Ana sayfa Sektörden “Doğum fotoğrafı çekmek için etik kuralları bilmek şart”

“Doğum fotoğrafı çekmek için etik kuralları bilmek şart”

67
0

Uzun yıllar sağlık sektöründe deneyim kazanmış bir fotoğrafçı ile doğum fotoğrafçılığı üzerine konuştuk

Türkiye”de popülerlik kazanmaya başlayan yeni bir dal da doğum fotoğrafçılığı. Yurtdışında uzun süredir çekilen doğum fotoğrafları, Türkiye”de yeni doğan çocuklarının anılarını ölümsüzleştirmek isteyen pek çok aile tarafından talep edilir oldu. Bu konuda çalışan pek çok kişi arasından sıyrılarak başarılı doğum fotoğrafları çeken, bu olayın ticari yönünden çok duygusal yönü ile ilgilenen bir fotoğrafçı olan Nazan Uluçay ile doğum fotoğrafçılığı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Fototeknik: Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Fotoğrafa ilginiz ne zaman, nasıl başladı?
Nazan Uluçay: 1974 ‹stanbul doğumluyum. çok küçük yaşlardan itibaren güzel sanatlara hep bir ilgim vardı; matematik ya da fotoğraf üzerine uzmanlaşmak istiyordum. Araştırmayı hep sevmişimdir. Ortaokuldan itibaren, ağabeyimin okulda gördüğü teknik resim derslerini evde takip ederek nasıl yaptığını öğrenmeye çalışırdım. üniversite sınavı için tercih yaparken, fizik ve çizimle ilgili olduğu belirtildiği için radyoloji bölümünü yazdım. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Radyoloji bölümünü kazandım ve çok severek okudum. Radyoloji okurken güzel sanatlar dersi de gördük. Okul bittiği zaman tüm çalışma hayatım boyunca kendime örnek aldığım çok iyi bir çocuk radyoloğu olan Dr. Alev Kadıoğlu ile çalıştım. Onunla çalışmaya başladıktan sonra hasta olup gülmeyi başarabilen çocukları gördüm, onların kemiklerini, dokularını görüntüledim. Hep bir görüntüleme teması içinde 5 sene kadar çalıştım. Daha sonra bu alan bana yetmedi, daha iyi neler yapabilirim diye düşünerek bir MR merkezinde çalışmaya başladım. Ama isteğim hep insanları, duygularını görüntülemekti. 1999 yılında fotoğrafçı olan eşim Bülent Uluçay”ın yardımıyla fotoğraf üzerine bilmediğim konuları öğrenerek onun mesleğine doğru kaymaya başladım.
 

FT: Peki doğum fotoğrafçılığı nasıl başladı?

NU: özellikle çocukların güzel anlarını görüntüleyebilme isteği radyoloji okuduğum dönemden geliyor. Fakat doğum fotoğrafına olan ilgim, ilk kızımı dünyaya getirirken eşimin elinde kamera ile beni ve kızımızı görüntülemesi ile başladı. Doğum fotoğrafı çekmek için kesinlikle işin etiğini ve kurallarını bilmek gerekiyor. Bu konuya ilgi duyduğumda çeşitli araştırmalar yaptım ve işin elinize fotoğraf makinesini alıp doğumda bebeği iki-üç kare görüntüleyip kişilere sunmak değil, olması gerektiği gibi kuralına uygun yapılması gerektiğini, yurtdışında bu şekilde yapıldığını öğrendim.
 

 
Bu işi bizde de hem kuralına uygun olarak yapan, hem de ticaret amaçlı yapan pek çok kişi olduğunu gördüm. Ben kuralına uygun olarak yapmayı ve sadece bebeği değil, anne ve yakınların duygularını, tavırlarını, yüz ifadelerini de görüntülemeyi seçtim. Yaklaşık bir yıldır doğum fotoğrafçılığı ile profesyonel olarak uğraşıyorum. Bu konuyla ilgili çalışmalarımı www.nazanerden.com sitesinde bulabilirsiniz.

 

 

FT: Doğum fotoğrafı zor bir alan, doğuma girerek fotoğraf çekmek isteyenler hastanelerde bürokratik engellerle karşılaşılıyor mu?
NU: Her meslekte çalışan kişiler işlerini yaparken yanlarında iş alanı dışında başka bir insanın olmasından hoşnut olmaz. Bu özellikle sağlık sektöründe böyledir. Aynı şekilde stüdyoda gelin-damat fotoğrafı çekerken yanımızda fotoğrafladığımız çift dışında kişiler olduğunda biler de rahat hareket edemeyiz. Ameliyathane ortamında da bu şekilde, ama orada özellikle fotoğrafçıya çok iş düşüyor. Flaş ışığının kullanılmaması gerekiyor, steril olmanız gerekiyor, nerde durmanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Bu konuda hastanelerle bazı sorunlar yaşıyoruz elbette. özellikle kişiler sizi tanımıyorlarsa, güven duymuyorlar.
 
 
çünkü doğum sonuçta riski de olan, geri alınamayacak bir olay, komplikasyona açık, müdahale gerektirebilen bir durum. Bu konuda sağlıkçı olmanın çok büyük avantajları var. Sağlık kökenli olmayan birinin bu alanda çalışması kesinlikler çok zor. çünkü işin etiğini, sterilazasyonu, nerede nasıl davranacağınızı, olayların akışını bilmeniz lazım. Eğer sağlıkçı olmasaydım bu işi yapmam mümkün olmayabilirdi.
 

 

 

FT: Peki çocuğunuz olmasaydı?
NU:
O zaman da çok zor olurdu. Kesinlikle çok fedakarlık isteyen bir konu, fotoğrafçılığın da en zor kollarından birisi olduğunu düşünüyorum. Olayın ve ışığın farklılığı işi daha da zorlaştırıyor. Işığı, yönünü, olayların akışını iyi bilmeniz gerekiyor. Geri dönüşü olmayan bir an fotoğrafı çekiyorsunuz, doktora “Hay Allah, çekemedim, bir daha çekebilir miyim?” diyebileceğiniz bir konu değil. Sağlık sektöründe çalışmış bir anne olarak gidişatı bildiğim için ben bu tarz bir sorun hiç yaşamadım.

FT: Annelerin stresi sizi nasıl etkiliyor?

NU: Ben en iyi kareleri yakalayabilmek adına her anneyi doğum öncesinde tanımaya çalışıyorum, onunla uzun vakitler geçiriyorum. En son fotoğrafını çektiğim anneyle birlikte 8 saat sancı çektim. Ama bunun sonucunda annenin bebeği eline ilk aldığı zamanki mutluluğu ve bebeğin hikayesini yansıtan en güzel kareleri yakalayabilmek haz verici. Bazen düğün fotoğraflarını çektiğim çiftlerin doğum fotoğraflarını da çekiyorum ve doğum fotoğrafları ile birlikte hikayelerini tamamlayan müzikli bir VCD de hediye ediyorum. Doğum fotoğrafçılığını aile fotoğrafçılığına dönüştürmek ve bu işi tüm profesyonelliği ile yapmak için tüm gayretimi gösteriyorum.

FT: Doğum fotoğrafçılığına olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz?
NU: Türkiye”de her yeni şeye önce çok büyük ilgi olur ve o alanda bir kıpırtı varsa, o meslekle ilgisi olmayan kişiler dahi işin içine girer. Doğum fotoğrafçılığı da böyle. Fakat her meslekte iyiler her zaman öne çıkar. Ben iyi doğum fotoğrafçılarının da bu şekilde öne çıkacağını düşünüyorum.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here