Ana sayfa Donanım DSLR’dan sinemaya

DSLR’dan sinemaya

0

DSLR ile profesyonel film çekim rehberi
 

Sinemanın üretim aşamasını kolaylaştıran ve ucuzlaştıran en büyük gelişim hiç şüphesiz dijital kameraların ortaya çıkışı olmuştur. Bu teknoloji, artıksinemanın büyük paralar harcanmadan da yapılabileceğinin bir habercisiydi.

Fakat 35 mm film kameralarındaki görüntü kalitesi, optik tercihler ve ışık algısındaki başarı faktörleri, dijital kameraların sinema kalitesine yaklaşamayacağına dair yerleşik düşüncelere neden oluyordu. Ama son birkaç yıldır bağımsız sinemacılara, öğrencilere hatta profesyonellere, sinematografik olarak sinemaya en yakın ve en ucuz çözümü sunan şeyin fotoğraf makinesi olacağı gerçeği ortaya çıktı. Yıllardır kötü görüntü kalitesine sahip iri gövdeli kameralara onbinlerce euro harcayan sinema sektörü, bir fotoğraf makinesi maliyetine, eşi benzeri görülmemiş bir fiyat-performans noktasına ulaştı.

DSLR ile sinema akımının nedenleri

Hal böyle olunca internette yayınlanan amatör videoların bile optik zenginlikleri yeterince sinematografik bir hale gelmeye başladı. Kolay taşınmma, fotografik net alan derinliği, film çekerken dikkat çekmeme, yüksek çözünürlük ve sayısız objektif çeşitliliği DSLR akımını başlatan öğelerin başında geldi.

Peki Digital Single Lens Reflex(DSLR) yani objektifi değiştirilebilen fotoğraf makineleri ile nasıl film çekilir? Hangi fotoğraf makinesi tercih edilmeli? çekim yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar neler? Hangi objektif kullanılmalı?
 

dslr
 
DSLR ile film çekmeye kalktığımızda yıllardır alıştığımız bazı alışkanlıklar, değişime uğruyor. öncelikle kamera seçimi konusunda birkaç konuya dikkat çekmekte yarar var. Bunu yaparkende piyasada en çok tercih edilen 3 DSLR”den bahsetmekte fayda var. Bunlar:
Canon EOS 550D, 7D ve 5D Mark II. Neden aralarında Nikon yok derseniz, ortaya çıkan sonuçlardan ve Canon”un bu işe daha fazla önem vermesinden kaynaklı durum olduğunu söylemek mümkün. Fakat elinizde diğer markalara ait video çekebilen bir DSLR”niz varsa film çekememek için hiçbir sebebiniz yoktur.

Bu portatif sinema aracının taşınabilirlik ve dikkat çekmeme özellikleri paha biçilemez bir durum olarak belirtilebilir. çünkü etraftaki insanlar tarafından rahatsız edilmek istemiyorsanız DSLR”lar ile çalışmak tam size göre. Yetkisi olmadığı halde size çekim için izniniz var mı? Soruları da cabası.

Fotoğraf makinesi ile kimsenin giremediği yerlerde ve ortamlarda film çekebilmek paha biçilemez öğeler arasında. Geçmişe baktığımızda Leica”nın bu kadar meşhur olmasının altında yatan sebeplerden biri de dikkat çekmemesi değil miydi?

 


“DSLR”ler sinemacının bir enstrümanı, bir fırçası haline gelmiştir.”

Bağımsız sinemanın yıllardır yaklaşmaya çalıştığı fakat bir türlü ulaşamadığı bir teknoloji oluverdi HDSLR. Eksiğinin çok olduğunu kabullenmek gerek.Fakat daha önceki yıllarda handycamlere takılan 35 mm adaptörlerin kullanışsızlığını bile bile o zorluklar içinde sinematik görüntüye ulaşmaya çalışmıyor muyduk?
HDSLR o kadar büyük kolaylıklar getirdi ki, artıksinemayı kollektif bir sanat olma zorunluluğunu da ortadan kaldırır hale geldi. Bir resim veya bir müzik sanatı gibi, DSLRler sinemacının bir enstrümanı, bir
fırçası haline geldi ve kişisel sanat dilini seyircirle paylaşmanın sevincini yaşadı. Bu teknolojiye ön ayak olan her insanın sinemaya olan katkısı ülkelerin sağladığı fonlardan çok daha büyük.

“5D Mark II”nin görüntüyü algılayan sensörü, 35 mm film formatı boyutuna denktir.”

 
 
DSLR sensör, görüş alanı matematiği ve sinema uzmanları

Eğer ışık ve optik bilginiz yeterli düzeyde ise ve bir DSLR”ınız varsa bunların üçü de sizin elinizde çok tehlikeli bir silaha dönüşebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: 5D Mark II”nin görüntüyü algılayan sensörü, 35 mm film formatı boyutuna denktir. Yani “Full Frame” sensöre sahip bir makinedir 5D Mark II. Bu da takılacak objektiflerin yakaladığı görüntü genişliğininin birebir algılanması anlamına geliyor. örnek olarak 50 mm bir objektif taktığınızda, kaydettiğiniz görüntüde 50 mm genişliğine sahip bir hale bürünüyor. Canon 7D ve 550D nin kullandığı sensörler APS-C ve bu da varolan objektifinizin değerini 1.6 ile çarpmanız ve algılanacak görüntünün genişliğini daralttığınız anlamına geliyor.

Hesaplarsak, 50 mm bir objektifi 1.6 ile çarptığımızda 50×1.6=80. Yani objektifiniz 50mm”ye göre daha dar bir görüş alanına sahip olarak 80 mm bir objektifin gördüğü genişliği algılayacak demek oluyor. Fakat burada en fazla yapılan hata perspektifin de değişeceğine inanılması. Canon 7D”ye 50 mm objektifi taktığınızda, görüş alanınız darlaşıp sanki 80 mm bir objektifin genişliğine geçecek fakat perspektif algı yine 50 mm”nin özelliklerinde kalacaktır. 50 mm”nin üzeri objektifler çektiğiniz konunun arkasındaki görseli, konuya daha yakınmış gibi gösterecek, geniş açı objektifler ise çektiğiniz konuyla, fonu birbirlerinden uzaklaştıracaktır.

 


“DSLR sensör boyutları, film çekmenize asla engel olmayacaktır.”

Sensör boyutuyla setteki kuş bakışı set ekibi ve ortamın birbiri ile olan ilişkisini gösteren haritanın yani mizansen”in ilişkileri çok içli dışlıdır. çünkü Canon 5D Mark II, diğerlerine göre daha geniş gördüğünden, çekmek istediğiniz bir omuz plan için konuya ve oyuncuya daha da yaklaşırsınız. Bu bazen ışığın bile önüne geçebileceğiniz anlamına geliyor. Aynı objektifi kullanarak 7D ve 550D ile çekim yapmaya kalktığımızda ve aynı kadrajları yakalamaya çalıştığınızda 5D Mark II”ye göre daha uzaktan çekimler yapmanız gerekmektedir. Bu da daha fazla net alan derinliği anlamına gelir.Görüntü, sensörden dolayı croplu yani kadrajdan kesilip küçültülmüş olmasına rağmen yine kaydedilen video Full HD”dir. Fakat 7D ve 550D”de çekmek istediğiniz görüntüyü kadrajınıza sığdıramıyorsanız, 5D Mark II sahiplerinden biraz daha fazla geri yürümeniz gerektiğini de unutmayın. Bunların hepsi video tercihleri ve uzun yıllardır bilinen optik yasalarının esaslarıdır. Ama önemli olan unsur, sensör boyutunun film çekmenize asla engel olmayacağıdır.
 


 

7D”nin çift çekirdekli sensörünün, sinematik hareket algısına daha yakın olduğu da sinema uzmanlarının görüşleri arasındadır. Fakat bu sistemin ısınma problemlerini de beraberinde getirdiğini söylemek gerekmektedir.Bilindiği gibi 5D Mark II ve 7D profesyonel bir body”e, 550D yarı profesyonel bir body”e sahiptir. 550D de bazı profesyonel ayarlara ulaşmak için birden fazla tuşa basmanız gerekirken, 5D Mark II ve 7D gibi kasalarda kişisel kısayolları barındıran tuşlara rastlamak bile mümkündür.

Fakat 550D”nin diğer DSLR”lara göre daha ekonomik olduğu da kaçınılmazdır. Diğer kasalara baktığımızda 7Dnin zor hava şartlarına daha dayanıklı olduğunu söylemek mümkün.

Teknik eksiklikler ve çözümleri

Hiç mi eksiği yok bu DSLR”lerin derseniz, elbette var. Fakat götürüsü getirisinden az olduğu için, varolan sorunların göz yumulan gerçekler olduğunu da belirtmek gerekir.

Ses Sorunları
En önemli sorunların başında ses kaydı olduğu aşikar. Profesyonel sinema mikrofonlarını doğrudan DSLR”lara bağlayamadığınız gibi girişi uyan mono mikrofonlar da özellikle Canon 7D” de sorun yaratabiliyor. çünkü AGC denilen Otomatik gürültü kontrolü özelliği 7D ve 550D gibi kasalarda kapatılamıyor. Bu da mono bir mikrofon bağladığınızda, su sesi gibi gelen aşırı hassasiyet üzerine kurulmuş bir arka planı sese dâhil eder hale geliyor. Kısacası mikrofonunuzun kaydettiği muhteşem sese, makineniz bir hışırtı sesini dahil ediyor. çözümleri teknik olarak mevcut fakat ergonomi konusunda bir takım sorunlar içeren çözümler bunlar.

 

Ses sorunu çözümleri
örneğin; jak girişini çift başlık haline getiren bir aparatı fotoğraf makinenize takıyorsunuz. Bir ucuna mikrofonunuzu bağlıyorsunuz, bir diğer ucuna da bir mp3 çalar takıyorsunuz. MP3 çalarınıza Google”da AGC sorunuyla ilgili arama yaptığınızda karşınıza çıkan ses frekansını yüklüyorsunuz. Kamerayla kayda girdiğinizde MP3 çalardan o frekansı açıyorsunuz ve mikrofon sol kanala kendi kaydını yüklüyor. DLSR”niz ise sağ kanalda MP3 den çıkan sesi fazla gürültülü buluyor ve otomatik olarak hassasiyetini sıfıra indirgiyor. Bilgisayarda sağ kanalı silip, sol kanalı sağ kanala kopyaladığınızda bu zahmetli ses kaydını tamamlamış oluyorsunuz.

Bir başka pratik çözüm ise; ses kaydedicinin mikrofona bağlanıp, kurguda görüntü ve seslerin eşleştirilmesidir. Bu yöntemin kolay olduğunu söylemek de fayda var çünkü kameranız da body”sinin içindeki mikrofondan ses kaydına girebiliyor ve kurguda sesleri eşleştirmek o kadar da zor bir hale gelmiyor. Tek yapmanız gereken, video kaydına girdiğinizde mikrofonu kayda giren kişinin Sahne 5, çekim 4 gibi komutları biraz sesli şekilde söylemesi. Gerisi bilgisayardaki hızınızla ilgili.
 


 
Profesyonel mikrofonları ayrı bir aparata takıp daha sonra DLSR”lere bağlamak gibi çözümler de mevcut fakat bağımsız sinemanın sevmeyeceği düzeyde fiyatlara sahip olunan ekipmanlar olduğu için çok tercih edilen çözümler değil.

çekimlerdeki ekran handikapları ve çözüm önerileri
Bir diğer sorun birçok DSLR makinenin üzerindeki ekranın sabit oluşu. özellikle alt açı ve tepeden alınan görüntülerde bu durum sizi fazlasıyla zorlayabilir. Canon”un 60D ve 600D serisinde ekranın hareket etmeme sorununu çözdüğünü de belirtmek gerek.

Eğer ben monitör bağlarım sorunumu çözerim diyenlerdenseniz onun için de bir uyarı mevcut. Kablo takıldığı an, Reflex vizör azizliği ile DSLR”ların çoğunun üzerindeki ekran kapanıyor ve sadece monitöre görüntü veriliyor.

Vizör işimi görür diyenlerdenseniz, film çekerken bu fikri bir kez daha gözden geçirmekte fayda var. çünkü vizör, video kadrajları için yeteri kadar küçük kalmaktadır.

 

Moiré Sorunu ve çözümü

çekilen görüntülerin içindeki ararda sıralanmış düz ve keskin çizgilerin arasında bir dalgalanma ve bir bozulma oluşur. Buna Moiré sorununu denmektedir. örnek olarak, Dalton Kardeşlerin kostümlerini verebiliriz. Kardeşleri biraz uzaktan DSLR makinemiz ile çekmeye kalktığımızda kostümlerinin üzerindeki çizgiler birbirine girecek gibi gözükecektir. Bu etkinin sebebi yüksek çözünürlüklü sensörlerle video çekimi yapmaya kalktığımızda aradan yok olan (atlanan satırlar- line skipping) piksellerin oluşturduğu patternlerdir. Manzara ve doğa çekimleri yapacaksanız karşınıza çok fazla çıkacak bir sorun değildir fakat mimari, endüstriyel ve tekstil alanlarındaki çekimlerle uğraşacaksanız sık sık başınızı ağrıtacak bir sorun Moiré.

Fluluk veya keskin görüntü sorunları ve çözüm önerileri
DSLRlerde ISO değerini 320″nin üstüne çıkarmak, grenlerin gözle görülür bir hale gelmesi demektir. Fakat videolook etkisinden kurtulup filmlook tadına ulaşmak isteyenler 500 ISO, 1/48 shutter ve 24 kare sayısıyla istediklerine daha da yaklaşacaklardır. Shutter demişken video çekimlerdeki ana kurallardan biri kare sayınızın shutter hızının yarısı kadar olması gerekliliğidir.
 


 
Yani 25 kare PAL çekim için 1/50 shutter, 30 kare için 1/60 shutter düzeyi.
Bu kesinlikle bir kural değildir fakat düşük hızlı shutter değeri hızlı görüntülerdeki hareket algısında bir fluluğa, yüksek hızlı shutter değerleri de aşırı keskin görüntülere neden olacaktır. (Ortam ışığına göre özellikle yapay ışıklarda shutter hızını doğru ayarlayamamanız, görüntüde yanal ve siyah taramalara sebep olacaktır.) Gün ortası gibi yüksek faktörlü ışığa sahip sahnelerde bu shutter seviyelerini koruyabilmeniz için iki tane kural vardır.

Birincisi fazla kapanmış bir diyafram değeri. örnek olarak f/16 değerlerine kadar kapanmış bir diyafram, 1/50 shutterın sağladığı aşırı parlak görüntünün önüne geçebilir. Ama bu seferde net alan derinliğiniz çok büyüyecek ve görüntüdeki her şey net olacaktır. Eğer net alan derinliğinizin darlığından ödün vermek istemiyorsanız, ND filtre ile varolan yüksek ışığın önüne geçebilir ve normal değerlerle çalışmaya devam edebilirsiniz.

 

DSLR Rolling Shutter sorunu ve çözüm önerileri
Aktüel çekimleri çok mu seviyorsunuz? O zaman DSLR”lerin bu konuda başarısız olduğunu söylemek gerek. çünkü C-MOS taramalı sensörlerin eldeki en hafif titremeyi bile hissettiğini ve görüntüyü birbirine geçiren kötü bir görsellik sonucu sergilediğini belirtmek gerekir. Buna Rolling Shutter sorunu deniyor. Fizik kurallarına göre bir kamerayı tutarken 3 ayrı noktadan temas etmek gerek. Bu da sol ve sağ ellerimizin yeterli olmadığını gösteriyor. Türkiye”de başarılı bir şekilde üretilen DSLR omuz aparatları mevcut. Bu aparatlar sayesinde DSLR”nizi bir omuz kamerasının verdiği sağlam tutuşlu aktüel çekimlere olanak sağlayabiliyorsunuz.
 

 
DSLR üzerindeki taşıma askısının kullanımı
Eğer benim omuz aparatına verecek param yok diyorsanız, en kolay çözümün fotoğraf makinenizin üzerindeki taşıma askısı olduğunu belirtmekte fayda var.
Ellerinizle DLSR”nizi tutup, taşıma askısını da boynunuza geçirip yine aynı boynunuzla ipi gerdirdiğiniz zaman, kameranızı 3 noktadan temasla taşımış oluyorsunuz. (Bunu uzun süre denememenizde fayda var çünkü belinizi ve boynunuzu zorlayabilirsiniz.) Bu da kameranızın gövde içi titremeleri neredeyse sıfıra indirgediği anlamına geliyor.

Yürüyerek çekim yapsanız bile, sensörün yetişemeyeceği hızlarda bir titreşim oluşmuyor. Ama DSLR ile yapacağınız hızlı bir “pan hareketi” yani kameranın yeri değişmeden sadece gövdesini sağa ve sola çevirerek yapılan kamera hareketi, görüntünün dalgalanmasına yol açıyor.

DSLR”ınız sabit, bu sefer de çektiğiniz öğe hızlıysa, örnek olarak bir otobanı yandan çekiyorsunuz ve arabalar hızlıca geçip gidiyor ise böyle bir görüntüde de araçları çapraz ve eğik görmeniz kaçınılmaz bir durumdur.

 

Sensörü dinlendirmek
Fakat sorunların çözümü yeni sorunları yaratmak için ideal zeminlerdir. Elde yapılan kayıtlarda, özellikle Canon EOS 7D”nin uzun çekimlerde ısınıp, kayıttan çıkabilen sensörü biraz daha sorunlu bir hale geliyor. çünkü elinizin ısısı, zaten çok kolay ısınan sensörü ve kartı daha da çabuk ısınmaya teşvik ediyor. Bunun en önemli çözümlerinden biri makineyi fazla yormamak, kadraj kurmadığınız ve çekim yapmadığınız zamanlarda boş yere ekrandan görüntü almak yerine, sensörü kapatıp soğumasını sağlamak (LCD ekrandan sürekli önizleme yapmak sensörün ısınmasındaki en büyük etken) ve elde çekimlerde sadece kayda girileceği zaman kamerayı elimize almak. Canon 7D ve 5D Mark II CF kart kullanırken, 550D SD kart kullanmakta. CF kartların hız ve performanslarının SD kartlara göre daha avantajlı olduğunu söylemek gerek. (CF kart seçimlerinde bonkör davranmanız ve yüksek hızlı kartları seçmeniz lehinize olacaktır. özellikle 600X ve benzeri hızlardaki kartlar sizi uzun yıllar tatmin edecektir.) Fakat yine de 7D, orta sınıf bir CF kartı ısıtmayı başarabiliyor. Isınan kart, veri aktarımını aksatıp kaydı durdurduğu gibi, sensörün de ısınıp her an kayıttan çıkabilme ihtimali sizi çoğu zaman ürkütebilir. Ama ısınma durumlarında ekranda bir uyarı çıktığı da bir gerçek, haklarını yememek lazım. Bu durumda da sinema litaratürüne yeni bir cümle daha kazandırmış oluyoruz; Sensörü dinlendirmek.
 

 
Canon EOS 7D Mark II
Canon 7D”ye özellikle dışarıdan bakıldığında video için tasarlandığı çok belli. Ergonomik arayüzü ve kullanımı gerçekten keyif verici. Sağlamlığı ve seriliği de gözardı edilmemesi gereken özelliklerinden. Donanımsal ve yazılımsal anlamda bir diğer artısı, saniyede 50 kare HD olarak çekim yapabilen video seçeneği. Bu diğer adı geçen DSLRlerde olmayan bir özellik. Sırf bu özellik yüzünden Full Frame sensöre aldırış etmeyip 7D”yi kullanan birçok profesyonel sinemacı ve klip yönetmeni var. 50 kare çekim, normal video görüntüsünden daha keskin bir yavaşlık etkisi sunar. Buna slowmotion denir. Kare sayısı arttıkça kameranın algıladığı hareket aralıkları da artar. örnek olarak saniyede 1000 kare çekim yapabilen bir kamera, kurşunun ilerleyişini net bir şekilde gösterebilir. Tabi ki görüntüyü yavaşlatarak.

çekilen filmlerin uluslararası dolaşımı konusunda bilinmesi gerekenler
Eğer çekeceğiniz filmleri Türkiye”de ve Avrupa”da yayınlamak, festivallere göndermek gibi bir niyetiniz varsa, videolarınızı 25 kare yani PAL formatta çekmelisiniz. çekilen videoyu 35 mm filme aktarmak gibi bir niyetiniz varsa, dijital ortamda bu sayı 24″e düşürülür ve işlem gerçekleştirilir. PAL sistemlerin NTSC”ye göre 24 kareye adaptasyonu daha kolaydır. Sinemada hareket algısını yaratmak için bütün dünyada hemfikir olunmuş bir standart mevcut. O da kayıt esnasında bir saniyede kaydedilen kare sayısı. Bu sayısı 24dür. Gerçek yaşamdaki hareket algısına en yakın kare sayısıdır 24. Televizyon ve video standartları ise bu sayıdan farklıdır. Uzakdoğu ve Amerika”da bu sayı 30(NTSC), Avrupa ve Türkiye”de 25(PAL)dir. PAL olarak çektiğiniz bir kısa filmi Amerika”daki bir festivale göndermek için illaki NTSC”ye dönüştürmeniz gerekmez. Yeni sistem oynatıcılar dünyadaki her sistemle uyumlu çalışır.

 

Yazılımlar

Yazılımsal olarak DSLR”lerin H264 sıkıştırılmış. MOV formatta çekim yaptığını belirtmek gerekmektedir. H.264 bir prodüksiyon formatı değildir. Bu format, bir gösterim formatı olduğu için kurgu programlarında bu formatla çalışmak çoğu zaman can sıkıcı ve rahatsız edici olabiliyor. En iyi çözümün videoları aktardıktan sonra profesyonel bir formata dönüştürmek ve daha sonra kurgu programına aktarmak.

Eğer Macintosh kullanıyorsanız ve kurgu programınız Final Cut Pro ise, ücretsiz olarak Canon”un sunduğu E1 adlı plugin”i Final Cut”ınıza kurmanız yeterli. Bu sayede kameranızı bilgisayara takıp, Final Cut Pro”dan Log & Transfer sekmesiyle aktarım yapmak istediğinizde görüntüleri, “Prores 422 HQ” olarak bilgisayarınıza aktarabiliyorsunuz.
 


 
Magic Lantern
550D ve 5D Mark II”yi daha fazla video kameraya dönüştüren bir yazılım olarak karşımıza Magic Lantern çıkıyor. AGC kontrolü, sinemaskop çekim (sinemaskopta kadrajdaki genişliğin boyuna olan oranı 2.35:1dir, geniş ekran olarak da anılmaktadır), netlik ayarları ve daha birçok şeyi cihaza ekliyor.

Picture Style ayarları ve kontrast kontrolü
Yazılımsal olarak müdahale etmemiz gereken bir diğer husus, Picture Styleayarları. Saturation, Contrast, Sharpen gibi öğelerin düzeylerini belirlediğimiz alan. Bütün ayarları kişisel zevkinize göre belirleyebilirsiniz fakat kontrast seviyesini en düşükte tutmakta fayda var. Sebebi ise, yüksek kontrast ayarıyla çektiğiniz videoların kontastlarını sonradan azaltmak gibi geriye dönüşü mümkün olmayan bir engel karşımıza çıkıyor.

Düşük kontastlı çekimde ise, renkleri ve dokuları daha belirgin kaydettiğiniz gibi, kurgu esnasında kontrasta müdahale etme şansına hala sahip oluyorsunuz. Kontrastı donanımsal olarak da düşürmek istiyorsanız, iyi bir matte box kullanmanızda fayda var. Matte box, parasoleylerin video kameralar için yeniden düzenlenmiş ve geliştirilmiş halleridir. Filtreler ile sonuca ulaşmak istiyorsanız mavi ve yeşil filtreler de kontrastı düşürmek için başvurulan donanımsal çözümlerden.

 

Sinematografik detaylar…

Otomatik netleme özelliğinden DSLR makinelerimizle birlikte feragat ediyoruz. Bunu bir eksi olarak yazmak tartışma konusu çünkü, netliğin objektif üzerinden kesin bir dille sinematografın elinde olması ve netliğin istenildiği an kesin ve net bir kararla değiştirilmesi önemsenmesi gereken bir özellik. Anı videoları çekerken yapılacak netlikler biraz yorucu olabilir fakat kayıt esnasında deklanşöre yarım bastığınızda otomatik neti devreye soktuğunuzu belirtmekte fayda var. Makinenizdeki netleme çabasının videoya ses ve görüntü olarak yansıyacağını da unutmayın.Mezopan denilen kadrajın içindeki konunun netlik geçişini, bir başka konuya taşıma durumunun DSLR makinelerde daha verimli bir işlevselliğe sahip olduğu su götürmez bir gerçektir. Bunu sağlayan ise hiç şüphesiz objektiflerin optik becerileri. Konu, fotoğraf makinesinde sinema olmasına rağmen, donanımın hala DSLR olması, objektif tercihlerinin video ve fotoğraftaki benzerliğini gün yüzüne çıkarıyor. Fakat yüksek ISO”lara izin veren DSLR”lerin hakkını, diyafram açıklığı yüksek sabit objektiflerle vermek her zaman daha sinematografik duracaktır. Bu kesinlikle bir tercih meselesidir fakat videoda ışık ve renk kaybı daha belirgin olacağı için sabit objektiflerin renge olan düşkünlüğünü de unutmamak gerekir. Belirli beyonetlerle uzun yıllardır kullanılan sinema objektiflerini de kullanmanız mümkün.
 


 

Carl Zeiss”in birçok DSLR için özel sinema objektifleri çıkarttığını da belirtmek gerekir. Dikkat edilmesi gereken nokta ise şudur; fotoğraf makinesi objektiflerinin netlik halkaları, video kameralara göre daha gürültülü ve sürtünme katsayıları ise daha yüksektir. çekim esnasında mezopanla ilgili çalışmalar yapmaya kalktığınızda, netlik halkasının çevirme sesini DSLRniz afiyetle kaydedecektir. Canon”un L serisi objektiflerinde ve sinema objektiflerinde bu durumun bir sorun haline geldiği söylenemez.

Objektiflere takılan netlik modülü ya da follow focus, yanal olarak mesafeli net takibini daha kolay bir hale getirecektir. Ancak ses kaydını harici olarak yapmanız, videonuzda netlik halkasının sesini önemsizleştirme konusunda size yardımcı olacaktır. Fotoğraf çekerken yapılan netlemelerde, otomatik netlik dışında ekran üzerinden göz kararı netlemek en fazla tercih edilen uygulamadır. Fakat film çekerken kayıt esnasında netinizi göz kararı bir konudan başka bir konuya taşıdığınızda(mezopan) üç aşamalı netlik arama hatası beliriyor: Birincisi netlenecek konu, net olmaya başlar ve net gözükür. Sonra netliği kısa süreliğine kaybolur. Son olarak tekrardan net hali bulunur ve işlem tamamlanır. Bu durumun sebebi netlik halkasını çevirmeye başladığımızda, dairesel olarak katettiğimiz netlik arama sürecindeki deneme yanılma çabası. Mezopan yaparken netliği göz kararıyla arama çabasını seyirciyi de dahil etmek istemiyorsanız, netlenecek iki konunun da daha önceden mesafesi ölçülmeli ve objektif üzerindeki metre cetvelinde noktaları belirlenmelidir. Bu sayede, net halkası döndürülürken duracağı nokta kesin olarak bilineceği için, neti yapan kişinin görüntüye dahi bakmasına gerek yoktur. Halkayı çevirirken dönüş hızını istikrarlı bir şekilde belirlemeniz ve uygulamanız da sinematografik olarak daha estetik duracaktır.

 

Işık kuralları ve beyaz ayarı
DSLR ile video çekerken dikkat edilmesi gereken ışık kurallarının başında yapaya fazla kaçmamak geliyor. Lambader, abajur, mum ışığı gibi ışık kaynaklarından maksimum yararlanmak ve kadraj içi ışık kaynağımantalitesini ortaya koymak, günümüz profesyonel sinematograflarıntercihleri arasında. Loş ortamlarda yüksek diyafram açıklıkları kullanıldığından netliğe çok önem verilmesi, dijital zum yaparak görüntünün büyütülüp netin ekrandan kontrol edilmesi ve hareketli net takiplerinde prova yapılması, oluşabilecek netlik hatalarını minimumda tutacak seviyeye taşır.

Birçok yönetmen, düşük net alan derinliğine olan sevdasını tatmin etmek için, gün ışığında ve yüksek ışıklarda yapılan açık diyaframlı çekimlerde, ND filtre kullanmaktadır. Ya da shutterı aynı oranda hızlandırmaktadır. Yıllardır büyük fakat optik olarak başarısız video kameraların intikamını almak için her sahnede düşük net alan derinliğini kullananların sayısı ilerleyen yıllarda normale dönebilir. Filtre demişken objektifinizi korumak ve UV ışınlarından etkilenmemek için kullandığınız UV filtrenizi gece çekimlerinde ve yapay ışığın olduğu her yerde çıkarmanızda fayda var.
 


 
Beyaz ayarı, fotoğrafçılıkta iyi bildiğimiz bir konu fakat çekeceğimiz filmlerdeki sahnelerin, planlar arası beyaz ayarı devamlılığına da dikkat etmemiz gerek. Bunun için çekim yapılacak sahnenin beyaz ayarı manuel şekilde alınmalı ve sahnenin bütün planlarında bu beyaz ayarıyla devam edilmelidir. Eğer beyaz ayarı yapacak beyaz bir kâğıdınız yoksa hazır şablonlu beyaz ayarları da sahneyi kurtaracak düzeyde tercihler olacaktır. Ama beyaz ayarını otomatikte bırakırsanız, aynı mekândaki birçok kaydedilen görüntü farklı renk ve değerlerde gözükecektir.

 

DSLR”da piller
Pil konusunda fotoğraf makineleri biraz insaflı. çünkü pilleri, sensörleri ısıttıkları kadar hızlı tüketmiyorlar. Alınması gereken en büyük önlem, birden fazla pile sahip olmak ve bir pil bittiğinde onu sarj ederken, diğeriyle çalışmaya devam etmektir.

DSLR ile kayıt yaparken Tripod ve Jimmyjip
Kadrajınızın kımıldamasını sevmeyenlerdenseniz, fotoğraf makinenizin üçayağı tam size göre. Fakat tripod üzerinde DSLRnizi sağa ve sola çevirmek (pan hareketi), veya yukarı aşağı hareket ettirmek (tilt hareketi) istiyorsanız, hidrolik kafalı bir video tripota ihtiyacınız var demektir. Eğer hareketli ve sarsıntısız çekimler yapmak istiyorsanız, DSLRler için üretilmiş steadicamlerden birine sahip olmanız gerek. (Fakat bu ekipmanı kullanmak oldukça zahmetlidir ve uzmanlaşılması gereken ekipmanların başında gelir.) Jimmyjip denilen ve görüntüsü bir vinci andıran, görüntüde uçma etkisi yaratan bu aleti DSLRnizde kullanmak
istiyorsanız, belirli aparatlarla bu da mümkün. Fotoğrafçılıkta alıştığımız dik kadraj, ne yazık ki sinemada kullanılmıyor. Kameranızla dik bir şekilde video kaydı aldığınızda, yine yatay bir düzlemde seyredilebilir oluyor. Sinema tarihinde bu tür çekimlere
 


 

Hafıza kartları
32 GBlık bir CF karta yaklaşık 100 dakikalık 1080P görüntü kaydedebilirsiniz. Fakat kartın bozulması, kaybolması, yanlışlıkla formata uğraması çektiğiniz onca görüntünün yok olacağı anlamına gelir. Ama 8 GBlık 4 adet CF karta çektiğiniz görüntüleri güvenli muhafaza ettiğinizde riskinizi 4 kat azaltıyorsunuz demektir. Kaybolan 25 dakika mı daha üzücü yoksa 100 dakika mı?

Fotoğrafa nazaran video çekimlerin geri dönüşü daha zahmetli olduğu için bu oran hayat kurtarıcı bir seviyede olabiliyor.

Ferhat Verdi, Eray Dinç
www.eraydinc.com

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here