Ana sayfa Haber Dell ve Intel”den Gelişen İşgücü Araştırması sonuçlandı

Dell ve Intel”den Gelişen İşgücü Araştırması sonuçlandı

0

dell türkiye intel türkiye kurumsal araştırma

Kurumsal ve sektöre yönelik geliştirdiği inovasyonlarıyla bilinen Dell ve altyapısını oluşturan Intel, küresel çapta bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmada çalışma şekli, iş yaşamı ile hayatı neler etkilediği mercek altına alındı. Konusu ise uzmanlık alanları teknolojiydi. Araştırma, 12 ülkede bulunan küçük, orta ve büyük organizasyonlardaki yaklaşık 5 bin çalışanın yüzde 76’lık kısımı teknolojinin verimliliklerinde etkili olduğunu belirtti. %46’lık kısım ise teknolojinin üretkenliklerini artırdığını ve daha hızlı iletişim kurmalarını sağladığını söyledi. Diğer bir istatistiğe göre çalışanlar vakitlerinin %35’ini ofis dışında geçiriyor. 

İş kavramları değişiyor, ofisler “kampüs” haline getirerek çalışanların baskısı azaltılmaya çalışılıyor. Bununla birlikte, işle ilgili sorumluluklar evde, müşterinin ofisinde hatta kafe ve toplu taşıma araçları gibi mekanlarda bile yerine getiriliyor. Böylece mobilite öncelikli unsur haline gleiyor. Bu değişim ortamında mobil teknolojiler ve alternatif arayüzler giderek güçlü bir rol oynuyor. Dizüstüler, tabletler, akıllı telefonlar ve 2’si 1 arada formundaki bilgisayarlar, ince işlemciler ve masaüstü sanallaştırma çözümleri, BT yöneticilerine daha önce benzerine rastlanmamış bir mobil ağı olanağı sağlıyor.

Oluşturulan “Gelişen İşgücü Raporu” günümüzde hangi mekanlarda ve nasıl çalışıldığını ortaya koyarak, ofiste veya evde çalışan profesyonellerin en iyi performansı sergileyebilmek için nasıl teknolojilere ihtiyaç duydukları konusunda işverenlere önemli veriler sunuyor. 

Araştırmada yer alan Dell Türkiye Müdürü Didem Duru; “Mobil teknolojilerin temel bir sağlayıcısı olarak, gelişen işgücüne doğru çözüm ve hizmetleri sunmaya devam edebilmemiz için değişmekte olan ortamın nabzını tutmamız kritik önem taşıyor. Araştırmanın da gösterdiği gibi, “ofis” artık dört duvarın arasındaki bir masadan ibaret olmaktan tamamen çıkmış durumda. Sürekli bağlantıda olma hali, iş hayatı ve özel yaşamdaki cihazlar arasındaki sınırları belirsizleştiriyor. çalışanların daima üretken olabilmeleri için ofiste, evde ve yolda sürekli olarak bilgiye erişebilmeleri, BT departmanlarının da kullanıcıları ve verileri gittikleri her yerde güvenli durumda tutup yönetebilmeleri büyük öneme sahip” ifadelerini kullandı.

 

Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ise; “Gelişen teknoloji yeni iş kolları yaratırken, iş yapış şekillerini de değiştiriyor. Rekabetin bu kadar çetin ve başarıya ulaşanların da rekabette fark yaratanlar olduğunu düşünürsek, bu süreçte şirketler çalışanlarının motivasyonu ve verimliliğini artırmak için farklı yöntemlere başvuruyor. Daha esnek çalışma şartları, yaşamımızın tüm akışını değiştiren ve iş hayatını evrimleştiren mobilite kavramı ve çalışma ortamlarında daha yüksek teknolojiye sahip olmak hiç şüphesiz üretkenliği ve motivasyonu artırıyor. Dell ortaklığı ile yürüttüğümüz ve bugün sonuçlarını açıkladığımız “Teknolojiyle Gelişen İş Gücü Araştırması” teknolojinin gelişiminin iş dünyası üzerinde yarattığı değişimi net olarak ortaya koyuyor. Dijital dönüşümünü hızlandıran şirketlerin üretkenlik ve çalışan motivasyonu anlamında nasıl öne çıktığını çıkacağını gösteriyor. Teknoloji tüm sektörlerin geçirdiği evrimin temelini oluşturuyor ve Intel olarak geliştirdiğimiz teknolojilerle bu evrime önderlik ediyoruz” yorumunu yaptı.

“Gelişen İşgücü Araştırması”nda ortaya çıkan temeleğilimler, çalışanların hangi mekanlarda ve nasıl çalıştıklarına, teknolojinin özel ve mesleki hayatlarını nasıl etkilediğine, teknolojinin gelecekteki otomasyonu çevresindeki tahminlere odaklandı.

Araştırmaya göre, çalışanlar ne zaman ve hangi mekanda çalıştıkları fark etmeksizin işleri tek bir cihazla yürütülmüyor. Masaüstü bilgisayar kullananların yarısından fazlası, aynı zamanda başka bir enformasyon cihazı daha kullanıyor. İş için tablet veya 2’si 1 arada formu bilgisayarları tercih edenler, yanında başka bir cihaz daha tercih ediyor. Bu cihazlar, en çok yöneticiler tarafından ve gelişmekte olan ülkelerde tercih ediliyor. Performans, çalışanların iş aygıtlarındaki önceliği olarak öne çıkıyor. çalışanların %81’i, performansı birinci veya ikinci en önemli unsur olarak gösteriyor.

Araştırma ayrıca ofislerin çalışma ortamları açısından en iyi mekanları olduğunu gösterirken, aynı zamanda çalışanlar için oldukça karmaşık bir mekan olduğunu gösterdi. çalışanlar artık farklı yerlerde iş yapabilseler de ofis hala birinci çalışma ortamı. çalışanların %97’si, zamanlarının bir kısımını işverenlerin ofisinde geçiriyor. Gelişmiş ülkelerde çalışanlar ise, haftada 32 saatlik bir ofis istatistiğine sahip. Gelişmekte olan ülkelerde, bu oran 26 saate düşüyor. Küresel olarak çalışanların yüzde 35’i, ortalama olarak haftada 2 saat kafe, restaurant gibi herkese açık yerlerde çalıştığını belirtti. Bu istatistiklere ek olarak, ortalama olarak haftada dört saat dışarıda, beş saatini de evinde çalışarak geçiriyor.Ofiste çalışma süresi ise haftada 29 saat.

Bu bilgilere ek olarka ofislerdeki dikkat dağıtıcı unsurlara da dikkat çekildi. Ofis merkezli çalışanların yüzde 76’sı en verimli çalışmayı ofis ortamında ve kendi masalarında gerçekleştiğini belirtti. Diğer %48’lik kısım ise, ofis ortamlarında sık sık çalışılmasının bölündüğünü söyledi. çalışanların neredeyse 5’te 1’i ofiste kulaklık ya da kulak tıkacı kullanıyor. Ofiste, çalışmaların sık sık bölündüğünü belirtenlerde bu oran iki katına çıktı.

 

Araştırma gösteriyor ki, ofis bireyler arası iletişimin artmasına katkı sunmuyor. çalışanların yüzde 51’i, fiziksel olarak yakınlarında bulunan çalışma arkadaşlarıyla doğrudan konuşmak yerine, çoğu zaman internet üzerinden mesajlaşarak veya e-posta yoluyla iletişim sağlıyor.

Araştırmada, hangi çalışma mekanlarının üretkenliğe etki ettiği sonuçlandırıldı. Evden çalışanlar hakkındaki algılar değişiyor. Artık insanların yüzde 52’si  evden ofiste çalışanlara oranla daha üretken olduklarını düşünüyor. Bununla birlikte, bu algının her yerde değiştiği de düşünülmüyor. çin, Hindistan, Türkiye ve BAE’deki 10 çalışandan 4’ü, evden çalışanların daha az üretken olduklarına inanıyor. Gelişmiş ülkelerdeki çalışanların %29’unun bu konuda kesin bir fikri yok. Herhangi bir süreyle evde çalışanların yarısı, evde ofise kıyasla daha üretken olduklarını düşünüyorlar. Yüzde 50’nin yüzde 36’sı, evde ve ofiste eşit derecede üretken olduklarını belirtti. Sadece yüzde 42’lik bir kesin, evde daha az üretken olduğunu söylüyor.

Teknolojideki inovasyonlar devam ettikçe, insanlar meslek alanındaki yükümlülüklerini ne zaman ve nerede yerine getireceklerini seçme konusunda daha fazla seçeneğe sahip oluyorlar. Tüm dünya çalışanlarının yüzde 64’lük bir kısımı, en azından bazı işlerini mesai saatlerinden sonra evlerinde tamamlıyor. Gelişmekte olan ülkelerde, işverenler çalışanlardan giderek yükselen bir oranda evdeyken erişebilir olmalarını bekliyor. Bu ülkelerdeki çalışanların yüzde 83’ü, iş e-postalarını mesai saatlerinden sonra da kontrol ettiklerini söylüyorlar. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 42.

Yöneticiler açısından iş hayatı ile özel hayat arasındaki sınır, diğer çalışanlarda olduğundan daha belirsiz. Yöneticiler, diğer çalışanlara göre özel teknolojilerini iş için daha sık kullanıyor. Bu oran ise yüzde 37’ye karşılık, yüzde 64. İş teknolojisini özel amaçlar için kullanmak üzere eve götürenlerin sayısı, yüzde 20’ye karşılık yüzde 45, işte kişisel web sitelerini veya uygulamalarını kullananların  oranları da yüzde 49’a karşılık yüzde 67.

 

Dünya çapında çalışanların yarısından fazlası, kişisel cihazlarını iş için kullanıyor veya gelecekte bunu yapmak isteklerini söylüyorlar. Yüzde 43’ü ise kişisel cihazlarını, şirketlerinin haberi olmaksızın gizlice iş için kullanıyorlar. Akıllı tleefonlar ve dizüstüler bu alanda başı çekiyor.

Araştırmanın bir altbaşlığı da, teknoloji, işyerinde neler katacak?

İşyerlerinde teknolojiler, IoT ile birlikte parlak fakat elbette her şeyin tamamen otomatik olmayacağı gösteriliyor. çalışanlar, teknoloji açısından gelecek için iyimserler. Teknolojinin değişip gelişmeye devam edeceğine ve işgücüne farklı yeterlilikler sağlayacağına, ancak insanların çalışma biçimini köklü bir şekilde değiştirmeyeceğine inanıyorlar. Gelecekte klavye yerine ses komutları ve ses tanıma teknolojisinin kullanılacağını düşünen yüzde 92’lik kısım var. Bununla birlikte, bilgisayarların el hareketlerini algılayarak çalışacağını düşünenler yüzde 87 ve klavye-fare ikilisinin ileride kullanılmayacağını düşünen yüzde 88’lik bir kısım var.

Teknoloji ilerliyor fakat, insan ve insan yaratıcılığına duyulan ihtiyaç ortadan kalkmayacak. Yüzde 34’lük bir kesim, kendi yaşam süreleri içinde tamamen otomatik olarak yapılacağı bir sistem teknolojisinin mümkün olacağını düşünüyor. Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) , Hindistan ve Türkiye’de çalışanlar teknolojiye bağlanmaya daya istekliyken, Birleşik Krallık, ABD ve Japonya’da çalışanlar  çalışma hayatlarında daha fazla insani unsur görmek istiyorlar. 

 

Araştırma gösterdi ki, “mutlu çalışanların sırrı teknoloji”. çalışanların yüzde 76’sı geçen yıl teknolojinin çalışmalarında etkili olduğunu belirtirken, yüzde 46’sı teknolojinin üretkenliği artırarak daha hızlı iletişim kurduklarını belirtti.

Araştırmanın diğer detayları:

Araştırma, 35 saat tam zamanlı çalışan 18 yaş ve üstü profesyoneller ile yapılan 20 dakikalık çevrim içi mülakatlardan oluştu. 9 sektör; finansal hizmetler, imalat, perakende, medya ve eğlence, sağlık eğitim, kamu personelliği, orta ve büyük ölçekteki şirketlerden 5 bin kişi ile görüşüldü.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here