlıyor. Daha önce 200D modelinde olan NFC desteği ise artık yok. Çekmiş olduğunuz fotoğrafları doğrudan kameradan telefonunuza indirmek için Canon Camera Connect uygulamasını kullanabiliyorsunuz. Bu uygulamanın hem Android hem iOS sürümleri mevcut.

Sonuç olarak, Canon EOS 250D’nin kullanımını birçok açıdan çok pratik buldum. Hafif olması, otomatik odaklamanın hızı ve kararlılığı, özellikle yüz takibi ve göze odaklaması en beğendiğim özellikleri arasında. Yeni DIGIC 8 işlemci görünen o ki, JPEG’lerin görsel kalitesini etkilemiş. Bazı arkadaşlar, bana sosyal medya üzerinden yazarak Canon EOS 77D’den Canon EOS 250D’ye geçilip geçilmeyeceğini sordular. Açıkçası her iki makinenin kendilerine özgü avantajları var. En azından Canon EOS 250D yeni teknolojiye sahip bir ürün… Arada iki yıl kadar bir zamandan söz ediyoruz ve bu süre teknolojide uzun bir süre anlamına geliyor. Aslında söyleyebileceğim tek şey, video öncelikleriniz arasında yer alıyorsa hiç durmayın olacaktır.

Bu yazı, Photoline dergisinin, Ağustos sayısından alınmıştır.


 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here