Ana sayfa Donanım Dijital Mikserler Analoglara Karşı

Dijital Mikserler Analoglara Karşı

0
çok iyi hatırlıyorum da, 95 yılında çalıştığım firmada yeni alınan bir mikser vardı. Soundcraft Delta-32… Tam 32 kanal, 6 Aux, 4 grup… Bir de efekt case”imi görmeliydiniz: Bir adet C-Audio 31 band EQ, bir PCM 70, bir SPX900 bir de gate vardı dört kanallı… Gören imrenirdi efektlerime…

Şimdi konserlerde kullandığım mixerlere bakınca nasıl da şaşırıyorum! 64 kanal, 32 aux, 8 efekt, 32 grafik EQ, 16 VCA, her kanalda kompresör ve gate… üstelik, geçmiş de kağıt şablonlara kopyasını çıkardığımız kanalları artık her şeyi ile kayıt edip, basit bir usb stick ile her yere taşıyabiliyorsunuz… Bu kadar çok efekt, kompressor, gate, de-esser  ve diğerlerinin donanım olarak bulunduğunu bir düşünsenize! Herhalde 8-10 case anca alır. Bir sürü patch kablosu da cabası. Gerçekten teknoloji dur durak bilmiyor, yetişebilene aşk olsun.
 

 

 

Bundan yıllar önce, büyük bütçeli festivallerde sahne alacak gruplar için PA ve monitör pozisyonuna 2-3 profesyonel ses mikseri, 20-28 kanal kompresör ve gate, bir o kadar EQ, işlemci cihaz vb. kurulurdu. Tabii arada en az 2-3 de multicore olurdu: 32, 48 kanal gibi. Tabii bu kadar cihazı FOH”a sığdırmak için neredeyse sahnenin yarısı kadar podyum, scafold filan kurulurdu. Bu da festivalde FOH”un arkasında kalan seyircilerin görüşlerini kapattığımız için.bize pet şişe atmasına yeter ve artardı..

Günümüz teknolojisinde ise işler tamamen değişti. Artık kaç grup olursa olsun sadece bir mikser ile tüm bu arap saçını çözmek mümkün! Dijital çağda, mikserler de dijital. Festivallerde istediğiniz kadar grubun data bilgilerini kaydedebiliyorsunuz, başka yerlere taşıyabiliyorsunuz. Hele orkestranız kulaklık monitörü kullanıyorsa, her gittiğiniz yerde aynı marka ve model cihazları kullandığınız sürece tüm sesleriniz aynı kalıyor.

Tabii dezavantajları da yok değil dijital mikserlerin. Daha düne kadar en büyük problem, sonuçta bilgisayar olmaları ve pek çoğunun da Windows ile çalışması yüzünden çökme sorunları yaşamalarıydı. Hatta büyük projelerde mirror olarak çalışacak şekilde yedekleri olurdu.  Diğer bir sorun ise, analog mikserlerdeki gibi her şey elimizin altında değildi ve bir defada tüm kanalları, kanalların üzerindeki aux, ton gibi katları da göremiyorduk. Bu olumsuz durum, pek çok kullanıcının uzun süre dijital mikserlere geçmesini engellemişti.

 

 

Sound Farkı…

En büyük farklardan biri ise sound farkı. çünkü dijital mikserler tüm büyük kabiliyetlerine karşı kaliteli analog mikserlerin sound”larına malesef yaklaşamıyor. Analog mikserlerdeki o sıcaklığı veremiyor. Stüdyoda çalışanlar bilirler, dijital olarak kayıt ve miksler yapıldıktan sonra çoğu aranjör, mastering’i analog cihazlarla yaptırıyor.

Ama bir yandan da günümüzde analog kullanmak büyük bir külfet oldu. Bir kere nakliyede ve kurulumda çok yer kaplıyor. Bu gün en çok tercih edilen analog mikserlerden Midas HT-3000 56 kanalı (tabii ki yanında 2-3 case dolusu FX, Eq vs ve PSU’su ile) kurmaya kalktığınızda çok fazla yer işgal ediyorsunuz. üstelik pre-set up yapmak da çok zaman kaybı: FX’leri send-return bağlamak, EQ ve dinamikleri kanallara patch etmek, bir sürü insert kablosu ve onların ucundaki silinmiş kablo kodları, resmen insanları çıldırtmak için bire bir! Tabii ki çıkan ses kalitesi tartışılmaz ama eğer kurulum ve soundcheck için aceleniz varsa emin olun ki yanınızda fazladan teknisyen bulundurmanız, takviye almanız gerekecek.

Oysa en büyük boydan bir dijital mikser, hem nakliyede, hem kurulumda, ön hazırlık ya da soundchek’lerde zaman kazanmanıza yol açar. Bir kompresörü vokal kanalına insert etmek sadece 3 saniyenizi alır. Hele daha önceden hazırladığınız ya da bir önceki konserde kullandığınız orkestranın setup”ını yüklemeniz en fazla 1-2 dakika sürer. Sonra parmağınızı şıklatmanızla her şey hazır oluverir!

Analog efekt ve işlemci üreten firmalar da dijital mixer kullanımının çoğalması ile beraber üretim ve ürünleri değiştirmeye başladılar. çoğu firma dijital mikserler için plug-in yapmaya başladı.

 

 


Anadolu’dan sahne manzaraları

 
özellikle Anadolu ve küçük bütçeli işlerde sık karşılaştığım problemlerden biri; ses firmasının eksik malzeme, ya da kablo getirmesi. özelikle mikser ve FX’lerden bahsediyorum. Kiralama şirketinin yetkilisi ile konuşuyorum defalarca, her şey “tamam” gözüküyor (uzaktan tabii). Konser yerine gittiğimde ise genelde aynı manzara ile karşılaşıyorum: Ya istediğim FX’ ler gelmemiş/eksik, ya da FX, dinamikler gelmiş ama insert kabloları yok. Ya da eksik gelmiş! 16 kanal kompresorüm var ama sadece 4 tanesinin kablosu var gibi sorunları yaşamaktan bıkmıştım. Mekana gider gitmez, hemen soruyordum, “PA Drive”daki 12 kompresörden kaçı çalışabiliyor? ” diye.

Yamaha M7CL

Son iki senedir, Türkiye’de, tüm dünya olduğu gibi dijital mikserlerin kullanımının artması ile yukarıda yazdığım gibi sorunların çoğundan kurtulmuş olduk. Artık Anadolu’da bile hiç yoksa en az bir M7CL bulmak mümkün. Sanırım düşük bütçesinden dolayı dünyada da en çok bulunabilen mikser olur kendileri. Tabi bu ucuz olmasının dezavantajı pre-ampli kalitesinin düşük olması. 4-5 Efekt parasına 48 kanal mikser alıyorsunuz. Tabi ki o kadarcık harcamayla, pre-amplinin çok kaliteli olmasını bekleyemezsiniz.  Ama M7CL; özellikle kolay erişebilirliği ve her aux için ayrı, PA mix yaparmış gibi fader”leri kullanarak mix yapmanıza olanak sağlayan “Sends On Fader” modu ile çok tercih ediliyor.
 

 

 

Yamaha PM5D-RH

çıtayı biraz yükselttiğinizde daha kaliteli ses alabileceğiniz ve daha çok fonksiyonu olan mikserler de var tabi ki. Mesela gene Yamaha’dan PM5D-RH. Bu 64 kanallık dev, dünyanın her yerinde kabul görmüş, arkasında analog mikserlerdeki gibi in-out”u bulunan, 8 FX ve 16 GEQ”ya sahip. 1D için zaten konuşmuyorum, ülkemizde bir tane olan 1D, Emmy gibi ödül törenlerinin vaz geçilmezi.

Innovason
Aslında, canlı müzik camiasında ilk dijital mixer kullanımı, Innovason ile başladı. Yıllar önce bir yabancı grup turnesinde gördüğüm Innovason zaman ile kendini yenilemekte geç kalınca maalesef adı fazla anılmaz oldu.

Digico

Yamaha, özellikle düşük bütçeli M7CL ile orta profesyonel sahneleri kasıp kavururken, profesyonel ligde de PM5D ile koşmaya başladığında en büyük rakibi Digico idi. D1 ve D5 bir anda endüstri standartı oluverdi. özellikle sonradan eklenebilen ve PC kontrollü plug-in”leri ile bir anda sahnede boy göstermeye başladı. PM5D ile 24 aux kullanabilirken D1 Live ile 36 aux”a kadar kullanabiliyorsunuz. üstelik 224 input da cabası. Gerçi 5D’yi de upgrade edebiliyorsunuz ama kullanımı 64 kanalı geçince D1 kadar pratik olmuyor,.

M7CL’ ye rakip olan SD8 de son derece ön plana çıktı bence. çünkü hem pre-ampli daha iyi, hem de yaklaşık aynı fiyatlarda. SD8’de 100 metre ethernet kablo ile stage box”unuz oluyor. Böylece multicore almanıza gerek kalmıyor. İçinde 12 Grafik EQ ve 6 efekt bulunuyor.

Sd7 ise, PM5D-RH”e rakip olan bir model. Oldukça kullanışlı diyebilirim. Hangisi daha iyi derseniz, aslında tamamen kullanıma ve zevkinize kalmış bir şey.

A&H-iLive

A&H, dijital mikser furyasına iLive serisi ile devam ediyor. Maalesef iyi tasarlanmış olmasına rağmen hala mikserlerinin eksikleri var, bunları da sürekli internet üzerinden indirebileceğiniz programlarla versiyon yükselterek giderebiliyorsunuz. Ama mesela hala master çıkışlardaki (L-R) grafik EQ”yu “link” leyemiyorsunuz. Bu yüzden Master Sol EQ’ dan 1 khz”i 5 dB kıstıysanız, master sağ EQ”yu ekrana çağırıp ondan da 1 khz”i 5 dB kısmanız gerekiyor. Ya da iki kanalı stereo link’lediğiniz zaman, ekranda bunu onaylamanız isteniyor. Uygula tuşuna bastığınızda neredeyse 50-60 saniye kadar mikserde işlem yapamıyorsunuz, ekran ve kumandalar donuyor çünkü. Ama içindeki FX simülasyonunu özellikle çok beğendim.  Kullanımda biraz zorlukları var, özellikle monitör mix yapıyorsanız. çok kullanılan “Send On Fader” modeli yok iLive”da. Ona benzeyen bir mod var ama kullanımı zor, en azından şimdilik. İlerleyen günlerde çıkacak geliştirmeler ile bu sorunlar giderilecektir diye düşünüyorum.

 

 

Soundcraft

Soundcraft, geç ama sağlam gelen Vi4, Vi6 ve yarı profesyonel seri için üretilen Si4″ü çıkartarak, bu kategoriye bence ortadan daldı. Vi6 kullanımı, öğrenmesi çok kolay bir masa. Bu aralar konserlerde tercih ettiğim ve kullanırken zevk aldığım bir mixer. Tüm pre-amp”lar, dinamik işlemciler BSS,  tüm FX”ler Lexicon! 36 Aux çıkışı olan mikserde tüm çıkışlarda 32 band EQ bulunuyor. Diğer mikserler gibi ekstra kart takarak 8 olan FX sayısını ve giriş çıkışların sayısını yükseltebiliyorsunuz.

Dijital mikser dünyasında bence en büyük hayal kırıklığı, Amerikan hoparlör devi Eaw”nin Mackie”yi satın aldıktan sonra, Mackie”nin alt yapısını kullanarak ürettiği Umx-96 oldu. Mikser öylesine özelliklere sahipti ki, içinde 3×12 Crossover, Smaart RTA gibi özellikler olmasına rağmen nedense piyasada tutunamadı. Amerika’da bir kaç turneye sponsor olduktan sonra, bunun dışında herhangi bir kiralama firması ya da mekanda bile göremediğimiz Umx-96 sanırım sessiz sedasız çekildi.

Digidesign Venue

Digidesign Venue”ye gelelim. Endüstri standartı ProTools”un üreticisi olan Digidesign, bu stüdyoların vazgeçilmez kayıt ve düzenleme programını Venue konsolları ile uyumlu ürettiği için  bir anda çıta atladı. Basit bir kablo ile, ayrıca ses kartına ihtiyaç duymadan,  içinde ProTools kurulu bilgisayarınızı miksere bağladığınızda hem konserinizi kanal kayıt yapabilme, hem de bilgisayarınızda daha önceden kaydedilmiş parçaları çalabilme imkanına sahip oluyorsunuz. Orkestra sahnede olmasa bile Virtual Soundcheck özelliği ile işiniz kolaylaşıyor, hassas bir miks yapabiliyorsunuz. üstelik, ProTools’daki efektlerinizi de kullanabiliyorsunuz.

Midas

Endüstri standardı haline gelen Midas ise, bu yarışa geç ama sağlam girdi. önce XL8 ve ardından Pro6 ile yarıştaki yerini ön saflarda almış durumda. XL 8′ de Klark Teknik”in daha önce ürettiği Helix Eq sistemini ve Helix Rapide kumandasını kullanabiliyorsunuz. Ethernet yardımı ile 100 metreye kadar, fiber-optik kablo ile 500 metreye kadar mikserleri link’leyebiliyor, PA veya monitör mikseri olarak kullanabiliyorsunuz. Bir mikserden daha komplike bir sistem olan XL-8 ülkemizde de kullanılmaya başlandı. Mikserdeki en büyük özelliklerden biri ise, birbirinden bağımsız ekran ve kumanda konsolları sayesinde birden fazla teknisyenin aynı anda çalışabiliyor olması. Tabi mikserin pre-ampli ve işlemcilerinin Klark Teknik olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem?

   

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here