Ana sayfa Makale Büyük Sihirbazın Renkleri

Büyük Sihirbazın Renkleri

0

Sonra, başımı kaldırdım üzerine şehrin. Renklerin sesini duymak ne ilginç bir algı türü…
 

Rüzgar cebine boca edip Büyük Sihirbaz”ın nefesini; bir çırpıda ulaştırınca göğün yüzüne, gözlerinde bir gülümseme yanmaya başlıyor yanaklarından süzülen yaşların alevinde. Karanlıktan soyunan gece güne devşirirken mavi düşlerini, kızıl bir ürperti yayılıyor uyuyan kente. Henüz başlamayan haraket, henüz işlemeyen sokaklar, adeta denizin durgun yüzeyinde buluyor yankılanmayan sesini. Susan gece; siyahın bağrından mavinin nefesine çatlamaya başlarken, Büyük Sihirbaz; “-ben buradayım!” diyor paletinin renkleri arasından gülümseyerek. “Siz farkında olmasanız da (en azından şimdilik), ben buradayım!”

Kent”in uyuyan sessiz yüzünde renklerin bu muhteşem dansında tanık olmak, ne güzel ki, herhalde sadece farkında olanlara sunuluyor, bir de sabah erken kalkabilenlere.
 


 
Rüzgar; gökyüzünde oluşan bulutsu gerçeküstü şöleni oluşturmanın heyecanı ile bir süre hareketine ara veriyor ve deniz de bu gösteriye yansıtan yüzeyinde oluşan farklı tonlarla katkıda bulunuyor. Durgunlaşıyor sabah, gökyüzü hareketini durduruyor, deniz huzur içinde sessiz bir es veriyor belli belirsiz. İşte tam o anda; Büyük Sihirbaz, gülüyor sanki, renklerin ilahi nefesinde. O An”ı kaçırmamak, o An”a şahit olmak ile başlıyor ve her şeyden öteye taşıyor zamanı yüreğinizde.

 

Sonra, hareket başlıyor. Uyanıyor kent. Uykusu ağır bir çocuk gibi homurdanarak, gerinerek, esneyerek başlıyor güne. Tüm bu muhteşem perdeyi seyretmek, ağlamak ile gülmek arasında her türlü duyguyu yaşayabilen seyrediciye kısmet oluyor. Seyreden, zihninde yankılanan tınıları deklanşörüne not almakla meşgulken bir yanda, her seferinde bambaşka bir sahneye tanık olmanın anlaşılmaz heyecanı sarıyor nefesini. Sabahın temiz havası oksijen kılığında süzülürken ciğerlerine, renkler yavaş yavaş güneşin artan baskısına boyun eğiyor ve gün, o muhteşem şölenden normal haline devriliyor. üzüntü veren şu ki; o anları kaçıranlar, sanki karşılaştıkları normal gün halini tek zannediyorlar. Tek”in farkına varabilmek, ancak, o kadar kolay değil sanırım. Bunun için önce önce”yi hissedebilmek zor bir sınav olarak sunuluyor öğrencilere. Bir de sabah erken kalkabilmek.
 

 
Renklerin doğada oluştuğu özel anlara tanık olmak gökyüzünden pek de uzakta kalamıyor. çoğu zaman fonu oluşturan gökyüzünün renkleri ve onun dokusu oluyor. Bu noktada; bu renklere ve dokuyu oluşturan etkenlere odaklanmak, onları takip etmek ve mümkün olduğunda bu hallere tanıklık etmek her ihtimalde en azından renk ve doku olarak zengin fotoğraflara ulaşmamızı sağlıyor.

Gelin bu konuda dikkat etmemiz gereken temel unsurlar nelerdir bahsine yoğunlaşalım. Bu sayımızda çekim şartları ve teknikleri üzerinde odaklanırken, bir sonraki sayımızda ise bu fotoğrafları işlerken dikkat etmemiz gereken önemli ayrıntıları paylaşalım.

 

çekimde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Fotoğraf Zamanı Seçimi
Manzara fotoğrafının en önemli başlangıç noktası çekim zamanıdır. Doğru bir ışık saatinde mekanda değilseniz, ne yaparsanız yapın çekeceğiniz manzara fotoğrafı güçlü olmaz. Fotoğrafı var eden ışığın gücü ve lezzetidir. özellikle de manzara fotoğrafında bu durum çok daha önemli bir etken olarak karşımıza çıkar. Günün aydınlığının tam değiştiği anlar yani geceden sabaha ve günden geceye dönüş saatleri bize inanılmaz güzellikler sunarlar.

Donanım Gereklilikleri
Maalesef, özellikle de bu özel ışık saatlerinde, az ışık koşullarından bahsederiz. Yani ışığın loş olduğu, ve açık diyaframla bile titreme sınırının üstüne çıktığımız anlardır bu zaman dilimleri. Bu nedenle makinamızı sabitleyecek denli kararlı bir tripod bu tür çekimlerin olmazsa olmazıdır. Kaliteli bir tripod ve iyi bir tripod kafası satın almak siz fotoğrafa gönül verdiğiniz sürece peşinizden koşan bir yaramaz çocuk olacaktır inanın bana. Hala almadıysanız, bence kırın inadınızı ve kaliteli bir tripod satın alın bir an evvel. Tripodun yanında kablo (veya wireless) deklanşör oldukça işinize yarayacaktır. Süre uzatma konusunda size destek olacak ve hem yansımaları manipüle edebilmenizi sağlayacak hem de renk doygunluğuna fayda sağlayacak bir polarize filtre de ekipmanınızın olmazsa olmazlarıdır.
 


 
çekim Teknikleri
Elbette çekim teknikleri konusunda söylenecek ilk söz uzun pozlamanın omzumuza yüklediği titizlik ihtiyacıdır. Sensör üzerine kayıt edilecek görüntü, süre uzadıkça iki temel yönden saldırıya uğrar.

Birincisi az ışığın yaratacağı noise problemidir. Bunu azaltmanın en başarılı yolu fotoğraf makinalarımızda var olan noise reduction seçeneğini aktif hale getirmektir. Bu sayede çekim tamamlandıktan sonra fotoğraf kayıt edilmeden evvel makina tarafından bir noise reduction işlemi ile temizlenir. Ancak bunun temel bir de dezavantajı vardır. çekim bittikten sonra makina çekim süresi kadar daha meşgul kalır. Bu da çekim esnasında bizi gerçekten zora sokar. Bu nedenle bazı fotoğrafçılar “noise reduction” seçeneğini kapatarak bu işlemi daha sonra hem RAW editörunde, hem de yetmediği durumlarda Photoshop”da bulunan “Noise Plug-in”ini kullanarak telafi etmeye çalışırlar.

 

İkinci temel sorun ise elbette sürenin uzaması nedeniyle fotoğrafımızın titremeye karşı olan artan duyarlılığıdır. Sağlam ve kararlı bir tripod her zaman işinize yarar. Her eğitimimde, proje çalışmamda derslerime katılan dostlarıma söylüyorum, ne olur “enti-püf” ten bir tripod almayın. Ya hiç almayın ve bir belgesel sokak fotoğrafçısı olarak fotoğraf algınızı elde fotoğraf üzerine kurgulayın (bu tür uzun pozlama karelerine yoğunlaşmayın), ya da eğer alacaksanız, ne olur sağlam, kaliteli ve maalesef biraz ağır bir tripod alın. İnanın bana, enti-püf ten tripodu satın alırken yüzünüz ucuz fiyatı yüzünden gülebilir ama çok kısa sürede bu gülümseme kızgınlığa dönüşecektir.
 

 
çekim teknikleri konusunda söylenmesi gerekenler ise ön hazırlık ile anlam bulur. Mekana daha evvel gitmediyseniz, o zaman diliminde mekanın alacağı hali daha evvel tecrübe etmediyseniz, çekeceğiniz karelerde sorunlar olabilir. çünkü çok hızlı gelişen bir değişimden bahsediyoruz. özellikle de kent fotoğrafında sadece ışık saati seçimi iyi fotoğraf çekebilmek için yeterli değildir. O saat diliminde kentin devinimini algılamanız, yaşamın hangi saatlerde, hangi hızda harakete başladığını görebilmeniz için aynı mekana defalarca gitme gerekliliğiniz vardır. Bu nedenle, uzun pozlama pratiğine bence yaşadığınız kentte başlamanız, yaşadığınız mekana yakın bir yer seçerek o mekana odaklanmanız kısa sürede hem çekim yeteneğinizin gelişmesine hem de yapacağınız hataları daha kolay ve az zararla algılamanıza neden olacaktır. Her zaman verdiğim bir örnek var, Eğer arşivinizde başarılı bir Kız Kulesi fotoğrafınız yoksa, Paris gezisine gittiğinizde nasıl başarılı bir Eyfel Kulesi fotoğrafı çekeceksiniz?

Pratik çok önemli. Mavi-Kızıl saatleri kendi yaşadığınız kentte başarı ile fotoğraflamaya başlayınca, inanın bana yapacağınız seyahatlerden o mekanın bu özel zaman dilimlerindeki fotoğraflarını çekmeden dönemeyeceksiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here