Ana sayfa Makale Efsane, Artık Sabit Diskinizde!

Efsane, Artık Sabit Diskinizde!

0

Yamaha CS80, elektronik müziğin uzaydan geldiğine inanılan bir zamanda, Vangelis gibi synthesizer kaşifleri sayesinde tüm dünyada tanınmış bir efsaneydi. Şimdi ise Yamaha CS80, Arturia sayesinde sabit diskinizde!

 Yamaha CS80
CS-80V, 70’lerin sonlarında çoğu kişinin “üstün polifonik synthesizer” olarak tanımladığı efsane haline gelmiş Yamaha CS-80’in sanal olarak yeniden üretilmiş hali.

Artık bilgisayar teknolojisi öyle ilerlerdi ki synthesizer emulasyonları, gerçek bir makine baktığınızı düşünmenizi sağlayacak kadar gerçekçi olmaya başladı. Bundan 10 sene önceki yazılarımı hatırlıyorum da ev bilgisayarlarına sentez konusunda acımasızca hiç şans tanımam, hardware sound’undan başkasını asla beğenmezdim. Bazı arkadaşlar bilgisayarlarına makine derler. Oysa, ben makine, cihaz ve alet kavramları arasında oldukça kalın çizgiler olduğunu düşünüyorum. Makine denildiğinde aklıma düğmeleri, şalterleri, vanaları, kablo ve hortumları olan hatta çark ve dişlilere sahip bir şey gelir. Tamamen elektronik şeylere makine denince bana tuhaf gelir. Bu nedenle synthesizer’lerın atalarına makine diyorum çünkü onlarda düğmeler, pot’lar, çarklar, ibreler, ses çıkararak çalışan fanlar, içinde elektrik gezindiğini hissettiğiniz hatta duyabildiğiniz devreler vardır. Moog buna harika bir örnektir. Onunla çalışırken hem onunla hem de materyali ile savaşmak durumunda kalırsınız ve bu belli bir bilek gücü gerektirir; hatta 3-4 saatlik çalışmalardan sonra alışık değilseniz elleriniz ağrıyabilir bile.
Benim için makine kategorisine giren bir efsane vardır ki tüm dünyaca yakından tanınır. Namı değer Arturia, elektronik müziğin uzaydan geldiğine inanılan bir zamanda, Vangelis gibi synthesizer kaşifleri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. O zamanlar makine olarak satın alınan bu cihazlar, her köşebaşında taksitle alınabilen toplama bilgisayarlar kadar ucuz olmadığından, sanatçı ile özdeşleşebiliyordu. Toto, Jean-Michael Jarre, Keith Emerson, Stevie Wonder, Vangelis, Ultravox ve Peter Gabriel gibi sanatçı ve gruplar tarafından kullanılarak popülerliğini kazanmış ve gerçek bir mit haline gelmişti. ‹lk üretiminin üzerinden 25 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, yeniden yaratılan bu synthesizer’ı keşfetmek de bize düştü. ‹şte şimdi bu efsane, sabit diskimizde! ‹lk bakışta aman Allah’ım dedirtiyor! Bana göre tam bir makine. Genelde yazılım üreticileri mümkün olduğunca çok kullanıcıya ulaşmak için kullanımı ve yüzeyi basit tutmaya çalışırlar, hatta bazı spesifik fonksiyonları bile elimine ederler. Arturia’da böyle bir şey yok. Gerçekte ne varsa, şimdi de ekranınızda var! Zira yeni başlayanalar ve deneme yanılma yöntemi ile ilerleyenler için bir ürün değil bu. Mühendisler için bile sonunda çıkan sinyali tahmin etmenin zor olduğu devre zincirleri bulunuyor.

 

 Yamaha CS80
Tasarım…
Arturia’da birbirinden bağımsız çalışabilen iki VCO sektörü bulunuyor. Bu iki sektörün VCF ve VCA’sı bulunuyor. Bunun yanında Touch Response isimli mini bir filtre bölümü mevcut. VCA oldukça kapsamlı; ADSR eğrisi ve level kontrolleri de bulunuyor.

Osilatörlerin dalga formunu bir şalter yardımı ile seçiyoruz. Temel form olarak eşkenar üçgen, testere ve sinüs bulunuyor. Hemen bu şalterlerin yanında hassaslığı ayarlanabilir bir noise ibresi var. Bilgisayar teknolojisi, gerçeğin bir adım önüne geçerek osilatör sektörü başına MIDI kontrollü bir LFO ilave etmiş.

VCF’ ye gelirsek aslında sese şekil veren oldukça güçlü bir filtreyle karşılaşıyoruz. Burada bir High, bir de Low Pass filtre var. ‹ki frekans da titreşim yeteneğine ve 12dB alana sahipler ama bir düğme sayesinde bu alan 24dB’ye çıkabiliyor. Sinyal filtreden sonra ADR eğrisine giriyor. Burada ADR’nin yanı sıra iki ekstra ibre bulunuyor. Bunlar ADR giriş level’ını  ve attack fazını kontrol etmemizi sağlıyor.

Buraya kadar alışık olmadığımız bir çok değer ve parametreyle karlılaşıyoruz ve zaman zaman kafamız karışabiliyor. Bu nedenle kullanım kılavuzunun yakınlarda bulunmasında fayda var. Bir sonraki sektör yani VCA ise tamamen klasik bir şekilde düzenlenmiş. Her sektörün sonunda dört ibre ile filtre frekansı ve level velocity ve aftertouch ile kontrol edilebiliyor. Bu opsiyon çok nadir karşımıza çıkan bir özellik. hemde CS 80V, polyphone aftertouch gönderebiliyor, ama bu özelliği kullanmak için oldukça sıkıntılı bir kullanım tekniği geliştirmek gerekli. Plug in tabii ki çok yetenekli olabilir ama  polyphone aftertouch sinyalleri gönderen bir keyboard bulmak o kadar kolay olmayabilir.
 

 

 Yamaha CS80
Yüzeydeki kuş bakışımıza devam ediyoruz. CS 80V”nin başka bir süper star yeteneği ise Ring Modülatörü. Buradaki parametreleri sonsuz miksleyebiliyoruz ve bu durumda oldukça kendine has sesler üretebiliyoruz. Bu özelliği, bir çok yapımda duyduk. Bunlardan en çok akılda kalanlarından birisi Blade Runner filmiydi. Filmdeki psychedelic sesler, sanırım filmin konusunu hatırlamasak bile uzun süre aklımızda kalmaya devam edecektir.

?imdi CS 80V’nin en çok display’e sahip sektörüne yani modulasyon sektörüne geliyoruz. CS 80 sadece ses kalitesi ile ünlenmemiştir onu enteresan yapan en önemli özelliklerden birisi çalış biçimleridir. Plug in olarak burada biraz zorlanmak mümkün ama hemen hemen her prametre MIDI-learn ile kontrol edilebiliyor. Buradaki modülasyon matriksi sayesinde farklı kaynaklardaki sinyalleri farklı hedeflere route edebiliyoruz. Velocity”yi filtrelere ya da pitchbend VCO frekansına gönderebiliyorsunuz. Burada tüm modülasyonları yönetmek mümkün. Burasının kapağını kapatırsanız üzerinde sinyal akışını görebilirsiniz; aynen orjinalinde olduğu gibi…

Tüm bu ortamda siz ayarlamalarınızı ve sound’unuzu yaparken sub, osilatörde ekstra oldukça bir modülasyon gerçekleştiriyor. Sub yazılmasına rağmen, aslında güçlü bir LFO’dur kendisi.

Makinenin en üst kısmında en karışık görünen bölüm var: MULTIMODE. Tüm parametreler bir kapağın altında saklı, kapağı açınca synthesizer”ın iki yanında çalışan fanları görüyorsunuz. çok eğlenceli ve orjinal bir fikir bence. Birden retro duygular uyanıyor insanda. Multimode kısmında 8 sese ayrı ayrı müdahale etme lüksümüz var. Farklı noktalara hafif detune uygulayarak orjinal sytnhesizer’ın karakteristik özellğini simule edebiliriz ama bunun yanında panorma, transpoze ve level ayarlarını da yapabiliyoruz. Tüm bunarın yanında sesler, MIDI tuş takımının 4 farklı bölgesine adreslenebiliyor. Portemento, Ring Modulator ve efektler ayrı ayrı sesler için kullanılabiliyor. Bu farklı klavye bölümlerinde farklı arpeggiator yada pan ayarları yaptığınızda oldukça eneteresan sesler çıkarmak mümkün.

CS 80V’nin efektleri aslında vazgeçilemez bir sektördür çünkü farklı müzik tarzlarında çalışmak istiyorsak sesimizin karakterini çok radikal değiştirmemiz gerek. Burada efektlerin rolü büyük. Yalın bir Delay, Tremolo ve Chorus aslında CS 80V’nin ses karakterini belirleyen temel taşlardan birisi. O nedenle kapatma düğmesini aramayın derim.

Arturia CS 80V ile hemen hemen her tarz müziğe uygun sound’lar yakalamanız mümkün, özellikle elektronik ve radikal sound’lar için çok elverişli. Farklı karakteristik yapısı ile synthesizer kullanım hazzını yaşayabilirsiniz. Kulanımına gelecek olursak baştan dediğim gibi, “Yükleyeyim bir bakayım neymiş” ergümanı buarada geçerli değil; zira bunu bir oyuncaktan çok bilimsel bir gereç gibi düşünebiliriz. Ne kadar renkler ile kullanımı kolaylaştırmayı deneselerde çoğumuzun ilk etapta baya alıştırmaya ihtiyacı olacak.
 
Arturia’daki renk şeması şöyle:
Yeşil genel filtre ayarları
Kırmızı Filter Rezonansı
Beyaz Ton değeri
Gri level
Sarı Sustain
Siyah Diğer fonksiyonlar

Ama fonksiyon çok olunca renk navigasyonu bile karışık olabiliyor. Arturia CS 80 V’nin EFX özelliklerini de unutmayalım. Sound tasarımı konusunda oldukça yetenekli. Yanında gelen preset’ler hemen bize neler yapabildiği konusunda kısa bir bilgi veriyor ama bu prest’lerin üzerinden harika işler çıkarmak çok eğlenceli olabiliyor.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here