Ana sayfa İnternet Dilimizden anlayan profesyonel: Olympus E3

Dilimizden anlayan profesyonel: Olympus E3

0

Her an, her yerde, her koşulda yanınızdanayıramayacağınız bir yol arkadaşı

Son birkaç yılda dijital fotoğrafın hayatımızın orta yerine nasıl oturduğunun farkına varmaya fırsatımız olmamışken, firmalar yeni ürünler piyasaya sürerek ne olduğunu anlamadığımız bir girdabın içine soktular bizi. Artık neredeyse her ay yeni bir makinenin piyasaya sürüldüğünü duyuyoruz. Piyasada rekabet çok sıkı olduğu için teknolojinin bir adım dahi gerisinde olsa firmalar sıkıntı yaşıyorlar.

Bu gelişim; fotoğrafçılığa veya daha doğrusu bir sanat dalı olarak fotoğrafa olan ilginin artmasına da sebep oldu ister istemez. Amatörlük ve profesyonellik arasındaki çizgi giderek daralıyor artık. Böyle bir piyasada ortaya çıkan ürünleri sınıflandırmak o kadar zorlaştı ki. Artık üretici firmaların piyasaya sürdüğü makinelerin hemen hepsi tüketicilerin taleplerini karşılayabilecek seviyenin üstünde. Ama işin bir de başka bir boyutu var ki o da fotoğrafçılığın oldukça ileri bir aşamasında ortaya çıkıyor. Profesyonel bir fotoğrafçının makineden beklediği şey elbette bir amatörün beklentisinden çok daha fazladır. Fakat fotoğrafçılığın bu kadar yaygınlaşması, amatör de olsa taleplerini en üst seviyede tutan tüketicilerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu aralar piyasaya çok sayıda profesyonel olarak adlandırılan modelin çıkmış olması dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Olympus E-3 de işte bu modellerden biri…

Açıkçası Olympus E-3 test için elime gelene kadar benim için Olympus hala OM2 modeli ile vardı. Dinozor olduğumu düşünebilirsiniz ama her markanın efsaneleşen modelleri vardır. Olympus”un OM2″si işte böyle bir modeldir. OM2 hakkındaki fikirlerimizi sonraya saklayalım, zira elinizde tuttuğunuz dergi Photoline”ın 1976 Mart sayısı değil elbette…

2007 yılının Ekim ayında yurtdışında duyurulan, Kasım ayında ise Türkiye”de lansmanı yapılan  E-3″ün hitap ettiği profesyonelleri kesinlikle tatmin edecek bir makine olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Tabii burada şunu da ayrıca belirtmek gerekir ki profesyonelden kastım sadece stüdyosunda çekim yapan makineye gün yüzü göstermeyen fotoğrafçılar değil. E-3 yüzü biraz daha dışarıya dönük bir makine olarak üretilmiş. Nereden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri demeyin, birazdan makineden bahsetmeye başladığımda siz de sebebini anlayacaksınız…

Bu kadar lakırdıdan sonra merakınızı gidermeye yönelik çalışmalara başlamanın vakti geldi artık. Adet olduğu üzere makine incelemesini dışarıdan içeriye doğru yapacağız. Ben, makineyi elime ilk aldığımda bende bıraktığı izlenime çok önem veririm. çünkü benim fotoğrafçılıktan en büyük hazzı aldığım an deklanşöre bastığım andır. Bir makine bende dışarıya çıkıp fotoğraf çekme hissi uyandırıyor mu ona bakarım. Yerlerde sürünsem, kayalara turmansam benimle gelebilir mi diye düşünmeden edemiyorum. çok mu duygusal oldu? Ama bunlar fotoğrafçı için gerçekten önemlidir. E-3″ün bu hissiyatı fazlasıyla yaşatan bir makine olduğu konusunda sizi temin edebilirim. Gövde kaplamasının magnezyum alaşımlı olması makineyi biraz ağır bir malzeme haline getirmiş olsa da bu kaplamanın makineyi çok sağlam kıldığı bir gerçek. Bunun dışında makinenin suya ve toza da dayanıklı olması yukarıda bahsettiğim yüzünün dışarıya dönük olması mevzusuna iyi bir kanıt.
 

 

 

Elde duruşu ve kontroller
Olympus E-3, elinize yapışma ihtimali yüksek olan bir makine. Test süresince dışarıda olduğum vakitlerde makine sürekli elimdeydi ve sürekli bir çekim yapma isteği doğuruyordu. (Gerçi sürekli elde tutma sebebim makineyi sağlama alma isteğimden kaynaklanmış da olabilir, bilmiyorum) Makinenin arka yüzündeki tüm kontroller LCD ekranın sağ tarafına ve altına yerleştirilmiş. Bu biraz sıkışıklık hissi uyandırsa da bunun haklı bir sebebi var. O da LCD ekranın sol tarafa doğru açılması. Bunun ise ne kadar avantajlı olduğunu anlatamam. Bu avantajdan birazdan LCD ekran detayı vererek söz edeceğim, çünkü bence iki kelime ile geçiştirilecek bir mevzu değil. Her neyse, konuyu fazla dağıtmadan E-3″ün düğme ve kontrollerinden bahsedelim. E-3″te makineye hakimiyeti sağlayan tüm kontroller makinenin arka yüzüne ve üst tarafına yerleştirilmiş. Hatta diğer makinelerde makinenin ön yüzünde ve objektifin üzerinde görmeye alıştığımız AF/MF tuşu bile makinenin üst bölümünde yer alıyor…

Yeri gelmişken bu tuşlardan da bahsetmekte fayda var. Makinenin üst bölümünde sol tarafta üç adet tuş bulunuyor. Bu tuşlar iki işlevli olarak çalışıyor. örneğin basılı tutarak AF/MF seçimini yaptığınız tuşla aynı zamanda ölçüm modunu değiştirebiliyorsunuz. Bunu ön yüzdeki veya arka yüzdeki (enstantane ve diyafram kontrolleri) halkalardan birini çevirerek yapıyorsunuz. Alışmak biraz uzun sürebilir ama alıştıktan sonra tuş kalabalığından kurtardığı için avantajlı bir dizayn olduğunu siz de fark edeceksiniz. Bunların dışında geriye kalan kontrollerin hemen hemen hepsinin iki ya da üç işlevli olarak çalışıyor olması tuş kalabalığından kurtarmış ama az önce de belirttiğim gibi alışmak biraz zaman alabilir. Bunların hangileri olduğunu teker teker yazmayacağım zira bu bir kullanma kılavuzu yazısı değil, o zaman iş daha kolay olabilirdi gerçi..Kopyala-yapıştır! Buradan biraz daha ileri kurcalama seviyesine geçme vakti geldiğini düşünüyorum artık.
 

 

 

 

LCD ekran ve “Live View” (canlı izleme)

Live View özelliği birçok kompakt ve SLR-like kameradan alıştığımız bir özellik. Son zamanlarda piyasaya sürülen SLR makinelerde kullanılmaya başlanan bu özelliğin birçok avantajı olduğu ortada. Fotoğrafla ciddi uğraşan birçok kişi eline SLR-like bir kamera alsa da LCD ekran yerine vizörden bakmayı tercih eder. Bu, konuya odaklanmak açısından önemli bir mevzu olsa da arada bir kadrajı gözümüzü vizöre dayamadan da kontol edebilmek isteriz. Bu konuda en büyük sıkıntı ise makineyi yer hizasında tuttuğumuzda veya yukarıya kaldırdığımızda ortaya çıkar. Olympus E-3″ü tasarlayanların bu sıkıntıyı gidermek adına her ayrıntıyı düşünmüş olduklarını söyleyebiliriz. Live View özelliği bu makineyi en fazla öne çıkaran özelliklerden biri olmuş. Zira Live View özelliği birçok yeni model D-SLR”de tüketicilere sunulmuş olsa da dönebilir ve her açıdan rahatça görülebilen ve kadrajın kontrol edilebildiği LCD ekran fotoğrafçıya yeni bakış açılarının kapılarını sonuna kadar açan bir özellik olmuş. Yer hizasından veya yukarıdan, kadrajın kontrolünü tamamen elinizde bulundurarak çekim yapma özelliği, fotoğraf çekerken bana çok keyif verdi. Hatta manzara fotoğrafları dışında çektiğim fotoğrafların hemen hemen hepsini ya yer hizasından ya da kollarım yukarıdayken çektim diyebilirim. Elinize böyle bir fırsat geçerse kaçırmamanızı tavsiye ederim.
 

 
Objektif ve fokal çarpan (crop factor)

Test boyunca E-3″ü 12-60mm f/1:2.8-4.0 lens ile kullandım. Bu objektifin aralığı ve maksimum diyafram açıklığı benim için fazlasıyla yeterliydi. Bu aralığın 35mm”deki karşılığı 24-120mm”ye denk geliyor. Olympus”un diğer tüm modellerinde olduğu gibi E-3″te de fokal çarpan 2X. Dijital makinelerde fokal çarpan, sensörün 35 mm”lik film yüzeyinden daha küçük olmasından kaynaklanıyor. ZUIKO tarafından Olympus için üretilen lensler de elbette bu fokal çarpan göz önünde bulundurularak üretiliyor. Mesela herhangi bir amatör Olympus modelinin kit lensi 18-55mm olarak piyasaya sürülmüyor. Bu konuda herhangi bir derdimiz yok. Zira istediğimiz aralıklarda lensleri elde etme şansımız var. Buradan belki bir dezavantaj olarak görülebilecek noktaya gelme vakti geldi diye düşünüyorum. O da şu ki fokal çarpan sebebiyle örneğin 12mm”lik bir lens ile görüş açımız 24mm”ye tekabül etse de geniş açı objektifin görsel etkilerinden distorsiyon dediğimiz fotoğraftaki çizgilerde oluşan bozulmalar 12mm”lik odak uzunluğu kullanılmış gibi sensör üzerine kaydediliyor. Başka bir deyişle geniş açıyla çektiğiniz bir görüntüyü sanki balıkgözü bir objektifle çekmişsiniz gibi bir etki ortaya çıkıyor. Tabii sensör küçülüp fokal çarpan katsayısı arttıkça distorsiyon da artıyor. Fakat bunun bir avantaj mı, dezavantaj mı olduğunu belirlemek tamamen fotoğrafçıya kalıyor. Kendi açımdan şunu söyleyebilirim ki ben eğer bir belgesel çalışma yapmıyorsam distorsiyonun fotoğrafa olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bunun takdiri size kalmış… Bize ancak söylemek düşer. Bu başlık altında ZUIKO”nun E-3 için ürettiği lenslerden bahsetmekte de fayda var. E-3″ün gövdesinin sağlamlığından bahsetmiştik. Ama tabii ki iş gövdenin sağlam olması ile bitmiyor. Objektifin de en az makine kadar sağlam ve dayanıklı olması gerekiyor. Bu kriter göz önünde bulundurularak ZUIKO tarafından E-3″ün gövdesine uyumlu olarak magnezyum alaşımlı suya, toza ve darbelere dayanıklı yeni lensler üretilmiş. Bunlar:
Benim de kullandığım;
ZUIKO ED 12-60mm(24-120mm) f/1:2.8-4 SWD ve
ZUIKO ED 50-200mm(100-400mm) f/2.8-3.5 SWD
ZUIKO ED 14-35mm (28-70mm) f/2.0 SWD
ZUIKO ED 70-300mm(140-600mm) f/4-5.6 SWD
 

 

 

Görüntü kalitesi ve görüntü sabitleme sistemi
Olympus E-3″te görüntü 10.1 megapiksellik Live MOS sensör üzerinde oluşuyor.  Alışılagelmişin dışında görüntü 3:2 oranında değil 4:3 oranında algılayıcının üzerine düşüyor. Olympus”un kullandığı TruePic III programı ile işlenen görüntülerin kalitesi oldukça tatmin edici. Bununla beraber zor ışık koşulları altında sarsıntısız çekim yapabilmek için görüntü sabitleyici sistem olarak makine gövdesi üzerinde yer alan Supersonic Wave Drive (SSWD) sistemi kullanılmış. Yaklaşık olarak 1,5-2 stopluk avantaj sağlayan bu sistem ise iki seçenekli olarak sunulmuş. Bunlardan birincisi sarsıntı azaltma sisteminin dikey ve yatay olarak x ve y eksenlerinde kullanıldığı sistem ikincisi ise sadece yatay görüntü sabitleme seçeneği olarak sunulan ve y ekseninde sabitleme yapan bir sistem. ‹kinci sistem daha ziyade yatay olarak hareket eden konuları( spor fotoğrafçılığı, vahşi doğa fotoğrafçılığı gibi) sabitlemek için özel fotoğraf dallarına yönelik geliştirilerek profesyonellerin beğenisine sunulmuş bir sistem..

Hız
Bir profesyonel makine için çok kritik olan hız konusunu ayrı bir başlık altında incelemekte fayda olduğunu düşündüm. Bir makinenin hız konusunda iki başlık altında incelenmesi gerekir. Bunlardan ilki otomatik netleme sisteminin hızı, diğeri ise ard arda çekim hızıdır. Otomatik netleme konusunda 11 noktadan netlik yapan Olympus E-3 kesinlikle geçer not alıyor. Hatta “pekiyi”sinin yanına fazladan birkaç yıldız daha ekleyebiliriz. Makine üzerinden netlik yapan bir auto focus sistemi için fazlasıyla hızlı şekilde netlik yapan bir sistem ki Olympus”un E-3″ü piyasaya sürerken haklı olarak en fazla öne çıkardığı özelliklerden biriydi hızlı netlik sistemi. Olympus, E-3″teki netlik sisteminin dünyanın en hızlı netlik sistemi olduğunu öne sürüyordu. Açıkçası “acaba en hızlısı bu mu?” diyerek deneme şansım olmadı. Elimde kronometre, çevremde onlarca makine ile çok da kolay becerilebilecek bir iş değil en nihayetinde. Ama sistemin tatmin edici seviyede hızlı çalıştığını söyleyebilirim. Hız başlığı altında bir de ardışık çekim hızını kurcalamak gerekiyor. E-3 saniyede 5 kare sürekli çekim hızıyla bu konuda da kendini ispatlıyor.

Iso performansı
E-3″te 100 ISO”dan 3200 ISO”ya kadar 16 adet hassasiyet seçeneği bulunuyor. Bu da oldukça geniş bir skala anlamına geliyor. Fakat bunun yanında elbette yüksek ISO değerlerinde elde edilen sonuçlar bizim için daha önemli. Yüksek ISO değerlerinde ortaya çıkan noise (gürültü) etkisinin E-3″te oldukça az olduğunu söyleyebilirim. Burada söz konusu fotoğraflara bırakmakta fayda var. Yüksek ISO değerleri ile çekilmiş fotoğrafları incelediğinizde bana hak vereceksiniz.

Dikkat çeken diğer özellikler
Bu konu başlığı altında iki noktaya özellikle değinmekte fayda var. Bunlardan ilki D-SLR makine kullanıcılarının en büyük sorunlarından biri olan algılayıcı (sensör) üzerine yapışan tozları önlemeye yönelik olan koruyucu sistem. E-3″te bu sorunu giderebilmek üzere Olympus tarafından daha önce de kullanılmış olan Super Sonic Wave Filter sistemi etkin bir şekilde çalışarak sensörü tozlardan koruyor.
Bir diğeri ise makinenin dil seçenekleri arasında Türkçe”nin de bulunuyor olması ki bu SLR makinelerde pek alışık olduğumuz bir şey değil. Bu da kendi dilimizde menüyü kullanabilmemizi sağladığı için bence büyük bir avantaj.

Sonuç
Yazının başında da belirttiğim gibi buraya gelene kadar E-3 hakkında neredeyse olumsuz hiçbir şey okumadınız. Bunun haklı bir sebebi var elbette. E-3 günümüz koşullarında fotoğrafçıların ihtiyaçlarını tam olarak karşılamak üzere tasarlanmış, sağlamlığı,  görüntü kalitesi ve zor ışık koşullarında kaliteli görüntüler elde etmeyi sağlayan hassasiyet sistemi ve görüntü sabitleyicisi ile profesyonel bir makine olarak E-3″e hakkını vermek gerektiğini düşünüyorum.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here