Ana sayfa İnternet Disleksik görsel algı ve sorgulamalar

Disleksik görsel algı ve sorgulamalar

0

“”… Ardından, Zelter”in evinde Berlin”in entelektüel elitlerini biraraya getiren görkemli bir akşam yemeği verilmiştir. Frau Derrient, bu yemekte Mendelssohn”un kulağına şu sözleri fısıldamıştır: “Yanımda oturan bu sersem de kim?” Mendelssohn ise ona ağzını peçetesiyle gizleyerek şöyle yanıt vermiştir: “Yanınızda oturan sersem büyük filozof Friedrich Hegel”dir…”” J. S. Bach (Kilise Orgunun Genetiği”nden)
 

Altmış gün sonunda kaybolan mürekkeple basılmış kitap projesiyle, merkezi Arjantin”de bulunan Eterna Cadencia adlı yayınevi dikkat çekici bir seriye imza attı: El Libro que No Puede Esperar. “Bekleyemeyen Kitaplar” şeklinde dilimize çevrilebilen bu serideki kitapların tümü, kitabın açıldığı andan başlayarak yaklaşık iki ay sonra kaybolan mürekkeple basıldı.
 

Mürekkebi özel üretilen serigrafik kitap, hava geçirmeyen bir ambalaj ile içinde okuyucusuna ulaşıyor. Paketi açıldığı anda havayla temas eden özel mürekkep tepki veriyor ve sonucunda da iki ay sonra kitapta bulunan tüm yazılar silinmiş oluyor. E-kitap ile birlikte başlayan klasik yayıncılık bitiyor mu tartışmasına ivme katmayı amaçlayan yayınevi, aynı zamanda benim gibi kullanıcıları satın almış oldukları kitabı ertelemeden, hemen okumaya sevk ediyor.
 

Acaba bu iş yapma şekli, aynen sunduğu ürün gibi kısa ömürlü mü olacak, yoksa daha uzun zaman devam ettirilebilir bir dinamiğe sahip olabilecek mi? Haber, tadımlık… Gerisi için sitesi: www.eternacadencia.com
 

Diğer haberim ise, disleksik okuyucular için yeni fontların tasarlandığı bilgisi.
 

 

Son zamanlarda mürekkep tasarrufu yapmayı sağlayan, bazen mimik yansıtan, bazen ise sadece çizgilerden oluşturulan yazı biçimleri olmak üzere çoğu ilginç fontların geliştirilmesine şahit olduk. Şu ana kadar hiç el atılmayan konu ise disleksik insanlara özel olarak hazırlanan yazı idi. Hollanda”da bulunan Studio Studio isimli tasarım şirketi, disleksikler tarafından kolayca ve hatasız okunabilen çok özel bir yazı tipi çizdi.
 

Disleksiklerin harfleri çevirme ve karıştırma eğilimlerini göz önünde bulunduran “Dyslexie” fontu, bu tip zorlayıcı sorunların ortaya çıkmasına engel oluyor artık. Kalın çizgilerle harflerin alt kısmı daha belirgin gösterilerek, doğru yönlerinin kolaylıkla algılanması sağlanıyor. İki harf arasındaki açıklık, uzatmalar ve yatıklık durumları, farklılaşarak ayrışmalarını kolaylaştırılıyor. Büyük harfler ve noktalamalar ise, kalın hazırlanarak cümlelerin başını ve sonunu daha belirgin hale getirmiş oluyor. Disleksikler, bir şeyin nerede başlayıp bittiğinin bilgisine, hepimizden fazla ihtiyaç duyarlar. Dyslexie harfleriyle birlikte espas ve sayfa düzeninde yapılan bazı iyileştirmelerin, kişiye daha rahat bir okuma süreci sağladığı da StudioStudio tarafından belirtilmiş.
 

Estetik kaygıyla “güzel” olanı yaratma amaçlı tasarımlarda, kimi zaman tasarımın büyüsünün disleksi gibi zorlayıcı halleri engellemedeki rolü gözardı edilebiliyor. Font tasarlarken temel mevzu, “tasarım alanında üreten biri olarak diğerlerine yardımcı olabilir miyim, peki nasıl” olmalı. Bu da haberin zeytinyağlısı idi, o da tadımlık. Devamı için sitesi: www.studiostudio.nl/project-dyslexie
 

 

İşbu yazı, mürekkep dostu bir metin olma yolunda ilerlerken, harfler üzerimize düşünce kirlenmenin pek de güzel olduğunu fark ederek aniden çark edip “işkoliklik”e doğru yol almaktadır.

İşkoliklik tanımında, işinin ötesinde hiçbir kimliğe sahip olmayan kişilik ifadesi geçer. Yaşam, yaptığımız işlerden çok daha fazlası aslında. Büyütüp geliştirdiğimiz ilişkiler bütünü. çevremizde oluşturduğumuz sosyal etki… Deneyimlediğimiz gelişimler ve öğrenmeler silsilesi… Doğamızdan, hatta genlerimizden ötürü yaratıcı olduğumuz söylenebilir. Pratik olan zeka, yaratıcılığa denk gelebilir. Zekamız kendini pek çok şekilde belli eder. Sıradaki soruyu tahmin etmek o kadar da zor değildir: “Size ait bir işkolik tanımı yapılacak olsa, hangisi sizi yansıtırdı? Tutkulu bir biçimde yaşayan biri mi, yoksa kaygı ve belirsizlik içinde yaşayan biri mi?”
 

Bence gerçek girişimci kendine ait değerlere, tutkulara ve işine tümden uyum sağlamış olan kişidir.
 

İşkolik biriyle girişimci biri arasındaki farklılığın kolayca gözlenebileceği söylenemez. Sadece kişinin kendisi buna erebilir. Gerçeği reddetmek ve deneyimle sabit davranışları sürdürmek, “kendince bir mantığa oturtma ihtiyacı”nı karşılar kişinin. Yaşantıyla sabit olan, rahattır. Gerçeğin kabulü, değişimi gerektirir ve en önemlisi değişim, rahatsızlık verir.
 

 

Pek çokları, dışarıda olan değişimi zevkle kabul eder. Kendilerini değişiklik yapabilmeye yeterli görür. Bunun için hayli hazır ve açık olduğunu düşünür. Maalesef ki, insanın kendi öz dünyasıyla ilişkilerinin büyük bir kısmı, korkulara dayanır. Bütün gelişimci kaynaklar böyle söylüyor. Değişmek zor zanaat.
 

Şükür ki, gerçek girişimcinin etrafında olup biteni sezebilme yetisi mevcuttur. Bu yetenek, girişimcileri öngörü sahibi gayretkeşler yapar. Dengesi iyi kurulmuş bir yaşam, bir projeye harcanan sıkı bir çalışmadan daha çok güç verir. Buna erince, seçim yapmak daha kolay hale gelir.
 

Düşünelim, terazisi sağlam bir hayat yaratmak, aynı işi seksen saatlik uğraş yerine elli saatte üretmeyi sağlayacak ise, hangisi seçilirdi? Halihazırda olan mı?
 

Girişimcilerin zorlandığı bir başka nokta, “hayır” ve “yeter”in zamanlamasını öğrenmektir. Hayatı deneyimlemek, en büyük servettir. İhmale mahal, fakirlik getirir.
 

Gerek var mı? Bence yok.
 

Hoşça kalın.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here