Ana sayfa Makale Doğadaki Yakın

Doğadaki Yakın

0

Yaklaşan bir form sanki kendini fısıldar bize. Neden en önemli sırları bir insan dostuna alçak sesle yaklaşarak söyler? Yakın neden daha önemli vurguları içinde barındırır. Normal yaşamımızda neden uzaktan sevmeyiz, neden yaklaşarak konuşur, şakalaşırız?
 

Yakın önemlidir. Yakınlaşmak anlaşmaktır, mutabakattır, güvendir. Fotoğraf üretirken de kadrajımızda her ne varsa ilk aklımıza gelen uzak olmamaktır. Elbette makro fotoğraf tadında her karede fotoğrafladığımız objeye çok yaklaşmak mümkün olmaz. Ancak kadrajımız her nasıl kurgulanırsa kurgulansın, herhalde aklımızda olan ilk temel düşünce en azından uzak olmamaktır.

Doğa fotoğrafı çok karmaşık bir fonda oluşur. Ormanların içinde, çalıların arasında, su kenarlarında, ağaç gövdelerinin üzerinde, çiçek tarlalarında. Bir fotoğraf sevdalısı olarak bu karmakarışık ortamın içinde fark ettiğiniz güzel detayları, harika renkleri, inanılmaz formları fotoğraf karenizde doğru bir kadraj kurgusu içinde saklamak istersiniz. Bunun için uyulması gereken bazı önemli kurallar vardır.

Bu yazımda doğada yakın çekim fotoğraflar üretirken nelere dikkat etmemiz gerektiği hakkında sizlerle bazı önemli ipuçlarını paylaşmaya gayret edeceğim.
 

çekim teknikleri
 
1) Objektif seçimi: İlk kez bir doğa fotoğrafı gezisine katıldığımda, yanımda bir dağ çiğdemini fotoğraflamak için yere yatıp sehpasını kuran arkadaşımın makro objektifinin etkisini görmüştüm. Benim makinemde bulunan bir zoom objektif ile kesinlikle yaklaşamayacağım mesafeye kadar girmiş ve o küçüçük dağ çiğdeminin kadrajında oldukça büyük bir yer kaplamasını sağlamıştı. O an makinemi ve objektifimi çantama kaldırmış ve gezi boyunca bir daha fotoğraf çekmemiştim; ta ki bir sonraki doğa fotoğrafı gezisinden evvel bir makro objektif satın alana kadar…

İki tür makro objektif vardır. Birinci tür makro objektifler, aslında bildiğimiz zoom objektiflere makro özelliğinin eklenmesi ile üretilirler (Makro fonksiyonu olan 75-300 mm objektif gibi). Ancak bu objektifler bire bir büyütmeyi sağlayamazlar.

Diğer tür makro objektifler ise sabit odaklı gerçek makro objektifler olarak üretilirler ki, asıl yakın çekimin keyfine bu objektiflerle ulaşılabilir (50mm macro, 100 mm macro gibi). Eğer doğada makro keyfini sürmek istiyorsanız, sabit odaklı bir gerçek makro objektifi şiddetle tavsiye ederim.

 

2) Ara Halkalar: “Uzatma tüpü” (Extension Tube) olarak da bilinen, fotoğraf makinesi ile objektif arasına takılan bu halkalar optik merkez ile algılayıcı arasındaki mesafeyi açtığı için fotoğrafını çektiğimiz objeyi daha yakından netleyebilmemizi sağlarlar. Böylece daha yakın mesafeden fotoğraf çekebiliriz. Bu da sonuç itibariyle fotoğrafladığımız objenin kadrajda daha fazla yer kaplamasına neden olur. Bu halkaların içinde optik bir malzeme olmadığı için fiyatları da yüksek değildir. Ayrıca bu halkaları gerek normal objektiflerle gerekse macro objektiflerle kullanabiliriz. Ancak unutmamalıyız ki, her marka için farklı ara halkalar satılır. Yanlış bir aparat satın almayın; kendi makinenizin bayonetine uygun ara halkalar satın almanız gerekir.
 
doğa çekimleri
 
3) Halka Flaş: Doğada makro çekim yaparken elbette güneş ışığını ana ışık kaynağı olarak kullanırız. Ancak bazı durumlarda, kuytularda, az ışıklı alanlarda ekstra bir flaş ışığına ihtiyaç duyabiliriz. Bu tür durumlar için objektif etrafında kullanılan halka flaşlar (Ring Flash) çok etkileyici çekimler yapabilmemizi sağlar.

4) Yansıtıcı: Doğrudan gün ışığı düşmeyen alanlarda çok özel formlarla karşılaşabilirsiniz. Eğer yakınlarında bir alana ışık düşüyorsa bu ışığı fotoğrafladığımız objenin üzerine taşımamıza yardım eden bir yansıtıcı (reflektör) farklı karelere ulaşmamıza fayda sağlayacaktır.

 

5) Tripod: Makro objektiften bahsediyorsak, konuya çok yaklaşıyoruz demektir. Bu da alan derinliğinin kendiliğinden kısıtlanması anlamına gelir. Yani sınırlı olan net alanı biraz arttırmak için kısık diyafram değerlerini kullanmamız gerekir. Kısık diyafram ise uzun pozlama süresi anlamına gelir. Bu da çoğu zaman bizi elde fotoğraf üretilebilecek enstantane değerlerinden uzaklaştırır. Bu nedenle iyi bir makro fotoğraf üretebilmek için sağlam bir tripoda (üçayak) şiddetle ihtiyaç duyarız.
 
hakan hatay
 
6) Kablo Deklanşör: Fotoğrafı çekerken makinenin titremesinin önüne geçebilmek, daha keskin kareleri çekebilmek için adeta başlangıç noktasıdır. Böyle durumlarda bir kablo deklanşörünüz varsa, inanın bana hayat sizin için çok daha kolay olacaktır. Kablo deklanşörün olmadığı durumlarda, ayna kilitlemek (mirror lock-up) ve/veya geciktirmeli çekim (self timer) genelde başvurulan alternatif çözümlerdirler. Elbette eğer fotoğraf makineniz destekliyorsa, bir uzaktan kumanda kullanarak da titreşimsiz fotoğraflar çekebilirsiniz.

Doğada yakın çekim, stüdyo ortamındaki yakın çekimden her zaman çok daha zordur. Pek çok koşul sizin kontrolünüz altında değildir. Etraf ıslaktır, hava soğuktur, kaygan zemin nedeniyle her an düşme tehlikesi ile karşı karşıyasınızdır. Ayrıca bir başka önemli faktör elbette rüzgârdır. Rüzgâr çoğu zaman fotoğrafını çekmeye çalıştığınız objenin haraketine neden olur ki, sanırım kontrolü en zor durum budur. Kısacası, doğada yakın çekim bir “mücadele”dir. Doğanın özünde olan bu mücadeleyi kazanabilmeniz için ilk koşul donanımlı olmak, ikincisi ise tecrübe kazanmaktır. Bu da sık sık doğaya fotoğrafa gitmekle sağlanabilir. Elbette ekipmanınız çok önemlidir ama tecrübe ve bilgi ile ekipmanınızı birleştirmeden iyi sonuçlar elde edebilmek neredeyse imkânsızdır.

Doğadaki fotoğraf mücadelesini kazanmanız dileğiyle…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here