Ana sayfa Makale Dış mekanda yardımcı flaş ışığı ile çekimler

Dış mekanda yardımcı flaş ışığı ile çekimler

0

Fotoğraf çekerken ne kadar güçlü ve kaliteli ışık kullanabilirsek, teknik anlamda o denli başarılı fotoğraflar elde edebiliriz.
 

Hiç bir film setinde bulundunuz mu bilmiyorum? Eğer bulunduysanız en çok yer kaplayan malzemenin ışık ve aydınlatma ekipmanları olduğunu, muhtemelen en çok bu aydınlatma sistemlerinin kurulması, ayarlanması ve yönetmenin isteğine göre aydınlatma sağlanması için zaman harcandığına şahit olmuşsunuzdur.
Birkaç dakikalık, hatta birkaç saniyelik rollerini çekebilmek için saatlerce ışık sistemlerinin ayarlanmasını bekleyen pek çok ünlü oyuncu vardır. Film seti “bekleyişin başkenti”dir. En çok da ışığı bekleyişin.

Elbette biz amatör fotoğraf severler, bu denli büyük, pahalı ve kompleks ışık sistemleri ile fotoğraf çekmeye gidemeyiz. Genelde dış mekanda çekim yaparken gün ışığını doğru kullanmaya gayret eder, zorda kaldığımız durumlarda da en fazla makinemizin üzerindeki küçük flaşı dolgu olarak kullanmaya çalışırız.
Bu noktada en azından zor ışık koşulları için fotoğraf çantanızda bir de ekstra flaşınız (kafa flaşı, external flaş gibi tabirler ile anılır) varsa, çalışmayı düşündüğünüz konunun az ışık koşullarında daha aydınlık fotoğraflarını çekebilmeniz olasıdır. Bu sistemi ister doğada makro çekimlerde (mesela bir ring flaş ile) kullanın isterseniz mimari gece çekimlerinde.

Geçtiğimiz ramazan ayında İstanbul”un değişik camilerinde mahyaların fotoğraflarını çalışırken, ben de bu kafa flaşı tekniğinden yararlandım.
Nasıl yaptım, nelere dikkat ettim, sonuçlar nasıl oldu konusunda sizlerle tecrübelerimi paylaşmak isterim. Gelin isterseniz fotolar üzerinden konuşalım:

Fotoğraf 1: üsküdar”daki Yeni Valide Camii”nin avlusunda şadırvanı da içine alan bir Mahya fotoğrafı çalıştığımızı düşünelim. Normalde ne yapmalıyız? Tam iftar vakti avluda tripodumuz üzerinde makinemizi ayarlamış olarak bulunmalı, mahya iftar ile birlikte yanar yanmaz, alacakaranlık mavisini kaçırmadan fotoğrafı çekmeliyiz. Bu fotoğrafı çalışırken de  aynen böyle yaptım. Tripodumu elimden geldiğince caminin tam ağırlık merkezine, tam ortadan görebileceğim noktaya kurmaya çalıştım. Ve mahyanın yanması ile birlikte bu kareyi çektim. Sorun nedir? Gökyüzü doğru renkte, hala alacakaranlık mavisi hüküm sürüyor, mahya ve minareler doğru pozlanmış. Tek sorun caminin avlusunda yeterince ışık yok. Bu nedenle şadırvan fotoğraf 1″de gördüğünüz üzere karanlıkta kalıyor.

 

 

Fotoğraf 2 : Oysa ben fondaki pozlanmadan ve görüntüden memnunum ancak fotoğraf1″de gördüğünüz üzere ortamdaki ışıklandırma  şadırvanın bana bakan yüzünü yeterince aydınlatmıyor, bu nedenle kadrajın önü karanlıkta kalıyor. çok basit bir yönteme başvuruyorum: Elbette bir film seti ekibine sahip değilim, istediğim büyük aydınlatmaları yanımda getiremem. Ne yapabilirim? En ucuz ve hafif seçim, fotoğraf çantamda taşıdığım 550EX kafa flaşım. Tabii yeterince verimli kullanabilmek adına kafa flaşımı makineme takarak sadece tek açıdan ışık vermesini sağlamaya çalışmak yerine, diyaframı biraz kısarak daha uzun pozlamaya imkan sağlıyor, elimdeki kablo deklanşör ile deklanşöre bastığım anda en azından 2 kez elimdeki flaşı hemen önümdeki karanlıkta yer alan şadırvana yönlendirerek onun da aydınlık olmasını sağlıyorum İşte sonuç fotoğraf 2. Ne dersiniz? Daha iyi bir anlatım değil mi? Fondaki görüntü caminin üzerindeki aydınlatma ve gökyüzündeki alacakaranlık mavisi ile oluşurken, karanlıktaki şadırvan benim elimde 2 kez patlatabildiğim kafa flaşı ile bu şekilde oluşuyor.

 

 

Fotoğraf 3: Daha yakın plan bir çekim. ?adırvanın üst kısmı, fonda Valide Camii ve üstünde mahya. Ancak yine şadırvan yeterince aydınlanmamış. üzerine düşen ışık çok az.
 

 

 

Fotoğraf 4: Oysa kadraj aynı, makine tripod üzerinde, bir elimde kablo deklanşör diğer elimde hızla şarj olabilen yeni dolmuş piller ile çalışan EX550. Deklanşöre basıyorum, perde açılıyor, f:11 seçtiğim için enstantane yaklaşık bir saniye. Bu da bana en az 2 kez elimdeki flaşı şadırvanın üzerine çakma imkanı sağlıyor.
 

 

 

 

Fotoğraf 5: Gelin bir de aynı anda zoom halkası haraketi yapalım. Ancak bu kez biraz daha fazla zamana ihtiyacım var, deklanşöre basacağım ve zoom halkasını çevireceğim. Bu nedenle bu kez f:22 seçiyorum, bu da bana t:2″ sağlıyor. Yine ilk örneğimizde kafa flaşı yok. Sadece ortam aydınlatması var. Sorun nedir? ?adırvanın üzerindeki karanlık alan. Adeta kara delik gibi problem oluyor. Kadrajın diğer tüm yüzeyi yeterince ışık alırken , bu alan gölgede ve kadrajın bütünlüğüne de zarar veriyor.

 

 

Fotoğraf 6: Bu kez işim çok daha zor. Kablo deklanşöre basacağım, zoom halkasını çevireceğim ve ardından hemen en az 2 kez elimdeki kafa flaşı ile şadırvanı aydınlatacağım. Tek başına bundan iyisini yapmak oldukça zor sanırım.

 

 

Fotoğraf 7: Son örneğimiz Maltepe Merkez Cumhuriyet Camii”nden. Bu caminin ve avlusundaki şadırvanın bir sorunu var. Her ikisinin merkezi de aynı doğru üzerinde değil. Mimari olarak eski ustaların özen gösterdiği tam merkezde çakışma prensinbine maalesef yeni nesil mimarlar sanırım özen göstermemişler. Caminin tam merkezinde dursam şadırvan yanda kalıyor. Bu nedenle ben açıkçası Yeni Valide Camii”nde bir çırpıda bulabildiğim merkez noktayı Maltepe”de yeni inşa edilmiş camiide bulamadım. Bu nedenle kadraj da istediğim gibi olamadı maalesef. Zaten dikkatli baktığınızda tam simetrinin oluşmadığını, bir sorun olduğunu hemen anlıyorsunuz. Neyse, yine gördüğümüz üzere bize yakın olan şadırvan yeterince ışık almıyor ve karanlıkta kalıyor.

 

 

Fotoğraf 8: Oysa yine diyaframı biraz kısarak uzun pozlama sağlıyor, elimdeki kafa flaşımla öndeki şadırvanı da rahatlıkta anlaşılabilir bir şekilde fotoğraflamak için ışıkla boyuyorum. Tabii bu arada biraz zaman geçiyor, ve gördüğünüz üzere alacakaranlık mavisini kaybediyor ve gökyüzünü siyaha teslim ediyorum.

Sonuç olarak kısa bir özet yaparsak, gün ışığı ile fotoğraf çekerken sadece doğru ışığa değil aynı zamanda lezzetli ışığa da önem vermeliyiz. Gün boyunca ışık sabah ve akşam saatlerinde eğik açıyla yumuşayarak bizlere ulaştığı için fotografik açıdan bizlere güzel imkanlar sunar. Fotoğraflamayı düşündüğümüz durağan kareler varsa bu saatleri özellikle tercih etmeliyiz.

Aynı şekilde az ışık fotoğrafları da tamamen karanlık olan saatler yerine alacakaranlık mavisi saatlerinde üretilebildiğinde çok daha keyifli kareler olarak arşivlerimizde yer alırlar. 

Son olarak mevsimsel düşündüğümüzde ise;  sonbahar ve ilkbahar ayları nispeten güneşin ara sıra bizlere gülümsediği ve göreceli olarak eğik geldiği aylardır. Bu nedenle sonbahar ve ilkbahar ayları her zaman lezzetli ışık saatleri açısından yaz aylarından çok daha verimlidirler. Kış aylarında ise güneşi yakalayabilmek herhalde en önemli mucizelerden birisi olacaktır. Hele bu ayların getirdiği hava kirliliği ve sis pustan uzak pırıl pırıl aydınlık günlere denk gelirseniz, her şeyi bir kenara bırakıp fotoğrafa gidin derim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here