Ana sayfa Donanım Emir Ersoy”dan Küba Portresi

Emir Ersoy”dan Küba Portresi

0

Emir Ersoy, ülkemizde bir ilki gerçekleştirip, kendi ruhuyla harmanladığı bir Latin caz albümüne imza attı. Cuban Portrait, onun müzikle çizdiği bir resim…

Tabii ülkemizde bu tarzda kendi müziğini yapan bir müzisyenin olması hemen dikkatimizi çekiyor. Kendimi bir kaç gün sonra Cem’le (Sarıoğlu) beraber, Emir’in stüdyosunda buluyoruz.  Yaptığı müzikten midir, hayata bakışından mıdır, yoksa bahçe içerisindeki huzurlu stüdyosundan mıdır bilinmez ama Emir’in ilk anda insanı saran, sıcacık ve tertemiz bir enerjisi var. Yüzünden gülüşler hiç eksik olmuyor ve iç huzuru, yüz metre öteden belli oluyor.
  Müzik konuşmaya başlamadan önce, Cem’le beraber futbol konuşmaya başlıyorlar. Emir, tam bir futbol aşığı. çok uzun seneler profesyonel futbol oynamış. Sonra sakatlanmış. Belki de sakatlanmasaydı bu kadar iyi bir müzisyen olamayacağını söylüyorum. Gülümsüyor. Galiba bu gülümsemeyle, her ne olursa olsun, zaten müzikten kopamayacak olduğunu ima ediyor. çünkü küçük yaşlarda, babasının provalarına, sonrasında da konserlerine giderek başlamış müziğe.
Babası,  ‘Kalipso Kralı” lakabıyla ülkemizde bir döneme damgasını vuran ünlü sanatçı Metin Ersoy. Yani Emir, aslında Latin müziğinin ve piyano seslerinin içine doğmuş. Tüm o konserler boyunca, birçok müzisyen ile bir arada olmak, onları gözlemleyerek, seyrederek büyümek, bugünün Emir Ersoy’una çok şey katmış.

 

 

Tarkan, Gülşen, Keremcem, Bengü, Alpay gibi pek çok ünlü isme eşlik eden Emir, çok farklı türlerde aranje ve prodüksiyonlara da imza atıyor. Zaten Latin müziğe caz dokunuşları gerçekleştirdiği “Cuban Portrait” adlı solo albümünde onun piyanist, besteci  ve de aranjör yönlerinin her birini görebiliyoruz. Albümdeki parçaların besteleri, düzenlemeleri, kayıtları ve miksleri Emir’e ait. Emir’in müziğine inanan Turgut Alp Bekoğlu, Serdar Barçın, Ateş öztürkmen ve Eylem Pelit gibi pek çok önemli isim de bu albüme enstrümanlarıyla katkıda bulunmuşlar. “Turgut Alp ile abi-kardeş ilişkisine, Ateş ile çocukluğa dayanan arkadaşlığına, Eylem’le sıkı dostluğuna ve Serdar’la da çok uzun geçmişli bir arkadaşlığa sahip olmasının, bu albüme inanılmaz bir enerji kattığını düşünüyor Emir.  Tüm partisyonları da kendi yazan Emir, müzisyenlerin kendilerinden bir şeyler katmasını da memnuniyetle karşılamış. Bu arada küçük bir not düşelim: Emir nota yazarken Sibelius programını tercih diyor. Aslında elle yazmak daha kolay gelse de, kağıdın çabuk yıpranması, bozulması, kirlenmesi gibi faktörleri elimine etmek için nota yazımını bilgisayarda gerçekleştirmeyi tercih ediyor.
 

 

 

İlk Kayıt Deneyimi

Emir Ersoy, enstrümanist kimliğinin yanı sıra aranjör ve kayıt mühendisi olarak da önemli işlere imza atıyor. Ersoy, 2007 yılında Faslı müzisyen Soad Chemmari’nin Sahar, Gülcan Altan’ın Gülümser, Cüneyt Akgün’ün Koyu isimli albümlerinin düzenlemelerini gerçekleştirdi. 2008’de ise “Cuban Portrait” adını taşıyan ve Soulfulworks Records’dan çıkan solo albümünün yanı sıra, Akın Eldes’in ARA TAKSİM ve İlkin Deniz’in Good Fellas albümlerinin miks ve mastering’lerini yaptı. Türk metal grubu, Sexen’in çok yakında yayınlanacak olan ilk albümü Censored’ın klavye aranjmanları, mix ve mastering’leri de Emir Ersoy’a ait.

Dini temalı müziklerden, death metal’e, Latin’den, popa kadar pek çok farklı dalda düzenleme ve kayıt yapabilme yeteneğine sahip olan Emir, aslında enstrüman çalımında olduğu gibi kayıt işlerine de çok genç yaşlarda başlamış. Bundan onbeş sene önce, ilk kayıt deneyimlerini ev stüdyosunda gerçekleştiren Emir’in ilginç bir anısı da var. O zamanın önemli metal gruplarından birinin vokalisti olan (?u anki Sexen grubunun frontman’i)Salih Süleymnaoğlu’nun ricası üzerine Emir, hiç bilmediği metal müzik  parçalarını kaydetmeye ve düzenlemeye  başlıyor. O zaman, iyice latin caz ile yıkanmış olan ruhunun, brütal vokalin ne olduğundan haberi bile yok…  Salih’in eve gelip kayıt yapacakları gün ise, Emir’in annesinin beş çayı partisi var. Orta yaşlı, ton ton teyzeler, pastalar, çörekler arasında, Salih, Emir’in odasına geçip başlıyor brütal vokal yapmaya… Tabii Emir ufak çaplı bir şok geçirip, “aman abi, ne oldu senin sesine Salih” diyerek kaydı durduruyor. Salih’in anormal bir durum olmadığını, zaten böyle okuması gerektiğini açıklamasından hemen sonra, Emir çareyi, arkadaşını yorgandan yaptığı bir çadıra sokmakta buluyor.
Aksi taktirde,  salondaki teyzelerin kalp krizi geçirmesinden çekiniyor. Kısacası, Emir’in ilk ciddi kayıt deneyimi, yorgandan bir çadırın içinde, sıcaktan bayılarak ve arada sırada nefes almak için “kaydı durdur” diye yalvaran Salih Süleymanoğlu’nun brütal vokal kaydıyla gerçekleşiyor.

Cuban Portrait’in kayıt macerası

Emir’in onlarca projesinin arasında en büyük alkışı tabii ki ilk solo çalışması olan Cuban Portrait albümü hak ediyor. Latin Jazz tarzındaki albümün kayıt macerasını, Emir büyük bir heyecanla anlatıyor:

“Albümü kaydetmeye başlamadan önce sevgili Turgut Alp”in endorsement anlaşması olan İstanbul Agop zillerinin fabrikasına gidip istediğimiz tonlarda birkaç tane zil aldık. Ardından da üst deri için istediğimiz sıcaklığı verecek ‘Coated Ambasador’, alt deri için ise ‘Clear Ambasador’ derileri aldık. Kullandığımız davul Evrim Karagöz”ün sevgili arkadaşım Korcan Ulusoy için yapmış olduğu el yapımı 5 altolu akçağaçtan yapılmış muhteşem bir enstrüman. Kayıtlara başlamadan önce 4 gün boyunca davul  tonları (eq,comp,gate) ve duyum provası yaptık. Turgut”un ne kadar iyi duyarsa o kadar iyi çalacağını biliyordum. çalarken dışardan kaçak olmasını da istemiyordu. O yüzden Vic Firth davul kulaklığının içine Koss Porto Pro”nun hoparlörlerini yerleştirmiştik. Nitekim muhteşem bir sonuç elde ettik.

Ardından mikrofonlama teknikleri üzerine denemeler yaptık. önce tom mikrofonlarını  tomların 2.5 – 3 cm yukarısına koyduk. Sadece 14 ve 16 inch olan 2 adet floor tom ile mikrofonların arasında 5 cm’lik bir boşluk vardı. Ride için kullandığım Rode NT 1 A”yı zilden 50 cm kadar üste koydum. Trampet”in üzerinde SM 57, altında ise MXL 990 condenser mikrofon vardı.Ambiance için kullandığım 2 adet Neuman TLM 103′ ü ise davulcunun kafasının üzerine sanki kulaklarıymış gibi yerleştirdim. Bir insan davulun başına oturup çaldığında ne duyuyorsa o şekilde kaydediyordum. Bu formülü 4. günün sonunda bulmuştum. İlk 3 gün, ambiyans mikrofonlarını odanın her yerine koymuştum ama bir türlü istediğim sesi duyamamıştım.

Kayıt öncesi harcadığımız bu 4 gün o kadar verimli olmuştu ki; herkes sanki mastering”i yapılmış bir albümün üzerine çalar gibi hissediyordu. Noktası, virgülüne kadar çalınacak herşeyi notaya dökmüştüm ama müzisyen arkadaşlarım da son derece yüksek kalitede şeyler kattılar albüme. Onlar olmasaydı zaten bu kadar güzel olmazdı.

Bu albümde tüm kayıtlar benim stüdyomda yapıldı, bir tek trombon hariç çünkü trombon”u Bursa Senfoni’den çok eski bir arkadaşım olan Egemen Kerpiççiler”in çalmasını istiyordum.
Ama kayıt için ne onun istanbul”a gelmeye, ne de benim Bursa”ya gitmeye vaktimiz vardı. Bütün kayitlar bitmiş, albümün misklerini yaparken Bursa”dan bir iş geldi. özel bir minibüsle Bursa”ya gittik.Turgut Alp ile birlikte minibüsün içine mobil bir kayıt sistemi kurduk.(Macbook, preamp, mikrofon ve kulaklık) Egemen”i de minibüse çağırdık. Ve kayıt… Albümün altıncı parçasının (Tobago) sonundaki trombon solosu bu şekilde kayıt edildi. çok enteresandı ama sonuç yine muhteşemdi.”

17 Ekim’de  Projecto Cubano!

Emir’in solo projesinin yanı sıra, (üçü Kübalı) on kişiden oluşan “Projecto Cubano” adlı büyük bir salsa grubu var. Emir Ersoy & Projecto Cubano Salsa Orkestrası, 17 Ekim 2009 cumartesi akşamı  Caddebostan Kültür Merkezi (CKM)’ nde sahne alacak. Geçmişten günümüze birçok sevilen Latin parçasını Emir’in yaptığı özel aranjmanlarla dinleyebilirsiniz. 3 nefesli, 3 perküsyon, piyano, bas ve 2 solistten oluşan gruba Metin Ersoy ve Kürsat Başar da eşlik edecek. Konserin gelirinin bir kısmı ise Barınak Gönüllüleri Derneği’ne bağışlanacak.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here